toprakları ile cümle
toprakları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Benyamin topraklarında Anatot Kentindeki kâhinlerden Hilkiya oğlu Yeremyanın sözleri.Paroles de Jérémie, fils de Hilkija, l`un des sacrificateurs d`Anathoth, dans le pays de Benjamin.
Benyamin topraklarında Anatot Kentindeki kâhinlerden Hilkiya oğlu Yeremyanın sözleri.remiásnak, Hilkiás fiának beszédei, a ki az Anatótban, Benjámin földén [lakó] papok közül vala;
Benyamin topraklarında Anatot Kentindeki kâhinlerden Hilkiya oğlu Yeremyanın sözleri.Slová Jeremiáša, syna Hilkiášovho, z kňazov, ktorí boli v Anatóte v zemi Benjaminovej,
Benyamin topraklarında Anatot Kentindeki kâhinlerden Hilkiya oğlu Yeremyanın sözleri.Slova Jeremiáše syna Helkiášova, z kněží, kteříž byli v Anatot, v zemi Beniamin,
Benyamin topraklarında Anatot Kentindeki kâhinlerden Hilkiya oğlu Yeremyanın sözleri.Słowa Jeremijasza, syna Helkijaszowego, z kapłanów, którzy byli w Anatot, w ziemi Benjamin
Benyamin topraklarında Anatot Kentindeki kâhinlerden Hilkiya oğlu Yeremyanın sözleri.Οι λογοι του Ιερεμιου υιου του Χελκιου, εκ των ιερεων των εν Αναθωθ εν γη Βενιαμιν
Benyamin topraklarında Anatot Kentindeki kâhinlerden Hilkiya oğlu Yeremyanın sözleri.Думите на Хелкевия син Еремия, един от свещениците, които бяха в Анатот във Вениаминовата земя,
Benyamin topraklarında Anatot Kentindeki kâhinlerden Hilkiya oğlu Yeremyanın sözleri.Слова Иеремии, сына Хелкиина, из священников в Анафофе, в земле Вениаминовой,
Benyamin topraklarında Anatot Kentindeki kâhinlerden Hilkiya oğlu Yeremyanın sözleri.דברי ירמיהו בן חלקיהו מן הכהנים אשר בענתות בארץ בנימן׃
Benyamin topraklarında Anatot Kentindeki kâhinlerden Hilkiya oğlu Yeremyanın sözleri.كلام ارميا بن حلقيا من الكهنة الذين في عناثوث في ارض بنيامين
Benyamin topraklarında Anatot Kentindeki kâhinlerden Hilkiya oğlu Yeremyanın sözleri.便 雅 憫 地 亞 拿 突 城 的 祭 司 中 、 希 勒 家 的 兒 子 耶 利 米 的 話 記 在 下 面
Benyamin topraklarında Anatot Kentindeki kâhinlerden Hilkiya oğlu Yeremyanın sözleri.便 雅憫 地亞 拿突 城 的 祭司 中 、 希勒家 的 兒子 耶利米 的 話記 在下面
Bildiğiniz üzere, Avusturya topraklarını sürekli Fransaya kaybediyordu.그들은 프랑스에게 영토를 빼앗겼는데 특히 나폴레옹에게 빼앗겼습니다.
Biz akıl sahibiyiz ve toprakların bize ait olduğunu biliyoruz.Nous savons que cette terre nous appartient et que nous avons aussi notre savoir ancestral.
Biz akıl sahibiyiz ve toprakların bize ait olduğunu biliyoruz.Sabemos que la tierra es nuestra y tenemos también nuestra sabiduría.
Biz akıl sahibiyiz ve toprakların bize ait olduğunu biliyoruz.Sappiamo che la terra è la nostra e abbiamo anche il nostro buonsenso.
Biz de toprakları yenileyerek, yeryüzünde karbon bankaları oluşturmuş olduk.그래서 저희는 탄소은행을 세우고, 토양을 새롭게 개간하는 것입니다.
Biz de toprakları yenileyerek, yeryüzünde karbon bankaları oluşturmuş olduk.Quindi riicostituiamo le riserve di carbonio sul pianeta e rinnoviamo i suoli.
Biz de toprakları yenileyerek, yeryüzünde karbon bankaları oluşturmuş olduk.Så vi genopbygger planetens CO2-beholdning og fornyer jordlaget.
Biz de toprakları yenileyerek, yeryüzünde karbon bankaları oluşturmuş olduk.Takže obnovíme zásoby uhlíku na této planetě, obnovíme půdu.
Biz de toprakları yenileyerek, yeryüzünde karbon bankaları oluşturmuş olduk.We bouwen de koolstofbanken op deze planeet, vernieuwen de grond.
Biz de toprakları yenileyerek, yeryüzünde karbon bankaları oluşturmuş olduk.Zriadiť uhlíkové banky, obnoviť pôdu.
Biz de toprakları yenileyerek, yeryüzünde karbon bankaları oluşturmuş olduk.אנחנו בונים בנקים של פחמן על פני כדור הארץ, מחדשים את האדמות --
Biz de toprakları yenileyerek, yeryüzünde karbon bankaları oluşturmuş olduk.فنبني بنوك الكربون على كوكب الأرض ، نجدد الأتربة
Biz de toprakları yenileyerek, yeryüzünde karbon bankaları oluşturmuş olduk.人間はこれらの生物と 共存せねばなりません
Bize lütuf edilen bu güzel toprakların kıymetini anlamak için bir dakikanızı ayırın.Prenez un moment pour apprécier ce beau continent, c'est une bénédiction que d'y vivre.
Bize lütuf edilen bu güzel toprakların kıymetini anlamak için bir dakikanızı ayırın.Tomen un momento para apreciar este bello continente y que somo bendecidos por vivir acá.
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.A doviedol nás na toto miesto a dal nám túto zem, zem, ktorá tečie mliekom a medom.
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.A uvedl nás na toto místo, a dal nám zemi tuto oplývající mlékem a strdí.
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.dẫn chúng tôi vào nơi nầy, và ban xứ nầy cho, tức là xứ đượm sữa và mật.
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.dẫn chúng_tôi vào nơi nầy , và ban xứ nầy cho , tức_là xứ đượm sữa và mật .
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.e ci condusse in questo luogo e ci diede questo paese, dove scorre latte e miele
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.El ne -a adus în locul acesta, şi ne -a dat ţara aceasta, ţară în care curge lapte şi miere.
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.e nos trouxe a este lugar, e nos deu esta terra, terra que mana leite e mel.
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.És behozott minket e helyre, és adta nékünk ezt a földet, a tejjel és mézzel folyó földet.
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.Hij heeft ons naar deze plaats gebracht en ons dit land gegeven, dat overvloeit van melk en honing.
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.Il nous a conduits dans ce lieu, et il nous a donné ce pays, pays où coulent le lait et le miel.
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.Ja hän toi meidät tähän paikkaan ja antoi meille tämän maan, maan, joka vuotaa maitoa ja mettä.
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.Kemudian Engkau membawa kami ke sini dan memberikan tanah yang kaya dan subur ini kepada kami
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.이곳으로 인도하사 이 땅 곧 젖과 꿀이 흐르는 땅을 주셨나이다
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.Nos trajo a este lugar y nos dio esta tierra: una tierra que fluye leche y miel
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.Och han lät oss komma hit och gav oss detta land, ett land som flyter av mjölk och honung.
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.Og han førte oss til dette sted og gav oss dette land, et land som flyter med melk og honning.
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.og han førte os til dette Sted og gav os dette Land, et Land, der, flyder med Mælk og Honning.
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.ter nas je privedel v ta kraj in nam dal to deželo, deželo, v kateri teče mleko in med.
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.und brachte uns an diesen Ort und gab uns dies Land, darin Milch und Honig fließt.
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.και εισηγαγεν ημας εις τον τοπον τουτον, και εδωκεν εις ημας την γην ταυτην, γην ρεουσαν γαλα και μελι
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.и ни е въвел в това място, и ни е дал тая земя, земя гдето текат мляко и мед.
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.и привел нас на место сие, и дал нам землю сию, землю, в которой течет молоко и мед;
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.ויבאנו אל המקום הזה ויתן לנו את הארץ הזאת ארץ זבת חלב ודבש׃
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.وادخلنا هذا المكان واعطانا هذه الارض ارضا تفيض لبنا وعسلا.
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.將 我 們 領 進 這 地 方 、 把 這 流 奶 與 蜜 之 地 賜 給 我 們
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.將我們領進這 地方 、 把 這流 奶與蜜 之 地 賜給 我 們
Böylece onları kendi kutsal topraklarının sınırına, Sağ elinin kazandığı dağlık bölgeye getirdi.(77:54) и привел их в область святую Свою, на гору сию, которую стяжала десница Его;
Böylece onları kendi kutsal topraklarının sınırına, Sağ elinin kazandığı dağlık bölgeye getirdi.A tak ich doviedol k hranici svojej svätosti, k tomu vrchu, ktorý si dobyla jeho pravica.
Böylece onları kendi kutsal topraklarının sınırına, Sağ elinin kazandığı dağlık bölgeye getirdi.Aż ich przywiódł do świętej granicy swojej, na onę górę, której nabyła prawica jego.
Böylece onları kendi kutsal topraklarının sınırına, Sağ elinin kazandığı dağlık bölgeye getirdi.Až je přivedl ku pomezí svatosti své, na horu tu, kteréž dobyla pravice jeho.
Böylece onları kendi kutsal topraklarının sınırına, Sağ elinin kazandığı dağlık bölgeye getirdi.Cum i -a adus spre hotarul Lui cel sfînt, spre muntele acesta, pe care dreapta Lui l -a cîştigat.
Böylece onları kendi kutsal topraklarının sınırına, Sağ elinin kazandığı dağlık bölgeye getirdi.Después los trajo al territorio de su santuario; a este monte que adquirió con su diestra
Böylece onları kendi kutsal topraklarının sınırına, Sağ elinin kazandığı dağlık bölgeye getirdi.És bevivé õket az õ szent határába, arra a hegyre, a melyet szerzett az õ jobbkezével.