torun ile cümle
torun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Oh, torunum... bir gün beni anlayacaksın.Ach, moje vnučko... Jednoho dne to pochopíš,
Oh, torunum... bir gün beni anlayacaksın.Ah, nipotina mia... un giorno tu comprenderai.
Oh, torunum... bir gün beni anlayacaksın.Cháu gái ta. Có ngày cháu sẽ hiểu.
Oh, torunum... bir gün beni anlayacaksın. Hayatın geçici ayrılıklarını, sen de çabalayarak öğreneceksin.Ach, meine Enkeltochter, eines Tages wirst du es verstehen, du wirst lernen, mit den vorübergehenden
Oh, torunum... bir gün beni anlayacaksın. Hayatın geçici ayrılıklarını, sen de çabalayarak öğreneceksin.Ah ma petite-fille, un jour tu comprendras, tu apprendras à faire face aux séparations temporaires de la vie.
Oh, torunum... bir gün beni anlayacaksın. Hayatın geçici ayrılıklarını, sen de çabalayarak öğreneceksin.Oh, nepoata mea... intr-o zi vei intelege, si vei invata sa suporti separarile temporare produse de viata.
Oh, torunum... bir gün beni anlayacaksın.Oh, moja wnuczka...
Oh, torunum... bir gün beni anlayacaksın.Ó, unokám... egy nap megérted majd.
Oh, torunum... bir gün beni anlayacaksın.Ах, внучка моя...
Ondan sonra diyorum: "Peki çocuğumun torunu ne olacak?Bagaimana jika anak saya memiliki anak lagi ?
Ondan sonra diyorum: "Peki çocuğumun torunu ne olacak?E poi diventa:"E se mio figlio avrà un nipote?"
O sadece bir otel sahibinin torunu ama ben Dae Han Grup'un tek varisiyim.Ő egy gazdag hotelmágnás unokája. Én a tulajdonosa és az egyetlen örököse vagyok ennek a szállodának.
O sadece bir otel sahibinin torunu ama ben Dae Han Grup'un tek varisiyim.Είναι απλά η εγγονή κάποιου που έχει αλυσίδα ξενοδοχείων ενώ εγώ είμαι κληρονόμος του Ομίλου Νταε Χαν.
O sadece bir otel sahibinin torunu ama ben Dae Han Grup'un tek varisiyim.انها فقط حفيدة صاحب سلسلة فنادق وانا الحفيد الوحيد لمجموعة داي هان
O zaman, Başkan Yoon'un torunuyla görüşmeye devam etmenin sebebi ne?Allora, come mai continui a vedere la nipote del Presidente Yoon?
O zaman, Başkan Yoon'un torunuyla görüşmeye devam etmenin sebebi ne?Alors, quelle est la raison pour laquelle tu n'arrêtes pas de voir la petite-fille du Président Yoon ?
O zaman, Başkan Yoon'un torunuyla görüşmeye devam etmenin sebebi ne?Atunci, care e motivul pentru care te intalnesti cu nepoata presedintelui Yoon?
O zaman, Başkan Yoon'un torunuyla görüşmeye devam etmenin sebebi ne?Dann, was ist der Grund warum du Präsident Yoon's Enkelin immer noch triffst?
O zaman, Başkan Yoon'un torunuyla görüşmeye devam etmenin sebebi ne?Dan, wat is de reden dat je blijft uitgaan met de kleindochter van directeur Yoon?
O zaman, Başkan Yoon'un torunuyla görüşmeye devam etmenin sebebi ne?Då vad är orsaken att du fortsätter träffa Ordförande Yoon's barnbarn?
O zaman, Başkan Yoon'un torunuyla görüşmeye devam etmenin sebebi ne?Lalu, apa alasanmu untuk terus menemui cucu Direktur Yoon?
O zaman, Başkan Yoon'un torunuyla görüşmeye devam etmenin sebebi ne?Torej, zakaj se pa potem še videvaš z vnukinjo predsednika Yoona?
O zaman, Başkan Yoon'un torunuyla görüşmeye devam etmenin sebebi ne?Więc, jaki jest powód, dla którego widujesz się z córką przewodniczącego Yoon?
O zaman, Başkan Yoon'un torunuyla görüşmeye devam etmenin sebebi ne?Τότε, ποιος είναι ο λόγος που συνεχίζεις και βλέπεις την εγγονή του Προέδρου Ιούν;
O zaman, Başkan Yoon'un torunuyla görüşmeye devam etmenin sebebi ne?Тогда... для чего продолжать видеться с внучкой президента Юн?
O zaman iki torunumuz vardı,Entre temps, nous avons eu deux petits-enfants,
O zaman iki torunumuz vardı,In der Zwischenzeit bekamen wir zwei Enkelkinder,
O zaman iki torunumuz vardı,Khi đó, tôi có 2 đứa cháu,
O zaman iki torunumuz vardı,그럴쯤에 저는 두 손주를 얻었는데요,
O zaman iki torunumuz vardı,La vremea aceea avem deja doi nepoți,
O zaman iki torunumuz vardı,Miałem już wówczas dwoje wnucząt,
O zaman iki torunumuz vardı,Poi sono nati i miei due nipoti,
O zaman iki torunumuz vardı,Sophie e Connor.
O zaman iki torunumuz vardı,Sophie en Connor.
O zaman iki torunumuz vardı, Sophie ve Connor.Τότε, είχαμε ήδη δύο εγγόνια, τη Σόφι και τον Κόνορ.
O zaman iki torunumuz vardı,Sophie y Connor.
O zaman iki torunumuz vardı,Sophii a Connora.
O zaman iki torunumuz vardı,Tuolloin meillä oli kaksi lastenlasta:
O zaman iki torunumuz vardı,К тому времени у нас уже было двое внуков,
O zaman iki torunumuz vardı,Софи и Конър.
O zaman iki torunumuz vardı,אז כבר היו לנו שני נכדים,
O zaman iki torunumuz vardı,بحلول ذلك الوقت كان لدينا حفيدان
O zaman iki torunumuz vardı,ソフィーとコナーという孫です
Pekala. Yahut torun sahipleri?Albo wnuki.
Pekala. Yahut torun sahipleri?손자, 손녀도 좋습니다.
Pekala. Yahut torun sahipleri?Of kleinkinderen?
Pekala. Yahut torun sahipleri?אוקיי. נכדים?
Pekala. Yahut torun sahipleri?حسنا. أو أحفاد.
Pekala. Yahut torun sahipleri?子供が2人以上いるという人は?
"Peki çocuğumun torunu ne olacak? Dünya, o çocuğa bakacak istikrara, güce sahip mi?"¿Debe el mundo tener la integridad de mantener la estabilidad para ese niño también?
"Peki çocuğumun torunu ne olacak?"Mitä jos lapseni saa lapsia?
"Peki çocuğumun torunu ne olacak?И тогава следва:
Polinezyalı denizcilerin torunları.폴리네시아 항해자들의 후손입니다.
Polinezyalı denizcilerin torunları.Polynézskych navigátorov trénované starým spôsobom ich staršími.
Polinezyalı denizcilerin torunları.Πολυνήσιων ναυτικών, μαθημένες στους παλιούς τρόπους από τους γεροντότερούς τους.
Polinezyalı denizcilerin torunları.Полінезійських навігаторів навчених за традиційною методикою їх старійшинами
Polinezyalı denizcilerin torunları.מאומנות בשיטות הישנות על ידי זקני השבט.
Polinezyalı denizcilerin torunları.تم تدريبهن بواسطة اجدادهن على الطريقة القديمة
Polinezyalı denizcilerin torunları.末裔なのです 今 私に受け継がれようとしています
Reuelin oğulları: Nahat, Zerah, Şamma, Mizza. Bunlar Esavın karısı Basematın torunlarıdır.A toto sú synovia Reuelovi: Nachat a Zárach, Šamma a Mizza. To boli synovia Bazematy, ženy Ezavovej.