Onlar Tom'u tutuklayacaklar mı?Are they going to arrest Tom?
Mesken tutuyor musun?Are you settling in?
İpleri kimin tuttuğunu biliyorum.I know who's pulling the strings.
Tom defterleri tutar.Tom keeps the books.
Zabıt tutuyor musun?Are you taking minutes?
Tom polisin tutukladığı ilk kişi değildi.Tom wasn't the first person the police arrested.
Tutuklanman Tom'un suçu değil.It's not Tom's fault you were arrested.
Polisler birini tutukladı.The police have arrested someone.
Tom Mary'nin gerçekten sözünü tutacağını asla beklemiyordu.Tom never expected that Mary would really keep her promise.
Eğlenmek seni genç tutar.Having fun keeps you young.
Herkes nefeslerini tuttu.Everybody held their breath.
Tom muhtemelen bir taksi tuttu.Tom probably took a taxi.
Gerçekten sözlerini tutmalısın, Tom.You really should keep your promises, Tom.
Polis Tom'u tutukladı.The police have arrested Tom.
Tom odasını temiz tutar.Tom keeps his room clean.
Pencereleri açık tutun.Keep the windows open.
Silahlarınızı hazır tutun.Keep your weapons ready.
Tom odasını derli toplu tutar.Tom keeps his room tidy.
Tom odasını düzenli tutar.Tom keeps his room tidy.
Ben hiç günlük tutmadım.I've never kept a diary.
Tutuklandın mı?Have you been arrested?
Neden bir taksi tutmak istiyorsun?Why do you want to take a taxi?
Başvuru formuna fotoğraf tutturmayı unutma.Do not forget to attach your photo to the application form.
Bazen en iyi yanıt, kendinizi yanıt vermekten uzak tutmaktır.Sometimes, the best response is to restrain yourself from responding.
Tütsülenmiş istiridye sever misin?Do you like smoked oysters?
Onun tutumu beni rahatsız ediyor.Her attitude irks me.
Bugün kahvaltı için biraz tütsülenmiş ringa balığı yedim.Today I had some kipper for breakfast.
Tutankhamun, Akhenaten'in oğluydu.Tutankhamun was the son of Akhenaten.
O sıkıca benim elimi tuttu.She held my hand firmly.
Onlar el ele tutuşarak plajda yürüdüler.They walked down the beach, holding hands.
Polis dün bir şüpheliyi tutukladı.The police arrested a suspect yesterday.
Elle tutulur bir şey yap.Do something useful.
Bizi güncel tutun.Keep us updated.
Beni daha sıkı tut.Hold me tighter.
Bunu tutar mısın?Would you mind holding this?
Tom asla ağzını kapalı tutamaz.Tom is never be able to keep his mouth shut.
Onu bir sır olarak tutsan iyi olur.You'd better keep that a secret.
Bir sır tutamazsın.You can't keep a secret.
Sözlerini tutmuyorsun.You don't keep your promises.
Sözlerini tut.Keep your promises.
Tom sözünü tutmadı mı?Did Tom break his promise?
Ben sözümü tuttum.I've kept my promise.
Bunu her zaman akılda tut.Always keep that in mind.
Paramı onu hiç kimsenin asla bulamayacağını düşündüğüm bir yerde saklı tuttum.I kept my money hidden in a place I thought no one would ever find it.
Burada nöbet tutuyorum.I'm on guard here.
Şapkalarını tutmaya çalış.Hold onto your hats.
Balık tutmak için genellikle nereye gidersin?Where do you usually go fishing?
Hiç mızrakla balık tutmaya gittin mi?Have you ever gone spear fishing?
Balık tutmaya gitmek ister misin?Do you want to go fishing?
Tom ve Mary balık tutmaya gitti.Tom and Mary went fishing.
Tom'un balık tutmaya gitmesine izin vermeliydim.I should've let Tom go fishing.
Balık tutmayı severim.I like to fish.
Şaşkınlıktan dilimiz tutuldu.We were dumbfounded.
Ceketimi tutmama izin ver.Let me grab my coat.
Onu tavan arasında tutuyorum.I keep it in the attic.
Onların kimi tutukladığını biliyor musun?Do you know who they arrested?
Kimse tutuklanmadı.No one was arrested.
Tom Mary'nin John'un tutuklandığını bilip bilmediğini merak ediyordu.Tom wondered if Mary knew John had been arrested.
Sana göze alabileceğimiz en iyi avukatı tutacağız.We'll get you the best lawyer we can afford.
Sana, gücümüzün yettiği en iyi avukatı tutacağız.We'll get you the best lawyer we can afford.