Fadıl özel bir dedektif tuttu.Fadil hired a private detective.
Fadıl silahla ilgili bir ihlal nedeniyle tutuklandı ve mahkum edildi.Fadil was arrested and convicted of a weapon-related violation.
Tom, Mary'nin başına bir silah tuttu.Tom held a gun to Mary's head.
Yas tutuyorum.I'm grieving.
Bir dilek tuttum.I made a wish.
Bu deponun kaç litre tutacağını düşünüyorsun?How many liters do you think this tank will hold?
O şeyi benden uzak tut!Get that thing away from me!
Bu öğleden sonra nasıl balık tutmaya gitmek istersiniz?How would you like to go fishing this afternoon?
Tom'un bugün balık tutmaya çıkacağını nasıl bildin?How did you know Tom was going to go fishing today?
Ne kadar süre nefesini tutabileceğini düşünüyorsun?How long do you think you can hold your breath?
Tom ağzını kapalı tutmalı.Tom should keep his mouth shut.
Bütün bu yiyecekleri tutacak bir yerimiz yok.We have no place to keep all this food.
Tom'un bir avukat tutması gerekirdi.Tom should've hired a lawyer.
Tom ve Mary'nin her ikisi de tutuklandı.Tom and Mary were both arrested.
Garajımızı boyaması için Tom'u ücretle tuttuk.We've hired Tom to paint our garage.
Bunun ne kadar tutacak?How much is this going to cost?
Ben gençken bir günlük tuttum.I kept a diary when I was younger.
Yeni bir avukat tuttum.I've hired a new lawyer.
Sık sık hafta sonları Tom ile balık tutmaya giderim.I frequently go fishing with Tom on weekends.
Sıcak tutmaya çalıştım.I tried to keep warm.
Sık sık balık tutmaya giderim.I often go fishing.
Kedileri bahçenden nasıl uzak tutuyorsun?How do you keep cats out of your garden?
Seni yanımda tutmak neye mal olursa olsun yapacağım.I'll do whatever it takes to keep you next to me.
Tom fazla tutumlu olduğumu söylüyor.Tom says I'm too bossy.
Ailemi birlikte tutmak için ne gerekiyorsa yapacağım.I'll do whatever it takes to keep our family together.
Balık tutmaktan hoşlanırım.I enjoy fishing.
Tutumlu bir şekilde yaşıyorum.I live frugally.
Ben rehin tutuldum.I was held hostage.
Ben tutuklanmadım.I wasn't arrested.
Ben sorumlu tutuyorum.I'm taking charge.
Uluslararası ilişkilerdeki oynaklık petrol fiyatlarını yukarıda tutuyor.Volatile international relations are keeping oil prices high.
Fadıl bütün kartları tutuyordu.Fadil was holding all the cards.
Fadıl evde çok para tuttu.Fadil kept a lot of money in the house.
Fadıl yine tutuklandı.Fadil got arrested again.
Fadıl'ı aylarca hastanede tuttular.They kept Fadil in the hospital for months.
Fadıl dokuz ay boyunca hastanede tutuldu.Fadil was kept in the hospital for nine months.
Fadıl bir Müslüman olmamasına rağmen oruç tutmaya başladı.Fadil started fasting although he wasn't a Muslim.
Fadıl, Leyla'yı iki gece boyunca odasında kilitli tuttu.Fadil kept Layla locked in his room for two nights.
Fadıl ve Leyla, kokainle ilgili olarak tutuklandılar.Fadil and Layla were arrested for dealing cocain.
Fadıl tutuklanmak istedi.Fadil wanted to be arrested.
Leyla sözünü tutmamasının bedelini Fadıl'a öğretti.Layla taught Fadil the price of breaking promises.
Fadıl, Leyla'nın tutkularını paylaşmak için çaba harcıyordu.Fadil was making an effort to share Layla's passions.
Ben tutuklanmayacağımdan oldukça eminim.I'm pretty sure that I won't be arrested.
Niyetlerinizi daima açık tutun.Always keep your intentions clean.
Sıcak tutan bir çift çorap giymelisin.You should put on a warm pair of socks.
Tom kadar uzun süre nefesimi tutamadım.I wasn't able hold my breath as long as Tom could.
Kendini meşgul tutuyor gibi görünüyorsun.You seem to be keeping yourself busy.
Sıcak tutan bir çift çorap giyiyorum.I'm wearing a warm pair of socks.
Bunu yaptığımız için tutuklanabiliriz.We could get arrested for doing this.
Bunu yapmak nedeniyle tutuklanabiliriz.We could get arrested for doing this.
Kendime iyi bir avukat tutmam lazım.I need to get myself a good lawyer.
Kendime bir yardımcı tuttum.I've hired myself an assistant.
Üç kez tutuklandım.I've been arrested three times.
Kendime bir avukat tuttum.I've hired myself a lawyer.
Bir asistan tuttum.I've hired an assistant.
Bir avukat tuttum.I've hired an attorney.
Sami'nin tutuklanması onun terör dönemini sona erdirdi.Sami's arrest ended his reign of terror.
Sami, odasında birçok ilaç tutuyordu.Sami kept many drugs in his room.
Bütün tutukluları öldür.Kill all the prisoners.
O, konuşmalarını yazmak için başkalarını tutuyor.He hires other people to write his speeches.