Ana içeriğe geç
Sözlük

torunu ile cümle

torunu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Aşağıda torunu tütün tarlasını bir katırla sürüyor olurdu.Phía dưới, người cháu trai đang cày đồng thuốc lá với con lừa.
Aşağıda torunu tütün tarlasını bir katırla sürüyor olurdu.Tam w dole, jej wnuk orał mułem pole tytoniu.
Aşağıda torunu tütün tarlasını bir katırla sürüyor olurdu.Unten pflügte ihr Enkel die Tabakplantage mit einem Esel.
Aşağıda torunu tütün tarlasını bir katırla sürüyor olurdu.Вон внизу её внук, вспахивающий табачное поле на осле.
Aşağıda torunu tütün tarlasını bir katırla sürüyor olurdu.Долу беше внукът й, ореше тютюневите полета с едно муле.
Aşağıda torunu tütün tarlasını bir katırla sürüyor olurdu.מתחת, היה הנכד שלה, חורש את שדות הטבק עם פרד.
Aşağıda torunu tütün tarlasını bir katırla sürüyor olurdu.وكان أمامنا حفيدها يحرث حقل من التبغ بواسطة بغل
Aşağıda torunu tütün tarlasını bir katırla sürüyor olurdu.便所小屋も見えた
Aslına bakarsanız torununuzla aramızdaki meseleyi hallettim.Ho messo a posto le cose con sua nipote da solo.
Aslına bakarsanız torununuzla aramızdaki meseleyi hallettim.Ich habe die Sache mit ihrer Enkelin bereits geklärt.
Aslına bakarsanız torununuzla aramızdaki meseleyi hallettim.Ik heb het allemaal met uw kleindochter geregeld.
Aslına bakarsanız torununuzla aramızdaki meseleyi hallettim.JAg har ordnat angelägenheten med ert barnbarn själv.
Aslına bakarsanız torununuzla aramızdaki meseleyi hallettim.J'ai réglé cette histoire avec votre petite-fille moi-même.
Aslına bakarsanız torununuzla aramızdaki meseleyi hallettim.Sam załatwiłem sprawę z pańską wnuczką.
Aslına bakarsanız torununuzla aramızdaki meseleyi hallettim.Κανόνισα το θέμα με την εγγονή σας μόνος μου.
Aslına bakarsanız torununuzla aramızdaki meseleyi hallettim.С вашей внучкой я все решил сам.
Avdonun kırk oğlu, otuz torunu ve bunların bindiği yetmiş eşeği vardı. İsraili sekiz yıl yönetti.der hatte vierzig Söhne und dreißig Enkel, die auf siebzig Eselsfüllen ritten; er richtete Israel acht Jahre
Avdonun kırk oğlu, otuz torunu ve bunların bindiği yetmiş eşeği vardı. İsraili sekiz yıl yönetti.Ebbe quaranta figli e trenta nipoti, i quali cavalcavano settanta asinelli. Fu giudice d'Israele per otto anni
Avdonun kırk oğlu, otuz torunu ve bunların bindiği yetmiş eşeği vardı. İsraili sekiz yıl yönetti.Él tenía cuarenta hijos y treinta nietos que montaban setenta asnos. Juzgó a Israel durante ocho años
Avdonun kırk oğlu, otuz torunu ve bunların bindiği yetmiş eşeği vardı. İsraili sekiz yıl yönetti.Han hadde firti sønner og tretti sønnesønner, som red på sytti asenfoler; han dømte Israel i åtte år.
Avdonun kırk oğlu, otuz torunu ve bunların bindiği yetmiş eşeği vardı. İsraili sekiz yıl yönetti.그에게 아들 사십과 손자 삼십이 있어서 어린 나귀 칠십 필을 탔었더라 압돈이 이스라엘의 사사가 된지 팔 년이라
Avdonun kırk oğlu, otuz torunu ve bunların bindiği yetmiş eşeği vardı. İsraili sekiz yıl yönetti.Ten měl čtyřidceti synů a třidceti vnuků, kteříž jezdili na sedmdesáti mezcích; i soudil Izraele osm let.
Avdonun kırk oğlu, otuz torunu ve bunların bindiği yetmiş eşeği vardı. İsraili sekiz yıl yönetti.Tinha este quarenta filhos e trinta netos, que cavalgavam sobre setenta jumentos. E julgou a Israel oito anos.
Avdonun kırk oğlu, otuz torunu ve bunların bindiği yetmiş eşeği vardı. İsraili sekiz yıl yönetti.Той имаше четиридесет сина и тридесет внуци, които яздеха на седемдесет ослета; и съди Израиля осем години.
Avdonun kırk oğlu, otuz torunu ve bunların bindiği yetmiş eşeği vardı. İsraili sekiz yıl yönetti.ויהי לו ארבעים בנים ושלשים בני בנים רכבים על שבעים עירם וישפט את ישראל שמנה שנים׃
Avdonun kırk oğlu, otuz torunu ve bunların bindiği yetmiş eşeği vardı. İsraili sekiz yıl yönetti.وكان له اربعون ابنا وثلاثون حفيدا يركبون على سبعين جحشا قضى لاسرائيل ثماني سنين.
Avdonun kırk oğlu, otuz torunu ve bunların bindiği yetmiş eşeği vardı. İsraili sekiz yıl yönetti.他 有 四 十 個 兒 子 、 三 十 個 孫 子 、 騎 著 七 十 匹 驢 駒 . 押 頓 作 以 色 列 的 士 師 八 年
Avdonun kırk oğlu, otuz torunu ve bunların bindiği yetmiş eşeği vardı. İsraili sekiz yıl yönetti.他 有 四十 個 兒子 、 三十 個 孫子 、 騎著 七十 匹 驢駒 . 押頓 作 以色列 的 士師 八年
Başkan Yoon'un torunuyla görüşmeye devam etmenin sebebi ne?lý do gì con vẫn tiếp tục gặp gỡ cháu gái chủ tịch Yoon?
Başkan Yoon'un torunuyla görüşmeye devam etmenin sebebi ne??מה הסיבה שאתה נשאר עם הנכדה של הנשיא יון
Başkan Yoon'un torunuyla görüşmeye devam etmenin sebebi ne?ما السبب لأستمرارك برؤية حفيدة الرئيس يوون
Başkan Yoon'un torunuyla görüşmeye devam etmenin sebebi ne?本当に気になるんですか?
Bayan Pinako, onlar sizin torununuz gibi mi?Fru Pinako, er de som dine børnebørn?
Bayan Pinako, onlar sizin torununuz gibi mi?Madam Pinako, är de som dina barnbarn?
Bayan Pinako, onlar sizin torununuz gibi mi?Pinako, ovatko pojat kuin lapsenlapsia teille?
Bayan Pinako, onlar sizin torununuz gibi mi?Senhora Pinako, os dois são como netos para si?
Bayan Pinako, onlar sizin torununuz gibi mi?Signora Pinako, per lei sono come nipoti, vero?
Bayan Pinako, onlar sizin torununuz gibi mi?Sra. Pinako, para usted son como sus nietos, ¿verdad?
Bayan Pinako, onlar sizin torununuz gibi mi?Widzę, że są dla pani jak wnuki, pani Pinako?
Bayan Pinako, onlar sizin torununuz gibi mi?Κυρία Πινάκο, τους έχετε σαν εγγόνια;
Bayan Pinako, onlar sizin torununuz gibi mi?Госпожа Пинако, они для вас как внуки?
Bir torunu var. Bana senin bir ara onunla buluşup buluşamayacağını sordu.Are o nepoata si m-a intrebat daca te poti intalni cu ea.
Bir torunu var. Bana senin bir ara onunla buluşup buluşamayacağını sordu.Der Vorsitzende hat eine Enkelin.Er hat gefragt,ob sie sich mit ihr irgendwann treffen könnten.
Bir torunu var. Bana senin bir ara onunla buluşup buluşamayacağını sordu.למנהל יש נכדה. הוא שאל אותי עם אתה יכול לפגוש אותה מתישהו
Bir torunu var. Bana senin bir ara onunla buluşup buluşamayacağını sordu.لدى الرئيس حفيدة .لقد سألنى إذا كنت تستطيع مقابلتها أحياناً
Bir torunu var. Bana senin bir ara onunla buluşup buluşamayacağını sordu.それはお見合いって事ですか?
Bir torunu var.De directeur heeft een kleindochter.
Bir torunu var.Il presidente ha una nipote.
Bir torunu var.Le président a une petite-fille.
Bir torunu var.Ngài chủ tịch có một cháu gái.
Bir torunu var.Ordföranden har ett barnbarn.
Bir torunu var.Presiden memiliki seorang cucu perempuan.
Bir torunu var.Ο πρόεδρος έχει μια εγγονή.
Bir torunu var.У председателя есть внучка.
Bu 102 yaşındaki kadının ikigai'si, torununun torununun torunu idi.Para esta mujer de 102 años, su "Ikigai" era simplemente su tataranieta.
Bu 102 yaşındaki kadının ikigai'si, torununun torununun torunu idi.이 102세 할머니의 이키가이는 그저 그녀의 증증증손녀딸입니다.
Bu 102 yaşındaki kadının ikigai'si, torununun torununun torunu idi.Bagi wanita berusia 102 tahun ini, ikigainya hanyalah cucu dari cicitnya.
Bu 102 yaşındaki kadının ikigai'si, torununun torununun torunu idi.Dla tej 102 latki, "Ikigai" to po prostu jej pra-pra-pra-prawnuczka.
Bu 102 yaşındaki kadının ikigai'si, torununun torununun torunu idi.Ennek a 102 éves hölgynek az ikigai-a egész egyszerűen a szépunokája.
Bu 102 yaşındaki kadının ikigai'si, torununun torununun torunu idi.För denna 102-åriga kvinna, hennes ikigai var helt enkelt hennes barnbarns barnbarn.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod