Ana içeriğe geç
Sözlük

tutmak ile cümle

tutmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Temel görevi, Muggleları büyücü dünyasından uzak tutmaktır.Единствената цел на клана е да отърве света от магически същества.
Son yıllarda şehirde turizm de önemli bir yer tutmaktadır.През последните години туризмът е от особено значение за града.
Hobileri golf oynamak ve balık tutmaktır.Хобитата му са билярд и риболов.
İlçe ekonomisinde tarım önemli bir yer tutmaktadır.В ранните си дни Общността представлява и важен икономически блок.
Balık tutmak isteyenler için de iyi bir seçim.Дреновец, подходящи за риболов.
Muggle'ları büyünün varlığından bihaber tutmak için çok büyü çaba sarf edilmektedir.Банката изпълнява и функциите при обмяната на мъгълските пари във вълшебни.
MediaWiki; 1.7 sürümünden itibaren PHP 5 desteğini zorunlu tutmaktadır.Съвместимостта с PKCS #7 версия 1.5 е запазена където е било възможно.
Eser antik yunandaki yaşam ile ilgili tarihe ışık tutmaktadır.Добре известно е положителното отношение към хомосексуалните контакти в Древна Гърция.
Düzeyini çok üst sınırda tutmaktadır.В горната си част е силно разклонено.
Orada 1 ay boyunca İngilizce kurslarına tabii tutmaktadır.Там тя получава магистърска степен и преподава английски език една година.
Dolaylı masraflar yaklaşık 15 milyar dolar tutmakta ve bunun en büyük kısmını işgücü kaybı oluşturmaktadır.Posredni troškovi iznose oko 15 milijardi $, od čega najviše otpada na izostanke s radnog mjesta.
Cinayet ile suçlanan Ed, Riedenschneider'ı yeniden tutmak için evini ipotek ettirir.Ed je optužen pa stavlja kuću pod hipoteku kako bi opet angažirao Riedenschneidera.
Newton'ın hareket yasaları tutmak gerekiyordu.Tumačio je Newtonova prirodoznanstvena stajališta.
Zikir, hatırlamak, anmak, zihinde tutmak, unutmamak anlamına Kur’an kaynaklı bir terimdir.Čitati, pamtiti, dugo nositi u sebi.
Horne, şehrin yarısından fazlasını kontrolü altında tutmaktadır ve her türlü kirli işin de arkasındadır.CalEnergy posjeduje oko polovicu njih, a ostatak su u vlasništvu raznih tvrtki.
Perdeyi hep açık tutmak...Uvijek ima preče od prečeg...
Moralleri yüksek tutmak için, başarıları devamlı basına taşınıyordu.Nakon uspjeha, Presley je namjeravo nastaviti redovno nastupati uživo.
Mayalar da zaman kaydı tutmakla ilgileniyorlardı ama takvimlerini yıllık bir dönemle ilişkilendirmemişlerdi.Považoval som za zvláštne, že žijú so spomienkami z tých čias, bez toho aby sa s tým po rokoch vyrovnali.
Newton'ın hareket yasaları tutmak gerekiyordu.Newtonovho pohybového zákona.
Elinde bir el feneri ve 9mmlik Luger tabanca tutmaktaydı.Zbraň je radená medzi samopaly a používa náboje 9 mm Luger.
Buna rağmen oyunun çizgi roman serisinde önemli yer tutmaktadır.Tento symbol hrá v románe veľkú úlohu.
Craze, boş vakitlerinde balık tutmaktan hoşlanmaktaydı.Kráľ Koloman mal rád poľovačky v okolitých lesoch.
Elinde bir lamba tutmaktadır.Má pripevnenú baterku.
Sabit manyetik ağ aracı havada asılı tutmak için harici hiçbir güç gerekmemektedir.Permanentné magnety nepotrebujú k vytváraniu magnetického poľa žiadnu vonkajšiu energiu.
Fakat benim üzerimde bir de memleketi emniyet ve huzur içinde tutmak mesuliyeti var.Miestni ľudia žijú v ústraní a veľmi pokojným životom.
Kanıtları daha kolay ve kısa tutmak için bu varsayım genellikle yapılır.Tam však už posudzovanie prebieha rýchlejšie a jednoduchšie.
B plakasındaki tanrı ise her elinde bir deniz atı ya da ejderha tutmaktadır.Figura na plošči b drži v vsaki roki morskega konjička ali zmaja.
F plakasındaki tanrıça bir kuşu yükselmiş sağ eliyle tutmaktadır.Ženska figura v svoji dvignjeni desni roki drži ptico na plošči f.
A plakasında sakallı adam figürü her iki eliyle kendisinden daha ufak bir adamın elini tutmaktadır.Na plošči a bradati mož drži v vsaki roki veliko manjšo figuro za roko.
Morales ve askerler karakol önünde nöbet tutmaktadırlar.Moralesa in njegove vojake dolgočasi straža na mirnem trgu.
Bunun yanında çoğu zaman şahı satranç tahtasının ortasında bir yerde tutmak gerekir.Redko se pojavijo v sredini šahovnice.
Çoğu insan, hipertansiyonu kontrol altında tutmak için birden fazla ilaca ihtiyaç duyar.Večina ljudi potrebuje več kot eno zdravilo, da visok krvni tlak držijo pod nadzorom.
Birden fazla fotoğraf seçmek ve tutmak için yeteneği.Zelo je primeren za izvajanje slik in fotografij.
İnsan nezaketi ve onurunu saygin tutmak.Prijala mu je človeška čast in slava.
Ayak ve pençeleri, tutmak için uygun olmadığından yerde iken beslenmek zorundadırlar.Ker noge in kremplji niso prilagojeni za držanje, se mora hraniti na tleh.
Ayrıca bağırsaklarını tutmak için gelişmiş özgün kasık kemikleri bulunur.Imajo tudi visoko razvite čute za samoohranitev.
Ancak, siyahın birincil amacı 4...d6 ile merkezi güçlü tutmak olmalıdır.Kita juodųjų galimybė – uždaryti centrą su 4…d6.
Garrucha mutfağında deniz ürünleri önemli bir yer tutmaktadır.Fudziano virtuvėje dominuoja jūros produktai.
Elinde bir lamba tutmaktadır.Juo pripildomos elektros lemputės.
Genelde buraya dua etmek ve dilek tutmak için insanlar geliyor.Žmonės čia meldžiasi ir prašo malonių.
Koşmaktan, yüzmekten, balık tutmaktan ve tüplü dalıştan hoşlanır.Laisvalaikiu mėgsta žvejybą, bėgimą, keliones.
Craze, boş vakitlerinde balık tutmaktan hoşlanmaktaydı.Laisvalaikiu mėgo žvejoti.
Elde tutmak : Bilginin organizasyonu içinde kalmasını olabildiğince iyi bir şekilde sağlamak.Kainuoja pateikti optimalią informaciją organizacijai.
Özellikle doğu roma imparatorluğuna ait ait kalıntılar büyük yer tutmaktadır.Romos imperijos teritorijoje likę keltai buvo stipriai romanizuoti.
Vanilya önceleri tapınaklarda koku vermek veya kötü ruhları uzak tutmak için kullanılırdı.Ovidijus rašė, kad šios šventės metu buvo įprasta raminti ar išvaryti blogąsias dvasias.
Turizm ülke için özellikle 20. yüzyıldan sonra önemli bir yer tutmaktadır.Nuo XX a. verčiamasi daugiausia turizmu.
Sebastian, Hodge'ı öldürür ve diğerlerine herkesi güvende tutmak için yaptığını söyler.Nužudžiusi Gudviną, Liusija kitiems pasakė, jog dabar jie visi bus saugūs.
Bu geçitleri bir sonraki ilkbahara kadar elde tutmak öngörülmektedir.Visa tai privaloma įveikti iki starto kitos dienos etape.
Ocak-Mart aylarında buzda balık tutmak popülerdir.Gruodžio-kovo mėnesiais ežerus dengia ledas.
Etkili, güvenilir bir ödeme sistemi tesis etmek ve bu sistemi çalışır vaziyette tutmak.Ši sistema patikimai kontroliuoja reaktoriaus darbą ir jo saugią eksploataciją.
Kahveyi yerden uzak tutmak için kahve filtresi.Į puodą įstatomas filtras, kad nepraleistų kavos grūdelių.
Morales ve askerler karakol önünde nöbet tutmaktadırlar.Morales ja sõdurid igavlevad vahipostil.
Montreal Canadiens Stanley Kupası'nı 24 kez kazanarak en çok şampiyon olma unvanını elinde tutmaktadır.Montreal Canadiens on võitnud Stanley karika 24 korda.
Modifiye oyunda önemli bir yer tutmaktadır.Lavastuses on oluline koht muusikal.
Hobileri golf oynamak ve balık tutmaktır.Hobideks on kalastamine ja jalgpall.
Kalbi uyanık tutmak gerekir.Isegi kui ta magab on ta süda ärkvel.
Paloma iki tane günlük tutmaktadır.Igal aastal annab palm kaks saaki.
Günlük tutmaktır."Päeva kaldad".
Kadınlar 800 metre olimpiyat rekorunu hâlen elinde tutmaktadır.Uuesti võeti olümpiakavva naiste 800 m jooks.
İlin güney kesiminde ormanlar daha az yer tutmaktadır.Lõunaosas on metsa vähem.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod