tulum ile cümle
tulum kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Oğlu, "baba, uyku tulumum var, ben yerde yatarım" dedi. "benim de var" dedim.Его сын сказал: "Папа, у меня есть спальный мешок, я посплю на полу." А я сказал:
Oğlu, "baba, uyku tulumum var, ben yerde yatarım" dedi. "benim de var" dedim.Неговият син каза: "Татко, аз имам спален чувал, ще спя на пода." Аз казах: " Да, аз също имам един."
Oğlu, "baba, uyku tulumum var, ben yerde yatarım" dedi. "benim de var" dedim.אז הבן שלו אמר, "אבא, יש לי שק שינה, אני אשן על הרצפה." ואני אמרתי, "כן, גם לי יש."
Oğlu, "baba, uyku tulumum var, ben yerde yatarım" dedi. "benim de var" dedim.فقال ابنه: "أبي، لدي حقيبة نوم، سأنام على الأرض." و أنا قلت: "نعم لدي واحدة أيضا."
Oğlu, "baba, uyku tulumum var, ben yerde yatarım" dedi. "benim de var" dedim.私も寝袋をもっていましたので ティムと私は床で寝ました
Ona on ekmek, birkaç çörek, bir tulum bal götür. Çocuğa ne olacağını o sana bildirecektir.››Ia cu tine zece pîni, turte, şi un vas cu miere, şi intră la el: el îţi va spune ce va fi cu copilul.``
Ona on ekmek, birkaç çörek, bir tulum bal götür. Çocuğa ne olacağını o sana bildirecektir.››그대의 손에 떡 열과 과자와 꿀 한병을 가지고 그에게로 가라 저가 그대에게 이 아이의 어떻게 될 것을 알게 하리라
Ona on ekmek, birkaç çörek, bir tulum bal götür. Çocuğa ne olacağını o sana bildirecektir.››Toma contigo diez panes, galletas y un frasco de miel, y ve a él; él te dirá lo que ha de suceder al niño
Ona on ekmek, birkaç çörek, bir tulum bal götür. Çocuğa ne olacağını o sana bildirecektir.››И возьми с собою десять хлебов, и лепешек, и кувшин меду, и пойди к нему: он скажет тебе, что будет с отроком.
Ona on ekmek, birkaç çörek, bir tulum bal götür. Çocuğa ne olacağını o sana bildirecektir.››ולקחת בידך עשרה לחם ונקדים ובקבק דבש ובאת אליו הוא יגיד לך מה יהיה לנער׃
Ona on ekmek, birkaç çörek, bir tulum bal götür. Çocuğa ne olacağını o sana bildirecektir.››وخذي بيدك عشرة ارغفة وكعكا وجرّة عسل وسيري اليه وهو يخبرك ماذا يكون للغلام.
Ona on ekmek, birkaç çörek, bir tulum bal götür. Çocuğa ne olacağını o sana bildirecektir.››現 在 你 要 帶 十 個 餅 、 與 幾 個 薄 餅 、 和 一 瓶 蜜 、 去 見 他 、 他 必 告 訴 你 兒 子 將 要 怎 樣
Ona on ekmek, birkaç çörek, bir tulum bal götür. Çocuğa ne olacağını o sana bildirecektir.››現 在 你 要 帶十個餅 、 與幾個 薄餅 、 和 一 瓶 蜜 、 去 見 他 、 他 必 告訴 你 兒子將 要 怎樣
Sonra Carlton'da, üniversitedeki ilk yılımın tüm masraflarını kapı kapı şarap tulumu satarak karşıladım.Apoi mi-am plătit primul an de universitate la Carlton vânzând din uşă în uşă ploşti din piele pentru vin.
Sonra Carlton'da, üniversitedeki ilk yılımın tüm masraflarını kapı kapı şarap tulumu satarak karşıladım.Assim, paguei o meu primeiro ano na universidade em Carleton a vender odres de vinho de porta em porta.
Sonra Carlton'da, üniversitedeki ilk yılımın tüm masraflarını kapı kapı şarap tulumu satarak karşıladım.그리고 저는 Carlton 대학 1학년에 드는 돈 전부를 방마다 돌아다니며 와인스킨(wine skin: 와인을 담는 가죽 부대)을 팔아서 마련했습니다.
Sonra Carlton'da, üniversitedeki ilk yılımın tüm masraflarını kapı kapı şarap tulumu satarak karşıladım.Első évemet a Carltonon pedig abból finanszíroztam, hogy ajtóról ajtóra mentem és bőrkulacsokat árultam.
Sonra Carlton'da, üniversitedeki ilk yılımın tüm masraflarını kapı kapı şarap tulumu satarak karşıladım.E poi mi pagai tutto il primo anno a Carlton vendendo otri per il vino porta a porta.
Sonra Carlton'da, üniversitedeki ilk yılımın tüm masraflarını kapı kapı şarap tulumu satarak karşıladım.Later betaalde ik mijn hele eerste jaar universiteit van Carlton door wijnzakken huis-aan-huis te verkopen.
Sonra Carlton'da, üniversitedeki ilk yılımın tüm masraflarını kapı kapı şarap tulumu satarak karşıladım.Opłaciłem pierwszy rok na unwersytecie Carleton, chodząc po domach i sprzedając worki na wino.
Sonra Carlton'da, üniversitedeki ilk yılımın tüm masraflarını kapı kapı şarap tulumu satarak karşıladım.Taky jsem úplně zaplatil můj první ročník na univerzitě v Carltonu podomním prodejem vaků na víno.
Sonra Carlton'da, üniversitedeki ilk yılımın tüm masraflarını kapı kapı şarap tulumu satarak karşıladım.Y luego me pagué todo el primer año de universidad en Carlton vendiendo botas de vino de puerta en puerta.
Sonra Carlton'da, üniversitedeki ilk yılımın tüm masraflarını kapı kapı şarap tulumu satarak karşıladım.Μετά πλήρωσα για τον πρώτο χρόνο στο πανεπιστήμιο του Κάρλτον πουλώντας ασκούς κρασιού πόρτα-πόρτα.
Sonra Carlton'da, üniversitedeki ilk yılımın tüm masraflarını kapı kapı şarap tulumu satarak karşıladım.Потом я сам оплатил себе первый курс университета в Карлтоне, продавая бурдюки по домам.
Sonra Carlton'da, üniversitedeki ilk yılımın tüm masraflarını kapı kapı şarap tulumu satarak karşıladım.ואז שילמתי את כל השנה הראשונה שלי באוניברסיטה בקרלטון בעזרת מכירת שקי יין מדלת לדלת
Sonra Carlton'da, üniversitedeki ilk yılımın tüm masraflarını kapı kapı şarap tulumu satarak karşıladım.ومن ثم عملت لكي ادفع مصاريف سنتي الاولى في جامعة كارلتون عن طريق بيع " حافظات النبيذ " هذه
Sonra Carlton'da, üniversitedeki ilk yılımın tüm masraflarını kapı kapı şarap tulumu satarak karşıladım.ワイン用の革袋を売って稼ぎ出しました ラム酒の40オンス瓶や
Sonra Tanrı Hacerin gözlerini açtı, Hacer bir kuyu gördü. Gidip tulumunu doldurdu, oğluna içirdi.A Bôh otvoril jej oči, a videla studňu, v ktorej bola voda. A išla a naplnila kožicu vodou a napojila chlapca.
Sonra Tanrı Hacerin gözlerini açtı, Hacer bir kuyu gördü. Gidip tulumunu doldurdu, oğluna içirdi.A otevřel Bůh oči její, aby uzřela studnici vody. I šla a naplnila láhvici vodou, a napojila dítě.
Sonra Tanrı Hacerin gözlerini açtı, Hacer bir kuyu gördü. Gidip tulumunu doldurdu, oğluna içirdi.Dio le aprì gli occhi ed essa vide un pozzo d'acqua. Allora andò a riempire l'otre e fece bere il fanciullo
Sonra Tanrı Hacerin gözlerini açtı, Hacer bir kuyu gördü. Gidip tulumunu doldurdu, oğluna içirdi.Ðoạn, Ðức Chúa Trời mở mắt nàng ra; nàng bèn thấy một cái giếng nước, và đi lại múc đầy bầu cho đứa trẻ uống.
Sonra Tanrı Hacerin gözlerini açtı, Hacer bir kuyu gördü. Gidip tulumunu doldurdu, oğluna içirdi.E abriu-lhe Deus os olhos, e ela viu um poço; e foi encher de água o odre e deu de beber ao menino.
Sonra Tanrı Hacerin gözlerini açtı, Hacer bir kuyu gördü. Gidip tulumunu doldurdu, oğluna içirdi.하나님이 하갈의 눈을 밝히시매 샘물을 보고 가서 가죽부대에 물을 채워다가 그 아이에게 마시웠더라
Sonra Tanrı Hacerin gözlerini açtı, Hacer bir kuyu gördü. Gidip tulumunu doldurdu, oğluna içirdi.Og Gud åpnet hennes øine, så hun så en brønn; da gikk hun dit og fylte sekken med vann og gav gutten å drikke.
Sonra Tanrı Hacerin gözlerini açtı, Hacer bir kuyu gördü. Gidip tulumunu doldurdu, oğluna içirdi.Otworzył tedy Bóg oczy jej, że ujrzała źródło wody; a szedłszy napełniła łagiew wodą, i dała pić dziecięciu.
Sonra Tanrı Hacerin gözlerini açtı, Hacer bir kuyu gördü. Gidip tulumunu doldurdu, oğluna içirdi.Tedaj odpre Bog oči njene, da vidi studenec; in gre in napolni meh svoj z vodo in da dečku piti.
Sonra Tanrı Hacerin gözlerini açtı, Hacer bir kuyu gördü. Gidip tulumunu doldurdu, oğluna içirdi.Toen opende God haar ogen en zij zag een bron. Ze vulde haar waterzak en gaf het kind te drinken.
Sonra Tanrı Hacerin gözlerini açtı, Hacer bir kuyu gördü. Gidip tulumunu doldurdu, oğluna içirdi.И Бог открыл глаза ее, и она увидела колодезь с водою, и пошла, наполнила мех водою и напоила отрока.
Sonra Tanrı Hacerin gözlerini açtı, Hacer bir kuyu gördü. Gidip tulumunu doldurdu, oğluna içirdi.Тогава Бог й отвори очите, и тя видя кладенец с вода; и отиде да напълни меха с вода и даде на момчето да пие.
Sonra Tanrı Hacerin gözlerini açtı, Hacer bir kuyu gördü. Gidip tulumunu doldurdu, oğluna içirdi.ויפקח אלהים את עיניה ותרא באר מים ותלך ותמלא את החמת מים ותשק את הנער׃
Sonra Tanrı Hacerin gözlerini açtı, Hacer bir kuyu gördü. Gidip tulumunu doldurdu, oğluna içirdi.وفتح الله عينيها فابصرت بئر ماء. فذهبت وملأت القربة ماء وسقت الغلام.
Sonra Tanrı Hacerin gözlerini açtı, Hacer bir kuyu gördü. Gidip tulumunu doldurdu, oğluna içirdi.神 使 夏 甲 的 眼 睛 明 亮 、 他 就 看 見 一 口 水 井 、 便 去 將 皮 袋 盛 滿 了 水 、 給 童 子 喝
Sonra Tanrı Hacerin gözlerini açtı, Hacer bir kuyu gördü. Gidip tulumunu doldurdu, oğluna içirdi.神 使 夏 甲 的 眼睛 明亮 、 他 就 看 見 一 口 水井 、 便 去 將 皮袋 盛滿 了 水 、 給 童子 喝
Tulumdaki su tükenince, oğlunu bir çalının altına bıraktı.A gdy nie stało wody w łagwi, porzuciła dziecię pod jednem drzewem;
Tulumdaki su tükenince, oğlunu bir çalının altına bıraktı.A když nebylo vody v láhvici, povrhla dítě pod jedním stromem.
Tulumdaki su tükenince, oğlunu bir çalının altına bıraktı.A keď sa minula voda z kožice, pohodila dieťa pod jeden z krov
Tulumdaki su tükenince, oğlunu bir çalının altına bıraktı.Cînd s'a isprăvit apa din burduf, a aruncat copilul subt un tufiş,
Tulumdaki su tükenince, oğlunu bir çalının altına bıraktı.Da det var forbi med vannet i sekken, kastet hun gutten fra sig under en busk
Tulumdaki su tükenince, oğlunu bir çalının altına bıraktı.Da nun das Wasser in dem Schlauch aus war, warf sie den Knaben unter einen Strauch
Tulumdaki su tükenince, oğlunu bir çalının altına bıraktı.E consumida a água do odre, Agar deitou o menino debaixo de um dos arbustos,
Tulumdaki su tükenince, oğlunu bir çalının altına bıraktı.Hogy elfogyott a víz a tömlõbõl, letevé a gyermeket egy bokor alá.
Tulumdaki su tükenince, oğlunu bir çalının altına bıraktı.Ketika air bekalnya habis, Hagar meletakkan anaknya di bawah semak
Tulumdaki su tükenince, oğlunu bir çalının altına bıraktı.Khi nước trong bầu đã hết , nàng để đứa trẻ dưới một cội cây nhỏ kia ,
Tulumdaki su tükenince, oğlunu bir çalının altına bıraktı.Khi nước trong bầu đã hết, nàng để đứa trẻ dưới một cội cây nhỏ kia,
Tulumdaki su tükenince, oğlunu bir çalının altına bıraktı.가죽부대의 물이 다한지라 그 자식을 떨기나무 아래 두며
Tulumdaki su tükenince, oğlunu bir çalının altına bıraktı.Ko pa ji je pošla voda iz meha, odloži dečka pod grmovje.
Tulumdaki su tükenince, oğlunu bir çalının altına bıraktı.Men när vattnet i lägeln hade tagit slut, kastade hon barnet ifrån sig under en buske
Tulumdaki su tükenince, oğlunu bir çalının altına bıraktı.Mutta kun vesi loppui leilistä, heitti hän pojan pensaan alle,
Tulumdaki su tükenince, oğlunu bir çalının altına bıraktı.og Vandet slap op i hendes Sæk; da lagde hun Drengen hen under en af Buskene
Tulumdaki su tükenince, oğlunu bir çalının altına bıraktı.Quand l`eau de l`outre fut épuisée, elle laissa l`enfant sous un des arbrisseaux,