tutkulu ile cümle
tutkulu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Büyük bir finansal başarısı olmasa da, küçük ama tutkulu bir hayran kitlesi vardır.Trots att man saknar stora framgångar har man en stor och trogen fanskara.
Otto ayrıca tutkulu bir amatör sanatçıdır.Det visar sig att John är en duktig amatörmålare.
Aynı zamanda tutkulu bir fotoğrafçıydı.Han var även amatörfotograf.
Kendisini "bütün bilimlerin öğrencisi" olarak tanıtması onun tutkulu bir mucit olduğunu göstermektedir.Знайти «свого» вчителя або учня вважається великою удачею.
Daha sonra öpücük tutkulu bir hal alır.Та врешті-решт, кохання перемагає професійні навички.
Goya: Tutkulu Bir İroni Ustası.Мати: Ірина — педагог.
Daha sonra öpücük tutkulu bir hal alır.Poté se vášnivě políbí.
Aynı zamanda tutkulu bir fotoğrafçıydı.Byl také vášnivým myslivcem.
Tutkulu bir fotoğrafçıdır.Este fotografă amatoare.
Ayrıca tutkulu bir avcıydı.A fost un pasionat vânător.
Tutkulu bir okuyucu olarak felsefe ve teolojiye karşı büyük bir ilgisi vardı.Cititoare pasionată, ea a dezvoltat un interes în creștere pentru filozofie și teologie.
Aralarındaki ilişki tutkulu bir aşka dönüşür.Între cei doi are loc o relație de dragoste pasională.
Chazelle bence son yılların en tutkulu yönetmenlerinden biri.Scriitor optzecist, este unul dintre prozatorii de primă linie ai ultimilor ani.
Tutkulu bir binici olarak, turnuvalara katılmıştır.Ioan I era un pasionat al turnirelor.
Tutkulu bir fotoğrafçıdır.Szenvedélyes fotós volt.
Aralarındaki ilişki tutkulu bir aşka dönüşür.A találkozás szenvedélyes szeretkezésbe torkollik.
Stone teklifi kabul etti çünkü Chazelle yapım konusunda çok tutkuluydu.Stone otti roolin vastaan, koska Chazelle oli niin intohimoinen hankkeesta.
Ayrıca tutkulu bir avcıydı.Hän oli innokas metsästäjä.
Aralarındaki ilişki tutkulu bir aşka dönüşür.Heidän välilleen kehittyy eräänlainen viha-rakkaussuhde.
Ayrıca tutkulu bir avcıydı.Υπήρξε επίσης δεινός κυνηγός.
Bu ön çizimler, resimlerin oldukça tutkulu olacaklarını gösteriyordu.Αυτοί οι χοροί έκαναν τις εμφανίσεις της πιο εντυπωσιακές.
Fransız büyükelçisi Piscatory gizli raporunda onu "tutkulu ve tehlikeli bir Rus yanlısı" olarak nitelendirdi.Σε μυστική έκθεσή του ο Γάλλος πρέσβης Πισκατορύ τον χαρακτήρισε ως εμπαθή και επικίνδυνο ρωσόφιλο.
"Misty", tutkulu bir geceden sonra eriyen bir kardanadam hakkındadır.Det næste nummer, "Misty", handler om en elskende snemand, der smelter væk efter en lidenskabelig nat.
Onun en ünlü ve tutkulu projesi Kudüs'teki İkinci Tapınak'ın genişletilmesiydi.Herodes mest berømte og ambisiøse prosjekt var utvidelsen av det andre tempelet i Jerusalem.
Daha sonra öpücük tutkulu bir hal alır.Vennskapelig kjærlighet etterfølger lidenskapelig kjærlighet.
Stone teklifi kabul etti çünkü Chazelle yapım konusunda çok tutkuluydu.Stone menerima tawaran tersebut karena Chazelle sangat semangat saat menjelaskan proyek ini.
Yazarın, son tutkulu aşk romanıdır.Apa yang terjadi selanjutnya adalah lika-liku romantisme cinta.
Bununla birlikte tutkulu bir aşıktır.Tuy nhiên cá nhân ông là một người yêu chuộng hòa bình.
Goya: Tutkulu Bir İroni Ustası.イェリー 妖艶なロマ人の占い師。
Tutkulu bir fotoğrafçıdır.他是一位狂热的摄影爱好者。
Aynı zamanda tutkulu bir fotoğrafçıydı.הוא היה גם צלם חובב.
Kirk tutkulu ve sıklıkla agresifdir.הפנדה ביישנית ולעיתים נדירות תוקפנית.
Felaket günü cihazları ve atomik süper insanlar yaratmada yetenekli ve tutkuludur.לרוב החשודים, כארגונים מרכזיים ובעלי עוצמה ישנה היכולת וההזדמנות.
Bu yolda Adnan Bey'in uzaktan yeğeni Behlül Haznedar ile tutkulu bir ilişki yaşar.בינה לבין בהלול, אחיינו של אדנן, מתפתח רומן.
Ayrıca tutkulu bir avcıydı.Страстен ловец.
Bu ön çizimler, resimlerin oldukça tutkulu olacaklarını gösteriyordu.Но тези произведения на пръв поглед изглеждали доста плашещи..
Tutkulu bir fotoğrafçıdır.Тя е страстен читател.
Tutkulu bir fotoğrafçıdır.Bio je strastveni publicist.
Ayrıca tutkulu bir avcıydı.Bol tiež vášnivým poľovníkom.
Aynı zamanda tutkulu bir fotoğrafçıydı.Bol aj vášnivým amatérskym fotografom.
Ayrıca tutkulu bir avcıydı.Bil je tudi strasten lovec.
Aynı zamanda tutkulu bir fotoğrafçıydı.Bil je tudi zelo spreten fotograf.
Ayrıca tutkulu bir avcıydı.Įdomu tai, kad jis buvo ir demonų medžiotojas.
Aynı zamanda tutkulu bir fotoğrafçıydı.Taip pat jis buvo pianistas mėgėjas.
Ugo Foscolo'nun yapıtlarında tutkulu bir duygusallıkla biçimsel yetkinlik birleşti.Gustavo Adolfo taktika buvo pagrįsta efektyvia ugnies galia.
Kore sineması ve dramalarına tutkulu, bu ülkedeki görüntü yönetmenlerinden ilham alıyor.Aistringas Korėjos kinui ir dramoms, jis semiasi įkvėpimo iš šios šalies kinematografininkų.
Ayrıca tutkulu bir avcıydı.Oli kirglik jahimees.
Tutkulu bir fotoğrafçıdır.Ta on harrastusfotograaf.
"4 yıllık tutkulu bir aşktan sonra, sonunda nişan mı?""Après 4 ans d'un amour passionné, enfin le mariage " ?!
"4 yıllık tutkulu bir aşktan sonra, sonunda nişan mı?""Dopo quattro anni di amore appassionato, finalmente il fidanzamento"?!
"4 yıllık tutkulu bir aşktan sonra, sonunda nişan mı?""Dupa 4 ani de iubire pasionala, in sfarsit logodna"?
"4 yıllık tutkulu bir aşktan sonra, sonunda nişan mı?""Efter 4års passionerad kärlek, äntligen förlovning"?!
"4 yıllık tutkulu bir aşktan sonra, sonunda nişan mı?"<i>これオ・ハニってどんな子?
"4 yıllık tutkulu bir aşktan sonra, sonunda nişan mı?"Na 4 hartstochtelijke jaren van liefde, eindelijk verloofd.
"4 yıllık tutkulu bir aşktan sonra, sonunda nişan mı?""Nach 4 Jahren brennender Liebe endlich die Verlobung"?!
"4 yıllık tutkulu bir aşktan sonra, sonunda nişan mı?""Po 4 latach gorącej miłości, wreszcie zaręczeni"?!
"4 yıllık tutkulu bir aşktan sonra, sonunda nişan mı?""Po štirih letih strastne ljubezni končno zaroka"?!
"4 yıllık tutkulu bir aşktan sonra, sonunda nişan mı?""Sau 4 năm tình yêu sâu sắc, cuối cùng đã đính hôn"?!
"4 yıllık tutkulu bir aşktan sonra, sonunda nişan mı?""Setelah bercinta selama empat tahun, akhirnya bertunangan"?!
"4 yıllık tutkulu bir aşktan sonra, sonunda nişan mı?""Μετά από 4 χρόνια παθιασμένου έρωτα, επιτέλους ο αρραβώνας"!