Elimi çabuk tutsam iyi olur.I'd better get my act together.
Elimden geldiğince çok tutmaya çalışıyorum.I try to keep as many as I can.
Tom, Mary'yi sakin tutmaya çalışıyor.Tom is trying to keep Mary calm.
Tutarlı bir cevap beklemeyin.Don't expect a coherent answer.
Milletvekilleri genci tutukladı.Deputies arrested the teenager.
Tutuklayan memur kimmiş?Who was the arresting officer?
Havuzu açık tutmak istiyoruz.We want to keep the pool open.
Tom gerçekten tutarlıydı.Tom has been really consistent.
Tom Mary'nin kolunu sıkıca tuttu.Tom gripped Mary's arm tightly.
Başka tutuklanmalar beklenmiyor.No other arrests are expected.
Tutuklu olup olmadığımı sordu.I asked if I was under arrest.
Tom daha sonra tutuklandı.Tom was subsequently arrested.
Biz çok tutucuyduk.We've been very conservative.
Tom birkaç saat içinde tutuklandı.Tom was arrested within hours.
Tom aynı gün tutuklandı.Tom was arrested the same day.
Tom ertesi gün tutuklandı.Tom was arrested the next day.
Tom o akşam tutuklanlandı.Tom was arrested that evening.
Tom pazartesi günü erken saatlerde tutuklandı.Tom was arrested early Monday.
Tom olay yerinde tutuklandı.Tom was arrested at the scene.
Tutuklanmasının ardından Tom istifa etti.Tom resigned after his arrest.
Tom başını su üstünde tuttu.Tom kept his head above water.
Onu perspektifte tutalım.Let's keep it in perspective.
Tom'u her zaman araba tutar.Tom gets carsick all the time.
Her şey ayrı tutuldu.Everything was kept separate.
Tom'u burada tutacağız.We're going to keep Tom here.
Hepimiz onu akılda tutalım.Let's all keep that in mind.
Çevreyi temiz tutun.Keep your environment clean.
Tom gözaltında tutuluyor.Tom is being kept in custody.
Tom çok tutkulu bir adamdır.Tom is a very passionate man.
Tom şapkasını elinde tuttu.Tom held his hat in his hand.
Puan tuttuğumuzu sanmıyorum.I don't think we kept score.
Skor tuttuğumuzu sanmıyorum.I don't think we kept score.
Tom çok tutarlıydı.Tom has been very consistent.
Çok tutarlıyız.We've been very consistent.
Biz sizi sorumlu tutacağız.We'll hold you accountable.
Onların tutumu mantıklı geliyor.Their attitude makes sense.
Çocuklar balık tutmaya devam etti.The boys continued to fish.
Oğlanlar balık tutmaya devam ettiler.The boys continued to fish.
Başka bir avukat tutuyorum.I'm getting another lawyer.
Kendimi sıcak tutmamın hiçbir yolu yok.I have no way to stay warm.
Buna ışık tutabilir misin?Can you shed light on this?
Tom tutkulu bir öğretmendir.Tom is a passionate teacher.
Vergileri düşük tutmamız gerek.We need to keep taxes low.
Tom elinde bir kalem tutuyordu.Tom held a pen in his hand.
Tom iki tarafı da dengede tutmak zorundadır.Tom has to walk a fine line.
Tom'un müzik tutkusu var.Tom has a passion for music.
O benim hayatımın tutkusu.That's my life's ambition.
Tom hemen olta ile balık tuttu.Tom was hooked immediately.
Tom kesinlikle kin tutabilir.Tom sure can hold a grudge.
Tom balık tutma gezilerinden hoşlanıyor.Tom enjoys fishing trips.
İnsanlar onun için Tom'u sorumlu tuttu.People blamed Tom for it.
Harcamaları düşük tutacağım.I'll keep expenses low.
Olumlu tutmaya çalışıyorum.I try to keep positive.
Atlarınızı orada tutun.Hold your horses there.
Tom bu sözü tuttu.It's a promise Tom kept.
Şarkı söylemek benim tutkumdur.Singing is my passion.
Güncel tutalım.Let's keep up to date.
Tom beni kolumdan tuttu.Tom took me by the arm.
Sözünü tutacak mısın?Will you keep your promise?
Sadece şaşkınlıktan dilim tutuldu.I was just dumfounded.