Cemaatimin karşısında, Tanrı ve tsunamiden bahsetmek için ayağa kalktığımda onlara verecek bir cevabım olmadı.私には答えはありませんでした 聖書に裏付けられた説得力がある信仰なんてありません
Deprem ve tsunamiden sonra... ...insanların spor salonu gibi büyük bir mekana tahliye edilmesi gerekiyordu.A földrengés és cunami után az embereket olyan nagy termekbe evakuálták, mint ez a tornaterem.
Deprem ve tsunamiden sonra... ...insanların spor salonu gibi büyük bir mekana tahliye edilmesi gerekiyordu.Após o terramoto e tsunami, as pessoas tiveram de ser evacuadas para um quarto grande, como um ginásio.
Deprem ve tsunamiden sonra... ...insanların spor salonu gibi büyük bir mekana tahliye edilmesi gerekiyordu.Après le séisme et le tsunami, les gens ont dû être évacués dans de grands espaces, comme des gymnases.
Deprem ve tsunamiden sonra... ...insanların spor salonu gibi büyük bir mekana tahliye edilmesi gerekiyordu.Dopo il terremoto e lo tusmani, la gente era stata fatta evacuare in una grande sala, una palestra.
Deprem ve tsunamiden sonra... ...insanların spor salonu gibi büyük bir mekana tahliye edilmesi gerekiyordu.După cutremur și tsunami, oamenii au trebuit adăpostiți într-o sală mare, o sală de sport.
Deprem ve tsunamiden sonra... ...insanların spor salonu gibi büyük bir mekana tahliye edilmesi gerekiyordu.Efter skalvet och tsunamin evakuerades folk till en stor sal.
Deprem ve tsunamiden sonra... ...insanların spor salonu gibi büyük bir mekana tahliye edilmesi gerekiyordu.지진과 쓰나미 이후에 사람들은 체육관과 같은 큰 공간으로 대피해야 했습니다.
Deprem ve tsunamiden sonra... ...insanların spor salonu gibi büyük bir mekana tahliye edilmesi gerekiyordu.ludzi ewakuowano do sal gimnastycznych.
Deprem ve tsunamiden sonra... ...insanların spor salonu gibi büyük bir mekana tahliye edilmesi gerekiyordu.Nach Erdbeben und Tsunami mussten Menschen evakuiert und in großen Räumen, wie Sporthallen, gesammelt werden.
Deprem ve tsunamiden sonra... ...insanların spor salonu gibi büyük bir mekana tahliye edilmesi gerekiyordu.Na de aardbeving en de tsunami moesten mensen worden geëvacueerd naar een grote ruimte zoals een gymzaal.
Deprem ve tsunamiden sonra... ...insanların spor salonu gibi büyük bir mekana tahliye edilmesi gerekiyordu.Po zemetrasení a tsunami museli byť ľudia evakuovaní do veľkých miestností, ako je telocvičňa.
Deprem ve tsunamiden sonra... ...insanların spor salonu gibi büyük bir mekana tahliye edilmesi gerekiyordu.Sau trận động đất và sóng thần, mọi người được sơ tán tới một phòng lớn như phòng tập thể dục.
Deprem ve tsunamiden sonra... ...insanların spor salonu gibi büyük bir mekana tahliye edilmesi gerekiyordu.Setelah gempa bumi dan tsunami, orang-orang dievakuasi dalam ruangan besar seperti gedung olahraga.
Deprem ve tsunamiden sonra... ...insanların spor salonu gibi büyük bir mekana tahliye edilmesi gerekiyordu.Tras el terremoto y tsunami, la gente tuvo que ser evacuada en un gran salón como un gimnasio.
Deprem ve tsunamiden sonra... ...insanların spor salonu gibi büyük bir mekana tahliye edilmesi gerekiyordu.Μετά το σεισμό και το τσουνάμι, οι άνθρωποι έπρεπε να εκκενωθούν σε ένα μεγάλο δωμάτιο, όπως ένα γυμναστήριο.
Deprem ve tsunamiden sonra... ...insanların spor salonu gibi büyük bir mekana tahliye edilmesi gerekiyordu.Після землетрусу і цунамі людей мали евакуювати у велику кімнату на кшталт спортзалу.
Deprem ve tsunamiden sonra... ...insanların spor salonu gibi büyük bir mekana tahliye edilmesi gerekiyordu.После землетрясения и цунами людям надо было находиться в большом помещении, вроде спортзала.
Deprem ve tsunamiden sonra... ...insanların spor salonu gibi büyük bir mekana tahliye edilmesi gerekiyordu.След земетресението и цунамито, хората трябваше да бъдат евакуирани в голяма стая като физкултурен салон.
Deprem ve tsunamiden sonra... ...insanların spor salonu gibi büyük bir mekana tahliye edilmesi gerekiyordu.אחרי רעידת האדמה והטסונאמי, נאלצנו לפנות אנשים לחלל גדול דוגמת אולם התעמלות.
Deprem ve tsunamiden sonra... ...insanların spor salonu gibi büyük bir mekana tahliye edilmesi gerekiyordu.بعد الزلزال والتسونامي، وكان يتم إخلاء الناس إلى غرف كبيرة مثل قاعات المدارس للألعاب رياضية.
Deprem ve tsunamiden sonra... ...insanların spor salonu gibi büyük bir mekana tahliye edilmesi gerekiyordu.人々は体育館のような広い所での 避難生活を余儀なくされました プライバシーがないですよね
En muazzam tsunami mütiş fırtına üzerimize çörekleniyor.A mais maciça e perfeita tempestade de tsunami está sobre nós.
En muazzam tsunami mütiş fırtına üzerimize çörekleniyor.Badai terhebat tsunami yang dahsyat mengancam kita.
En muazzam tsunami mütiş fırtına üzerimize çörekleniyor.Cel mai mare tsunami, furtuna desăvârșită se abate asupra noastră.
En muazzam tsunami mütiş fırtına üzerimize çörekleniyor.Den allra största perfekta tsunami-stormen är på väg att slå till mot oss.
En muazzam tsunami mütiş fırtına üzerimize çörekleniyor.El más grande y perfecto tsunami se cierne sobre nosotros.
En muazzam tsunami mütiş fırtına üzerimize çörekleniyor.가장 큰 쓰나미와 같은 최악의 상황이 돌진해오고 있습니다.
En muazzam tsunami mütiş fırtına üzerimize çörekleniyor.La più imponente tempesta perfetta sta avanzando verso di noi.
En muazzam tsunami mütiş fırtına üzerimize çörekleniyor.La tempête la plus massive et parfaite est en train de foncer sur nous.
En muazzam tsunami mütiş fırtına üzerimize çörekleniyor.Massiivisin tsunami, täydellinen myrsky uhkaa meitä.
En muazzam tsunami mütiş fırtına üzerimize çörekleniyor.Masszív "viharzóna" -- "tökéletes vihar" -- közeledik felénk.
En muazzam tsunami mütiş fırtına üzerimize çörekleniyor.Nejrozsáhlejší vlna problémů, se na nás řítí.
En muazzam tsunami mütiş fırtına üzerimize çörekleniyor.Potężne tsunami Potężne tsunami zbliża się w naszym kierunku.
En muazzam tsunami mütiş fırtına üzerimize çörekleniyor.Trận sóng thần diễn ra trên diện rộng nhất Tsunami, cơn bão hoàn hảo đang đánh gục chúng ta
En muazzam tsunami mütiş fırtına üzerimize çörekleniyor.Wie eine Tsunami stürzt eine der größten Katastrophen über uns herein.
En muazzam tsunami mütiş fırtına üzerimize çörekleniyor.Ένα τεράστιο τσουνάμι, μία καταστροφική καταιγίδα, έρχεται καταπάνω μας.
En muazzam tsunami mütiş fırtına üzerimize çörekleniyor.Най-мащабното цунами с ужасни последици е надвиснало над нас.
En muazzam tsunami mütiş fırtına üzerimize çörekleniyor.Самый мощный, идеальный шторм с цунами надвигается на нас.
En muazzam tsunami mütiş fırtına üzerimize çörekleniyor.הסופה המסיבית ביותר מכל סופות הצונאמי מאיימת עלינו.
En muazzam tsunami mütiş fırtına üzerimize çörekleniyor.大規模な災害が次々と 襲いかかっています この一連の災害が
En muazzam tsunami mütiş fırtına üzerimize çörekleniyor.最大、最勁抽嘅海嘯風暴 就快將我哋打低
Hala tsunami yaratan ve Auschwitz'e izin veren bir Tanrı ile başbaşa bırakılıyoruz.우리는 여전히 쯔나미와 아우슈비츠를 허락할 수 있는 하나님과 함께 있습니다.
Hala tsunami yaratan ve Auschwitz'e izin veren bir Tanrı ile başbaşa bırakılıyoruz.Nous voici avec un Dieu qui peut provoquer le tsunami et laisser faire Auschwitz.
Hala tsunami yaratan ve Auschwitz'e izin veren bir Tanrı ile başbaşa bırakılıyoruz.Parliamo sempre di un Dio che permette lo tsunami e Auschwitz.
Hala tsunami yaratan ve Auschwitz'e izin veren bir Tanrı ile başbaşa bırakılıyoruz.Seguimos estando con el Dios que puede hacer el tsunami y permite Auschwitz.
Hala tsunami yaratan ve Auschwitz'e izin veren bir Tanrı ile başbaşa bırakılıyoruz.Stále nám zbyl Bůh, který může vytvořit tsunami a dovolit Osvětim.
Hala tsunami yaratan ve Auschwitz'e izin veren bir Tanrı ile başbaşa bırakılıyoruz.Ta vẫn có ấn tượng về một vị Chúa tạo ra sóng thần và cho phép Auaschwitz.
Hala tsunami yaratan ve Auschwitz'e izin veren bir Tanrı ile başbaşa bırakılıyoruz.Tot rămânem cu un Dumnezeu care produce tsunami și permite Auschwitz-ul.
Hala tsunami yaratan ve Auschwitz'e izin veren bir Tanrı ile başbaşa bırakılıyoruz.Wciąż dochodzimy do Boga, który może wywołać tsunami i pozwolić na Auschwitz.
Hala tsunami yaratan ve Auschwitz'e izin veren bir Tanrı ile başbaşa bırakılıyoruz.We blijven nog steeds zitten met een God die een tsunami kan doen en Auschwitz toestaat.
Hala tsunami yaratan ve Auschwitz'e izin veren bir Tanrı ile başbaşa bırakılıyoruz.Wir stehen immer noch mit einem Gott da, der Tsunamis macht und Auschwitz erlaubt.
Hala tsunami yaratan ve Auschwitz'e izin veren bir Tanrı ile başbaşa bırakılıyoruz.Έχουμε να κάνουμε με έναν Θεό που επιτρέπει το τσουνάμι και το Άουσβιτς.
Hala tsunami yaratan ve Auschwitz'e izin veren bir Tanrı ile başbaşa bırakılıyoruz.В конечном итоге, нам приходится мириться с Богом, который допустил цунами и Освенцим.
Hala tsunami yaratan ve Auschwitz'e izin veren bir Tanrı ile başbaşa bırakılıyoruz.Все още имаме Бог, който прави цунами и позволява Аушвиц.
Hala tsunami yaratan ve Auschwitz'e izin veren bir Tanrı ile başbaşa bırakılıyoruz.אנו נותרים עם אלוהים שמסוגל לחולל את הצונמי ולאפשר את אושוויץ.
Hala tsunami yaratan ve Auschwitz'e izin veren bir Tanrı ile başbaşa bırakılıyoruz.إننا مازلنا في النهاية أمام رب يمكنه أن يقوم بالتسونامي أو بمعسكرات أوشفيتز.
Hala tsunami yaratan ve Auschwitz'e izin veren bir Tanrı ile başbaşa bırakılıyoruz.偉大な小説『カラマーゾフの兄弟』でドストエフスキーはナイーブで信心深い
Her zaman tsunami değil, genellikle sosyal durumlarda.Ce n'est pas toujours un tsunami, c'est souvent une évènement social.
Her zaman tsunami değil, genellikle sosyal durumlarda.Det er ikke altid en tsunami, tit er det en social begivenhed.