Bilirsiniz, ün dediğimiz şey güven, tutarlılık ve şeffaflık üzerine kuruludur.Репутация строится на доверии, постоянстве, прозрачности.
Bilirsiniz, ün dediğimiz şey güven, tutarlılık ve şeffaflık üzerine kuruludur.אתם יודעים, מוניטין בנוי על אמון, עקביות, שקיפות.
Bilirsiniz, ün dediğimiz şey güven, tutarlılık ve şeffaflık üzerine kuruludur.تٌبنى على الثقة الثبات والشفافية
Bilirsiniz, ün dediğimiz şey güven, tutarlılık ve şeffaflık üzerine kuruludur.一貫性と透明性に 基づいています あるブランドを信頼すると決めたら
Biliyorsunuz bu işe ciddi para yatıracağım, yatırım tutarı 1.1 milyon $.A jen abyste věděli, tohle je velká investice, kterou dělám, 1,1 milion dolarů.
Biliyorsunuz bu işe ciddi para yatıracağım, yatırım tutarı 1.1 milyon $.E, só assim você sabe, este é um grande investimento que estou fazendo, $ 1,1 milhão.
Biliyorsunuz bu işe ciddi para yatıracağım, yatırım tutarı 1.1 milyon $.Es una gran inversión
Biliyorsunuz bu işe ciddi para yatıracağım, yatırım tutarı 1.1 milyon $.価格と個数の様々なシナリオについて確認しておきたいと思うでしょう。
Biosistemimiz için faydası olmayan bu çimlerimizi tutarak inanılmaz miktarda kaynak harcamışız.Dus we spenderen enorm veel middelen aan het onderhouden van onze gazons, die nutteloze biosystemen zijn.
Biosistemimiz için faydası olmayan bu çimlerimizi tutarak inanılmaz miktarda kaynak harcamışız.É incrível a quantidade de recursos que temos gasto a preservar relvados, que são biossistemas inúteis.
Biosistemimiz için faydası olmayan bu çimlerimizi tutarak inanılmaz miktarda kaynak harcamışız.잔디밭은 유지하려고 사용하는 자원의 양은 실로 엄청납니다. 쓸모없는 생명계에 지나지 않는데 말이죠.
Biosistemimiz için faydası olmayan bu çimlerimizi tutarak inanılmaz miktarda kaynak harcamışız.Olemme kuluttaneet uskomattoman määrän resursseja hoitaessamme nurmikoitamme, tarpeettomia biosysteemejä.
Biosistemimiz için faydası olmayan bu çimlerimizi tutarak inanılmaz miktarda kaynak harcamışız.Trudno uwierzyć, jakie zasoby poświęcamy dla bezużytecznych biologicznie trawników.
Biosistemimiz için faydası olmayan bu çimlerimizi tutarak inanılmaz miktarda kaynak harcamışız.זה בלתי מתקבל על הדעת, כמות המשאבים שהפנינו לשמירת המדשאות שלנו, שהן מערכות חיים חסרות ערך.
Biosistemimiz için faydası olmayan bu çimlerimizi tutarak inanılmaz miktarda kaynak harcamışız.لا تصدق مقدار الموارد التي قد أنفقت لحفظ مروجنا ، والتي هي أنظمة حيوية عديمة الفائدة.
Biosistemimiz için faydası olmayan bu çimlerimizi tutarak inanılmaz miktarda kaynak harcamışız.維持するために費やす資源量は信じられません 私たちは再考する必要があります
Bir an durdu ve ellerini tutarak söledi... ... " Evet,Greg... ...ama şeytan ayrıntılarda gizlidir, " dedi.A facut o pauză, şi-a împreunat mâinile şi a spus, "Da, Greg, dar diavolul va fi în detalii."
Bir an durdu ve ellerini tutarak söledi... ... " Evet,Greg... ...ama şeytan ayrıntılarda gizlidir, " dedi.Dia diam, melipat tangannya dan berkata, "Benar, Greg, namun tipu dayanya akan ada pada rinciannya."
Bir an durdu ve ellerini tutarak söledi... ... " Evet,Greg... ...ama şeytan ayrıntılarda gizlidir, " dedi.Ele parou, juntou as mãos e disse-me: "Sim, Greg, "mas o problema vão ser os detalhes", disse ele.
Bir an durdu ve ellerini tutarak söledi... ... " Evet,Greg... ...ama şeytan ayrıntılarda gizlidir, " dedi.Er schwieg für einen Moment, faltete seine Hände und sagte dann: "Ja, Greg, aber der Teufel steckt im Detail."
Bir an durdu ve ellerini tutarak söledi... ... " Evet,Greg... ...ama şeytan ayrıntılarda gizlidir, " dedi.Hij pauzeerde, vouwde zijn handen samen en zei, "Ja, Greg, maar het gaat om de details." zei hij.
Bir an durdu ve ellerini tutarak söledi... ... " Evet,Greg... ...ama şeytan ayrıntılarda gizlidir, " dedi.Hizo una pausa, juntó las manos y dijo: "Sí, Greg, pero el diablo estará en los detalles".
Bir an durdu ve ellerini tutarak söledi... ... " Evet,Greg... ...ama şeytan ayrıntılarda gizlidir, " dedi.Il s'est arrêté, a joint les mains et a dit: "Oui, Greg, mais le diable se cache dans les détails".
Bir an durdu ve ellerini tutarak söledi... ... " Evet,Greg... ...ama şeytan ayrıntılarda gizlidir, " dedi.그가 잠시후 손을 모으고 제게 말했죠. "네, 그렉, 하지만 진짜 무서운 건 세부사항에 있어요."
Bir an durdu ve ellerini tutarak söledi... ... " Evet,Greg... ...ama şeytan ayrıntılarda gizlidir, " dedi.Odmlčal sa, zopäl ruky a povedal: "Áno, Greg, ale diabol bude v detailoch," povedal.
Bir an durdu ve ellerini tutarak söledi... ... " Evet,Greg... ...ama şeytan ayrıntılarda gizlidir, " dedi.Si è fermato unendo le mani e mi ha detto: "Sì, Greg, ma il diavolo sta nei dettagli".
Bir an durdu ve ellerini tutarak söledi... ... " Evet,Greg... ...ama şeytan ayrıntılarda gizlidir, " dedi.Zamyslel se, sepjal ruce a řekl, "Ano, Gregu, ale ďábel bude v detailech," řekl.
Bir an durdu ve ellerini tutarak söledi... ... " Evet,Greg... ...ama şeytan ayrıntılarda gizlidir, " dedi.Zrobił pauzę, złożył razem ręce i powiedział: "Tak, Greg, ale diabeł tkwi w szczegółach".
Bir an durdu ve ellerini tutarak söledi... ... " Evet,Greg... ...ama şeytan ayrıntılarda gizlidir, " dedi.Σταμάτησε, σταύρωσε τα χέρια και είπε "Ναι, Γκρεγκ, αλλά ο διάβολος βρίσκεται στις λεπτομέρειες" είπε.
Bir an durdu ve ellerini tutarak söledi... ... " Evet,Greg... ...ama şeytan ayrıntılarda gizlidir, " dedi.Он сделал паузу и сказал: "Да, Грег, но все дело будет в деталях".
Bir an durdu ve ellerini tutarak söledi... ... " Evet,Greg... ...ama şeytan ayrıntılarda gizlidir, " dedi.Той се спря, събра ръце и каза: "Да, Грег, но трудното ще бъде при отделните детайлите."
Bir an durdu ve ellerini tutarak söledi... ... " Evet,Greg... ...ama şeytan ayrıntılarda gizlidir, " dedi.הוא השתהה, שילב את ידיו ואמר, "כן, גרג, אבל השטן יהיה בפרטים," הוא אמר.
Bir an durdu ve ellerini tutarak söledi... ... " Evet,Greg... ...ama şeytan ayrıntılarda gizlidir, " dedi.فصمت لبرهة، ضاماً يديه معاً وقال، "نعم، جريج، و لكن المشكلة تكمن في التفاصيل،"
Bir an durdu ve ellerini tutarak söledi... ... " Evet,Greg... ...ama şeytan ayrıntılarda gizlidir, " dedi.「そうだねグレッグ しかし "細部"が問題なのさ」と言いました そのとおりでした
Birbiriyle tutarlı seslere ihtiyacımız var.Debemos tener una voz común.
Birbiriyle tutarlı seslere ihtiyacımız var.Musíme mít srozumitelný hlas.
Birbiriyle tutarlı seslere ihtiyacımız var.Nous avons besoin d'une voix cohérente.
Birbiriyle tutarlı seslere ihtiyacımız var.Vi måste slåss med enighet. Vi måste ha en samlad röst.
Birbiriyle tutarlı seslere ihtiyacımız var.Wir benötigen eine einheitliche Stimme.
Birdenbire bu zavallı, pervasız ve tutarsız adalet anlayışın... ...nereden çıktı?Hasznavehetetlen...nevetséges, a maga hirtelen igazságérzete. Honnan jött ez?
Birdenbire bu zavallı, pervasız ve tutarsız adalet anlayışın... ...nereden çıktı?انت مثير للشفقة, لا تخاف وحسك للعدالة من اين ظهر؟
Bir, iki, üç, dört, beş, orada başka bir üçüncü hakkını saklı tutar.1, 2, 3, 4, 5, der er også 1/3 lige her.
Bir, iki, üç, dört, beş, orada başka bir üçüncü hakkını saklı tutar.1, 2, 3, 4, 5, ez egy másik egy harmad. 1, 2, 3, 4, 5, ez egy másik egy harmad.
Bir, iki, üç, dört, beş, orada başka bir üçüncü hakkını saklı tutar.1, 2, 3, 4, 5, questo qui e' un altro terzo.
Bir, iki, üç, dört, beş, orada başka bir üçüncü hakkını saklı tutar.1, 2, 3, 4, 5, to je ďalšia tretina.
Bir, iki, üç, dört, beş, orada başka bir üçüncü hakkını saklı tutar.1, 2, 3, 4, 5, to je další třetina.
Bir, iki, üç, dört, beş, orada başka bir üçüncü hakkını saklı tutar.1, 2, 3, 4, 5 - це інша одна третя.
Bir, iki, üç, dört, beş, orada başka bir üçüncü hakkını saklı tutar.하나, 둘, 셋, 넷, 다섯, 여기가 또 다른 1/3입니다
Bir, iki, üç, dört, beş, orada başka bir üçüncü hakkını saklı tutar.Een, twee, drie, vier, vijf, dat is een ander derde daar.
Bir, iki, üç, dört, beş, orada başka bir üçüncü hakkını saklı tutar.Eine, zwei, drei, vier, fünf ein weiteres Drittel direkt dort.
Bir, iki, üç, dört, beş, orada başka bir üçüncü hakkını saklı tutar.Jeden, dwa, trzy, cztery, pięć, to będzie kolejna jedna trzecia.
Bir, iki, üç, dört, beş, orada başka bir üçüncü hakkını saklı tutar.Un, deux, trois, quatre, cinq, ce qui fait un autre tiers là.
Bir, iki, üç, dört, beş, orada başka bir üçüncü hakkını saklı tutar.Едно, две, три, четири, пет, това е още 1/3.
Bir, iki, üç, dört, beş, orada başka bir üçüncü hakkını saklı tutar.Один, два, три, четыре, пять это другая треть.
Bir, iki, üç, dört, beş, orada başka bir üçüncü hakkını saklı tutar.これがもうひとつの 3 分の 1です. 注意して下さい.このようにすると,
Biri önünde yüzüstü yere kapanmak üzere yaklaştı mı, Avşalom elini uzatıp adamı tutar, öperdi.A gdy kto przystąpił, i ukłonił mu się, ściągnął rękę swą, a ująwszy go, całował go.
Biri önünde yüzüstü yere kapanmak üzere yaklaştı mı, Avşalom elini uzatıp adamı tutar, öperdi.Ano i když někdo přicházel, klaněje se jemu, vztáhl ruku svou, a uchopě ho, políbil jej.
Biri önünde yüzüstü yere kapanmak üzere yaklaştı mı, Avşalom elini uzatıp adamı tutar, öperdi.In če je kdo pristopil, da mu stori poklon, je iztegnil svojo roko ter ga zadržal in ga poljubil.
Biri önünde yüzüstü yere kapanmak üzere yaklaştı mı, Avşalom elini uzatıp adamı tutar, öperdi.Ja kun joku lähestyi kumartaaksensa häntä, ojensi hän kätensä, tarttui häneen ja suuteli häntä.
Biri önünde yüzüstü yere kapanmak üzere yaklaştı mı, Avşalom elini uzatıp adamı tutar, öperdi.사람이 가까이 와서 절하려 하면 압살롬이 손을 펴서 그 사람을 붙들고 입을 맞추니