Ana içeriğe geç
Sözlük

trajik ile cümle

trajik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Trajik haber, annesini delirtti.The tragic news drove his mother mad.
Biz genellikle, bizimkinin aslında trajik bir çağ olduğunun söylenildiğini duyuyoruz.We often hear it said that ours is essentially a tragic age.
Ben trajik bir hikayeyle gözyaşlarına kapıldım.I was moved to tears by the tragic story.
Aile, genç çocuklarının trajik ölümünün yasını tuttu.The family mourned the tragic death of their young child.
Trajik hata birçok kişiyi etkiledi.The tragic mistake affected many people.
Trajik haberi duyduktan sonra her ikisi de ağladı.They both cried after hearing the tragic news.
Trajik haberleri duyduktan sonra, o yalnız kalmak için dışarı çıktı.After hearing the tragic news, he went outside to be alone.
Bir pusuda trajik bir ölümle karşılaştı.He met with a tragic death in an ambush.
Yüzünün solgunluğu onun trajik sonunun habercisiydi.The pallor of his face presaged his tragic end.
Ne trajik!How tragic!
O çok trajik.That's so tragic.
Bu o kadar trajik değildir.This is not so tragic.
Bu hüzünlü hikayenin trajik bir sonu vardı.This sad story had a tragic ending.
Film on sekizinci yüzyıldaki kölelerin trajik kaderiyle ilgilidir.The film relates the tragic fate of the slaves in the eighteenth century.
Tom trajik bir kazada öldü.Tom died in a tragic accident.
O trajik bir uçak kazasıydı.That was a tragic plane crash.
Bu trajik olay Tom'un bütün hayatına takıldı.The tragic event haunted Tom all his life.
Bu çok trajik.This is so tragic.
Bu gerçekten trajik.This is really tragic.
Olan şey trajikti.What happened was tragic.
Annesinin trajik haberi onu yıktı.She broke the tragic news to her mother.
Ermeni soykırımı trajik bir olaydı.The Armenian genocide was a tragic event.
Ülkemizin tarihindeki zor ve trajik bir zamanı yaşıyoruz.We are experiencing a difficult and tragic time in the history of our country.
Çok trajik olmasaydı çok komik olurdu.It would be funny, if it wasn't so sad.
Çok trajik olmasaydı, komik olurdu.It would be funny, if it wasn't so tragic.
Sonuç trajik olarak öngörülebilirdir.The result is tragically predictable.
Tom'un hayatı trajik bir şekilde sona erdi.Tom's life ended tragically.
Tom trajik bir şekilde öldü.Tom died tragically.
Bu gerçekten trajiktir.It's truly tragic.
Tom, Mary'nin trajik romanını isteksiz olarak yayınladı.Tom reluctantly published Mary's tragic novel.
Tom her iki elini de işyerindeki trajik bir kazada kaybetti.Tom lost both his hands in a tragic accident at work.
Fadıl trajik bir hata yapmış olduğunu fark etti.Fadil realized he had made a tragic mistake.
Leyla kendi annesi tarafından trajik olarak reddedildi.Layla was tragically rejected by her mother.
O trajik bir karakterdi.He was a tragic figure.
Aşk ciddiye alınmalı, ama trajik olmamalıdır.Love should be taken seriously, but not tragically.
Sami trajik ve acılı bir ölümle hayatını kaybetti.Sami died a tragic and painful death.
Sami'nin gülümsemesi trajik bir geçmişi maskeliyor.Sami's smile masks a tragic past.
Sami korkunç trajik bir şekilde öldü.Sami died in a terrible tragic way.
Sami hâlâ Leyla'nın ölümünün trajik bir kaza olduğunu savunuyor.Sami still maintains Layla's death was a tragic accident.
Yanni'nin ölümü trajikti.Yanni's death was tragic.
Halepçe katliamı çok trajik bir olaydı.The Halabja massacre was a very tragic event.
Genç Justice üyeleri, özellikle de Wonder Girl, trajik ölümlerden sorumlu hissetti.The members of Young Justice, especially Wonder Girl, felt responsible for the tragic deaths.
Romandaki ana trajik olay Liza'nın ölümüdür.The main tragic event is Liza's death.
Ayrıca şu açıklamayı yayımladı: "Bu trajik haberleri almak beni yıktı.She also issued the following statement: "I am devastated to have just received this tragic news.
Bu oyunda, Shakespeare trajik yapıya doğaüstü bir öge ekler.In this play, Shakespeare adds a supernatural element to the tragic structure.
Ama trajik bir kaza ve paralarının çalınması yüzünden planlarını değiştirmek zorunda kalırlar.But a tragic accident and the theft of their money change their plans.
Hayatın Trajik Duygusu.The Tragic Sense of Life.
1940 yılında, eşi ve kızı trajik bir şekilde boğuldu.Tragically, his wife and young daughter drowned in 1940.
Bu kadar genç yaşta hayatını kaybetmesi trajik bir kayıp." dedi.Such a tragedy to lose him at such a young age."
1999'da Roberts güreş belgeseli Beyond the Mat'te trajik geçmişini anlattı.In 1999, Roberts was unflatteringly featured in the wrestling documentary Beyond the Mat.
"Morosini'nin trajik hayatı"."THE MOROWA TRAGEDY".
Üçü de trajik sonlar yaşamıştır.Some of the former members suffered tragic ends.
Filmde Harlem bölgesinde büyüyen dört gencin trajik hikâyesi anlatılmaktadır.The film touches on the lives of four black youths growing up in Harlem.
Zimbabve'de olanlar ise oldukça trajik.What is going on in Gaza is a humanitarian catastrophe.
Melankonik ve hüzünlü,bir süperyıldızın trajik saygınlıktan düşüşünü tasvir etmektedir.Elegiac and mournful, it describes a superstar's tragic fall from grace.
Darbe girişiminin başlangıcı trajik, sonucu komikti.The attempted coup d'état was tragic in its origins and comic in its end.
Bu trajik kısır döngü nasıl aşılabilir?Can I penetrate this gigantic prism?
Kızın kibiri ve babanın hovardalığı Anne'i trajik sona doğru sürükler.The combination of the daughter's disdain and the father's rakishness drives Anne to a tragic end.
Annesi 1958 yılında trajik bir kaza sonucu öldü.Their only daughter died in an accident in 1958.
Ancak şarkı, Romeo ve Juliet'in trajik sonuyla değil, mutlu sonla biter.However, she replaced Romeo and Juliet's original tragic conclusion with a happy ending.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod