Ana içeriğe geç
Sözlük

tutmak ile cümle

tutmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ailemi birlikte tutmak için ne gerekiyorsa yapacağım.I'll do whatever it takes to keep our family together.
Balık tutmaktan hoşlanırım.I enjoy fishing.
Bizimle balık tutmaktan hoşlanıyor gibi görünmüyordun.You never seemed to enjoy fishing with us.
Tek yapmak istediğim balık tutmaktı.All I ever wanted to do was to go fishing.
Leyla, çocuklarını her türlü zarardan uzak tutmak istiyordu.Layla wanted to keep her kids away from all harm.
Bilgisayarımı güvende tutmak için gerekeni yapıyorum.I make sure to keep my computer secure.
Tom ikimizi de tutmak istedi, ancak yalnızca bizden birini tutabileceğini söyledi.Tom wanted to hire us both, but he said he could only hire one of us.
Finansman düzenlenene kadar projeyi arka planda tutmak zorunda kaldılar.They had to put that project on the backburner until financing was arranged.
Taslakları dışarıda tutmak için kapının etrafına tecrit şeridi koydu.He put weather stripping around the door to keep out drafts.
Tom babasıyla balık tutmaktan hoşlanırdı.Tom enjoyed fishing with his father.
Tom balık tutmak için nereye gitti?Where did Tom go fishing?
Tom'un en sevdiği şeylerden biri balık tutmaktır.One of Tom's favorite things to do is fishing.
Doktorlar Tom'u canlı tutmak için ellerinden gelen her şeyi yaptılar.The doctors did everything they could to keep Tom alive.
Tom bunu elinde tutmak istemiyor.Tom doesn't want to keep it.
Balık tutmak hakkında pek bilgim yok.I don't know much about fishing.
Sami, Leyla'ya yas tutmak için geldi.Sami came to mourn Layla.
Sami tutmakta olduğu her şeyi düşürdü.Sami dropped everything he was holding.
Taraf tutmak istemiyoruz.We don't want to take sides.
Şemsiyemi iki elimle tutmak zorunda kaldım.I had to hold my umbrella with both hands.
Stefan nefesini tutmak için çimlerin üzerine oturdu.Stefan sat on the grass to catch his breath.
Rick, Carl'ı canlı tutmak için kan vermek zorundadır.Rick must donate blood to Carl in order to keep him alive.
Richard Sharpe (Sean Bean) ise eşi Teresa’nın ölümünün yasını tutmaktadır.Richard Sharpe (Sean Bean) is mourning the death of his wife Teresa.
Hükümet onları stratejik varlık olarak tutmakta veya doğal tekel oldukları için korumaktadır.The government keeps them as strategic assets or because they are natural monopoly.
Oyundaki başarı göstergeleri pozitif bütçeyi korumak ve vatandaş memnuniyetini yüksek tutmaktır.Indicators of success were maintaining positive budget balance and citizen satisfaction.
Ayrıca UCLA onun arşivlerinin bazılarını tutmaktadır.UCLA also has possession of some of his archives.
Craze, boş vakitlerinde balık tutmaktan hoşlanmaktaydı.Craze enjoyed fishing in his spare time.
Hükümet, tüm yeni projeleri ve ortak girişimler için KMG'de çoğunluk hissesini elinde tutmaktadır.The government now reserves a majority stake for KMG in all new projects and joint ventures.
BDNF özellikle uzun süreli hafıza için önemli bir yer tutmaktadır.BDNF itself is important for long-term memory.
Su soğutucusu ayrıca, suyu serin tutmak için ilkel bir cihazı da ifade edebilir.Water cooler may also refer to a primitive device for keeping water cool.
İmparator muhtemelen prensi tutmak ve böylece batı cephesini güvence altına almak istiyordu.The emperor probably desired to seize the prince and so secure his western flank.
Elinde bir lamba tutmaktadır.I hold a lamp in my hand.
B plakasındaki tanrı ise her elinde bir deniz atı ya da ejderha tutmaktadır.The figure on plate b holds in each hand a sea-horse or dragon.
Genelde bir öğrenci olduğu düşünülen aşık, sevgilisi Lenore'u kaybetmenin yasını tutmaktadır.The lover, often identified as being a student, is lamenting the loss of his love, Lenore.
Erkek bir elini karısının omzuna koymuş, diğer elinde ise bir rulo tutmaktadır.In order to save his wife, he signs the file in his hand.
Surlar ayrıca 1921'den beri İspanyol anıt statüsünü (Bien de Interés Cultural) elinde tutmaktadır.The walls have held Spanish monument status (Bien de Interés Cultural) since 1921.
Bunlarla birlikte IMG College, 150'den fazla üniversitenin lisans haklarını elinde tutmaktadır.Additionally, IMG College holds licensing rights to more than 150 colleges and universities.
Atlayıcının paraşütünü tutmak için iki vinç mevcuttur.Two cranes are available for holding the parachute of the jumper.
Eski RAM, verileri bellekte sabit tutmak için bir düğme hücresine ihtiyaç duyuyordu.The older RAM needed a button cell to keep the data stable in the memory.
Ziyaretçiler kaldıktan karşılamak için yeterli fonların kanıt tutmak için gereklidir.Visitors are required to hold proof of sufficient funds to cover their stay.
Bazı tuşlara basmak ve tutmakla benzeri karakterler ortaya çıkaracaktır.Pressing and holding certain keys will reveal similar characters.
Kanıtları daha kolay ve kısa tutmak için bu varsayım genellikle yapılır.This assumption is often used because it makes the proofs easier and shorter.
Çoğu insan, hipertansiyonu kontrol altında tutmak için birden fazla ilaca ihtiyaç duyar.The majority of people require more than one medication to control their hypertension.
Rick, en iyi arkadaşının yasını tutmaktadır.The problem is that he is holding hands with her best friend.
Özel güvenlik görevlileri ise VIP alanları ve iletişim güvenliğini kontrol altında tutmaktadır.A special security department handles VIP protection and communications security.
F plakasındaki tanrıça bir kuşu yükselmiş sağ eliyle tutmaktadır.A female figure holds a bird in her upraised right hand on plate f.
Elinde bir el feneri ve 9mmlik Luger tabanca tutmaktaydı.Luger had a 9mm Luger handgun in the car.
Daniel'ın ölümünden kendini sorumlu tutmaktadır.He blames himself for Danny's death.
Yine de, niteleyici sınavlarda en yüksek bilgi standardını elinde tutmaktaydı.Yet, he kept the highest standards of knowledge at the qualifying exams.
Halakha’ya göre, bu tür Hametz’leri de tutmak yasaktır.According to Halakha, the ownership of such chametz is also proscribed.
Plan B Entertainment filmi finanse ederken, Paramount filmin dağıtım haklarını elinde tutmaktadır.Plan B Entertainment would finance, with Paramount handling the distribution rights.
İngiliz İç Savaşı döneminde Manchester çok koyu parlamentocular tarafını tutmaktaydı.During the English Civil War Manchester strongly favoured the Parliamentary interest.
Bill O’yu George’un ölümünden sorumlu tuttuğu kadar Stan’in ölümünden de sorumlu tutmaktadır.Besides blaming It for Georgie's death, Bill also blames It for Stan's death.
Günümüz veritabanları bu çapta büyüyen verileri tutmakta yeterli değildir.Disbelievers of the message of God will have no hope come Judgement Day.
Yetiştiriciler: Bir Cem’in nüfusunu sabit tutmakla görevli kast.Followers of Set independent of the sects considering themselves a sect unto themselves.
Köyden geçen dere, köyün sulu tarımında önemli bir yer tutmaktadır.It still has a Clock Tower occupying a prominent place in the Fort area.
Kalbi uyanık tutmak gerekir.The Heart's Awakening.
Charlie Sheen balık tutmaktan ve şiir yazmaktan zevk alır.Bishop Kim likes to write poems.
Grósz avlanmaktan ve balık tutmaktan hoşlanırdı.He also liked to hunt and fish.
Orayı tutmak istiyorlardı.They had taken this place.
Boston Bruinsi tutmakta ve ölesiye Boston Red Sox fanatiğidir.Growing up, Markakis was a Boston Red Sox fan.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod