Kökü yerde kocasa, Kütüğü toprakta ölse bile,se sotto terra invecchia la sua radice e al suolo muore il suo tronco
Kökü yerde kocasa, Kütüğü toprakta ölse bile,Vaikka sen juuri vanhenee maassa ja sen kanto kuolee multaan,
Kökü yerde kocasa, Kütüğü toprakta ölse bile,Και αν η ριζα αυτου παλαιωθη εν τη γη και ο κορμος αυτου αποθανη εν τω χωματι,
Kökü yerde kocasa, Kütüğü toprakta ölse bile,Даже ако коренът му остарее в земята, И ако пънът му умре в пръстта;
Kökü yerde kocasa, Kütüğü toprakta ölse bile,если и устарел в земле корень его, и пень его замер в пыли,
Kökü yerde kocasa, Kütüğü toprakta ölse bile,אם יזקין בארץ שרשו ובעפר ימות גזעו׃
Kökü yerde kocasa, Kütüğü toprakta ölse bile,ولو قدم في الارض اصلها ومات في التراب جذعها
Kökü yerde kocasa, Kütüğü toprakta ölse bile,其 根 雖 然 衰 老 在 地 裡 、 榦 也 死 在 土 中
Kökü yerde kocasa, Kütüğü toprakta ölse bile,其根 雖然 衰老 在 地裡 、 榦 也 死 在 土中
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;(36:35) Видел я нечестивца грозного, расширявшегося, подобно укоренившемуся многоветвистому дереву;
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;Aku pernah melihat seorang jahat yang suka membual; ia seperti pohon yang segar dan berakar dalam
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;Am văzut pe cel rău în toată puterea lui; se întindea ca un copac verde.
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;Ho visto l'empio trionfante ergersi come cedro rigoglioso
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;Ich habe gesehen einen Gottlosen, der war trotzig und breitete sich aus und grünte wie ein Lorbeerbaum.
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;Ik zag eens een goddeloos mens. Het leek heel wat en hij breidde zich uit als een grote woekerplant,
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;Jag såg en ogudaktig som trotsade på sin makt; han utbredde sig såsom ett grönskande träd, väl rotat.
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;J`ai vu le méchant dans toute sa puissance; Il s`étendait comme un arbre verdoyant.
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;Jeg har set en gudløs trodse, bryste sig som en Libanons Ceder
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;Jeg så en ugudelig som var veldig og utbredte sig som et grønt tre som ikke er flyttet;
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;내가 악인의 큰 세력을 본즉 그 본토에 선 푸른 나무의 무성함 같으나
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;Láttam elhatalmasodni a gonoszt és szétterjeszkedett az, mint egy gazdag lombozatú vadfa;
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;Minä näin jumalattoman, väkivaltaisen, rehevänä kuin viheriöivä puu, juurtunut paikoilleen.
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;Tôi từng thấy kẻ ác có thế lực lớn, Trải ra như cây xanh tươi mọc nơi cố thổ,
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;Tôi từng thấy kẻ ác có thế_lực lớn , Trải ra như cây xanh_tươi mọc nơi cố_thổ ,
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;Viděl jsem bezbožníka hrozné síly, an se rozložil jako zelený samorostlý strom.
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;Videl sem brezbožnika silovitega, in razprostiral se je kakor zeleneče drevo v domači zemlji.
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;Videl som ukrutného bezbožníka ohromnej sily, rozvetveného jako samorastlý strom zelený v domácej zemi.
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;Vi um ímpio cheio de prepotência, e a espalhar-se como a árvore verde na terra natal.
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;Widziałem niezbożnika nader wyniosłego, a rozłożonego jako drzewo zielone samorosłe;
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;Yo he visto al impío enaltecido, que se levantaba como un cedro del Líbano
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;Ειδον τον ασεβη υπερυψουμενον και εξηπλωμενον ως την χλωραν δαφνην
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;Виждал съм нечестивия страшен, И разпрострян като зелено дърво на своята си почва;
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;ראיתי רשע עריץ ומתערה כאזרח רענן׃
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;قد رأيت الشرير عاتيا وارفا مثل شجرة شارقة ناضرة.
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;我 見 過 惡 人 大 有 勢 力 、 好 像 一 根 青 翠 樹 在 本 土 生 發
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;我 見過惡 人大 有 勢力 、 好像 一 根 青翠樹 在 本土 生發
Monsanto karşıtı yürüyüş, demokrasiden, özgürlükten, yeryüzünden, topraktan ve tohum aşkından ilham alıyor.هذه التظاهرة ضد شركة مونسانتو تنبع من حبنا للحرية والديمقراطية من حبنا للأرض، للتربة، والبذور
Monsanto karşıtı yürüyüş, demokrasiden, özgürlükten, yeryüzünden, topraktan ve tohum aşkından ilham alıyor.自由と民主主義に対する愛、 地球、土壌、種子に対する愛情から沸き起こったムーブメントで、 そしてそれは、私達の地球上における、生命に対する深い愛情が、
Musa, Manaşşe oymağının yarısına boy sayısına göre topraktan miras vermişti.Dem halben Stamm der Kinder Manasse nach ihren Geschlechtern gab Mose,
Musa, Manaşşe oymağının yarısına boy sayısına göre topraktan miras vermişti.모세가 므낫세 반 지파에게 주었으되 므낫세 자손의 반 지파에게 그 가족대로 주었으니
Musa, Manaşşe oymağının yarısına boy sayısına göre topraktan miras vermişti.Moïse avait donné à la demi-tribu de Manassé, aux fils de Manassé, une part selon leurs familles.
Musa, Manaşşe oymağının yarısına boy sayısına göre topraktan miras vermişti.Moise dăduse la jumătate din seminţia lui Manase, fiilor lui Manase, o parte de moştenire după familiile lor.
Musa, Manaşşe oymağının yarısına boy sayısına göre topraktan miras vermişti.Mosè aveva dato una parte a metà della tribù dei figli di Manàsse, secondo le loro famigli
Musa, Manaşşe oymağının yarısına boy sayısına göre topraktan miras vermişti.Og Moses gav Manasses halve Stamme Land, Slægt for Slægt;
Musa, Manaşşe oymağının yarısına boy sayısına göre topraktan miras vermişti.ויתן משה לחצי שבט מנשה ויהי לחצי מטה בני מנשה למשפחותם׃
Musa, Manaşşe oymağının yarısına boy sayısına göre topraktan miras vermişti.واعطى موسى لنصف سبط منسّى وكان لنصف سبط بني منسّى حسب عشائرهم.
Musa, Manaşşe oymağının yarısına boy sayısına göre topraktan miras vermişti.摩 西 把 產 業 分 給 瑪 拿 西 半 支 派 、 是 按 著 瑪 拿 西 半 支 派 的 宗 族 所 分 的
Musa, Manaşşe oymağının yarısına boy sayısına göre topraktan miras vermişti.摩西 把 產業 分給瑪 拿 西 半 支派 、 是 按 著瑪 拿 西 半 支派 的 宗族 所 分 的
Nihayetinde, ormanların yokolması ve topraktan çıkan metan emisyonu.Akhirnya, ada penggundulan hutan dan emisi dari gas metana dari pertanian.
Nihayetinde, ormanların yokolması ve topraktan çıkan metan emisyonu.E finalmente, a desflorestação, e a emissão de metano pela agricultura.
Nihayetinde, ormanların yokolması ve topraktan çıkan metan emisyonu.És végül ott az erdőirtás meg a metánkibocsátás a mezőgazdaságban.
Nihayetinde, ormanların yokolması ve topraktan çıkan metan emisyonu.Et enfin, il y a la déforestation, et l"émission de méthane issu de l'agriculture.
Nihayetinde, ormanların yokolması ve topraktan çıkan metan emisyonu.Infine abbiamo la deforestazione e le emissioni di metano dall'agricoltura.
Nihayetinde, ormanların yokolması ve topraktan çıkan metan emisyonu.그리고 마지막으로 삼림파괴와 농업으로 발생하는 메탄 방출이 있습니다.
Nihayetinde, ormanların yokolması ve topraktan çıkan metan emisyonu.Na końcu mamy deforestację, a także emisję metanu z działalności rolnej.
Nihayetinde, ormanların yokolması ve topraktan çıkan metan emisyonu.Şi în final, despăduririle şi emisiile de metan din agricultură.
Nihayetinde, ormanların yokolması ve topraktan çıkan metan emisyonu.Tenslotte is er ontbossing, en de emissie van methaan door de veeteelt.
Nihayetinde, ormanların yokolması ve topraktan çıkan metan emisyonu.Und schließlich, die Abholzung, und der Ausstoß von Methan durch die Landwirtschaft.
Nihayetinde, ormanların yokolması ve topraktan çıkan metan emisyonu.Y finalmente, la deforestación, y hay emisión de metano de la agricultura.
Nihayetinde, ormanların yokolması ve topraktan çıkan metan emisyonu.Και τελικά,υπάρχει και η αποψίλωση των δασών, και υπάρχει η εκπομπή μεθανίου από τη γεωργία.