Çok tuhaf biri.이상한 사람.
Bana tuhaf tuhaf gülüyor.절름발이이고 괴상한 웃음소리를 낸다.
NGC 4627 ve NGC 4631, tuhaf galaksiler atlasında çift galaksi veya galaksi çifti olarak listelenmiştir.NGC 4627과 고래 은하(NGC 4631)은 "이중 은하"로 불리며 특이 은하 목록에 올라와 있다.
Artık Gasol'u takımda görememek oldukça tuhaf olacak.다만, 상시 팀엔 대동하지 않는 비상근이었다.
Tuhaf olaylar gerçekleştikten sonra, Alex ve Ben evin her yanına kamera kurar.초자연적인 사건들이 발생한 이후로 알렉스와 그녀의 친구들은 섬의 비밀을 파헤쳐야 한다.
Ancak mezarlıkta Satsu'ya tuhaf bir şeyler olur.당나라 황궁에서 기묘한 일이 발생한다.
Ancak gezegende tuhaf giden bir şeyler vardır.이 우주에는 지구 이외의 행성에 지적생명체가 존재하지 않는다.
Burada tuhaf şeyler oluyor.이곳에서는 매일 이상한 일이 일어난다.
Bu isim, iri ve parlak gözleri ile tuhaf çığlıkları nedeniyle verilmiştir.입이 크고 흉측한 얼굴 때문에 아귀라고 이름이 붙였다.
Bu ismi almasındaki muhtemel onun tuhaf hareketidir."그래서 그 제목을 생각한 것은 매우 이상한 일이었습니다.
Şimdi, tuhaf bir şeyler oluyor.לכך יש כמה יוצאי דופן.
Burada tuhaf şeyler oluyor.עם זאת, ישנם חריגים לכלל זה.
Tuhaf Savaş kapsamındaki askeri harekât genellikle denizde olmuştur.רוב הפעולות הצבאיות במהלך המלחמה מדומה התרחשו בים.
Üç hafta sonra, Katie onları ziyaret eder ve evlerinde tuhaf şeylerin meydana geldiğinden bahseder.שלושה שבועות לאחר מכן, קייטי מבקרת בביתם של דניאל וקריסטי, ומספרת להם שדברים מוזרים החלו לקרות בבית שלה.
"Parmaklıklar Ardında tuhaflıklar"."הכסף שמאחורי הפקקים".
Ali, Hunter'ı kontrol etmek için yukarı çıkar ve Kristi'nin bacağında tuhaf bir ısırık izi görür.אלי עולה למעלה לבדוק מה מצבו של אחיה האנטר, ומגלה את קריסטי יושבת בחדרו, עם סימן נשיכה מוזר על רגלה.
"Ne tuhaf, değil mi?לא מעניין במיוחד."
Tuhaf şeyler de olmaktadır.יודע דברים משונים.
Dr. Tuhaf : Ekibin büyücüsüdür.איב טים - מכשף בצוות הטרימנס.
Günümüz araştırmacıları bu tuhaf hikayeyi bir efsane olarak görmektedir.מומחים להגיוגרפיה רואים בסיפורו אגדה בלבד.
Tom'un tuhaf bir rüyâsı vardı.לטום היה חלום מוזר.
51 yaşındaki hasta, kısa süreli hafıza kaybının da dahil olduğu tuhaf davranışsal semptomlara sahipti.Петдесетгодишната жена имала странни поведенчески симптоми, включително и загуба на краткотрайната памет.
Şimdi, tuhaf bir şeyler oluyor.Но се случва нещо невероятно!
Bu çocuk sessizdir ve bir bu kadar da tuhaf davranışlar sergilemeye başlar.Осиновеният и син започва да се държи странно и явно крие нещо.
İkisi de atışırlar, ne olursa olsun hiçbir şeyde anlaşamazlar (Max'in tuhaf yemeklerini sevmemeleri dışında).От тях двете възниква единицата, която не е нито четна, нито нечетна.
Tuhaf şeyler de olmaktadır.Винаги му идват странни идеи.
Babası ile konuşurken tuhaf bir dil kullanır.Научава от баща си руски език.
Burada tuhaf şeyler oluyor.Тук започват странните неща.
Bu tuhaf bir görüntüdür.Гледката е уникална.
"Ne tuhaf, değil mi?Няма ли да е интересно?
Yolda tuhaf küçük bir kızın yanından geçiyorlar.Пред странника изниква малка кръчмица край пътя.
Aşırı savurganlığı, tuhaflığı, ahlaksızlığı ve acımasızlığıyla tanınır, despotluğuyla hatırlanır.Той се оплаква от несправедливостта, жестокостта и неморалното.
Ancak mezarlıkta Satsu'ya tuhaf bir şeyler olur.Край Сулина има необичайно гробище.
Bu çok tuhaf.Това е доста странно.
Sen hiç bunun kadar tuhaf bir gelenek duydun mu?Чувал ли си някога за толкова странна традиция?
Burada tuhaf şeyler oluyor.Počinju se događati čudne stvari.
Şimdi, tuhaf bir şeyler oluyor.A onda je došlo nešto nevjerojatno.
Gerçekten de adı gibi tuhaftır.Njegovo ime je vrlo zanimljivo.
Herkes ona tuhaf bakıyordur, kendi karısı ve çocukları bile.Sumnjičav je prema svima, pa i svojoj djeci.
Joseph ve Thomas Odwell rolleri İkizler, tuhaflıklarını saklayan ve maske takan ikiz gorgon kardeşler.Joseph i Thomas Odwell kao Blizanci, gorgonski dječaci koji nose bijele maske sa otvorima.
Çetenin en tuhaf üyesidir.On je najopušteniji član grupe.
Stan işe gidince çocuklarla tuhaf aktiviteler yapmayı sever.U Big Brother kući ne bi volio živjeti sa dosadnim ljudima.
Ne tuhaf bir bütünlükleri var!Mali však zvláštnu štruktúru.
Pamparaptor, tuhaf gözükmez.Kostolík nevyniká nijakým zvláštnym slohom.
Bazı oldukça tuhaf özelliklere sahip olsa da , Einstein alan denklemlerinin mükemmel geçerli bir çözümdür .Hoci z iných dôvodov než pre Jukino, aj pre neho je jeho perfektný imidž veľmi dôležitý.
Günümüz araştırmacıları bu tuhaf hikayeyi bir efsane olarak görmektedir.Na toto pravidlo sa dnes pozeráme ako na historickú kuriozitu.
Burada tuhaf şeyler oluyor.Panujú tu otrasné pomery.
Ancak gezegende tuhaf giden bir şeyler vardır.Vo vesmíre vládne prísny determinizmus.
Herkes ona tuhaf bakıyordur, kendi karısı ve çocukları bile.Svojmu pánovi je veľmi oddaná, je priateľská aj k celej jeho rodine a deťom.
Bu tuhaf hayvan, görünüş olarak çok büyümüş bir sivri fareyi andırır.Žival deluje na videz zelo masivno zaradi izjemno širokega, sploščenega zadka.
Her gün saçma tuhaf durumlar içinde olan.Na nebu se vsak dan dogajajo zanimive stvari.
Herkes ona tuhaf bakıyordur, kendi karısı ve çocukları bile.Veliko je narisal portretov, tudi lastnih, svoje žene in otrok.
Carpenter tuhaf bir şekilde becerikli.Garfield je izredno požrešen.
Dr. Tuhaf : Ekibin büyücüsüdür.Burtininkas – žmogus, kuris užsiima būrimu.
Çetenin en tuhaf üyesidir.Tai stambiausi šio būrio atstovai.
Günümüz araştırmacıları bu tuhaf hikayeyi bir efsane olarak görmektedir.Dabartiniai tyrinėtojai vertina šią istoriją kaip prasimanymą.
Fakat önünde çok tuhaf bir gizem daha vardır: Yedi Ayın Mührü...Tačiau iki mūsų laikų tebėra gyvas pasakojimas apie septynis pasaulio stebuklus.
Bu benim için tuhaftı."Jis buvo unikalus“.
Monk dizisine Adrian Monk'un tuhaf kardeşi Ambrose Monk rolüyle konuk oldu.Pavadintas kompanijos prezidento Embrouzo Monelo (Ambrose Monell) garbei.
Çok tuhaf biri.Nepaprastas žmogus.