Ama oğulları onun yolunda yürümediler. Tersine, haksız kazanca yönelip rüşvet alır, yargıda yan tutarlardı.Но сыновья его не ходили путями его, а уклонились в корысть и брали подарки, и судили превратно.
Ama oğulları onun yolunda yürümediler. Tersine, haksız kazanca yönelip rüşvet alır, yargıda yan tutarlardı.ולא הלכו בניו בדרכו ויטו אחרי הבצע ויקחו שחד ויטו משפט׃
Ama oğulları onun yolunda yürümediler. Tersine, haksız kazanca yönelip rüşvet alır, yargıda yan tutarlardı.ولم يسلك ابناه في طريقه بل مالا وراء المكسب واخذا رشوة وعوّجا القضاء.
Ama oğulları onun yolunda yürümediler. Tersine, haksız kazanca yönelip rüşvet alır, yargıda yan tutarlardı.他 兒 子 不 行 他 的 道 、 貪 圖 財 利 、 收 受 賄 賂 、 屈 枉 正 直
Ama oğulları onun yolunda yürümediler. Tersine, haksız kazanca yönelip rüşvet alır, yargıda yan tutarlardı.他 兒子 不 行 他 的 道 、 貪圖 財利 、 收受 賄賂 、 屈枉 正直
Ama sonra da, kendime tutarsız mesajlar verdiğimi fark ettim.Aber dann dachte ich mir, oh, ich sende mir selbst zweideutige Nachrichten.
Ama sonra da, kendime tutarsız mesajlar verdiğimi fark ettim.Ale później pomyślałem, że ślę sobie samemu sprzeczne komunikaty.
Ama sonra da, kendime tutarsız mesajlar verdiğimi fark ettim. Çünkü yazamam kötü ama yardım vermek iyidir.Но затем я поймал себя на том, что сам себе противоречу: не писать — плохо, а отдать на благое дело — хорошо.
Ama sonra da, kendime tutarsız mesajlar verdiğimi fark ettim.Dar apoi m-am gândit, oh, îmi trimit mesaje amestecate.
Ama sonra da, kendime tutarsız mesajlar verdiğimi fark ettim.De arra gondoltam, így összezavaróan üzenek magamnak.
Ama sonra da, kendime tutarsız mesajlar verdiğimi fark ettim.하지만 제가 생각하기로는, 오, 저는 제 자신에게 뒤섞인 교훈을 주고 있었습니다.
Ama sonra da, kendime tutarsız mesajlar verdiğimi fark ettim.Maar toen bedacht ik dat ik mezelf gemengde boodschappen zond.
Ama sonra da, kendime tutarsız mesajlar verdiğimi fark ettim.Mais ensuite j'ai pensé, oh, je m'envoie à moi-même des messages contradictoires.
Ama sonra da, kendime tutarsız mesajlar verdiğimi fark ettim.Mas depois pensei: "oh, estou a enviar mensagens cruzadas a mim mesmo.
Ama sonra da, kendime tutarsız mesajlar verdiğimi fark ettim.Men så tænkte jeg, at jeg sendte mig selv blandede signaler.
Ama sonra da, kendime tutarsız mesajlar verdiğimi fark ettim.Namun kemudian saya merasa, saya mengirim pesan yang bertolak-belakang.
Ama sonra da, kendime tutarsız mesajlar verdiğimi fark ettim.Nhưng rồi tôi nghĩ, ồ, tôi đang gửi cho bản thân những thông điệp khác nhau.
Ama sonra da, kendime tutarsız mesajlar verdiğimi fark ettim.No ale pak jsem si uvědomil, že to úplně fungovat nebude.
Ama sonra da, kendime tutarsız mesajlar verdiğimi fark ettim.Pero entonces me enviaría mensajes confusos.
Ama sonra da, kendime tutarsız mesajlar verdiğimi fark ettim.Poi ho pensato: "Mi sto mandando messaggi contraddittori.
Ama sonra da, kendime tutarsız mesajlar verdiğimi fark ettim.Όμως τότε συνειδητοποίησα ότι απλώς έστελνα στον εαυτό μου αντιφατικά μηνύματα.
Ama sonra da, kendime tutarsız mesajlar verdiğimi fark ettim.А после си казах, че сякаш сам се опитвам да се объркам.
Ama sonra da, kendime tutarsız mesajlar verdiğimi fark ettim.А тоді спохопився, що сам собі суперечу.
Ama sonra da, kendime tutarsız mesajlar verdiğimi fark ettim.אך אז חשבתי, אוי, אני נותן לעצמי מסרים סותרים.
Ama sonra da, kendime tutarsız mesajlar verdiğimi fark ettim.ولكن ثم فكرت، ألا أقوم أنا بإرسال رسائل متضاربة لنفسي.
Ama sonra da, kendime tutarsız mesajlar verdiğimi fark ettim.書かないことは悪ですが、寄付することは善だからです。
Ama yine de o yılların sonunda, ülke yanlış yönetim ve politik tutarsızlık dönemine geri döndü.하지만 70년대 말에 가나는 정치적 불안과 잘못된 경영으로 치닿고 있었습니다
Ama yine de o yılların sonunda, ülke yanlış yönetim ve politik tutarsızlık dönemine geri döndü.Ale koncem 70. let spadla země zpět do politické nestability a špatné správy.
Ama yine de o yılların sonunda, ülke yanlış yönetim ve politik tutarsızlık dönemine geri döndü.Ale potom, ku koncu toho desaťročia, sa zem dostala späť do politickej nestability a zlého manažmentu.
Ama yine de o yılların sonunda, ülke yanlış yönetim ve politik tutarsızlık dönemine geri döndü.Ale wtedy, przed końcem dekady, kraj znów pogrążył się w niestabilności politycznej i wątpliwych rządów.
Ama yine de o yılların sonunda, ülke yanlış yönetim ve politik tutarsızlık dönemine geri döndü.Aztán az évtized végén az ország politikailag instabillá vált, és rossz vezetők kezébe került.
Ama yine de o yılların sonunda, ülke yanlış yönetim ve politik tutarsızlık dönemine geri döndü.Dar apoi, până la sfârşitul decadei, ţara a recăzut în instabilitate politică şi management defectuos.
Ama yine de o yılların sonunda, ülke yanlış yönetim ve politik tutarsızlık dönemine geri döndü.Maar dan, tegen het einde van het decennium, verviel het land terug in politieke instabiliteit en wanbestuur.
Ama yine de o yılların sonunda, ülke yanlış yönetim ve politik tutarsızlık dönemine geri döndü.Mais à la fin de la décennie, le pays était retombé dans l'instabilité politique et la mauvaise gestion.
Ama yine de o yılların sonunda, ülke yanlış yönetim ve politik tutarsızlık dönemine geri döndü.Mas depois, no fim da década, o país caiu de novo em instabilidade política e desgoverno.
Ama yine de o yılların sonunda, ülke yanlış yönetim ve politik tutarsızlık dönemine geri döndü.Nhưng rồi vào cuối thập niên ấy, đất nước đã rơi trở lại thời kỳ bất ổn chính trị và mất quyền quản lý.
Ama yine de o yılların sonunda, ülke yanlış yönetim ve politik tutarsızlık dönemine geri döndü.Pero a fines de la década, el país había recaído en una inestabilidad política y mala administración.
Ama yine de o yılların sonunda, ülke yanlış yönetim ve politik tutarsızlık dönemine geri döndü.Toda proti koncu desetletja je država zapadla v ponovno politično nestabilnost in slabo upravljanje.
Ama yine de o yılların sonunda, ülke yanlış yönetim ve politik tutarsızlık dönemine geri döndü.Але потім до кінця десятиліття у країні знову настала політична нестабільність та безгосподарність.
Ama yine de o yılların sonunda, ülke yanlış yönetim ve politik tutarsızlık dönemine geri döndü.Но в края на десетилетието, държавата отново се бе озовала в политическа нестабилност и лошо управление.
Ama yine de o yılların sonunda, ülke yanlış yönetim ve politik tutarsızlık dönemine geri döndü.Но затем, к концу десятилетия, в стране снова воцарились политическая нестабильность и безвластие.
Ama yine de o yılların sonunda, ülke yanlış yönetim ve politik tutarsızlık dönemine geri döndü.אבל אז - עד סוף העשור, המדינה נפלה שוב לאי יציבות פוליטית וניהול כושל.
Ama yine de o yılların sonunda, ülke yanlış yönetim ve politik tutarsızlık dönemine geri döndü.لكن بنهاية العقد، شهدت البلد عدم استقرار سياسي وفساد إداري.
Ama yine de o yılların sonunda, ülke yanlış yönetim ve politik tutarsızlık dönemine geri döndü.ガーナは再び政情不安へと 逆戻りしてしまいました 1979年には
Amerikan kapı kapalı. Marvel şaşırtıcı bir "içeriye gireyim," dedi. ve ağlayan, ama yine de kitap tutarak.andしたたり落ちるが、それでも本をつかむ。
Amerikan kapı kapalı. Marvel şaşırtıcı bir "içeriye gireyim," dedi. ve ağlayan, ama yine de kitap tutarak.미국은 다른 문을 닫았. "안으로 할게요"마블 엄청난 말했다
Amerikan kapı kapalı. Marvel şaşırtıcı bir "içeriye gireyim," dedi. ve ağlayan, ama yine de kitap tutarak.أغلقت الباب الأميركية الأخرى. "يمي تذهب في الداخل ،" وقال الأعجوبة ، مذهل
Ancak kendi canının acısını duyar, Yalnız kendisi için yas tutar.››Ale jeho telo bolestí spolu s ním, a tak i jeho duša smúti tam spolu s ním.
Ancak kendi canının acısını duyar, Yalnız kendisi için yas tutar.››Bare over ham selv kjenner hans legeme smerte, og bare over ham selv sørger hans sjel.
Ancak kendi canının acısını duyar, Yalnız kendisi için yas tutar.››Csak õmagáért fáj még a teste, és a lelke is õmagáért kesereg.
Ancak kendi canının acısını duyar, Yalnız kendisi için yas tutar.››Hän tuntee vain oman ruumiinsa kivun, vain oman sielunsa murheen."
Ancak kendi canının acısını duyar, Yalnız kendisi için yas tutar.››Hanya nyeri tubuhnya yang dirasakannya; hanya pilu hatinya yang dideritanya.
Ancak kendi canının acısını duyar, Yalnız kendisi için yas tutar.››Hennes kropp känner blott sin egen plåga, hennes själ blott den sorg hon själv får förnimma.
Ancak kendi canının acısını duyar, Yalnız kendisi için yas tutar.››ikkun hans eget Kød volder Smerte, ikkun hans egen Sjæl volder Sorg.
Ancak kendi canının acısını duyar, Yalnız kendisi için yas tutar.››오직 자기의 살이 아프고 자기의 마음이 슬플 뿐이니이다
Ancak kendi canının acısını duyar, Yalnız kendisi için yas tutar.››Numai pentru el simte durere în trupul lui, numai pentru el simte întristare în sufletul lui.``
Ancak kendi canının acısını duyar, Yalnız kendisi için yas tutar.››Nur sein eigen Fleisch macht ihm Schmerzen, und seine Seele ist ihm voll Leides.
Ancak kendi canının acısını duyar, Yalnız kendisi için yas tutar.››Samo meso njegovo občuti ob njem bolečine in duša njegova žaluje v njem.
Ancak kendi canının acısını duyar, Yalnız kendisi için yas tutar.››Sente as dores do seu próprio corpo somente, e só por si mesmo lamenta.
Ancak kendi canının acısını duyar, Yalnız kendisi için yas tutar.››Soltanto i suoi dolori egli sente e piange sopra di sé