O tutuklandı.He got arrested.
Bizimle balık tutmaktan hoşlanıyor gibi görünmüyordun.You never seemed to enjoy fishing with us.
Tom ne yaptığı hakkında tutkuludur.Tom is passionate about what he does.
Tom 20 Ekim'de tutuklandı.Tom was arrested on October 20th.
Çevirmek benim tutkum.Translating is my passion.
Dilleri öğrenmek benim tutkumdur.Learning languages is my passion.
Tom konuşmalarını yazmak için birisini tuttu.Tom hires someone to write his speeches.
Tom'un tutunacak dalı kalmadı.Tom had no one to turn to.
Elin ağır görünüyor. Onu senin için tutayım.Your hand looks heavy. Let me hold it for you.
Elin yoğun görünüyor. Bunu senin için tutmama izin ver.Your hand looks heavy. Let me hold it for you.
Tuttuğun şeyi bana göster.Show me what you're holding.
Bir hukukçu tuttum.I've hired a lawyer.
Bu konu hakkında tutkum var.I am passionate about this subject.
Ben de tutuklandım.I was arrested, too.
Ben balık tutmaya gitmedim.I didn't go fishing.
Oy verme tercihlerimi gizli tutma hakkına sahibim.I have the right to keep my voting preferences secret.
Onlar aranan bir suçluyu tutukladılar.They've arrested a known previous offender.
Tom, Mary'nin elini masanın altında tuttu.Tom held Mary's hand under the table.
Tom, Mary'nin cansız bedenini kollarında tuttu.Tom held Mary's lifeless body in his arms.
Tom cinayete teşebbüsten tutuklandı.Tom was arrested for attempted murder.
Tom tutuklandığında orada mıydın?Were you there when Tom was arrested?
Tom penisini büyük bir kavanozda tutuyor.Tom keeps his pennies in a big jar.
Tom tutuklandı ve kefaletsiz tutuluyor.Tom has been arrested and is being held without bail.
Tek yapmak istediğim balık tutmaktı.All I ever wanted to do was to go fishing.
Tom neredeyse bir yıl esir tutuldu.Tom was held captive for almost a year.
Tom kendini savunmak için iyi bir avukat tuttu.Tom hired a good lawyer to defend him.
Tom Mary'yi arabanın içinde tutmaya çalıştı.Tom tried to keep Mary inside the car.
Tom değerli eşyalarını yatak odasında tuttuTom kept his valuables in his bedroom.
Bu malzeme kolayca tutuşur.This material combusts easily.
Neden onu tutuyorsun?Why are you keeping that?
Geçmişini herkesten gizli tuttu.He kept his past a secret from everyone.
Aşırı tutuculuğa karşı savaşmalıyız.We must fight religious fundamentalism.
Sırt çantamı tut.Hold my backpack.
Az önce tutuklandım.I just got arrested.
Leyla eski kocasını öldürmek için bir kiralık katil tuttu.Layla hired a hitman to kill her former husband.
Leyla eski kocasını öldürmek için bir tetikçi tuttu.Layla hired a hitman to kill her former husband.
Leyla dükkan hırsızlığından dolayı Kahire'de tutuklandı.Layla was arrested in Cairo for shoplifting.
Leyla şartlı tahliye ihlali nedeniyle tutuklandı.Layla was arrested for a parole violation.
Leyla tutuklandı ve Mısır'a geri gönderildi.Layla was arrested and extradited back to Egypt.
Sözümü tutabilmek için elimden geleni yapıyorum.I'm doing the best I can to keep my promise.
Leyla ev hapsinde tutuldu.Layla was placed under house arrest.
Leyla bir özel dedektif tuttu.Layla engaged a private detective.
Leyla o evliliği canlı tutamadı.Layla was unable to keep that marriage alive.
FBI, dolandırıcılık yüzünden Leyla'yı ev hapsinde tuttu.The FBI had Layla under house arrest for fraud.
Leyla, çocuklarını her türlü zarardan uzak tutmak istiyordu.Layla wanted to keep her kids away from all harm.
Bunun buzdolabında tutulması gerekiyor mu?Does this need to be kept in the refrigerator?
Tom üç gün önce Boston'da tutuklandı.Tom was arrested in Boston three days ago.
Tom dükkan soymak nedeniyle tutuklandı.Tom was arrested for shoplifting.
Gözlüklerimi tut.Hold my glasses.
Çantamı tut.Hold my bag.
Bilgisayarımı güvende tutmak için gerekeni yapıyorum.I make sure to keep my computer secure.
Ayaklarınızı pedalların üzerinde tutun.Keep your feet on the pedals.
Güçlü, eylemleri için sorumlu tutulmalıdır.The powerful must be held accountable for their actions.
Tom tasarruflarını döşeğinin altında tutar.Tom keeps his savings under his mattress.
Tom tasarruflarını yatağın altındaki bir ayakkabı kutusunda tutuyor.Tom keeps his savings in a shoebox under the bed.
Leyla, Sami'yi çizgi üstünde tutmaya çalıştı.Layla tried to keep Sami on the line.
Leyla umutsuzca Sami'yi hayatta tutmaya çalıştı.Layla desperately tried to keep Sami alive.
Tom bana balık tutmayı sevmediğini söyledi.Tom told me he didn't like fishing.
Sami zimmetine para geçirmekten tutuklandı.Sami got busted for embezzlement.
Leyla bir köpek eğitmeni tuttu.Layla hired a dog trainer.