Ana içeriğe geç
Sözlük

toplum ile cümle

toplum kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Modern toplumda en popüler düğün pastasına "geleneksel yığın kek" denir.Na sociedade moderna, o bolo de casamento mais popular é o tradicional em camadas de sabores.
Toplumsal Kanıt – İnsanlar diğer insanların yaptığını gördükleri şeyleri yapar.Você deve deixar as pessoas sentirem o que você está fazendo.
Toplumsal hareketler, en genel tanımıyla, ortak amaç için bir araya gelen insanların kolektif eylemleridir.Parceria é o trabalho em conjunto que as pessoas fazem para alcançar um objetivo comum.
İletişim ve Toplum.Comunicação e Sociedade.
Devletler, kendi toplumlarından korkmalı.O Estado deve temer seu povo."
Bir yıl sonra, toplumdaki gerginlikler azalmıştır.Um ano depois do ocorrido, as tensões já diminuíram.
Kaodaiizm, toplumda kadın-erkek eşitliğini vurgulamaktadır.O Báb estabelece a necessidade da igualdade entre homens e mulheres.
Bireylerin bu gücü toplumun gücünü oluşturur.O poder político se origina dessa necessidade que as pessoas têm de viver em sociedade.
O kadar aykırıyım ki bu topluma.Eu protesto contra uma união como essa!
Onun ahlakını bulunduğu toplumun güvenliği oluştururur.Aborrece a sociedade em que convive.
Toplum ve Hekim, 17(6): 417-424, 2002.Gesundheit und Wohlfahrt (em alemão) (12): 417–460.
Gezegensel Toplum weblog.Planetary Society blog (em inglês).
Devletler mekanı toplumsal kontrol için kullanırlar.Vigilância pode ser utilizada por governos para manter controle social.
Eylem olarak fazla etkin olamamış, toplumdan destek görmemiştir.E ele nunca viveria tanto como viveu sem o apoio da comunidade gay.
Toplumcu Gerçekçiliğin Kaynakları.A construção social da realidade.
Anlatı bütün zamanlarda, toplumlarda ve yerlerde mevcuttur.Pessoas em todos os tempos e lugares têm contado histórias.
Durkheim toplumbilimi kendi olgularını kendi ön dayanaklarıyla işleyen bir bilim durumuna getirdi.Assim, Durkheim se interessou por uma abordagem científica à sociedade muito cedo em sua carreira.
Bu faziletlerin tek başına yaşayan bir insanda değil de toplumda oluşabileceğini öne sürdü.Ele deixa claro que isso é possível apenas na união e na abordagem dos seres humanos.
Neticede, yeni nesil Baptist vaizler topluma varlıklarını kabul ettirdiler.A geração seguinte de pregadores Batistas se acomodaram à sociedade.
İktidar toplumsal alanın bütüne yayılma eğilimi göstermektedir.As relações de poder permeiam toda a sociedade.
Tarih ve Toplum.História e Sociedade.
Beden toplum bilimi İnsan VücuduCiência - O Corpo Humano.
Genellikle şarkılarında toplumsal meseleleri işledi.Em vez disso, ele discute a vida cotidiana em suas canções.
Toplumdaki yeri ve yapmak istedikleri konusunda çatışmalar yaşar.Recomeçam a falar das terras e aguardam o que Deus fará a esse respeito.
Sünnet bazı toplumlarda ise evlilik kurumuna karşı sadakat gösterisi olarak uygulanmaktadır.Mulheres em partes do mundo continuam a perder direitos legais no casamento.
Toplumsal bozulmayı anlatmıştır.Denunciou a injustiça social.
Sonra toplumdaki değişimleri ve tepkileri incelemeye başladı.Mais tarde centrou-se em examinar a reação da sociedade e as mudanças que esta sofre.
Komün, kapalı toplum demektir.Uma sociedade é uma comunidade interdependente.
İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi.Revista de Ciências Humanas e Sociais.
Kadınların toplumsal mücadeledeki rolü sık sık vurgulanır.Pouco a pouco vão aparecendo as personagens femininas da luta.
Toplumun radikal bir şekilde dönüştürülmesi arzusu -bu dönüşüm Toplumsal Devrim aracılığı ile olacaktır.Isso exigiria um confronto (final) sob a forma de uma revolução social.
Bu topluluk ayrıca sivil toplum kuruluşlarında da faaldirler.Também são problemas perceptíveis dentro das instituições policiais civis.
Karakteristik rebetis, toplum dışıdır, kurumsal güçlere meydan okur.Uma figura brutal que só se interessa em poder.
Toplum mühendisliği.A Invenção da Sociedade.
Naziler Berlinli Yahudileri toplumdan soyutlayıp toplama kamplarına gönderdi, birkaç yıl sonra da katlettiler.Os nazistas concentraram populações judias em guetos e mais tarde em campos de concentração.
Totalitarizm, toplumsal yaşamın bütün yönlerini içerir.A sociologia, assim, vai debruçar-se sobre todos os aspectos da vida social.
Bu söylemde düşünüldüğünde eğitim kavramı iki genel çatıda tartışılabilir: toplumsal ve kurumsal eğitim.Para isso, o Instituto desenvolve ações em duas frentes de atuação: Educação e Comunicação.
Toplumun % 90’ı aşılandığında, aşının etkinliğinin % 85 düzeyinde olduğu tahmin edilmektedir.Estima-se que a eficácia da vacina seja de 85% quando 90% da população se encontra vacinada.
Bu sonuç İtalyan toplumu arasında büyük hoşnutsuzluklara yol açtı.Isso tornou um grande obstáculo para a Unificação Italiana.
Toplumda çok az kişi kendi başına, toplumdan ayrı olarak yaşar.Nada de grande é feito, na sociedade, pelo homem só.
Pek çok fikir toplumları hem birbirine karşı hem de kendi içlerinde ayrıştırmaktadır.Entender como estão relacionados entre si e dentro da organização.
Ancak, henüz toplum önünde sergilenmiş olan hali hazırda kullanıma hazır bir çalışma bulunmamaktadır.Não se espera que isso aconteça, a menos que a economia já esteja em pleno emprego.
Tarihçiler toplumun dört sınıfa ayrıldığına inanır.A maioria dos historiadores classifica as pessoas da época em três grupos.
Terörizme karşı savaş uluslararası toplumun görevidir." diye ekledi."As forças de defesa etíopes foram obrigadas a entrar em guerra para proteger a soberania da nação", disse.
Bu kariyerler topluma içerilmemizi sağlar.Essa comunicação contribui para a necessidade de vivermos em sociedade.
Devleti ve toplumu demokratik bir yapıya kavuşturmak.A criação de políticas e sua implementação em um nível civil.
Bu kuram çerçevesinde toplumun yapısı ve işlevleri dikkate alınır.Sua gestão necessita do entendimento das estruturas e funções do corpo humano.
Toplumumuzun kuruluşundaki önemli değerleri korumamız şu anda çok önemlidir." diye belirtti.Nós queremos ser respeitosos com o clima social em que estamos agora".
Yaşamının son yıllarını toplumdan bütünüyle uzak kalarak geçirdi.Em seus últimos anos de vida, esteve praticamente afastado da vida política.
Toplumsal modeli, Emile Durkheim'in teorik temellerini kurduğu "dayanışmacılık" temelinde şekillendi.Na sociologia, ele se opôs ao modelo holístico defendido por Emile Durkheim.
Bağımlı nüfus, bir toplumda ekonomik olarak üretken olmayan nüfustur.Autarcia é uma sociedade que se basta a si própria em termos económicos.
Bu durum daha da kötüleşirse, birey toplumdaki tüm olumsuzlukları kışkırtmaya daha da eğilimli olur.Se torna-se mais ambicioso, este seria preocupado com o bem-estar da sociedade.
Bu, aynı zamanda toplumsal örgütlemenin temelini oluşturan unsurdu.Também constituía o núcleo da ordem social.
Bu şekilde toplum tarafından dışlanmaktan da kurtulur.De um lado, limpar a sociedade.
Komün sınıfsız bir toplum yaratma amacındadır.Iniciativas grassroots levaram à formação de redes de comunidades sem fio.
Toplumda 40 yaş üzerinde %2, 60 yaş üzerinde %10 oranında görülür.No grupo etário com idade superior a 60 anos, ocorre em 2% das pessoas.
Bu ülke komünist partilerinin kadroları yönetime getirilmiş ve toplumsal bir değişim başlatılmıştır.Certa e seguramente, algumas modificações feitas pelo Congresso Nacional foram feitas pela sociedade.
Destanlarda anlatılan olaylar toplumlarda derin izler bırakmıştır.A crise política deixou profundas marcas na sociedade local.
Direniş zamanında, bir küçük azınlık dışında tüm toplum isyana katılmıştı.Contrariamente à ideia concebida, apenas uma minoria vivia a tempo inteiro na total clandestinidade.
İkinci döngü bireye ve topluma adanmıştır.Um olhar voltado para a empresa e a sociedade.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
toplum ile cümle - Sayfa 49 - toplum kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App