Kulların onun taşlarından hoşlanır, Tozunu bile severler.Du skall stå upp och förbarma dig över Sion; se, det är tid att du bevisar det nåd; ja, stunden har kommit.
Kulların onun taşlarından hoşlanır, Tozunu bile severler.(101:15) ибо рабы Твои возлюбили и камни его, и о прахе его жалеют.
Kulların onun taşlarından hoşlanır, Tozunu bile severler.(102:15) Car tes serviteurs en aiment les pierres, Ils en chérissent la poussière.
Kulların onun taşlarından hoşlanır, Tozunu bile severler.Căci robii Tăi iubesc pietrele Sionului, şi le e milă de ţărîna lui.
Kulların onun taşlarından hoşlanır, Tozunu bile severler.Các tôi tớ Chúa yêu chuộng đá Si-ôn, Và có lòng thương xót bụi đất nó.
Kulların onun taşlarından hoşlanır, Tozunu bile severler.Các tôi_tớ Chúa yêu_chuộng đá Si-ôn , Và có lòng thương_xót bụi đất nó .
Kulların onun taşlarından hoşlanır, Tozunu bile severler.Du vil reise dig, du vil forbarme dig over Sion; for det er tiden til å være det nådig, timen er kommet.
Kulların onun taşlarından hoşlanır, Tozunu bile severler.Eens zult U Zich over Jeruzalem komen ontfermen. De tijd is aangebroken om Uw stad genade te geven.
Kulların onun taşlarından hoşlanır, Tozunu bile severler.Kajti hlapcem tvojim je drago njega kamenje in smili se jim njega prah.
Kulların onun taşlarından hoşlanır, Tozunu bile severler.주의 종들이 시온의 돌들을 즐거워하며 그 티끌도 연휼히 여기나이다
Kulların onun taşlarından hoşlanır, Tozunu bile severler.Nouse ja armahda Siionia, sillä aika on tehdä sille laupeus ja määrähetki on tullut.
Kulların onun taşlarından hoşlanır, Tozunu bile severler.Porque os teus servos têm prazer nas pedras dela, e se compadecem do seu pó.
Kulların onun taşlarından hoşlanır, Tozunu bile severler.Te kelj fel, könyörülj a Sionon! Mert ideje, hogy könyörülj rajta, mert eljött a megszabott idõ.
Kulların onun taşlarından hoşlanır, Tozunu bile severler.thi dine Tjenere elsker dets Sten og ynkes over dets Grushobe.
Kulların onun taşlarından hoşlanır, Tozunu bile severler.Tu sorgerai, avrai pietà di Sion, perché è tempo di usarle misericordia: l'ora è giunta
Kulların onun taşlarından hoşlanır, Tozunu bile severler.Tus siervos aman sus piedras, y de su polvo tienen compasión
Kulların onun taşlarından hoşlanır, Tozunu bile severler.Ty povstana, smiluješ se nad Sionem, nebo čas jest učiniti milost jemu, a čas uložený přišel.
Kulların onun taşlarından hoşlanır, Tozunu bile severler.Ty povstaneš a zľutuješ sa nad Sionom, lebo je čas učiniť mu milosrdenstvo, lebo už prišiel určený čas.
Kulların onun taşlarından hoşlanır, Tozunu bile severler.Ty powstawszy zmiłujesz się nad Syonem; boć czas, żebyś się zlitował nad nim, gdyż przyszedł czas naznaczony.
Kulların onun taşlarından hoşlanır, Tozunu bile severler.Επειδη οι δουλοι σου αρεσκονται εις τους λιθους αυτης και σπλαγχνιζονται το χωμα αυτης.
Kulların onun taşlarından hoşlanır, Tozunu bile severler.Защото слугите Ти копнеят за камъните му, И милеят за пръстта му.
Kulların onun taşlarından hoşlanır, Tozunu bile severler.כי רצו עבדיך את אבניה ואת עפרה יחננו׃
Kulların onun taşlarından hoşlanır, Tozunu bile severler.لان عبيدك قد سرّوا بحجارتها وحنّوا الى ترابها.
Kulların onun taşlarından hoşlanır, Tozunu bile severler.你 的 僕 人 原 來 喜 悅 他 的 石 頭 、 可 憐 他 的 塵 土
Kulların onun taşlarından hoşlanır, Tozunu bile severler.你 的 僕人 原 來喜 悅 他 的 石頭 、 可 憐 他 的 塵土
leziz et tozunu alan köpekler, sonunda, sadece zil sesini duyunca tükürük salgılar hale geldiler.보여주는 것을 여러번 반복하자, 그 개들은 결국 종 소리만으로도 침을 흘리기 시작했습니다.
leziz et tozunu alan köpekler, sonunda, sadece zil sesini duyunca tükürük salgılar hale geldiler.les chiens ont finalement commencé à saliver rien qu'au son de la cloche.
leziz et tozunu alan köpekler, sonunda, sadece zil sesini duyunca tükürük salgılar hale geldiler.שמיד אחריו הגיעה אבקת בשר טעימה, הכלבים התחילו להזיל ריר כבר משמיעת הצלצול.
leziz et tozunu alan köpekler, sonunda, sadece zil sesini duyunca tükürük salgılar hale geldiler.يليها مسحوق اللحم اللذيذ، بدأ لعاب الكلاب يسيل في نهاية المطاف بمجرد صوت الجرس فقط.
Maden sahalarındaki tozu kontrol ediyor.Er überprüft Staub auf dem Minengelände.
Maden sahalarındaki tozu kontrol ediyor.Hij beheerst stof op de mijnbouwlocaties.
Maden sahalarındaki tozu kontrol ediyor.그는 광산지역의 분진을 통제하는 사람입니다.
Maden sahalarındaki tozu kontrol ediyor.Он контролирует уровень пыли на местах добычи.
Maden sahalarındaki tozu kontrol ediyor.הוא מנטר אבק באתרי מכרות,
Maden sahalarındaki tozu kontrol ediyor.جاء الينا, و خلال يوم نجحت المهمة.
Maden sahalarındaki tozu kontrol ediyor.到着して丸1日経たないうちに
Oh, Stan bu uranyum tozu mu? Böyle bir şeyi Mezopotamya'da asla bulamazsın...이 것은 노란 우라니움이 아닙니까? 당신은 이 것을 메소포타미아에서 절대 발견할 수 없죠.
Oh, Stan bu uranyum tozu mu? Böyle bir şeyi Mezopotamya'da asla bulamazsın...סטן, זה אורניום עוגה צהובה? לא היית מוצא את זה במסופוטמיה...
Oh, Stan bu uranyum tozu mu?Hey, Stan er den gule kage uran?
Oh, Stan bu uranyum tozu mu?Oh, Stan, es este pastel amarillo uranio?
Oh, Stan bu uranyum tozu mu?Oh, Stan, è uranio Yellowcake.
Oh, Stan bu uranyum tozu mu?Oh, Stan, is deze gele cake uranium?
Oh, Stan bu uranyum tozu mu?Стэн, ты подсунул мне обогащенный уран?
O yıldızlardan başladık; yıldız tozundan yapıldık.A csillagokból indultunk el, csillagpor vagyunk.
O yıldızlardan başladık; yıldız tozundan yapıldık.Chúng ta khởi nguồn từ những ngôi sao; chúng ta được làm từ bụi sao.
O yıldızlardan başladık; yıldız tozundan yapıldık.Jesteśmy z gwiezdnego pyłu, pochodzimy od gwiazd.
O yıldızlardan başladık; yıldız tozundan yapıldık.우리는 그 별들에서 났고, 모두 별가루로 돼있죠.
O yıldızlardan başladık; yıldız tozundan yapıldık.Nous sommes issus de ces étoiles; nous sommes faits de poussière d'étoile.
O yıldızlardan başladık; yıldız tozundan yapıldık.Onze oorsprong ligt in de sterren; wij zijn gemaakt van sterrenstof.
O yıldızlardan başladık; yıldız tozundan yapıldık.Pocházíme z hvězd. Jsme tvořeni hvězdným prachem.
O yıldızlardan başladık; yıldız tozundan yapıldık.Proveniamo da quelle stelle, ne siamo fatti.
O yıldızlardan başladık; yıldız tozundan yapıldık.Suntem făcuţi din materie stelară, creaţi din praf de stele.
O yıldızlardan başladık; yıldız tozundan yapıldık.Unser Ursprung liegt in diesen Sternen; wir bestehen aus Sternenstaub.
O yıldızlardan başladık; yıldız tozundan yapıldık.Venimos de esas estrellas; estamos hechos de polvo de estrellas.
O yıldızlardan başladık; yıldız tozundan yapıldık.Мы произошли от тех звёзд — мы сделаны из звёздной пыли.
O yıldızlardan başladık; yıldız tozundan yapıldık.Появили сме се от тези звезди; значи сме направени от звезден прах.
O yıldızlardan başladık; yıldız tozundan yapıldık.מוצאנו מהכוכבים האלה. אנו עשויים אבק-כוכבים.
O yıldızlardan başladık; yıldız tozundan yapıldık.لقد بدأنا من هذه النجوم، نحن مصنوعون من غبارها
O yıldızlardan başladık; yıldız tozundan yapıldık.ですから次に落ち込んだ時は鏡を覗いて
Pantheon'nun önünde, tozu dumana katıyor, ve sonunda işine varıyor.만신전 앞에서, 다시금 혼란을 일으킨 후, 드디어 일터에 도착합니다.