topluluğu ile cümle
topluluğu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Gittiği her yerde topluluğun dikkatini çekmiştir.Kõikjal innustas ja toetas ta oma külaskäikudel kohalikku rahvast.
İngiliz Milletler Topluluğu Oyunları Federasyonu.Briti Rahvaste Ühenduse mängude poksivõistlus.
1962 - Jamaika, İngiliz Milletler Topluluğu içerisinde bağımsız bir ulus oldu.1962 – Jamaica sai Briti Rahvaste Ühenduse koosseisus iseseisvuse.
1974 - Beatles topluluğu dağıldı.1970 – ansambel The Beatles läks laiali.
Kozmik toz parçacıklarının çoğu boyutları 0,1 mikrometreye ulaşan az miktardaki moleküller topluluğudur.Kosmiline tolm on kosmoses olev tolm, kus enamik osakestest on suuruses mõnest molekulist kuni 0,1 μm.
Öldürülmesi tüm dünyada yankı yaptı ve Nijerya'nın İngiliz Milletler Topluluğu'ndan çıkartılmasına yol açtı.Pärast seda intsidenti heideti Nigeeria kohe Briti Rahvaste Ühendusest välja.
1890'larda Schjerfbeck Sanat Topluluğu'nun çizim okulunda çalışmaya başladı.1890. aastatel hakkas Schjerfbeckki Soome Kunstiühenduse joonistuskoolis õpetama.
Birbiriyle birleştirilemeyen sözcükler topluluğuna "bileşik sözcük" adı verilmemesi gerekir.Ükski teine ühing ei tohi oma nimes sõna "ühistupank" kasutada.
Film sokaklarda bir dans topluluğu ve savaş oluşturan bir grup öğrenci üzerinde odaklanmaktadır.Filmi keskmes oli rühm õpilasi, kes moodustasid tantsugrupi ja tegid tänavatel tantsulahinguid.
Bağımsız Devletler Topluluğu."Sõltumatute riikide ühendus".
2012 yılında Wolfram Amerikan matematikçiler topluluğuna üye olmuştur.2012. aastal nimetati ta American Mathematical Society üheks eestkõnelejaks.
19 yüzyılda kentte küçük bir Yahudi topluluğu yaşamaya başladı.19. sajandiks oli linnas suur juudi kogukond.
Avrupa Topluluğu İnsani Yardım Bürosu (European Community Humanitarian aid Office),1992'de kuruldu.Euroopa Ühenduse Humanitaarabi Amet (ECHO) loodi 1992. aastal komisjoni presidendi Delors'i teisel ametiajal.
Virjin Takımadaları'nda, Amerikan ve İspanyol Virjin Adalarının dışında kalan adalar topluluğudur.Peale selle on organiseeritud alad veel Guam ja USA Neitsisaared.
Resmî site Çankaya Üniversitesi Mekatronik TopluluğuÇankaya Ülikooli ametlik kodulehekülg
Bağımsız Devletler Topluluğu ilan edildi ve Ukrayna bağımsız bir ülke haline geldi.Võitjaks osutus Isamaarinne ja Zimbabwet kui iseseisvat riiki tunnustati rahvusvaheliselt.
Ülke, İngiliz Milletler Topluluğu üyesidir.Riik kuulub Briti Rahvaste Ühendusse.
Aynı biçimde hayvan topluluğu da biyomdan biyoma değişir.Ka inimliigil esineb elutempos liigisisene varieeruvus.
Babası Louis cumhuriyetçi geleneklere bağlı Protestan Huguenot topluluğundandı.Tema isa oli Narva Johannese koguduse õpetaja Konstantin Hunnius.
1962 - The Rolling Stones topluluğu ilk konserlerini Londra'da Marquee Club de verdiler.12. juulil 1962 toimus klubis The Marquee Rolling Stonesi esimene sõu.
Aşıklı topluluğu, bu bin yıla yakın süreç boyunca yerleşimi hiç terk etmez.Prõpjat ja selle lähiümbrus on veel mitmesaja aasta jooksul elamiskõlbmatud.
a-ha, Norveçli bir müzik topluluğu.Flunk on Norra elektroonilise muusika ansambel.
"İngiliz Milletler Topluluğu" örneğinin aksine Rigsfællesskabet, Danimarka alanının resmî ismi değildir.Erakonna hümn erinevalt teistest Euroopa sotsiaaldemokraatidest ei ole "Internatsionaal".
Bu tanım doğrultusunda çok disiplinli bir bilim dalı olan yer bilimleri topluluğunun bir dalını oluşturur.Pole ühte argumenti, mis ütleks, millal ratsionaalne teadlane peaks paradigmat vahetama.
2000 yılında, Güney Afrika'ya yeni bir opera topluluğu kurmak için gitme fırsatım oldu.2000-ben lehetőségem volt Dél-Afrikába menni és egy új opera társulatot alapítani.
2000 yılında, Güney Afrika'ya yeni bir opera topluluğu kurmak için gitme fırsatım oldu.지난 2000년, 전 남아프리카 공화국에 가서 새로운 오페라단을 만들 기회를 얻었었습니다
2000 yılında, Güney Afrika'ya yeni bir opera topluluğu kurmak için gitme fırsatım oldu.En 2000, j'ai eu la possibilité d'aller en Afrique du Sud former une nouvelle compagnie d'opéra.
2000 yılında, Güney Afrika'ya yeni bir opera topluluğu kurmak için gitme fırsatım oldu.En el 2000 tuve la oportunidad de ir a Sudáfrica a formar una nueva compañía de ópera.
2000 yılında, Güney Afrika'ya yeni bir opera topluluğu kurmak için gitme fırsatım oldu.În 2000, am avut şansa să merg în Africa de Sud, pentru a forma o nouă companie de operă.
2000 yılında, Güney Afrika'ya yeni bir opera topluluğu kurmak için gitme fırsatım oldu.In 2000 had ik de kans om naar Zuid-Afrika te gaan om een nieuw operagezelschap op te richten.
2000 yılında, Güney Afrika'ya yeni bir opera topluluğu kurmak için gitme fırsatım oldu.Nel 2000 ebbi l'opportunità di recarmi in Sud Africa per formare una nuova compagnia operatica.
2000 yılında, Güney Afrika'ya yeni bir opera topluluğu kurmak için gitme fırsatım oldu.Pada tahun 2000, saya mendapat kesempatan pergi ke Afrika Selatan untuk mendirikan perusahaan opera baru.
2000 yılında, Güney Afrika'ya yeni bir opera topluluğu kurmak için gitme fırsatım oldu.V roce 2000, jsem dostal příležitost jet do Jižní Afriky dát dohromady nový operní sbor.
2000 yılında, Güney Afrika'ya yeni bir opera topluluğu kurmak için gitme fırsatım oldu.W roku 2000, miałem okazję pojechać do RPA, by założyć nową operę.
2000 yılında, Güney Afrika'ya yeni bir opera topluluğu kurmak için gitme fırsatım oldu.В 2000 году у меня появилась возможность поехать в Южную Африку организовать новую оперную труппу.
2000 yılında, Güney Afrika'ya yeni bir opera topluluğu kurmak için gitme fırsatım oldu.През 2000 година, имах възможността да отида в Южна Африка и да формирам нова оперна компания.
2000 yılında, Güney Afrika'ya yeni bir opera topluluğu kurmak için gitme fırsatım oldu.Ще в 2000 році, я мав можливість поїхати до Південної Африки для формування нової опери.
2000 yılında, Güney Afrika'ya yeni bir opera topluluğu kurmak için gitme fırsatım oldu.בשנת 2000, הייתה לי הזדמנות לנסוע לדרום אפריקה כדי לגבש להקת אופרה חדשה.
2000 yılında, Güney Afrika'ya yeni bir opera topluluğu kurmak için gitme fırsatım oldu.مرة أخرى في عام 2000، أتيحت لي الفرصة للذهاب الى جنوب افريقيا لتأسيس شركة جديدة للأوبرا
2000 yılında, Güney Afrika'ya yeni bir opera topluluğu kurmak için gitme fırsatım oldu.取り組む機会がありました 現地に赴き 主に国内あちこちの
Adamlar böylece yola koyulup Antakyaya gittiler. Topluluğu bir araya getirerek onlara mektubu verdiler.A tak oni będąc odprawieni, przyszli do Antyjochyi, a zgromadziwszy mnóstwo, oddali list.
Adamlar böylece yola koyulup Antakyaya gittiler. Topluluğu bir araya getirerek onlara mektubu verdiler.A tak oni súc prepustení prišli dolu do Antiochie a shromaždiac množstvo podali list.
Adamlar böylece yola koyulup Antakyaya gittiler. Topluluğu bir araya getirerek onlara mektubu verdiler.Azok annakokáért elbocsáttatván, elmenének Antiókhiába; és egybegyûjtvén a sokaságot, átadák a levelet.
Adamlar böylece yola koyulup Antakyaya gittiler. Topluluğu bir araya getirerek onlara mektubu verdiler.Da diese abgefertigt waren, kamen sie gen Antiochien und versammelten die Menge und überantworteten den Brief.
Adamlar böylece yola koyulup Antakyaya gittiler. Topluluğu bir araya getirerek onlara mektubu verdiler.Da nu disse var sendt avsted, kom de til Antiokia, og de samlet hele menigheten og gav dem brevet.
Adamlar böylece yola koyulup Antakyaya gittiler. Topluluğu bir araya getirerek onlara mektubu verdiler.Ei deci, şi-au luat rămas bun dela Biserică, şi s'au dus la Antiohia, unde au dat epistola mulţimii adunate.
Adamlar böylece yola koyulup Antakyaya gittiler. Topluluğu bir araya getirerek onlara mektubu verdiler.Então eles, tendo-se despedido, desceram a Antioquia e, havendo reunido a assembléia, entregaram a carta.
Adamlar böylece yola koyulup Antakyaya gittiler. Topluluğu bir araya getirerek onlara mektubu verdiler.Essi allora, congedatisi, discesero ad Antiochia e riunita la comunità consegnarono la lettera
Adamlar böylece yola koyulup Antakyaya gittiler. Topluluğu bir araya getirerek onlara mektubu verdiler.저희가 작별하고 안디옥에 내려가 무리를 모은 후에 편지를 전하니
Adamlar böylece yola koyulup Antakyaya gittiler. Topluluğu bir araya getirerek onlara mektubu verdiler.Poslanci so torej, ko so jih bili odpravili, prišli v Antiohijo; pa zbero množico in izroče pismo.
Adamlar böylece yola koyulup Antakyaya gittiler. Topluluğu bir araya getirerek onlara mektubu verdiler.Så lod man dem da fare, og de kom ned til Antiokia og forsamlede Mængden og overgave Brevet.
Adamlar böylece yola koyulup Antakyaya gittiler. Topluluğu bir araya getirerek onlara mektubu verdiler.Tedy oni propuštěni jsouce, přišli do Antiochie, a shromáždivše množství, dali jim list.
Adamlar böylece yola koyulup Antakyaya gittiler. Topluluğu bir araya getirerek onlara mektubu verdiler.Vậy , khi các người đó đã từ_giã Hội_thánh , xuống thành An-ti-ốt , nhóm hết_thảy anh_em lại và trao thơ cho .
Adamlar böylece yola koyulup Antakyaya gittiler. Topluluğu bir araya getirerek onlara mektubu verdiler.Vậy, khi các người đó đã từ giã Hội thánh, xuống thành An-ti-ốt, nhóm hết thảy anh em lại và trao thơ cho.
Adamlar böylece yola koyulup Antakyaya gittiler. Topluluğu bir araya getirerek onlara mektubu verdiler.Ουτοι μεν λοιπον απολυθεντες ηλθον εις Αντιοχειαν, και συναξαντες το πληθος ενεχειρησαν την επιστολην.
Adamlar böylece yola koyulup Antakyaya gittiler. Topluluğu bir araya getirerek onlara mektubu verdiler.Итак, отправленные пришли в Антиохию и, собрав людей, вручили письмо.
Adamlar böylece yola koyulup Antakyaya gittiler. Topluluğu bir araya getirerek onlara mektubu verdiler.И те, като го прочетоха, зарадваха се за успокоението що им даваше.
Adamlar böylece yola koyulup Antakyaya gittiler. Topluluğu bir araya getirerek onlara mektubu verdiler.Послані ж прийшли в Антиохию і, зібравши громаду, подали посланнє.
Adamlar böylece yola koyulup Antakyaya gittiler. Topluluğu bir araya getirerek onlara mektubu verdiler.וישלחו האנשים ויבאו אל אנטיוכיא ויקהילו את העם ויתנו להם את האגרת׃
Adamlar böylece yola koyulup Antakyaya gittiler. Topluluğu bir araya getirerek onlara mektubu verdiler.فهؤلاء لما أطلقوا جاءوا الى انطاكية وجمعوا الجمهور ودفعوا الرسالة.