Bunun üzerine Pavlusla Barnaba, onlara bir uyarı olsun diye ayaklarının tozunu silkerek Konyaya gittiler.Вони ж обтрусивши порох од ніг своїх на них, пійшли в Іконию.
Bunun üzerine Pavlusla Barnaba, onlara bir uyarı olsun diye ayaklarının tozunu silkerek Konyaya gittiler.Они же, отрясши на них прах от ног своих, пошли в Иконию.
Bunun üzerine Pavlusla Barnaba, onlara bir uyarı olsun diye ayaklarının tozunu silkerek Konyaya gittiler.והמה נערו עליהם את העפר מעל רגליהם וילכו לאיקניון׃
Bunun üzerine Pavlusla Barnaba, onlara bir uyarı olsun diye ayaklarının tozunu silkerek Konyaya gittiler.اما هما فنفضا غبار ارجلهما عليهم وأتيا الى ايقونية.
Bunun üzerine Pavlusla Barnaba, onlara bir uyarı olsun diye ayaklarının tozunu silkerek Konyaya gittiler.二 人 對 著 眾 人 跺 下 腳 上 的 塵 土 、 就 往 以 哥 念 去 了
Bunun üzerine Pavlusla Barnaba, onlara bir uyarı olsun diye ayaklarının tozunu silkerek Konyaya gittiler.二 人 對 著眾 人跺 下腳 上 的 塵土 、 就 往 以 哥念 去了
Bütün Pasifik Adaları arasında, Asya'dan gelen bereketli tozun en azı Paskalya Adası'na ulaşır.그리고 태평양의 모든 섬들 중 이스터 섬은 토양의 영양분을 회복시켜주는 먼지를 아시아로부터 가장 적게 받은 곳입니다.
Bütün Pasifik Adaları arasında, Asya'dan gelen bereketli tozun en azı Paskalya Adası'na ulaşır.Pulau Paskah di kepulauan Pasifik mendapat paling sedikit debu dari Asia, yang menyuburkan kembali tanahnya.
Bütün Pasifik Adaları arasında, Asya'dan gelen bereketli tozun en azı Paskalya Adası'na ulaşır.Wyspa Wielkanocna dostaje ich najmniej.
Bütün Pasifik Adaları arasında, Asya'dan gelen bereketli tozun en azı Paskalya Adası'na ulaşır.Пасха, із усіх островів Тихого океану, отримує найменше пилу з Азії для відновлення родючості ґрунтів.
Bütün Pasifik Adaları arasında, Asya'dan gelen bereketli tozun en azı Paskalya Adası'na ulaşır.מכל האיים שם, לאי-הפסחא מגיע הכי מעט אבק מאסיה, שעשוי לשקם את פוריות אדמתו.
Bütün Pasifik Adaları arasında, Asya'dan gelen bereketli tozun en azı Paskalya Adası'na ulaşır.جزيرة الفصح, من بين جزر المحيط الهادي صاحبة الحظ الأقل من هذا التراب القادم من اسيا ليجدد خصوبة التربة. ولكن
Bütün Pasifik Adaları arasında, Asya'dan gelen bereketli tozun en azı Paskalya Adası'na ulaşır.太平洋諸島の中で一番届き難かったのがイースター島でした そしてその要因は 1999年まで理解されていませんでした
Doktor bize toz monitörleri sağladı. Biz test ettik ve tozu azalttık.Poskytol nám prachové monitory a podľa testov sme znížili jeho výskyt.
En üstteki sımsıkı sıra gerçekten rüzgar ve tozu tutabiliyor.Acuma, rândurile de sus, ţin foarte bine vântul şi praful.
En üstteki sımsıkı sıra gerçekten rüzgar ve tozu tutabiliyor.Ahora, las filas apretadas en lo más alto, realmente detienen el viento y el polvo.
En üstteki sımsıkı sıra gerçekten rüzgar ve tozu tutabiliyor."As fileiras apertadas mesmo lá em cima protegem realmente do vento e do pó.
En üstteki sımsıkı sıra gerçekten rüzgar ve tozu tutabiliyor.De dichte rijen helemaal bovenaan, die houden de wind en het stof tegen.
En üstteki sımsıkı sıra gerçekten rüzgar ve tozu tutabiliyor.- De tætte rækker oppe ved toppen, de holder virkelig vind og støv ude. -
En üstteki sımsıkı sıra gerçekten rüzgar ve tozu tutabiliyor.Die dichten Reihen ganz oben halten Wind und Staub zurück.
En üstteki sımsıkı sıra gerçekten rüzgar ve tozu tutabiliyor.Ezek a tömör sorok a legtetején, ezek valóban megfogják a szelet és a koszt.
En üstteki sımsıkı sıra gerçekten rüzgar ve tozu tutabiliyor.이렇게 맨 꼭대기까지 단단하게 연결해야 바람과 먼지를 막아줍니다.
En üstteki sımsıkı sıra gerçekten rüzgar ve tozu tutabiliyor.Les rangées serrées tout en haut retiennent vraiment le vent et la poussière.
En üstteki sımsıkı sıra gerçekten rüzgar ve tozu tutabiliyor.Ora, le canne strette in cima, mantengono davvero fuori il vento e la polvere.
En üstteki sımsıkı sıra gerçekten rüzgar ve tozu tutabiliyor.Właśnie ta ciasno upakowana górna część zatrzymuje wiatr i pył.
En üstteki sımsıkı sıra gerçekten rüzgar ve tozu tutabiliyor.Οι σφιχτές σειρές τώρα που βρίσκονται πάνω, κρατάνε απ'έξω τον άνεμο και την σκόνη.
En üstteki sımsıkı sıra gerçekten rüzgar ve tozu tutabiliyor.А вот такое заграждение стягивает ряды доверху, так что это реально сдерживает ветер и пыль.
En üstteki sımsıkı sıra gerçekten rüzgar ve tozu tutabiliyor.От друга страна, плътните редове на самия връх, те наистина задържат вятъра и прахта.
En üstteki sımsıkı sıra gerçekten rüzgar ve tozu tutabiliyor.השורות הצפופות כאן למעלה מונעות כניסה של רוח ואבק.
En üstteki sımsıkı sıra gerçekten rüzgar ve tozu tutabiliyor.الآن ، الصفوف الضيقة في الأعلى, يمكنهم حقا صد الرياح والغبار.
En üstteki sımsıkı sıra gerçekten rüzgar ve tozu tutabiliyor.でも とても詰まっているので 手間がかかるし わらも沢山必用だ 」
"Evet, kurutulup işlenerek yem hâline getirilmiş tüyler, deri, kemik tozu, artıklar," dedi.Dia jawab, "Ya, bulu, kulit, tulang, dan lain-lain, dikeringkan, dan diproses jadi pakan."
"Evet, kurutulup işlenerek yem hâline getirilmiş tüyler, deri, kemik tozu, artıklar," dedi.Disse: "Sì, penne, pelle, ossa, scarti vari, seccati e processati a mangime."
"Evet, kurutulup işlenerek yem hâline getirilmiş tüyler, deri, kemik tozu, artıklar," dedi.El a spus, "Mda, pene, piele, făină de oase, resturi, uscate şi procesate în hrană."
"Evet, kurutulup işlenerek yem hâline getirilmiş tüyler, deri, kemik tozu, artıklar," dedi.Ele disse: "Sim, feita com penas, peles, ossos, restos, "secos e processados para rações."
"Evet, kurutulup işlenerek yem hâline getirilmiş tüyler, deri, kemik tozu, artıklar," dedi.Erre ő: "Aha, tollak, bőr, csont por, hulladék, amit kiszárítottak és földolgoztak táppá."
"Evet, kurutulup işlenerek yem hâline getirilmiş tüyler, deri, kemik tozu, artıklar," dedi.Er sagte: "Ja, Federn, Haut, Knochenmehl, Reste, getrocknet und zu Futter verarbeitet."
"Evet, kurutulup işlenerek yem hâline getirilmiş tüyler, deri, kemik tozu, artıklar," dedi.Ha sa, "Ja, fjädrar, skinn, benmjöl, rester, torkat och processerat till föda."
"Evet, kurutulup işlenerek yem hâline getirilmiş tüyler, deri, kemik tozu, artıklar," dedi.Hij zei: "Ja, veren, huid, gemalen botten, schaafsel, gedroogd en verwerkt tot voer."
"Evet, kurutulup işlenerek yem hâline getirilmiş tüyler, deri, kemik tozu, artıklar," dedi.돈은 "네, 깃털, 껍질, 뼈,찌꺼기 같은 걸 건조 처리해서 사료로 만든 거에요."라고 했습니다.
"Evet, kurutulup işlenerek yem hâline getirilmiş tüyler, deri, kemik tozu, artıklar," dedi.Me dijo, "Si, plumas, piel, hueso, restos, secados y procesados en alimento."
"Evet, kurutulup işlenerek yem hâline getirilmiş tüyler, deri, kemik tozu, artıklar," dedi.On řekl: "No jo, peří, kůže, kostní moučka, bioodpad, sušené a lisované do granulí."
"Evet, kurutulup işlenerek yem hâline getirilmiş tüyler, deri, kemik tozu, artıklar," dedi."Ναι" είπε, "πούπουλα, δέρμα, οστεάλευρο, αποφάγια, αποξηραμένα και μεταποιημένα σε τροφή."
"Evet, kurutulup işlenerek yem hâline getirilmiş tüyler, deri, kemik tozu, artıklar," dedi.Он ответил,- "Да, перья, кожа, костная мука, остатки, высушенные и переработанные в корм".
"Evet, kurutulup işlenerek yem hâline getirilmiş tüyler, deri, kemik tozu, artıklar," dedi.Той отвърна, "Да - пера, кожа, костно брашно, остатъци, изсушени и преработени в захранка."
"Evet, kurutulup işlenerek yem hâline getirilmiş tüyler, deri, kemik tozu, artıklar," dedi.והוא אמר, "כן, נוצות, עור, עצמות, שיירים, מיובשים ומעובדים להאכלה."
"Evet, kurutulup işlenerek yem hâline getirilmiş tüyler, deri, kemik tozu, artıklar," dedi.قال " نعم فالريش , الجلد ... العظام , الزوائد , تجفف وتعالج إلى أطعمة "
"Evet, kurutulup işlenerek yem hâline getirilmiş tüyler, deri, kemik tozu, artıklar," dedi.「骨粉 くず肉」 「それを乾かして加工して 飼料にするんだ」 何パーセント
Genelde derimizdeki tozu fark etmeyiz, çünkü deri rengimizin üzerindeki ince toz tabakasını göremeyiz.De obicei nu observăm praful de pe piele deoarece nu distingem un strat subțire de praf pe culoarea pielii.
Genelde derimizdeki tozu fark etmeyiz, çünkü deri rengimizin üzerindeki ince toz tabakasını göremeyiz.우리는 보통 피부 위의 얇은 먼지 층을 볼 수 없기 때문에 거기에 쌓인 먼지들을 알아채지 못합니다.
Genelde derimizdeki tozu fark etmeyiz, çünkü deri rengimizin üzerindeki ince toz tabakasını göremeyiz.Ponavadi ga na koži ne opazimo, ker se tanka plast prahu na koži ne vidi.
Genelde derimizdeki tozu fark etmeyiz, çünkü deri rengimizin üzerindeki ince toz tabakasını göremeyiz.Zvyčajne si prach na koži nevšimneme, pretože tenkú vrstvu prachu na povrchu kože nevidíme.
Genelde derimizdeki tozu fark etmeyiz, çünkü deri rengimizin üzerindeki ince toz tabakasını göremeyiz.Зазвичай, ми не помічаємо його на собі, тому що не бачимо тонкого прошарку пилу через забарвлення шкіри.
Genelde derimizdeki tozu fark etmeyiz, çünkü deri rengimizin üzerindeki ince toz tabakasını göremeyiz.אנחנו בדרך כלל לא מבחינים באבק על העור מפני שאנחנו לא יכולים לראות שכבה דקה של אבק על צבע העור שלנו.
Genelde derimizdeki tozu fark etmeyiz, çünkü deri rengimizin üzerindeki ince toz tabakasını göremeyiz.لا نرى الغبار على بشرتنا في العادة لعجزنا عن رؤية طبقة الغبار الرقيقة التي تتكون على سطح البشرة.
Genelde derimizdeki tozu fark etmeyiz, çünkü deri rengimizin üzerindeki ince toz tabakasını göremeyiz.それは肌の色にまぎれて 薄いほこりの層が見えないからなんだ でも 透明だったら
Hatta artık et tozu olmasa bile tükürük salgılıyorlardı.Chúng chảy nước bọt ngay cả khi chẳng có bột thịt nữa.
Hatta artık et tozu olmasa bile tükürük salgılıyorlardı.Eles salivavam mesmo quando não havia carne em pó.
Hatta artık et tozu olmasa bile tükürük salgılıyorlardı.Ils salivaient même lorsque il n'y n'avait aucune poudre de viande.
Hatta artık et tozu olmasa bile tükürük salgılıyorlardı.그들은 심지어 고기가 없을 때에도 침을 흘렸습니다.