Tarihî yerleri gibi ilgi çeken çeşitli turistik mekânlarının olması, Ürdün’e ayrıcalık katmaktadır.Mõne linna reklaamimine turistide meelitamiseks ja koha maine tõstmine on alati olnud nende peamine eesmärk.
Günümüzde İpek Yolu daha çok turistik bir öneme sahiptir.Vanasadam on tänapäeval eelkõige reisisadam.
Ada, aynı zamanda turistler için yoğun uğrak noktasıdır.Piirkond on ka suur turistide sihtpunkt.
Ada çok turistik bir yerdir.Saar on populaarne turismisihtkoht.
Burada turistik tesisler ve kamp alanları vardır.Toimusid võistlused ja laagrid.
Turistik atraksiyonlar, adaya giriş coğrafi açıdan zor ve pahalı olduğu için ender olarak yapılır.Turism on raske ligipääsetavuse tõttu harv ja kallis.
İlçeye her yıl binlerce turist gelir.Saarel käib sadu turiste aastas.
Adaya turistlerin ziyaret etmesi serbesttir.Saare külastamiseks on tarvis sysselmann'i luba.
Turistik bir merkezdir.Be on turismisihtkoht.
Turistik önemi vardır.Turismil on ka suur tähtsus.
Aynı zamanda köklü bir turistik gezi bölgesidir.See on neile ka tähtis puhkuste veetmise piirkond.
11) Turistsen cinsel tacizi bildirme.11) Não denuncie assédio sexual se você for uma turista.
11) Turistsen cinsel tacizi bildirme.11) Ne signalez pas un harcèlement sexuel si vous êtes une touriste.
11) Turistsen cinsel tacizi bildirme.11) Non denunciare una molestia sessuale se sei una turista.
11) Turistsen cinsel tacizi bildirme.11)Μην καταγγειλετε σεξουαλικη παρενοχληση αν ειστε τουριστρια.
11) Turistsen cinsel tacizi bildirme.11) Не следует сообщать о сексуальном домогательстве, если ты турист.
11) Turistsen cinsel tacizi bildirme.Considera que conseguiste tu trabajo gracias al sexo oral.
Aslında çoğu rastgele turistler tarafından çekildi.De fapt, mai toate au fost făcute de turiști ocazionali.
Aslında çoğu rastgele turistler tarafından çekildi.De hecho, la mayoría las sacaron turistas al azar.
Aslında çoğu rastgele turistler tarafından çekildi.De meeste werden door toeristen genomen.
Aslında çoğu rastgele turistler tarafından çekildi.En fait, la plupart d'entre elles ont été prises par des touristes pris au hasard.
Aslında çoğu rastgele turistler tarafından çekildi.Faktisk er de fleste af dem taget af tilfældige turister.
Aslında çoğu rastgele turistler tarafından çekildi.Infatti, la maggior parte di queste foto sono state scattate da turisti scelti a caso.
Aslında çoğu rastgele turistler tarafından çekildi.Itse asiassa, useimmat kuvista ovat satunnaisten turistien ottamia.
Aslında çoğu rastgele turistler tarafından çekildi.사실 그 작품들의 대부분은 여행객들이 찍어 주었습니다.
Aslında çoğu rastgele turistler tarafından çekildi.Na verdade, a maioria foi tirada por turistas aleatórios.
Aslında çoğu rastgele turistler tarafından çekildi.Sebenarnya, kebanyakan diambil oleh wisatawan.
Aslında çoğu rastgele turistler tarafından çekildi.Thực ra, hầu hết chúng đều được chụp bởi những du khách tình cờ đi ngang qua
Aslında çoğu rastgele turistler tarafından çekildi.Um ehrlich zu sein, die meisten wurden von zufällig vorbeikommenden Touristen geschossen.
Aslında çoğu rastgele turistler tarafından çekildi.Valójában, többségük véletlen turisták által készültek.
Aslında çoğu rastgele turistler tarafından çekildi.Večino fotografij so posneli naključni turisti.
Aslında çoğu rastgele turistler tarafından çekildi.Ve skutečnosti, většina z nich byla pořízena náhodnými turisty.
Aslında çoğu rastgele turistler tarafından çekildi.V skutočnosti väčšinu z nich odfotili náhodní turisti.
Aslında çoğu rastgele turistler tarafından çekildi.Większość z nich zrobili przypadkowi turyści.
Aslında çoğu rastgele turistler tarafından çekildi.Στην πραγματικότητα, οι περισσότερες τραβήχτηκαν από τυχαίους τουρίστες.
Aslında çoğu rastgele turistler tarafından çekildi.В действителност повечето от тях бяха взети от случайни туристи.
Aslında çoğu rastgele turistler tarafından çekildi.Насправді ж, більшість з них були зняті випадковими туристами.
Aslında çoğu rastgele turistler tarafından çekildi.למעשה, רובן צולמו על ידי תיירים רנדומליים.
Aslında çoğu rastgele turistler tarafından çekildi.في الحقيقة معظم هذه الصور ألتقطت بواسطة سواح غرباء
Aslında çoğu rastgele turistler tarafından çekildi.この物語の始まりは
"Bir gezgin ol, turist değil."Bądź podróżnikiem, nie turystą.
"Bir gezgin ol, turist değil."Călătorește, nu fi o simplă turistă.
"Bir gezgin ol, turist değil."Jadilah seorang petualang, bukan seorang turis.
"Bir gezgin ol, turist değil."여행자가 되어라, 관광객이 아닌.
"Bir gezgin ol, turist değil."Sei ein Reisender, nicht ein Tourist.
"Bir gezgin ol, turist değil."Sé una viajera, no una turista.
"Bir gezgin ol, turist değil."Sii un viaggiatore, non un turista.
"Bir gezgin ol, turist değil."Sois un voyageur, pas un touriste.
"Bir gezgin ol, turist değil."Να είσαι πάντα ταξιδιώτης, ποτέ τουρίστας.
"Bir gezgin ol, turist değil."Будьте путешественниками, а не туристами.
"Bir gezgin ol, turist değil."Бъди пътник, а не турист.
"Bir gezgin ol, turist değil."היי מטיילת, ולא תיירת.
"Bir gezgin ol, turist değil." كونوا مسافرات .. لا سائحات "
"Bir gezgin ol, turist değil.バスから降りて 新しいことを探しなさい
Bir turist İskoçya'yı sırt çantasıyla gezerken içki içmek için bir bara girer.Egy turista utazik a skót felföldön, és megáll egy kocsmában egy italra.
Bir turist İskoçya'yı sırt çantasıyla gezerken içki içmek için bir bara girer.Ein Tourist auf Rucksacktour durch die schottischen Highlands kehrt auf einen Drink in einen Pub ein.
Bir turist İskoçya'yı sırt çantasıyla gezerken içki içmek için bir bara girer.En turist er på rygsæktur i højlandet i Skotland, og han stopper ved en pub for at få noget at drikke.
Bir turist İskoçya'yı sırt çantasıyla gezerken içki içmek için bir bara girer.한 관광객이 스코틀란드의 산악지대를 통과하며 배낭여행을 하는데, 선술집에 음료를 마시기 위해 멈춥니다.
Bir turist İskoçya'yı sırt çantasıyla gezerken içki içmek için bir bara girer.Người lữ hành nọ rảo bước trên những cao nguyên của vùng Scotland, ông ta dừng chân ở một quán rượu.
Bir turist İskoçya'yı sırt çantasıyla gezerken içki içmek için bir bara girer.Turista baťůžkář prochází skotskou vysočinou a zastaví se v hospodě na pití.