Yaşlı bayan kız torununa gülümsedi.The old lady smiled at her granddaughter.
Yaşlı adama torunu tarafından eşlik edildi.The old man was accompanied by his grandchild.
Yaşlı adama her zaman torunu eşlik eder.The old man is always accompanied by his grandson.
Torunlarımıza temiz ve yeşil bir dünya bırakmak istiyoruz.We want to leave our descendants a clean and green earth.
O büyük torun görmek için yaşadı.He lived to see great-grandchildren.
O, torunlarıyla birlikte olduğunda mutludur.He is happiest when he is with his grandchildren.
Torunları tarafından çevrilmiş şekilde oturdu.He sat surrounded by his grandchildren.
O kaçırılan torununu aradı.She searched for her granddaughter who had been taken away.
Yaşlı bir adam etrafı torunlarıyla çevrili olarak oturdu.An old man sat surrounded by his grandchildren.
Ebeveynlerim torunlarını gerçekten seviyor.My parents really love their grandchildren.
Kubilay Han Cengiz Han'ın torunudur.Kublai Khan is the grandson of Genghis Khan.
Belki benim torunum Mars'a ayak basan ilk kişi olacak.Maybe my grandchild will be the first person to set foot on Mars.
Torunum hala bir bebek.My grandson is still a baby.
Beni torunumun oğlunun evinin önünde bekle.Wait for me in front of my great-grandson's house.
Tom Mary'nin erkek torunudur.Tom is Mary's grandson.
Erkek torunumu görmeye gittiğimde her zaman ona bir şey veririm.When I go to see my grandson, I always give him something.
Hz. Muhammed'in torunu Hz. Hüseyin 680 yılında Kerbela'da şehit edildi.Hussein, the grandson of Prophet Mohammad, was martyred in Karbala in the year 680.
Erkek torunum, oğlumun oğludur.My grandson is the son of my son.
Tom ve Mary kardeş torunu.Tom and Mary are second cousins.
Hiç torunların var mı?Do you have any grandchildren?
Bu Nina, senin torunun.This is Nina, your granddaughter.
Torunların nerede?Where are your grandchildren?
Ben torunumun düğün pastasını yediğimi hayal ettim.I dreamed that I was eating my granddaughter's wedding cake.
O, kızımın oğlu. O benim torunum.He's my daughter's son. He's my grandson.
Yaşlı insanlar, zorunda kalırlarsa torunları için fedakârlıkta bulunmaya hazırdırlar.The elderly people are ready to sacrifice for their grandchildren, if they have to.
Yaklaşık senin yaşında bir kız torunum var.I have a granddaughter about your age.
Tom torunlar istiyordu.Tom wanted grandchildren.
Büyükanne torunlarına şeker verir.The grandmother gives candies to her grandchildren.
Büyükanne torunlarına tatlılar vermektedir.The grandmother gives sweets to her grandchildren.
Tom torunlarına biraz şeker verdi.Tom gave some candy to his grandchildren.
Tom kız torunlarının dansını izledi.Tom watched his granddaughters dance.
Tom'un bir torunu var.Tom has a grandson.
Her torun bir melek değildir; bazen torunlar düşmandırlar.Not every grandchild is an angel; sometimes grandchildren are enemies.
Annem torunlar istiyor.My mother wants grandchildren.
Anne babam, torun istiyorlar.My parents want grandchildren.
Onları torunlarım için saklıyorum.I'm saving them for my grandchildren.
Benim torunum çok yüksek sesle bağırır.My grandson cries very loud.
Tom ve Mary'nin üç yetişkin çocuğu ve iki torunu var.Tom and Mary have three grown children and two grandchildren.
Torunlarının Boston'da yaşadığını bilmiyordum.I didn't know your grandchildren lived in Boston.
Tom'un torunları onun için büyük bir zevk kaynağıydı.Tom's grandchildren were a source of great pleasure for him.
Erkek torunumun oyuncakları evin etrafında yayılır.My grandson's toys are spread all around the house.
Kız torunum fotoğrafçılıkta yeteneklidir.My granddaughter is skilled at photography.
Tom torunlarından herhangi bir şey reddedemez.Tom can't refuse his grandchildren anything.
Walt'ın oğulları ve torunları sadece kendileriyle ilgililer.Walt's sons and grandsons are interested only in themselves.
Torunlarımdan hiçbiri henüz okula başlamadı.None of my grandkids have started school yet.
Torunların için ormanlarla ilgilen.Take care of the forests for your grandchildren.
Torunum için çok güzel bir bebek satın aldım.I have bought an adorable doll for my granddaughter.
Çocuklarımızı ve torunlarımızı düşünmek zorundayız.We have to think about our children and our grandchildren.
O yaşlı kadın kız torununa gülümsedi.That old woman smiled at her granddaughter.
Bunlar benim torunlarım.These are my grandchildren.
Torunların Boston'da burada mı?Are your grandchildren here in Boston?
Torunum Pamuk Prenses hikayesini seviyor.My grandson loves the story of Snow White.
Bugün benim torunumun doğum günü.Today's my grandson's birthday.
Torunların var mı?Do you have grandchildren?
Tom her şeyi üç erkek torununa bıraktı.Tom left everything to his three grandsons.
Benim erkek torunum hâlâ bir çocuk.My grandson is still a child.
Onun eşit sayıda erkek ve kız torunları var.She has an equal number of grandsons and granddaughters.
O, onların torun oğlu doğmadan önce kanserin kocasını öldüreceğinden korkuyordu.She feared cancer would kill her husband before their great-grandson was born.
Tom ve Mary'nin üç tane torunları var.Tom and Mary have three grandchildren.
Tom üç tane torun sahibidir.Tom has three grandchildren.