Halkalı bir ay tutulması görmek zor olabilir.A penumbral lunar eclipse can be hard to see.
Biz onu düz tutmaya çalışıyoruz.We're trying to keep it straight.
Yarışmalardaki tutarsız performansı takımla ilişiğinin kesilmesinin nedeniydi.His inconsistent performance at competitions is why he was cut from the team.
Tom balık tutmaktan hoşlanır.Tom enjoys fishing.
Ben uyumadan önce tutacak sözlerim ve gidecek millerim var.I have promises to keep, and miles to go before I sleep.
Bu eldivenleri senin için tuttum.I knitted these mittens for you.
Bu eldivenler ellerimi sıcak tutuyor.These mittens keep my hands warm.
Bu eldivenler parmaklarımı sıcak tutuyor.These mittens keep my fingers warm.
Tom'la balık tutmaya gittim.I went fishing with Tom.
Güzel bir gündü, bu nedenle balık tutmaya gittik.It was a nice day so we went fishing.
Tutkalı bana ver.Hand me the glue.
Tom bir günlük tutmaya karar verdi.Tom decided to keep a diary.
Muhtemelen balık tutacağım.I'll probably be fishing.
Tutkumu takip ediyorum.I'm following my passion.
Seni geride tutmak istemiyorum.I don't want to hold you back.
Tom Mary'nin ellerini aldı, ve onları sıkıca tuttuçTom took Mary's hands and held them tightly.
Umarım Tom ve Mary tutuklanmazlar.I hope Tom and Mary don't get arrested.
Kötü bir muhasebeci tuttum.I hired a bad accountant.
Tom ve Mary'nin ikisi de 2013'te tutuklandı.Tom and Mary were both arrested in 2013.
Tom ve Mary 2013'te ikisi de tutuklanmıştı.Tom and Mary were both arrested in 2013.
Kütüphane, her kitabın sadece birini tutar.The library keeps only one of each book.
Balık tutmaya gidiyor musun?Are you going fishing?
Mary cinayet suçlamalarından sonra tutuklanmıştı.Mary was arrested following charges of murder.
Nefesimi tutmayacağım.I'm not going to hold my breath.
Tom ve Mary, dillerinde kar taneleri tutmaya çalıştı.Tom and Mary tried to catch snowflakes on their tongues.
Hiç dilinde kar taneleri tutmaya çalıştın mı?Have you ever tried to catch snowflakes on your tongue?
Çocuklar dillerinde kar taneleri tutmaya çalıştılar.The children tried to catch snowflakes on their tongues.
Bir yıllık ilaç alımı 50.000 dolar tutarında.A year's supply of the medicine costs $50,000.
Arkadaş bulmak kolaydır; Onları tutmak daha zordur.It's easy to find friends; it's harder to keep them.
Tom'un projesinde çok fazla tutarsızlıklar vardı.There were too many inconsistencies in Tom's project.
Bu noktada tüm seçenekleri açık tutuyoruz.We're keeping all options open at this point.
Balığa giden herkes balık tutmaz.Not everyone who goes fishing catches fish.
Şüpheli tetikçi tutuklandı.The suspected shooter has been arrested.
O son derece yararlı bir tutum.That's an extremely helpful attitude.
Deniz tutması tek sorun değildi.Sea-sickness wasn't the only problem.
Konuya biraz ışık tutalım.Let us shed some light on the matter.
Hemen balık tutmaya başladık.We began catching fish immediately.
Tutukluların konuşmaları gerekmiyor.Prisoners aren't required to speak.
Geleceğin neyi tuttuğunu kimse bilmiyor mu?Nobody knows what the future holds?
Hayallerini canlı tutuyorlar.They're keeping their dream alive.
Keşke tam bir liste tutsaydım.I wish I had kept a complete list.
Onları sorumlu tutmak zorundayız.We have to hold them accountable.
Adam hemen tutuklandı.The man was immediately arrested.
Tom babasının eve gelmesi hakkında ağzını kapalı tutamadı.Tom couldn't keep his mouth shut about his father coming home.
Tom tutuklandığı sırada Boston'da yaşıyordu.At the time of his arrest, Tom was living in Boston.
Tom bazı ilginç tutarsızlıklar buldu.Tom has found some interesting discrepancies.
Tutarlı ve adil olmak istiyorum.I want to be consistent and fair.
Tom basketbol hakkında gerçekten tutkuludur.Tom is really passionate about basketball.
Bir tutum ayarlamasına ihtiyacın var.You need an attitude adjustment.
Partiyi küçük tutmak istiyoruz.We want to keep the party small.
Tom, Mary'yi bir avukat olarak tutmak istedi.Tom wanted to get Mary an attorney.
Ona tutarlılık diyoruz.That's what we call consistency.
Köpeğinizin tasmasını tutun lütfen.Please keep a leash on your dog.
Dini, devletten uzak tutun.Keep religion out of government.
Dini, hükümet dışı tutun.Keep religion out of government.
Cinayet nedeniyle tutuklusun.You're under arrest for murder.
Onlar durduruldu ve tutuklandı.They were stopped and arrested.
Yerlerini tutuyorlardı.They were holding their ground.
Hiç tutuklama yapılmadı.There haven't been any arrests.
Hiçbir şüpheli tutuklanmadı.No suspects have been arrested.