Ana içeriğe geç
Sözlük

toprakta ile cümle

toprakta kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
İnsanların bilmediği, ulaşamadığı bir yerde topraktan (kerpiçten) yapılmış evinde yaşar.Daar belandt hij in een aarde die in niets meer lijkt op wat hij kent.
Bu ise topraktan su emilimini kolaylaştırır.Dat zorgt ervoor dat water makkelijker weg kan uit de bodem.
Hemen hemen her toprakta yetişebilir.In vrijwel elke straat kan je ze vinden.
Burada, bitkiler, topraktaki yüksek metal seviyesine karşı direnç geliştirmişlerdir.Rośliny te wyewoluowały oporność na wysokie poziomy metali w glebie.
Geçici bir yapı olarak topraktan ya da daha kalıcı bir yapıya sahip taşlardan yapılabilirler.Może być wykonany z ziemi, jako struktura tymczasowa, lub z kamieni, jako konstrukcja stała.
Bombanın patlamasından sonra toprakta ne kimyasal, ne de nükleer atık kalır.Stwierdzają, że w strefie uderzenia nie ma skażenia chemicznego ani radioaktywnego.
Topraktan yılda 2 veya 3 defa ürün alınabilir.W ciągu roku roślina może wydać dwa lub trzy pokolenia.
Toprakta ve suda bulanabilirler.Może polować na lądzie i w wodzie.
Türlerin çoğu toprakta yetişir.U niektórych gatunków rozwijają się pod ziemią.
Toprakta bulunan yumurtalardan bir hafta içinde larvalar çıkar.Wysiane nasiona kiełkują w ciągu 1 tygodnia..
Doğada yaygın bir şekilde bulunmaktadır; toprakta, suda, bitkilerde ve hayvanlarda.De finns på många ställen i naturen och återfinns i vatten, jord, växter och djur.
Çünkü topraksın, topraktan yaratıldın Ve yine ‘toprağa döneceksin'."Titeln kommer från citatet "av jord är du kommen och jord ska du åter bli".
Çoğu türler tuzculdur (halofittir), tuzlu toprakta büyürler.Många arter är halofyter, det vill säga de växer i salthaltig jord.
Empedokles (MÖ 490-430) evrenin 4 temel element ateş, hava, su ve topraktan oluştuğunu iddia etmiştir.Empedokles cirka 490- cirka 434 f.Kr. lanserade idén om att allt består av jord, luft, eld och vatten.
Çoğu doğada, örneğin atık sularda veya toprakta bulunur.Förbandet har möjlighet att förflytta sig såväl på land som på vatten.
Uyumak için toprakta sığ bir çukur kazarlar.Det är dumt att ligga i jorden.
Toprakta ve suda bulanabilirler.Detta gäller både från land och i vatten.
Ağustos sonu ve Eylül başlarında kelebekler kozayı delerek topraktan çıkar.I slutet av augusti och början av september samlas renar till slakt.
Hemen hemen her toprakta yetişebilir.Може траплятися майже на всій території.
Uyumak için toprakta sığ bir çukur kazarlar.На підлозі розстеляли сіно для спання.
İnsandan insana, hayvandan insana olduğu gibi, topraktan insana da bulaşma husule gelebilir.Також як людина походить від тварини, так і від людини відбудеться надлюдина».
Toprakta ve suda bulanabilirler.Здатна прибувати на суходолі та воді.
Solucanlar topraktan çekilerek yenir.Мати кинулась збирати кашу з землі.
Çoğu doğada, örneğin atık sularda veya toprakta bulunur.Більшість пояскових живуть на землі, в прісній воді або в океані.
Bu bilgiler aslında bitkilerin ağırlığının sadece topraktan değil havadan da geldiğini kanıtlamış oldu.Tím ukázal, že část rostlinné hmoty pochází nejen z půdy, ale také ze vzduchu.
Türlerin çoğu toprakta yetişir.Většina druhů roste v horách.
Normalde toprakta bulunur.Běžně se vyskytuje v půdě.
Çünkü topraksın, topraktan yaratıldın Ve yine ‘toprağa döneceksin'."Prach jsi a do prachu se navrátíš."
Pişmiş topraktan yapılma idollerin çoğu hayvan heykelcikleridir.Převážná většina prodávaných ryb pochází z umělého chovu.
Malezya 13 eyalet (Negeri) ve 3 federal topraktan (Wilayah Persekutuan) oluşan federal bir devlettir.Malajsie se člení na 13 spolkových států a 3 spolková teritoria.
İkisi de aynı yere gidiyor; topraktan gelmiş, toprağa dönüyor.Vrátil ses k nám, sestoupil jsi z nebe.
Buraya yerleşen ilk insanlar topraktaki bereketi fark eder ve adını Akçaşar koymuşlar.Prvními známými vlastníky jsou Nižaté, kteří zde postavili tvrz.
Kışı toprakta pupa halinde geçirir, yılda 3-4 döl verir.În fiecare iarnă ea trebui deci să se întoarcă în Infern și să petreacă o treime a anului acolo.
Burada yapılan çeşitli kazılarda topraktan yapılmış pek çok çanak, çömlek bulunmuştur.Am găsit mulțime de norod adunată pe terenul vis-a-vis
Toprakta deri değiştirip aç nimf olur.În ouă se dezvoltă larva hexapodă, care năpârlește pe loc dând naștere nimfei octopode.
Hititliler ölülerini topraktan yapılma küplere koyarak defnediyorlardı.Dacii practicau incinerația pentru morții lor.
Topraktan yılda 2 veya 3 defa ürün alınabilir.Aici se obțin cîte două-trei recolte pe an.
Tınlı toprakta 6-14 gün, killi topraklarda 21 güne kadar çıkar.Clocitul durează 14–15 zile, ajungând la 20 de zile în verile ploioase.
Mayıs-Eylül ayları arasında topraktaki su yetersizliği yörede tarım faaliyetlerini olumsuz etkilemektedir.În perioada mai-septembrie, umiditatea relativă este defavorabilă plantelor.
Titanyum neredeyse tüm canlı varlıklarda, kayalarda, sularda ve toprakta bulunur.A titán szinte az összes élőlényben, a vizekben, sziklákban és a talajban is megtalálható.
Pseudomonas fluorescens, laboratuvarda farklı türlere kolayca farklılaşan, toprakta bulunan bir bakteridir.Pseudomonas fluorescens – laboratóriumban könnyen különböző törzsekké diverzifikálható talajbaktérium.
Hemen hemen her toprakta yetişebilir.Szinte bármilyen talajon megél.
Bu durum topraktaki organik maddelerde bulunan karbonlar için de geçerlidir.Ugyanez igaz a szerves peroxidokkal szennyezett anyagokra is.
Malezya 13 eyalet (Negeri) ve 3 federal topraktan (Wilayah Persekutuan) oluşan federal bir devlettir.Malajzia 13 szövetségi államból és 3 szövetségi területből áll.
Her toprakta yetişebilse de asitli topraklarda daha iyi yetiştiği bilinmektedir.Hazánk bármely területén termeszthető, a legtöbb talajon jól fejlődik.
1757ye kadar surların disında bir topraktan hendek bulunmaktaydı.A faluban már 1757 óta állt egy fa harangláb.
Toprakta kök yapmazlar.A földbe nem túrnak járatokat.
Çocuklar toprakta oynamayı sever.A gyerekek szeretnek a földön játszani.
Hemen hemen her toprakta yetişebilir.Niillä pääsee lähes missä maastossa tahansa.
Burada, bitkiler, topraktaki yüksek metal seviyesine karşı direnç geliştirmişlerdir.Tässä tapauksessa kehittyy kasveja, joilla on korkea sietokyky maaperässä olevia metalleja kohtaan.
Türlerin çoğu toprakta yetişir.Eräät lajit kasvavat vedessä.
Toprakta yetişen her şeyin sevgilisiydi ,onların sayısız biçimlerini aklında tutardı.Hän rakastaa kaikkea mikä kasvaa maassa ja entit olivat hänen ajatuksiensa tulosta.
Ağustos sonu ve Eylül başlarında kelebekler kozayı delerek topraktan çıkar.Elokuun lopun ja syyskuun alun ankarat hallat koettelivat satoa.
Çünkü topraksın, topraktan yaratıldın Ve yine ‘toprağa döneceksin'."Τώρα σήκω, βγες από αυτή τη γη και επίστρεψε στη γη της γέννησής σου».
Topraktan izole edilmiştir.Καταγόταν από την Ισαυρία.
Topraktan çıkan yeşil filizler tanrının yaşamının yenilenmesini sembolize ederdi.Η ανάπτυξη των φυτών αποτελούσε σημάδι της ανάστασης του θεού.
Bu döngüde azot bileşikleri sürekli olarak topraktan canlılara ve sonra tekrar toprağa geri dönerler.Κάθε νύχτα, ο ήλιος πεθαίνει στην αγκαλιά αυτής της Ζόρια και έπειτα επανέρχεται στη ζωή.
Burada, bitkiler, topraktaki yüksek metal seviyesine karşı direnç geliştirmişlerdir.Her opstod planter, som havde resistans imod høje niveauer af metaller i jorden.
Solucanlar topraktan çekilerek yenir.Edderkopper flygter fra den.
Çoğu doğada, örneğin atık sularda veya toprakta bulunur.De fleste lever i ferskvand, mens enkelte forekommer i havet eller i jord.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
toprakta ile cümle - Sayfa 4 - toprakta kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App