Ana içeriğe geç
Sözlük

tutku ile cümle

tutku kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.Có vẻ như vật được truy lùng này chỉ đến bằng cách biến mất liên tục.
Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.Det lader til at den begærede genstand kun træder frem ved at forsvinde gentagende gange.
Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.Det verkar som detta åtråvärda objekt enbart uppnår sitt syfte genom att gång på gång försvinna.
Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.Es sieht so aus, als ob das Objekt der Begierde erst dann eines wird, wenn es immer wieder verschwindet.
Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.Het lijkt alsof het gewilde object alleen tot zichzelf komt door geregeld te verdwijnen.
Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.이렇게 우리가 간절하게 원하는 것들은 이런식으로 계속 없어져야 가치가 빛나나 봅니다.
Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.Parece que o objeto do desejo só se revela ao desaparecer repetidamente.
Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.Pareciera como si el objeto de deseo sólo alcanza su potencial desapareciendo repetidamente.
Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.S-ar părea că obiectul dorit îşi arată valoarea doar dacă dispare în mod repetat.
Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.Tampaknya memang benda yang dicari-cari hanya ada karena menghilang berkali-kali.
Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.Úgy tűnik, a vágy tárgya ismételt eltűnések során valósítja meg önmagát.
Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.Vaikuttaisi siltä, että esineestä tulee haluttu vasta kun se katoaa toistuvasti.
Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.Wydawać by się mogło, że obiekt pożądania wraca do życia tylko przez znikanie.
Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.Zdi se, da predmet poželenja postane to šele, ko večkrat zaporedoma izgine.
Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.Φαίνεται πως το αντικείμενο του πόθου αναγνωρίζεται μόνο όταν εξαφανίζεται επανειλημμένα.
Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.Здається, що об"єкт бажань існував лише завдяки своїм постійним зникненням.
Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.Изглежда, обектът на желание става такъв, само ако изчезва многократно.
Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.Такое впечатление, что этот объект желания становился независимым только когда постоянно исчезал.
Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.נראה כי מושא התשוקה בא מההעלמיות החוזרות שלו.
Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.سيبدو أن الشئ المرغوب فيه يأتي فقط ويبدو أن الهدف من رغبة لا يأتي إلا إلى جانبها من قبل الزوال مرارا وتكرارا.
Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.所有欲の対象として価値が高まることがわかります さて 僕は鷹像を手に入れました
Gospel müzik, Tanrı ve tutku.מוסיקת "גוספל", אלוהים וסיפורי ייסורי ישו,
Güçlü bir tutku geliştirebileceğiniz birşey olabilir.Het kan iets zijn waar je een sterke passie voor kunt ontwikkelen.
Güçlü bir tutku geliştirebileceğiniz birşey olabilir.Pode ser algo que te desperte uma grande paixão.
Güçlü bir tutku geliştirebileceğiniz birşey olabilir.Μπορεί να είναι κάτι για το οποίο μπορείς πραγματικά να παθιαστείς.
Güçlü bir tutku geliştirebileceğiniz birşey olabilir.זה יכול להיות משהו שפיתחת כלפיו תשוקה עזה
Güzelliğin ve tutkunun uluslararası sembolü Sophia Loren hariç tabii.(Gelach)
Güzelliğin ve tutkunun uluslararası sembolü Sophia Loren hariç tabii.(웃음)
Güzelliğin ve tutkunun uluslararası sembolü Sophia Loren hariç tabii.(Nevetés)
Güzelliğin ve tutkunun uluslararası sembolü Sophia Loren hariç tabii.(Rasete)
Güzelliğin ve tutkunun uluslararası sembolü Sophia Loren hariç tabii.(risas)
Güzelliğin ve tutkunun uluslararası sembolü Sophia Loren hariç tabii.(Risos)
Güzelliğin ve tutkunun uluslararası sembolü Sophia Loren hariç tabii.(Skratt)
Güzelliğin ve tutkunun uluslararası sembolü Sophia Loren hariç tabii.(smích)
Güzelliğin ve tutkunun uluslararası sembolü Sophia Loren hariç tabii.(Smiech) Ale tak vyzerala aj väčšina ostatných žien, okrem Sophie Loren, univerzálneho symbolu krásy a vášne.
Güzelliğin ve tutkunun uluslararası sembolü Sophia Loren hariç tabii.(Śmiech) Tak jak cała reszta, która niosła flagi, z wyjątkiem Sophii Loren, światowego symbolu piękna i pasji.
Güzelliğin ve tutkunun uluslararası sembolü Sophia Loren hariç tabii.(Tiếng cười)
Güzelliğin ve tutkunun uluslararası sembolü Sophia Loren hariç tabii.(Смех) Как и все остальные знаменосцы, кроме Софи Лорен, мирового символа красоты и страсти.
Güzelliğin ve tutkunun uluslararası sembolü Sophia Loren hariç tabii.(Сміх)
Güzelliğin ve tutkunun uluslararası sembolü Sophia Loren hariç tabii.(смях)
Güzelliğin ve tutkunun uluslararası sembolü Sophia Loren hariç tabii.(צחוק)
Güzelliğin ve tutkunun uluslararası sembolü Sophia Loren hariç tabii.(ضحك)
Güzelliğin ve tutkunun uluslararası sembolü Sophia Loren hariç tabii.美と情熱の象徴であるソフィアローレンを除き
Hadi, mükemmele yakın bir dünya yaratmak için, popomuzu kaldırıp, kolları sıvayarak tutkuyla işe koyulalım.Chúng ta hãy cùng xắn tay áo lên và làm việc, một cách thật nhiệt tình, để tạo ra một thế giới hoàn hảo.
Hadi, mükemmele yakın bir dünya yaratmak için, popomuzu kaldırıp, kolları sıvayarak tutkuyla işe koyulalım.우리 모두 자리를 박차고 일어나, 소매를 걷어 올리고, 열정적으로, 일합시다. 거의 완벽한 세상을 만드는 일을 위해 일합시다.
Hadi, mükemmele yakın bir dünya yaratmak için, popomuzu kaldırıp, kolları sıvayarak tutkuyla işe koyulalım.Lad os komme op af sofaen, rul ærmerne op og kom i gang, passionerede om at skabe en næsten perfekt verden.
Hadi, mükemmele yakın bir dünya yaratmak için, popomuzu kaldırıp, kolları sıvayarak tutkuyla işe koyulalım.Rozhýbme sa, vyhrňme si rukávy a pusťme sa do práce, vášnivo, a vytvorme takmer dokonalý svet.
Hadi, mükemmele yakın bir dünya yaratmak için, popomuzu kaldırıp, kolları sıvayarak tutkuyla işe koyulalım.Ruszmy nasze tyki, zakasajmy rękawy i do roboty, z pasją w kreowaniu prawie idealnego świata.
Hadi, mükemmele yakın bir dünya yaratmak için, popomuzu kaldırıp, kolları sıvayarak tutkuyla işe koyulalım.Zvedněme zadky, vyhrňme si rukávy, dejme se do práce, vášnivě, a vytvořme téměř dokonalý svět.
Hadi, mükemmele yakın bir dünya yaratmak için, popomuzu kaldırıp, kolları sıvayarak tutkuyla işe koyulalım.בואו נרים ישבנים, נפשיל שרוולים וניגש לעבודה, בתשוקה ולהט, כדי ליצור עולם כמעט-מושלם.
Hadi, mükemmele yakın bir dünya yaratmak için, popomuzu kaldırıp, kolları sıvayarak tutkuyla işe koyulalım.دعونا نخلع عنا تصنعنا، ونشمر عن ذراعينا ونبدأ في العمل، بكل حب ورغبة في جعل هذا العالم قريباً للمثالية.
Hadi, mükemmele yakın bir dünya yaratmak için, popomuzu kaldırıp, kolları sıvayarak tutkuyla işe koyulalım.情熱的に働きかけましょう もう少しで完璧な世界を創りだすために ありがとうございます
Harika olan şeylerden biri babamın tutkulu bir golfcü olmasıydı, ancak solaktı.Eines der grössten Dinge war, dass mein Vater, auch ein passionierter Golfer war, ein Linkshänder.
Harika olan şeylerden biri babamın tutkulu bir golfcü olmasıydı, ancak solaktı.Jedną z głównych kwestii było to, że mój ojciec był zapalonym golfistą, ale był leworęczny
Harika olan şeylerden biri babamın tutkulu bir golfcü olmasıydı, ancak solaktı.아버지는 대단히 열성적인 골퍼셨는데, 좌익이셨죠
Harika olan şeylerden biri babamın tutkulu bir golfcü olmasıydı, ancak solaktı.Mio padre era un accanito golfista, e questa fu una gran cosa, ma era mancino.
Harika olan şeylerden biri babamın tutkulu bir golfcü olmasıydı, ancak solaktı.Mi padre era un ávido golfista, y eso una gran cosa, pero era zurdo.
Harika olan şeylerden biri babamın tutkulu bir golfcü olmasıydı, ancak solaktı.Quelque chose de remarquable, c'est que mon père était un golfeur passionné, mais il était gaucher.
Harika olan şeylerden biri babamın tutkulu bir golfcü olmasıydı, ancak solaktı.Unul din lucrurile importante e că tatăl meu era un avid jucător de golf, dar era stângaci.
Harika olan şeylerden biri babamın tutkulu bir golfcü olmasıydı, ancak solaktı.Едно от прекрасните неща беше, че баща ми беше ненаситен играч на голф, но беше левичар.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod