Ana içeriğe geç
Sözlük

tozu ile cümle

tozu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Pantheon'nun önünde, tozu dumana katıyor, ve sonunda işine varıyor.בחזית הפנתיאון - שוב גורם לאנדרלמוסיה ומגיע לבסוף לעבודה.
Pantheon'nun önünde, tozu dumana katıyor, ve sonunda işine varıyor.ومن أمام البانثيون، ومرة أخرى ينشر الفوضى، حتى يصل أخيرا إلى عمله.
Pantheon'nun önünde, tozu dumana katıyor, ve sonunda işine varıyor.実はマルチェロの仕事とは
Pavlov, bunu bizlere, köpeklerine et tozu sunmadan hemen önce bir zil çalarak gösterdi.Dat bewees hij door met een bel te rinkelen net voor hij zijn honden vleespoeder gaf.
Pavlov, bunu bizlere, köpeklerine et tozu sunmadan hemen önce bir zil çalarak gösterdi.Dimostrò questo facendo sounare una campana poco prima di dare al suo gruppo di cani della carne in polvere.
Pavlov, bunu bizlere, köpeklerine et tozu sunmadan hemen önce bir zil çalarak gösterdi.Ele mostrou isto ao tocar uma campainha imediatamente antes de dar carne em pó ao seu grupo de cães.
Pavlov, bunu bizlere, köpeklerine et tozu sunmadan hemen önce bir zil çalarak gösterdi.그는 이 사실을 그가 개 무리에게 고기를 주기 직전에 종을 치는 것으로 보였습니다.
Pavlov, bunu bizlere, köpeklerine et tozu sunmadan hemen önce bir zil çalarak gösterdi.Ông sử dụng tiếng chuông trước khi đem bột thịt lại cho bầy chó.
Pavlov, bunu bizlere, köpeklerine et tozu sunmadan hemen önce bir zil çalarak gösterdi.Wykazał to dzwoniąc dzwonkiem tuż przed podaniem grupie psów karmy.
Pavlov, bunu bizlere, köpeklerine et tozu sunmadan hemen önce bir zil çalarak gösterdi.Он показал это, звоня в колокольчик перед тем, как подать собакам мясной фарш.
Pavlov, bunu bizlere, köpeklerine et tozu sunmadan hemen önce bir zil çalarak gösterdi.Той показа това чрез позвъняване точно преди да даде храната на група от кучета.
Pavlov, bunu bizlere, köpeklerine et tozu sunmadan hemen önce bir zil çalarak gösterdi.הוא הראה זאת ע"י צלצול בפעמון בדיוק לפני שהגיש לכלביו אבקת בשר.
Pavlov, bunu bizlere, köpeklerine et tozu sunmadan hemen önce bir zil çalarak gösterdi.وأوضح هذا بدق جرس فوراً قبل تقديم مسحوق اللحم إلى مجموعته من الكلاب.
Peder, böyle altın rengi parladığında, aydınlığınız dünya üzerine düşerken ve tozu parlayıncaya kadar boyarkenPadre, cuando brilla como el oro, cuando tu luz cae sobre la tierra y pinta el polvo hasta que reluce.
Sizi kabul etmeyenlere gelince, kentten ayrılırken onlara uyarı olsun diye ayaklarınızın tozunu silkin.››Als ze in een stad niets van je willen weten, moet je daar meteen weggaan. Schud het stof van je voeten af."
Sizi kabul etmeyenlere gelince, kentten ayrılırken onlara uyarı olsun diye ayaklarınızın tozunu silkin.››Còn ai không tiếp rước các ngươi, hãy ra khỏi thành họ, và phủi bụi chơn mình để làm chứng nghịch cùng họ.
Sizi kabul etmeyenlere gelince, kentten ayrılırken onlara uyarı olsun diye ayaklarınızın tozunu silkin.››Còn ai không tiếp_rước các ngươi , hãy ra khỏi thành họ , và phủi bụi chơn mình để làm_chứng nghịch cùng họ .
Sizi kabul etmeyenlere gelince, kentten ayrılırken onlara uyarı olsun diye ayaklarınızın tozunu silkin.››누구든지 너희를 영접지 아니하거든 그 성에서 떠날 때에 너희 발에서 먼지를 떨어 버려 저희에게 증거를 삼으라 하시니
Sizi kabul etmeyenlere gelince, kentten ayrılırken onlara uyarı olsun diye ayaklarınızın tozunu silkin.››А если где не примут вас, то, выходя из того города, отрясите и прах от ног ваших во свидетельство на них.
Sizi kabul etmeyenlere gelince, kentten ayrılırken onlara uyarı olsun diye ayaklarınızın tozunu silkin.››А хто не прийме вас, виходячи з города того, й порох з ваших ніг обтрусїть на сьвідкуванне проти них.
Sizi kabul etmeyenlere gelince, kentten ayrılırken onlara uyarı olsun diye ayaklarınızın tozunu silkin.››וכל אשר לא יקבלו אתכם צאו מן העיר ההיא ונערו את העפר מעל רגליכם לעדות בהם׃
Sizi kabul etmeyenlere gelince, kentten ayrılırken onlara uyarı olsun diye ayaklarınızın tozunu silkin.››وكل من لا يقبلكم فاخرجوا من تلك المدينة وانفضوا الغبار ايضا عن ارجلكم شهادة عليهم.
Sizi kabul etmeyenlere gelince, kentten ayrılırken onlara uyarı olsun diye ayaklarınızın tozunu silkin.››凡 不 接 待 你 們 的 、 你 們 離 開 那 城 的 時 候 、 要 把 腳 上 的 塵 土 跺 下 去 、 見 證 他 們 的 不 是
Sizi kabul etmeyenlere gelince, kentten ayrılırken onlara uyarı olsun diye ayaklarınızın tozunu silkin.››凡 不 接待 你 們 的 、 你們離開 那 城 的 時候 、 要 把 腳上 的 塵土跺 下去 、 見證 他 們的 不是
Sizi kabul etmez, sözlerinizi dinlemezlerse o evden ya da kentten ayrılırken, ayaklarınızın tozunu silkin.누구든지 너희를 영접도 아니하고 너희 말을 듣지도 아니하거든 그 집이나 성에서 나가 너희 발의 먼지를 떨어 버리라
Sizi kabul etmez, sözlerinizi dinlemezlerse o evden ya da kentten ayrılırken, ayaklarınızın tozunu silkin.וכל אשר לא יקבל אתכם ולא ישמע לדבריכם צאו לכם מן הבית ההוא ומן העיר ההיא ונערו את עפר רגליכם׃
Sizi kabul etmez, sözlerinizi dinlemezlerse o evden ya da kentten ayrılırken, ayaklarınızın tozunu silkin.ومن لا يقبلكم ولا يسمع كلامكم فاخرجوا خارجا من ذلك البيت او من تلك المدينة وانفضوا غبار ارجلكم.
Sizi kabul etmez, sözlerinizi dinlemezlerse o evden ya da kentten ayrılırken, ayaklarınızın tozunu silkin.凡 不 接 待 你 們 、 不 聽 你 們 話 的 人 、 你 們 離 開 那 家 、 或 是 那 城 的 時 候 、 就 把 腳 上 的 塵 土 跺 下 去
Sizi kabul etmez, sözlerinizi dinlemezlerse o evden ya da kentten ayrılırken, ayaklarınızın tozunu silkin.凡 不 接待 你 們 、 不 聽 你 們話 的 人 、 你 們離開 那家 、 或是 那城 的 時候 、 就 把 腳上 的 塵土跺 下去
Sýnavdan önce bir gün önce gezin tozun kafanýzý dađýtýn, diyor.Κουζέυ.
Sýnavdan önce bir gün önce gezin tozun kafanýzý dađýtýn, diyor.Кузей.
Üzerindeki tozu silk! Kalk, ey Yeruşalim, tahtına otur, Boynundaki zinciri çöz, Ey Siyon, tutsak kız.너는 티끌을 떨어버릴지어다 예루살렘이여 일어나 보좌에 앉을지어다 사로잡힌 딸 시온이여 네 목의 줄을 스스로 풀지어다
Üzerindeki tozu silk! Kalk, ey Yeruşalim, tahtına otur, Boynundaki zinciri çöz, Ey Siyon, tutsak kız.Kom omhoog uit het stof, Jeruzalem; neem de slavenbanden van uw nek, gevangengenomen dochter van Sion.
Üzerindeki tozu silk! Kalk, ey Yeruşalim, tahtına otur, Boynundaki zinciri çöz, Ey Siyon, tutsak kız.Otras sa z prachu, povstaň, posaď sa, Jeruzaleme! Rozviaž si povrazy svojej šije a zahoď, zajatá dcéro Siona!
Üzerindeki tozu silk! Kalk, ey Yeruşalim, tahtına otur, Boynundaki zinciri çöz, Ey Siyon, tutsak kız.Otresi si prah, vstani, sedi, Jeruzalem; reši se vezi vratu svojega, o ujeta hči sionska!
Üzerindeki tozu silk! Kalk, ey Yeruşalim, tahtına otur, Boynundaki zinciri çöz, Ey Siyon, tutsak kız.Otřes se z prachu, povstaň, posaď se,Jeruzaléme; dobuď se z okovů hrdla svého, ó jatá dcerko Sionská.
Üzerindeki tozu silk! Kalk, ey Yeruşalim, tahtına otur, Boynundaki zinciri çöz, Ey Siyon, tutsak kız.Otrząśnij się z prochu, powstań, siądź, Jeruzalemie! dobądź się z oków szyi swojej, o pojmana córko Syoóska!
Üzerindeki tozu silk! Kalk, ey Yeruşalim, tahtına otur, Boynundaki zinciri çöz, Ey Siyon, tutsak kız.Pudista päältäsi tomu, nouse istuimellesi, Jerusalem; irroita kahleet kaulastasi, sinä vangittu tytär Siion.
Üzerindeki tozu silk! Kalk, ey Yeruşalim, tahtına otur, Boynundaki zinciri çöz, Ey Siyon, tutsak kız.Rázd ki magad a porból, kelj fel, ülj fel Jeruzsálem, oldd ki magadat nyakad bilincseibõl, Sion fogoly leánya!
Üzerindeki tozu silk! Kalk, ey Yeruşalim, tahtına otur, Boynundaki zinciri çöz, Ey Siyon, tutsak kız.Ryst Støvet af dig, stå op, tag Sæde, Jerusalem, fri dig for Halslænken, Zions fangne Datter!
Üzerindeki tozu silk! Kalk, ey Yeruşalim, tahtına otur, Boynundaki zinciri çöz, Ey Siyon, tutsak kız.Ryst støvet av dig, stå op, ta sete, Jerusalem! Gjør dig løs fra båndene om din hals, du fangne Sions datter!
Üzerindeki tozu silk! Kalk, ey Yeruşalim, tahtına otur, Boynundaki zinciri çöz, Ey Siyon, tutsak kız.Scuotiti la polvere, alzati, Gerusalemme schiava! Sciogliti dal collo i legami, schiava figlia di Sion
Üzerindeki tozu silk! Kalk, ey Yeruşalim, tahtına otur, Boynundaki zinciri çöz, Ey Siyon, tutsak kız.Skaka stoftet av dig, stå upp och intag din plats, Jerusalem; lös banden från din hals, du fångna dotter Sion.
Üzerindeki tozu silk! Kalk, ey Yeruşalim, tahtına otur, Boynundaki zinciri çöz, Ey Siyon, tutsak kız.Отряси с себя прах; встань, пленный Иерусалим! сними цепи с шеи твоей, пленная дочь Сиона!
Üzerindeki tozu silk! Kalk, ey Yeruşalim, tahtına otur, Boynundaki zinciri çöz, Ey Siyon, tutsak kız.התנערי מעפר קומי שבי ירושלם התפתחו מוסרי צוארך שביה בת ציון׃
Üzerindeki tozu silk! Kalk, ey Yeruşalim, tahtına otur, Boynundaki zinciri çöz, Ey Siyon, tutsak kız.انتفضي من التراب قومي اجلسي يا اورشليم انحلي من ربط عنقك ايها المسبية ابنة صهيون.
Üzerindeki tozu silk! Kalk, ey Yeruşalim, tahtına otur, Boynundaki zinciri çöz, Ey Siyon, tutsak kız.耶 路 撒 冷 阿 、 要 抖 下 塵 土 . 起 來 坐 在 位 上 . 錫 安 被 擄 的 居 民 哪 、 〔 居 民 原 文 作 女 子 〕 要 解 開 你 頸 項 的 鎖 鍊
Üzerindeki tozu silk! Kalk, ey Yeruşalim, tahtına otur, Boynundaki zinciri çöz, Ey Siyon, tutsak kız.耶路撒冷 阿 、 要抖 下 塵土 . 起來 坐在 位 上 . 錫安 被 擄 的 居民 哪 、 〔 居民 原文 作 女子 〕 要 解開 你 頸項 的 鎖鍊
Yani aslında hepimiz bu yıldız tozundan yapılmışızdır.Chúng ta đều được tạo ra từ bụi sao, theo đúng nghĩa đen.
Yani aslında hepimiz bu yıldız tozundan yapılmışızdır.Deci, literalmente, toţi suntem praf de stele.
Yani aslında hepimiz bu yıldız tozundan yapılmışızdır.Dus we bestaan allemaal letterlijk uit sterrenstof.
Yani aslında hepimiz bu yıldız tozundan yapılmışızdır.Jesteśmy z gwiezdnego pyłu, pochodzimy od gwiazd.
Yani aslında hepimiz bu yıldız tozundan yapılmışızdır.우리는 실제로 모두 별가루로 돼있습니다.
Yani aslında hepimiz bu yıldız tozundan yapılmışızdır.Noi siamo tutti letteralmente polvere di stelle.
Yani aslında hepimiz bu yıldız tozundan yapılmışızdır.Nous sommes littéralement tous faits de poussière d'étoile.
Yani aslında hepimiz bu yıldız tozundan yapılmışızdır.Por lo que literalmente estamos hechos de polvo de estrellas.
Yani aslında hepimiz bu yıldız tozundan yapılmışızdır.Végülis mindannyian csillagporból születtünk.
Yani aslında hepimiz bu yıldız tozundan yapılmışızdır.Všichni jsme doslova vytvořeni z hvězdného ptachu.
Yani aslında hepimiz bu yıldız tozundan yapılmışızdır.Wir bestehen im wahrsten Sinne des Wortes aus Sternenstaub.
Yani aslında hepimiz bu yıldız tozundan yapılmışızdır.Значи всички ние буквално сме съставени от звезден прах.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod