Bastille Temmuz'da politik tutukluları serbest bırakıp 16.パリの人々が、バスチーユ牢獄から武器をとり 政治的囚人を逃がしたんだ。
Bin Ali zamanında tutuklu olan ve devrimden sonra değişim hükümetinin bir parçası haline gelen벤 알리 대통령 시절에 수감된 적도 있었던 슬림 아마모우 라는 블로거는
Bin Ali zamanında tutuklu olan ve devrimden sonra değişim hükümetinin bir parçası haline gelenהבלוגר סלים אמאמו, שנכלא בימי משטרו של בן עלי, והצטרף לממשלת המעבר
Bin Ali zamanında tutuklu olan ve devrimden sonra değişim hükümetinin bir parçası haline gelenقدم المدوّن سليم عمامو، والذي سبق أن تم اعتقاله في فترة حكم بن علي ثم أصبح وزيراً في الحكومة الإنتقالية
Bin Ali zamanında tutuklu olan ve devrimden sonra değişim hükümetinin bir parçası haline gelen革命後 暫定政権の一員となった ブロガーの スリム・アマモウは
Bir tutukluyu İmparator'a gönderirken, kendisine yöneltilen suçlamaları belirtmemek bence anlamsız.››Bo mi się niesłuszna widzi, posłać więźnia, a tego, o co go obwiniają, nie oznajmić.
Bir tutukluyu İmparator'a gönderirken, kendisine yöneltilen suçlamaları belirtmemek bence anlamsız.››Căci mi se pare fără noimă să trimet pe un întemniţat, fără să arăt de ce este pîrît.``
Bir tutukluyu İmparator'a gönderirken, kendisine yöneltilen suçlamaları belirtmemek bence anlamsız.››Car il me semble absurde d`envoyer un prisonnier sans indiquer de quoi on l`accuse.
Bir tutukluyu İmparator'a gönderirken, kendisine yöneltilen suçlamaları belirtmemek bence anlamsız.››For det tykkes mig meningsløst, når jeg sender en fange, da ikke å gi oplysning om klagene mot ham.
Bir tutukluyu İmparator'a gönderirken, kendisine yöneltilen suçlamaları belirtmemek bence anlamsız.››그 죄목을 베풀지 아니하고 죄수를 보내는 것이 무리한 일인줄 아나이다 하였더라
Bir tutukluyu İmparator'a gönderirken, kendisine yöneltilen suçlamaları belirtmemek bence anlamsız.››Lebo sa mi zdá byť nerozumným poslať väzňa a neudať i toho, jaká je proti nemu žaloba.
Bir tutukluyu İmparator'a gönderirken, kendisine yöneltilen suçlamaları belirtmemek bence anlamsız.››Mert esztelen dolognak látszik nékem, hogy a ki foglyot küld, az ellene való vádakat is meg ne jelentse.
Bir tutukluyu İmparator'a gönderirken, kendisine yöneltilen suçlamaları belirtmemek bence anlamsız.››Mi sembra assurdo infatti mandare un prigioniero, senza indicare le accuse che si muovono contro di lui»
Bir tutukluyu İmparator'a gönderirken, kendisine yöneltilen suçlamaları belirtmemek bence anlamsız.››Nebo zdá mi se to neslušné býti poslati vězně a pře jeho neoznámiti.
Bir tutukluyu İmparator'a gönderirken, kendisine yöneltilen suçlamaları belirtmemek bence anlamsız.››Neumno se mi namreč zdi poslati jetnika, ne da bi hkrati naznanil, česar ga tožijo.
Bir tutukluyu İmparator'a gönderirken, kendisine yöneltilen suçlamaları belirtmemek bence anlamsız.››Porque me parece cosa no razonable enviar un preso sin indicar también las acusaciones contra él
Bir tutukluyu İmparator'a gönderirken, kendisine yöneltilen suçlamaları belirtmemek bence anlamsız.››Porque não me parece razoável enviar um preso, e não notificar as acusações que há contra ele.
Bir tutukluyu İmparator'a gönderirken, kendisine yöneltilen suçlamaları belirtmemek bence anlamsız.››Sillä mielettömältä näyttää minusta lähettää vanki, antamatta samalla tietää häntä vastaan tehtyjä syytöksiä."
Bir tutukluyu İmparator'a gönderirken, kendisine yöneltilen suçlamaları belirtmemek bence anlamsız.››Thi det synes mig urimeligt at sende en Fange uden også at angive Beskyldningerne imod ham."
Bir tutukluyu İmparator'a gönderirken, kendisine yöneltilen suçlamaları belirtmemek bence anlamsız.››Vả , tôi nghĩ rằng giải một tên phạm mà chẳng nói rõ điều người_ta kiện nó , thì_là trái lẽ lắm .
Bir tutukluyu İmparator'a gönderirken, kendisine yöneltilen suçlamaları belirtmemek bence anlamsız.››Vả, tôi nghĩ rằng giải một tên phạm mà chẳng nói rõ điều người ta kiện nó, thì là trái lẽ lắm.
Bir tutukluyu İmparator'a gönderirken, kendisine yöneltilen suçlamaları belirtmemek bence anlamsız.››Διοτι μοι φαινεται αλογον, πεμπων δεσμιον, να μη φανερωσω και τα κατ' αυτου εγκληματα.
Bir tutukluyu İmparator'a gönderirken, kendisine yöneltilen suçlamaları belirtmemek bence anlamsız.››Ибо, мне кажется, нерассудительно послать узника и не показать обвинений на него.
Bir tutukluyu İmparator'a gönderirken, kendisine yöneltilen suçlamaları belirtmemek bence anlamsız.››Нерозсудливо бо мені здаєть ся післати вязника, а яка вина на нему, не означити.
Bir tutukluyu İmparator'a gönderirken, kendisine yöneltilen suçlamaları belirtmemek bence anlamsız.››כי לא יתכן בעיני לשלוח אסיר מבלי הודיע גם את עלילת הדברים אשר שמו לו׃
Bir tutukluyu İmparator'a gönderirken, kendisine yöneltilen suçlamaları belirtmemek bence anlamsız.››لاني ارى حماقة ان ارسل اسيرا ولا اشير الى الدعاوي التي عليه
Bir tutukluyu İmparator'a gönderirken, kendisine yöneltilen suçlamaları belirtmemek bence anlamsız.››據 我 看 來 、 解 送 囚 犯 、 不 指 明 他 的 罪 案 、 是 不 合 理 的
Bir tutukluyu İmparator'a gönderirken, kendisine yöneltilen suçlamaları belirtmemek bence anlamsız.››據 我 看來 、 解送 囚犯 、 不 指明 他 的 罪案 、 是 不合理 的
Bu iman gelmeden önce Yasa altında hapsedilmiştik, gelecek iman açıklanıncaya dek Yasanın tutuklusuyduk.Ale prv, ako prišla viera, boli sme strážení pod zákonom, zavrení s určením pre vieru, ktorá mala byť zjavená,
Bu iman gelmeden önce Yasa altında hapsedilmiştik, gelecek iman açıklanıncaya dek Yasanın tutuklusuyduk.Avant que la foi vînt, nous étions enfermés sous la garde de la loi, en vue de la foi qui devait être révélée.
Bu iman gelmeden önce Yasa altında hapsedilmiştik, gelecek iman açıklanıncaya dek Yasanın tutuklusuyduk.믿음이 오기 전에 우리가 율법 아래 매인바 되고 계시될 믿음의 때까지 갇혔느니라
Bu iman gelmeden önce Yasa altında hapsedilmiştik, gelecek iman açıklanıncaya dek Yasanın tutuklusuyduk.Men førend Troen kom, holdtes vi indelukkede under Lovens Bevogtning til den Tro, som skulde åbenbares,
Bu iman gelmeden önce Yasa altında hapsedilmiştik, gelecek iman açıklanıncaya dek Yasanın tutuklusuyduk.Men før troen kom, blev vi holdt innestengt i varetekt under loven til den tro som skulde åpenbares.
Bu iman gelmeden önce Yasa altında hapsedilmiştik, gelecek iman açıklanıncaya dek Yasanın tutuklusuyduk.Minekelõtte pedig eljött a hit, törvény alatt õriztettünk, egybezárva az eljövendõ hit kinyilatkoztatásáig.
Bu iman gelmeden önce Yasa altında hapsedilmiştik, gelecek iman açıklanıncaya dek Yasanın tutuklusuyduk.Mutta ennenkuin usko tuli, vartioitiin meitä lain alle suljettuina uskoa varten, joka oli vastedes ilmestyvä.
Bu iman gelmeden önce Yasa altında hapsedilmiştik, gelecek iman açıklanıncaya dek Yasanın tutuklusuyduk.Trước khi đức tin chưa đến, chúng ta bị nhốt dưới sự canh giữ của luật pháp mà chờ đức tin phải bày ra.
Bu iman gelmeden önce Yasa altında hapsedilmiştik, gelecek iman açıklanıncaya dek Yasanın tutuklusuyduk.Trước khi đức_tin chưa đến , chúng_ta bị nhốt dưới sự canh_giữ của luật_pháp mà chờ đức_tin phải bày ra .
Bu iman gelmeden önce Yasa altında hapsedilmiştik, gelecek iman açıklanıncaya dek Yasanın tutuklusuyduk.Πριν δε ελθη η πιστις, εφρουρουμεθα υπο τον νομον συγκεκλεισμενοι εις την πιστιν, ητις εμελλε να αποκαλυφθη.
Bu iman gelmeden önce Yasa altında hapsedilmiştik, gelecek iman açıklanıncaya dek Yasanın tutuklusuyduk.А до пришествия веры мы заключены были под стражею закона, до того времени , как надлежало открыться вере.
Bu iman gelmeden önce Yasa altında hapsedilmiştik, gelecek iman açıklanıncaya dek Yasanın tutuklusuyduk.но е под надзиратели и настойници до назначения от бащата срок.
Bu iman gelmeden önce Yasa altında hapsedilmiştik, gelecek iman açıklanıncaya dek Yasanın tutuklusuyduk.Перше ж приходу віри, під законом стережено нас зачинених на віру, що мала відкритись.
Bu iman gelmeden önce Yasa altında hapsedilmiştik, gelecek iman açıklanıncaya dek Yasanın tutuklusuyduk.לפני בוא האמונה היינו סגורים ונשמרים תחת התורה אלי האמונה העתידה להגלות׃
Bu iman gelmeden önce Yasa altında hapsedilmiştik, gelecek iman açıklanıncaya dek Yasanın tutuklusuyduk.ولكن قبلما جاء الايمان كنا محروسين تحت الناموس مغلقا علينا الى الايمان العتيد ان يعلن.
Bu iman gelmeden önce Yasa altında hapsedilmiştik, gelecek iman açıklanıncaya dek Yasanın tutuklusuyduk.但 這 因 信 徥 救 的 理 、 還 未 來 以 先 、 我 們 被 看 守 在 律 法 之 下 、 直 圈 到 那 將 來 的 真 道 顯 明 出 來
Bu iman gelmeden önce Yasa altında hapsedilmiştik, gelecek iman açıklanıncaya dek Yasanın tutuklusuyduk.但 這因 信徥 救 的 理 、 還未來 以 先 、 我 們 被 看守 在 律法 之下 、 直 圈 到 那 將來 的 真 道顯明 出來
Bu kişi halen tutuklu bulunmaktadır.A ce jour, il est toujours incarcéré.
Bu kişi halen tutuklu bulunmaktadır.Aún está arrestado.
Bu kişi halen tutuklu bulunmaktadır.Er ist noch immer inhaftiert.
Bu kişi halen tutuklu bulunmaktadır.그는 아직 수감 중인것으로 알려졌다.
Bu nedenledir ki, ben Pavlus siz uluslar uğruna Mesih İsanın tutuklusu oldum.A cause de cela, moi Paul, le prisonnier de Christ pour vous païens...
Bu nedenledir ki, ben Pavlus siz uluslar uğruna Mesih İsanın tutuklusu oldum.Ấy bởi điều đó , mà tôi , Phao-lô , vì anh_em là người ngoại mà làm kẻ tù của Ðức_Chúa_Jêsus_Christ .
Bu nedenledir ki, ben Pavlus siz uluslar uğruna Mesih İsanın tutuklusu oldum.Ấy bởi điều đó, mà tôi, Phao-lô, vì anh em là người ngoại mà làm kẻ tù của Ðức Chúa Jêsus Christ.
Bu nedenledir ki, ben Pavlus siz uluslar uğruna Mesih İsanın tutuklusu oldum.Derfor bøier jeg mine knær, jeg, Paulus, Kristi Jesu fange for eders skyld, I hedninger -
Bu nedenledir ki, ben Pavlus siz uluslar uğruna Mesih İsanın tutuklusu oldum.Derhalben ich, Paulus, der Gefangene Christi Jesu für euch Heiden,
Bu nedenledir ki, ben Pavlus siz uluslar uğruna Mesih İsanın tutuklusu oldum.Det er for denne Sags Skyld, at jeg, Paulus, Kristi Jesu Fange for eder, I Hedninger,
Bu nedenledir ki, ben Pavlus siz uluslar uğruna Mesih İsanın tutuklusu oldum.Dlatego ja Paweł jestem więźniem Chrystusa Jezusa za was pogan;
Bu nedenledir ki, ben Pavlus siz uluslar uğruna Mesih İsanın tutuklusu oldum.ért [vagyok] én, Pál, a Krisztusnak foglya ti érettetek, a pogányokért;
Bu nedenledir ki, ben Pavlus siz uluslar uğruna Mesih İsanın tutuklusu oldum.Fördenskull böjer jag mina knän, jag Paulus, som till gagn för eder, I hedningar, är Kristi Jesu fånge.
Bu nedenledir ki, ben Pavlus siz uluslar uğruna Mesih İsanın tutuklusu oldum.Iată de ce eu, Pavel, întemniţatul lui Isus Hristos pentru voi, Neamurilor...
Bu nedenledir ki, ben Pavlus siz uluslar uğruna Mesih İsanın tutuklusu oldum.Itu sebabnya saya, Paulus, dipenjarakan karena Kristus Yesus untuk kepentingan kalian yang bukan Yahudi