Derin bir nefes al elinden ve onu geldiğince uzun süre tut.Take a deep breath and hold it for as long as you can.
Üç adam da Boston'da tutuklandı.Three men were also arrested in Boston.
Tom çok iyi bir avukat tuttu.Tom hired a very good lawyer.
Silahım tutukluk yaptı.My gun jammed.
Vampir tutkuyla onun boynunu öptü.The vampire kissed her neck passionately.
Ben modern diller için tutkumu kaybediyorum.I'm losing my passion for modern languages.
Soygundan Tom sorumlu tutuldu.The robbery was blamed on Tom.
Senin arkadaşını öldürmek için tutuldum.I was hired to kill your friend.
O kesinlikle ilgi çekici ve tutkulu bir insan.She's certainly an interesting and passionate person.
O izini kaybettirdi ve Avrupalı yetkililer onun tutuklanmasını istiyor.She's off the grid, and European authorities want her arrested.
Tom her zaman torpido gözünde bir harita tutar.Tom always keeps a map in the glove compartment.
Curdken ona doğru koştu ve onun başından bir tutam saç tutmak istedi.Curdken ran up to her and wanted to grasp some of the hair from her head.
Tom sır tutmada çok iyi değildir.Tom is not very good at keeping secrets.
Ben sır tutmada iyiyimdir.I'm good at keeping secrets.
Mary Tom'u ensesinden tuttu.Mary grabbed Tom by the scruff of his neck.
Tom oğlunu ensesinden tuttu.Tom grabbed his son by the scruff of his neck.
Ben kesinlikle pencerelerimi ve kapılarımı kilitli tutacağım.I'll definitely keep my windows and doors locked.
Tom bıçağı böyle tuttu.Tom held the knife like this.
Onu tamir etmek yaklaşık otuz dolar tutacak.It'll cost about thirty dollars to repair it.
Tom tutumlu bir şekilde yaşar.Tom lives frugally.
Gürültü kuşları uzak tutar.The noise keeps the birds away.
Tom bir film tutkunu.Tom is a movie buff.
Biz seni bilgili tutacağız.We'll keep you informed.
Bütün kapıları kilitli tut.Keep all the doors locked.
Neden burada balık tutmaya izin verilmez?Why is fishing not permitted here?
Nereye gidersem gideyim, ben tutkumu kaybetmem.Wherever I go, I won't lose my passion.
Tom çok tutumlu bir yaşam tarzı yaşadı.Tom lived a very frugal lifestyle.
Bu gölde balık tutmaya izin verilmez.Fishing is not permitted in this lake.
Tom Mary'nin elini tuttu ve sıktı.Tom took Mary's hand and squeezed it.
Neden hep onun tarafını tutuyorsun?Why do you always take her side?
Neden her zaman onun tarafını tutuyorsun?Why do you always take his side?
Burnumda tütüyorsun.I long for you.
Gözümde tütüyorsun.I long for you.
Yelken sporu balık tutmaktan daha eğlencelidir.Sailing is more fun than fishing.
Tom her zaman beni bilgili tuttu.Tom has always kept me informed.
Ben sözlerimi tutmaya çalışıyorum.I try to keep my promises.
Tom kin tutuyor olabilir.Tom might be holding a grudge.
Polis bizi güvende tutar.The police keep us safe.
Tutku onu kör eder.Passion makes him blind.
Tom geçen yaz neredeyse her gün balık tutmaya gitti.Tom went fishing almost every day last summer.
Tom, John ve Mary'yi ayrı tutmak istedi.Tom wanted to keep John and Mary apart.
Tom işi hakkında çok tutkulu.Tom is very passionate about his work.
Tom bu yılın başlarında tutuklandı.Tom was arrested earlier this year.
Odayı her zaman temiz tutmalısın.You should always keep the room clean.
Odanı her zaman temiz tutmalısın.You should always keep your room clean.
Biz sözlerimizi tutmaya çalışıyoruz.We try to keep our promises.
ABD'de 2012'de diyabet tedavisi 244.000.000.000 dolar tuttu.Treating diabetes cost the U.S. $244 billion in 2012.
Bunu akılda tutmak zorundayız.We have to keep this in mind.
Biz şimdi kapıları kilitli tutuyoruz.We keep the doors locked now.
Onun senin elini tuttuğunu gördüm.I saw him hold your hand.
Tom'un elini tuttuğunu gördüm.I saw Tom holding your hand.
Tom elimi tuttu.Tom grabbed my hand.
Tom parmaklıklar arkasında tutulmalıdır.Tom should be kept behind bars.
Daha tutarlı olmak zorundayız.We have to be more consistent.
Tom tutuklamaya karşı çıktığı için tutuklandı.Tom was arrested for resisting arrest.
Bizi meşgul tutacak çok şeyimiz var.We have plenty to keep us busy.
Biz herkesi güvencede tutmak istiyoruz.We want to keep everybody safe.
İhtiyaçlarımızı ön planda tutmak zorundayız.We have to prioritize our needs.
Tom asla sözünü tutmaz.Tom never keeps his word.
Bir ay tutulması dünyanın gece tarafındaki herhangi bir yerden görülebilir.A lunar eclipse can be seen from anywhere on the night side of the earth.