Bu sizin toplulukta yapabilir mi?האם זה אפשרי בקהילה שלך?
Bu sizin toplulukta yapabilir mi?هل هذا ممكن الحدوث في مجتمعكم؟
Bu sizin toplulukta yapabilir mi?出来るはずです
Bu sorunla da güvenilir alt ağlar, duvarla çevrili topluluklar,그래서 그것에 대응하기 위해
Bu sorunla da güvenilir alt ağlar, duvarla çevrili topluluklar,התמודדנו עם זה ע"י הקמת
Bu sorunla da güvenilir alt ağlar, duvarla çevrili topluluklar,وتعاملنا مع ذلك بإنشاء
Bu sorunla da güvenilir alt ağlar, duvarla çevrili topluluklar,壁で守られたコミュニティを作りました
Bu STK aslında yılın büyük bir kısmını topluluklarla geçiriyordu.Dużo czasu spędzają w społecznościach lokalnych.
Bu STK aslında yılın büyük bir kısmını topluluklarla geçiriyordu.Ei petrec de fapt o mare parte a timpului în comunităţile locale.
Bu STK aslında yılın büyük bir kısmını topluluklarla geçiriyordu.Eles passavam de facto muito tempo por ano nas comunidades.
Bu STK aslında yılın büyük bir kısmını topluluklarla geçiriyordu.Ellos en verdad dedican mucho tiempo al año en las comunidades.
Bu STK aslında yılın büyük bir kısmını topluluklarla geçiriyordu.Ils passaient beaucoup de temps au sein des communautés.
Bu STK aslında yılın büyük bir kısmını topluluklarla geçiriyordu.In realtà passavano gran parte dell'anno nelle comunità locali.
Bu STK aslında yılın büyük bir kısmını topluluklarla geçiriyordu.그 분들은 지역사회를 위해 많은 시간을 노력하셨어요.
Bu STK aslında yılın büyük bir kısmını topluluklarla geçiriyordu.Oni skutočne mnoho času cez rok trávia v komunitách.
Bu STK aslında yılın büyük bir kısmını topluluklarla geçiriyordu.Sie haben wirklich einen Großteil des Jahres in den Gemeinden verbracht.
Bu STK aslında yılın büyük bir kısmını topluluklarla geçiriyordu.Ze brachten veel tijd per jaar door in de gemeenschappen.
Bu STK aslında yılın büyük bir kısmını topluluklarla geçiriyordu.Βρίσκονται πολύ καιρό κάθε χρόνο στις κοινότητες.
Bu STK aslında yılın büyük bir kısmını topluluklarla geçiriyordu.Они уделяли много времени местному населению.
Bu STK aslında yılın büyük bir kısmını topluluklarla geçiriyordu.Те прекарват много време от годината в общностите.
Bu STK aslında yılın büyük bir kısmını topluluklarla geçiriyordu.שנקרא IRDNC: פיתוח כפרי משולב עם שימור סביבתי.
Bu STK aslında yılın büyük bir kısmını topluluklarla geçiriyordu.لقد كانوا يقضون الكثير من الوقت في السنة بين المجتمعات.
Bu STK aslında yılın büyük bir kısmını topluluklarla geçiriyordu.ジョシュアは事態に気がつきました
Bu sürekli bölünür ve elinizde -- ve bu ilk hücre topluluklarının isimlerinden bahsedeceğim, ama şimdi değil.Astea se tot divid....și ceea ce rezultă...au niște nume dar nu o să vă spun acum.... ...
Bu sürekli bölünür ve elinizde -- ve bu ilk hücre topluluklarının isimlerinden bahsedeceğim, ama şimdi değil.これらについての用語の説明は後ほど。
Bu tepe örtüsü toplulukları narinler.Ces communautés liées à la canopée sont fragiles.
Bu tepe örtüsü toplulukları narinler.Comunităţile de plante din bolta pădurii sunt fragile.
Bu tepe örtüsü toplulukları narinler.Deze bladerdak-gemeenschappen zijn fragiel.
Bu tepe örtüsü toplulukları narinler.Diese Baumkronengemeinschaften sind sehr zerbrechlich.
Bu tepe örtüsü toplulukları narinler.Do đó quần xã tán cây rất yếu ớt.
Bu tepe örtüsü toplulukları narinler.Estas comunidades en los doseles forestales son frágiles.
Bu tepe örtüsü toplulukları narinler.이 캐노피 공동체는 쉽게 훼손될 수 있어요
Bu tepe örtüsü toplulukları narinler.Queste comunità della canopea sono fragili.
Bu tepe örtüsü toplulukları narinler.Te populacje żyjące w koronach drzew są delikatne.
Bu tepe örtüsü toplulukları narinler.Тези балдахинни общности са крехки.
Bu tepe örtüsü toplulukları narinler.Эти пологовые растительные покровы очень хрупкие.
Bu tepe örtüsü toplulukları narinler.קהילות החופה הללו הן שבריריות.
Bu tepe örtüsü toplulukları narinler.هذه المجتمعات هشة.
Bu tepe örtüsü toplulukları narinler.私達がその手つかずの森で
Bu topluluk kültürel ilerleme adına bir vizyonu paylaşıyorlar.디컴피컬쳐 소사이어티는 죽음을 거부하고 유체를 보전하는 현재의 문화에서
Bu topluluk kültürel ilerleme adına bir vizyonu paylaşıyorlar.אגודת הדיקומפיקאלצ'ר שותפה לחזון של שינוי תרבותי,
Bu topluluk kültürel ilerleme adına bir vizyonu paylaşıyorlar.مجتمع الكائنات المتحللة يتشارك رؤية تغير الثقافة،
Bu topluluk kültürel ilerleme adına bir vizyonu paylaşıyorlar.文化の変化です 現在の死を拒否し肉体を保存する文化から
Bu topluluklar; İbo, Somali, Kikuyus'tur, ... ...örnegin; başkanları yoktur.Aceste societăți sunt Ibo, Somalezii, Kikuyu, de exemplu -- nu au avut niciun conducător.
Bu topluluklar; İbo, Somali, Kikuyus'tur, ... ...örnegin; başkanları yoktur.Ces sociétés sont les Ibo, les Somali, les Kikuyus, par exemple -- elles n'ont aucun chef.
Bu topluluklar; İbo, Somali, Kikuyus'tur, ... ...örnegin; başkanları yoktur.Deze maatschappijen zijn bijvoorbeeld de Ibo, de Somali, de Kikuyus. Ze hebben geen stamhoofden.
Bu topluluklar; İbo, Somali, Kikuyus'tur, ... ...örnegin; başkanları yoktur.Do tych społeczeństw należą Ibo, Somalijczycy i Kikuyus, dla przykładu - nie mają wodzów.
Bu topluluklar; İbo, Somali, Kikuyus'tur, ... ...örnegin; başkanları yoktur.Esas sociedades son los Ibo, los somalíes, los kikuyus, por ejemplo - no tienen jefes.
Bu topluluklar; İbo, Somali, Kikuyus'tur, ... ...örnegin; başkanları yoktur.Ide tartoznak az Ibo, a Szomáli és a Kikuyu társadalmak, például -- itt nincsenek is törzsfőnökök.
Bu topluluklar; İbo, Somali, Kikuyus'tur, ... ...örnegin; başkanları yoktur.이러한 사회들은 이보, 소말리, 키큐유스를 예를 들수 있습니다. 그들은 족장이 없습니다.
Bu topluluklar; İbo, Somali, Kikuyus'tur, ... ...örnegin; başkanları yoktur.Queste società sono gli Igbo, i Somali, i Kikuyus, per esempio. Non hanno capi.
Bu topluluklar; İbo, Somali, Kikuyus'tur, ... ...örnegin; başkanları yoktur.Solche Gesellschaften sind die Ibo, die Somali, die Kikuyus zum Beispiel - sie haben keine Häuptlinge.
Bu topluluklar; İbo, Somali, Kikuyus'tur, ... ...örnegin; başkanları yoktur.Οι κοινωνίες αυτές είναι π.χ. οι Ίμπο, οι Σομαλοί, οι Κικούγιου. Δεν έχουν αρχηγούς.
Bu topluluklar; İbo, Somali, Kikuyus'tur, ... ...örnegin; başkanları yoktur.Тези общности са Ибо, сомалийската, Кикуюус, например -- те нямат главатари.
Bu topluluklar; İbo, Somali, Kikuyus'tur, ... ...örnegin; başkanları yoktur.Эти общества — это, например, народы игбо, кикуйю, сомалийцы. У них нет руководства.
Bu topluluklar; İbo, Somali, Kikuyus'tur, ... ...örnegin; başkanları yoktur.החברות האלו הם בני השבטים איבו, סומלי, קיקויו, לדוגמה -- אין להם ראשי שבטים.
Bu topluluklar; İbo, Somali, Kikuyus'tur, ... ...örnegin; başkanları yoktur.هذه مجتمعات الأيبو ، الصوماليون ،الكايكيوس، على سبيل المثال -- لا توجد لديها زعماء.
Bu topluluklar; İbo, Somali, Kikuyus'tur, ... ...örnegin; başkanları yoktur.首長はいません 別の民族グループには首長がおり
Bu toplulukların oluşturduğu nöronlar, birer bilgi işleme araçlarıydı.Deci neuronii reprezinta dispozitivul procesator de informatie construit de comunitatile de celule.
Bu toplulukların oluşturduğu nöronlar, birer bilgi işleme araçlarıydı.Dus neuronen zijn het informatieverwerkingsapparaat dat die gemeenschappen van cellen bouwden.