Ana içeriğe geç
Sözlük

tut ile cümle

tut kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
O her zaman sözlerini tutar.He always keeps his promises.
O, sözlerini her zaman tutar.He always keeps his promises.
Tom nefesini tuttu ve bekledi.Tom held his breath and waited.
Tom işi yapması için Mary'yi tuttu.Tom hired Mary to do the job.
Elinde küçük bir şemsiye tutuyordu.She was holding a small parasol in her hand.
Onu aklımda tutacağım.I'll bear that in mind.
Sözümü tutacağımdan şüphe ediyor.He doubts that I'll keep my promise.
Otobüs sürücüsü öğrencilere başlarını otobüsün içinde tutmalarını söyledi.The bus driver told the pupils to keep their heads inside the bus.
Beni palyaço olduğum için tutuklayamazsın.You can't arrest me for being a clown.
Ben büyük bir golf tutkunuyum.I'm a huge fan of golf.
Beni aktif ve sosyal tutan arkadaşlar için minnettarım.I am thankful for friends who keep me active and social.
Gerçekten dolabı kapalı tutarım.Indeed, I keep the closet closed.
Aslında, dolabı kapalı tutarım.Indeed, I keep the cupboard closed.
Ne olursa olsun, sözümü tutarım.No matter what happens, I'll keep my promise.
Beni taşıt tutar.I get motion sickness.
O bunu gizli tutmamı rica ediyor.He asks me to keep it secret.
O haber raporu gerçeklerle tutarsız.That news report is inconsistent with the facts.
Eğer söyleyeceğin bir şey yoksa, dudaklarını kapalı tut.If you have nothing to say, keep your lips sealed.
Polis soyguncunun elinden tuttu.The policeman grabbed the robber's arm.
Evde kalmayı balık tutmaya tercih ederim.I'd rather stay home than go fishing.
Balık tutmaya gitmektense evde kalmayı tercih ederim.I'd rather stay at home than go fishing.
O, elimi sıkıca tuttu ve bıraktı.He held my hand firmly and left.
Bazı insanlar ilişkilerini nasıl sevecen tutacaklarını biliyorlar.Not many people know how to keep an affectionate relation with their relatives.
Babam her gün bir günlük tutar.My dad keeps a journal every day.
Gözlerinizi açık tutun, millet.Keep your eyes peeled, people.
Gözlerinizi ardına kadar açık tutun.Keep your eyes wide open!
Uzmanımızdan işleri nasıl kontrol altında tutacağını öğren.Learn how to keep things in control from our expert.
Her zaman iş yerinizi düzenli tutun.Always keep your workplace organized.
Sen havluları ve temizlik bezlerini bir arada tutmamalısın.You shouldn't keep towels and cleaning rags together.
O kırmızı bir çiçek tutuyor.She is holding a red flower.
Bunu benim için bir dakika tutabilir misin?Can you hold it a moment for me?
O rehin tutulurken cesur olmaya çalıştı.He tried to be brave while he was being held hostage.
Günlük tutardı fakat artık tutmuyor.She used to keep a diary, but doesn't anymore.
Babamın otuz yıldır tuttuğu günlüğünü buldum.I found my father's diary that he kept for 30 years.
Bu yıl bir günlük tutmaya karar verdim.I have decided to keep a diary this year.
Bu yıl bir günlük tutmak için karar verdim.I have made a resolution to keep a diary this year.
Bu arada kaç taneniz günlükler tutuyor?By the way, how many of you keep diaries?
Bu arada, kaç taneniz bir günlük tutuyor?By the way, how many of you keep a diary?
Boynumda bir tutulma ile uyandım.I woke up with a crick in my neck.
İpi sıkıca tuttum böylece düşmedim.I held on to the rope tightly so I wouldn't fall.
Polis iki suç çetesinden üyeler tutukladı.The police arrested members from two criminal gangs.
Şu tutuklular dün serbest bırakıldı.Those prisoners were set free yesterday.
Heyecandan dolayı dilim tutuldu.Due to excitement, I became tongue-tied.
Bay Roberto musunuz? Tutuklusunuz.Mr. Roberto? You're under arrest.
O sık sık sözlerini tutmayı unutur.He often forgets to keep his promises.
Bu robot yumurtayı kırmadan tutabilir.This robot can hold an egg without breaking it.
Yumurtaları sıkı tut yoksa onları kıracaksın.Hold the eggs tight or you'll break them.
Şemsiye tutan adam Ken'dir.The man holding the umbrella is Ken.
Şirketin muhasebecisi için bir tutuklama emri yayımlandı.An arrest warrant was issued for the company's accountant.
Küçük hediyeler arkadaşlığı canlı tutar.Little presents keep a friendship alive.
Merdiveni sıkı tutun.Hold the ladder tight.
O bu kuralları daima aklında tuttu.He's always kept these rules in mind.
O bu kuralları her zaman zihninde tuttu.She's always kept these rules in mind.
Tom'un tutuklanma olasılığı çok düşük.The chance that Tom will get arrested is very slim.
Topu her iki elinle tut.Hold the ball with both hands.
Mary mağaza soygunculuğundan tutuklandı.Mary was arrested for shoplifting.
Mary, Tom ve Conchita'yı el ele tutuşurlarken gördü.Mary saw Tom and Conchita holding hands.
Onun hastalığı altı hafta boyunca onu hastanede tuttu.Her illness kept her in the hospital for six weeks.
Bu aptalca tutumlar ile, Maria sadece kendi kibrini kanıtlıyor.With these stupid attitudes, Maria only proves her own arrogance.
Okuma benim tutkum.Reading is my passion.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod