Buna rağmen Tal sigara tiryakisi ve içki tutkunuydu.Но затова пък е запален пушач и пие много кафе.
Yemek tutkunudur."Novinarstvo je strast.
Dikilitaş dağıtımı yapar, yabandomuzu tutkunudur.To popularno naslovljeno djelce posjećuje svom ujaku Utješinoviću.
Alışveriş tutkunu, kredi kartını ele geçirdiğinde yakıyor.Nákupné maniačky Páli jej to!
Parti birliği ve tutkunluğu için mücadele, Juche'nin yerleştirilmesi çalışmaları olmaksızın düşünülemezdi.Či už to bol záujem o zjednotenie, alebo úsilie o zamedzenie slávenia Paschy.
Yemek tutkunudur.Pvz., mitybos agaras.
İtaatkâr Yahudiler tutkun olmayı, her gün düşüncelerinde ve eylemlerinde uygularlar.Noored armastajad saavad oma tahtmise nii töös kui igapäevases elus.
Buna rağmen Tal sigara tiryakisi ve içki tutkunuydu.Printsi pildistati, kui ta hoidis käes sigarit ja kokteili.
Motosiklet ve otomobil tutkunu Atasoy bu dönemde ralli yarışlarına da katıldı.Lõbusõit ja võistluspurjetamine on läbi aegade ikka käinud käsikäes.
Acı çekmenin, tutkunun kaçınılmaz bir parçası olduğunu ve risk alması... ...gerektiğini kabullenmişti.لقد تقبلت المعاناة عن مضض كخصم محتوم للحب العميق و كانت مستعدة لوضع مشاعرها بخطر
Ben diyorum ki. "Bir tutkun var mı?"A czy masz pasję?
Ben diyorum ki. "Bir tutkun var mı?""Apa anda memiliki gairah?"
Ben diyorum ki. "Bir tutkun var mı?"Én mondom, "Van szenvedélyed?"
Ben diyorum ki. "Bir tutkun var mı?"Io dico, "Avete una passione?"
Ben diyorum ki. "Bir tutkun var mı?"Jeg siger, "Har du passion?"
Ben diyorum ki. "Bir tutkun var mı?""Jste do toho zapálení?" odvětím.
Ben diyorum ki. "Bir tutkun var mı?"제가 그럽니다. "열정이 있으세요?"
Ben diyorum ki. "Bir tutkun var mı?""Onko se intohimosi?"
Ben diyorum ki. "Bir tutkun var mı?"Tôi nói, "Vậy bạn có đam mê không?"
Ben diyorum ki. "Bir tutkun var mı?"Y pregunto: "¿Tienes pasión?"
Ben diyorum ki. "Bir tutkun var mı?"Σου λέω, "Έχεις πάθος;"
Ben diyorum ki. "Bir tutkun var mı?"ואני שואל, "האם יש בכם להט?"
Ben diyorum ki. "Bir tutkun var mı?"أنا أقول: هل لديكم شغف؟
Ben diyorum ki. "Bir tutkun var mı?"「いや 興味があるんだ」
Ben ikisinin, tutkunun ve sevincin sadece birbirlerine özel olmadığını söylüyorum.Digo que as duas coisas, paixão e alegria, não são mutuamente excludentes.
Ben ikisinin, tutkunun ve sevincin sadece birbirlerine özel olmadığını söylüyorum.Estoy diciendo que ambos; la pasión, la alegría, no son mutuamente excluyentes.
Ben ikisinin, tutkunun ve sevincin sadece birbirlerine özel olmadığını söylüyorum.Eu spun că cele două, pasiunea, bucuria, nu se exclud reciproc.
Ben ikisinin, tutkunun ve sevincin sadece birbirlerine özel olmadığını söylüyorum.Ich sage: die beiden -- Leidenschaft und Freude schießen sich nicht gegenseitig aus.
Ben ikisinin, tutkunun ve sevincin sadece birbirlerine özel olmadığını söylüyorum.Ik stel dat die twee: passie en plezier elkaar niet uitsluiten.
Ben ikisinin, tutkunun ve sevincin sadece birbirlerine özel olmadığını söylüyorum.Je dis que les deux, la passion et la joie, ne sont pas mutuellement exclusifs.
Ben ikisinin, tutkunun ve sevincin sadece birbirlerine özel olmadığını söylüyorum.제 말은 두가지, 열정, 그리고 즐거움들이 서로 독점적이지 않다고 하는것이 아닙니다.
Ben ikisinin, tutkunun ve sevincin sadece birbirlerine özel olmadığını söylüyorum.Sto dicendo che le due, la passione, la gioia, non si escludono a vicenda.
Ben ikisinin, tutkunun ve sevincin sadece birbirlerine özel olmadığını söylüyorum.Szerintem ez a kettő, a szenvedély és az öröm nem zárják ki kölcsönösen egymást.
Ben ikisinin, tutkunun ve sevincin sadece birbirlerine özel olmadığını söylüyorum.Tvrdím, že nadšení a radost se nevylučují.
Ben ikisinin, tutkunun ve sevincin sadece birbirlerine özel olmadığını söylüyorum.Twierdzę więc, że pasja i radość nie wykluczają się.
Ben ikisinin, tutkunun ve sevincin sadece birbirlerine özel olmadığını söylüyorum.Ý của tôi là hai thứ, niềm đam mê, và sự yêu thích, không phải hoàn toàn tách biệt nhau.
Ben ikisinin, tutkunun ve sevincin sadece birbirlerine özel olmadığını söylüyorum.Εγώ λεώ ότι τα δύο, το πάθος και η απόλαυση, δεν είναι ασυμβίβαστα.
Ben ikisinin, tutkunun ve sevincin sadece birbirlerine özel olmadığını söylüyorum.Казвам, че двете, страстта и насладата не са взаимно изключващи се.
Ben ikisinin, tutkunun ve sevincin sadece birbirlerine özel olmadığını söylüyorum.Хочу сказать, что страсть и удовольствие не исключают друг друга.
Ben ikisinin, tutkunun ve sevincin sadece birbirlerine özel olmadığını söylüyorum.Я хочу сказати, що і пристрасть, і радість не виключають одне одного.
Ben ikisinin, tutkunun ve sevincin sadece birbirlerine özel olmadığını söylüyorum.אני טוען שהשניים האלה, התשוקה, ההנאה, אינם מבטלים זה את זה.
Ben ikisinin, tutkunun ve sevincin sadece birbirlerine özel olmadığını söylüyorum.ما أقصده أنّ الإثنين، الشغف و البهجة، ليسا بالضرورة متلازمين.
Ben ikisinin, tutkunun ve sevincin sadece birbirlerine özel olmadığını söylüyorum.相容れないものではないんです 今 私達も鳥達のようなものだと
Ben sevgilime aitim, O da bana tutkun.(7:11) Je suis à mon bien-aimé, Et ses désirs se portent vers moi.
Ben sevgilime aitim, O da bana tutkun.(7:11) Я принадлежу другу моему, и ко мне обращено желание его.
Ben sevgilime aitim, O da bana tutkun.Aku milik kekasihku, ia menginginkan aku
Ben sevgilime aitim, O da bana tutkun.a tvoje ústa jako najlepšie víno, ktoré ide môjmu milému priamo, hýbe rtami spiacich.
Ben sevgilime aitim, O da bana tutkun.Én az én szerelmesemé vagyok, és engem kiván õ!
Ben sevgilime aitim, O da bana tutkun.Eu sînt a iubitului meu, şi el doreşte de mine.
Ben sevgilime aitim, O da bana tutkun.Eu sou do meu amado, e o seu amor é por mim.
Ben sevgilime aitim, O da bana tutkun.Ik behoor toe aan mijn liefste; ik verlang naar hem.
Ben sevgilime aitim, O da bana tutkun.«Il tuo palato è come vino squisito, che scorre dritto verso il mio diletto e fluisce sulle labbra e sui denti
Ben sevgilime aitim, O da bana tutkun.Jag är min väns, och till mig står hans åtrå.» ----
Ben sevgilime aitim, O da bana tutkun.Já jsem milého svého, a ke mně jest žádost jeho.
Ben sevgilime aitim, O da bana tutkun.Jam jest mur, a piersi moje jako wieże. Wtenczas byłam przed oczyma jego, jako ta, która znajduje pokój.
Ben sevgilime aitim, O da bana tutkun.Jaz sem ljubega svojega, in poželenje njegovo je po meni.
Ben sevgilime aitim, O da bana tutkun.Jeg er min Vens, og til mig står hans Attrå.
Ben sevgilime aitim, O da bana tutkun.Jeg hører min elskede til, og til mig står hans attrå.
Ben sevgilime aitim, O da bana tutkun.나는 나의 사랑하는 자에게 속하였구나 그가 나를 사모하는구나
Ben sevgilime aitim, O da bana tutkun.Mein Freund ist mein, und nach mir steht sein Verlangen.