Ana içeriğe geç
Sözlük

toplamak ile cümle

toplamak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Bazılarınız vektörün şeklini çizip onları toplamak isteyebilir belki ilerideki videolarda gösterebilirim.אולי תרצו לצייר את שני הווקטורים האלה ולחבר אותם גרפית, אולי אעשה זאת בסירטון הבא, כדי לראות את זה חזותית.
Benim için 1 tavşan ve 200 dut toplamak çok kolay.저한테 있어서 1마리의 토끼와 200개의 열매를 따는 건 정말 쉽습니다.
Benim için 1 tavşan ve 200 dut toplamak çok kolay.Ahora, es +optimo?
Benim için 1 tavşan ve 200 dut toplamak çok kolay.Bardzo jest mi łatwo złapać 1 królika i zebrać 200 jagód.
Benim için 1 tavşan ve 200 dut toplamak çok kolay.זה מאוד קל עבורי להשיג ארנב אחד ומאתיים פירות יער
Benim için 1 tavşan ve 200 dut toplamak çok kolay.だから、このポイントは実現可能なんだ
Benim yapmam gereken tek şey ise dışarı çıkmak, kuşları toplamak ve koleksiyonum için içlerini doldurmaktı.A única coisa que eu tinha de fazer era sair, apanhá-los e embalsamá-los para a colecção.
Benim yapmam gereken tek şey ise dışarı çıkmak, kuşları toplamak ve koleksiyonum için içlerini doldurmaktı.Csak ki kellett mennem, hogy összeszedjem és kitömessem őket a gyűjtemény számára.
Benim yapmam gereken tek şey ise dışarı çıkmak, kuşları toplamak ve koleksiyonum için içlerini doldurmaktı.Điều duy nhất mà tôi là là chạy ra nhặt xác và nhồi bông chúng cho bộ sưu tập.
Benim yapmam gereken tek şey ise dışarı çıkmak, kuşları toplamak ve koleksiyonum için içlerini doldurmaktı.Ich musste also nur rausgehen, sie einsammeln und für die Sammlung präparieren lassen.
Benim yapmam gereken tek şey ise dışarı çıkmak, kuşları toplamak ve koleksiyonum için içlerini doldurmaktı.Jediná věc, kterou jsem musel udělat, bylo, že jsem šel ven, sebral je a nechal vycpat do sbírky.
Benim yapmam gereken tek şey ise dışarı çıkmak, kuşları toplamak ve koleksiyonum için içlerini doldurmaktı.Jediné, čo som musel urobiť, bolo ísť von, zdvihnúť ich a dať ich vypchať do zbierky.
Benim yapmam gereken tek şey ise dışarı çıkmak, kuşları toplamak ve koleksiyonum için içlerini doldurmaktı.제가 할 수있는 일은 밖으로 나가 그것들을 주워 전시를 위한 박제품을 만드는 것이었습니다.
Benim yapmam gereken tek şey ise dışarı çıkmak, kuşları toplamak ve koleksiyonum için içlerini doldurmaktı.La seule chose que j'avais à faire était de sortir, les ramasser, et les empailler pour la collection.
Benim yapmam gereken tek şey ise dışarı çıkmak, kuşları toplamak ve koleksiyonum için içlerini doldurmaktı.La sola cosa che dovevo fare era andar fuori, prenderli e inserirli nella collezione.
Benim yapmam gereken tek şey ise dışarı çıkmak, kuşları toplamak ve koleksiyonum için içlerini doldurmaktı.Lo único que tenía que hacer era salir, recogerlas y mandarlas a disecar para la colección.
Benim yapmam gereken tek şey ise dışarı çıkmak, kuşları toplamak ve koleksiyonum için içlerini doldurmaktı.Saya hanya perlu keluar mengambilnya dan mempersiapkannya untuk dipajang.
Benim yapmam gereken tek şey ise dışarı çıkmak, kuşları toplamak ve koleksiyonum için içlerini doldurmaktı.Tot ce aveam de făcut era să ies afară, să le iau de jos și să le împăiez pentru colecție.
Benim yapmam gereken tek şey ise dışarı çıkmak, kuşları toplamak ve koleksiyonum için içlerini doldurmaktı.Wystarczyło wyjść na zewnątrz, pozbierać je i zanieść do wypchania.
Benim yapmam gereken tek şey ise dışarı çıkmak, kuşları toplamak ve koleksiyonum için içlerini doldurmaktı.Το μοναδικό που έπρεπε να κάνω ήταν να βγω έξω, να τα μαζέψω, και να τα φυλάξω για τη συλλογή.
Benim yapmam gereken tek şey ise dışarı çıkmak, kuşları toplamak ve koleksiyonum için içlerini doldurmaktı.Единственное, что мне приходилось делать — это выходить на улицу, забирать их и делать чучела для коллекции.
Benim yapmam gereken tek şey ise dışarı çıkmak, kuşları toplamak ve koleksiyonum için içlerini doldurmaktı.Отже єдине, що мені лишалось, - виходити на двір, збирати мертвих птахів та робити з них опудала для колекції.
Benim yapmam gereken tek şey ise dışarı çıkmak, kuşları toplamak ve koleksiyonum için içlerini doldurmaktı.כל מה שנותר לי לעשות הוא לצאת החוצה, להרים אותן, ולדאוג לפחלץ אותן עבור האוסף.
Benim yapmam gereken tek şey ise dışarı çıkmak, kuşları toplamak ve koleksiyonum için içlerini doldurmaktı.كلّ ما كان عليّ فعله هو الخروج، جمع جثثها، ثمّ حشوها لإضافتها للمجموعة.
Benim yapmam gereken tek şey ise dışarı çıkmak, kuşları toplamak ve koleksiyonum için içlerini doldurmaktı.標本にしてコレクションに 加えるだけでいいんです (笑)
Bilgi toplamak için çalışan birçok kuruluş vardırهناك العديد من المنظمات تعمل على جمع المعلومات
Bir kitap sadece bilgi toplamak ve depolamak için düzgün bir yol değil,Een boek is niet alleen leuk om informatie in te verzamelen.
Bir kitap sadece bilgi toplamak ve depolamak için düzgün bir yol değil,오직 깔끔한 방식으로 정보를 수집하고 저장해서 책을 만들 필요는 없지요.
Bir kitap sadece bilgi toplamak ve depolamak için düzgün bir yol değil,Książka to nie tylko doskonały sposób na zbieranie i przechowywanie informacji.
Bir kitap sadece bilgi toplamak ve depolamak için düzgün bir yol değil,O carte nu este numai un mod elegant de a strânge și a păstra informația.
Bir kitap sadece bilgi toplamak ve depolamak için düzgün bir yol değil,Un libro non è solo un modo chiaro di raccogliere e conservare informazioni.
Bir kitap sadece bilgi toplamak ve depolamak için düzgün bir yol değil,Un libro no sólo es una forma prolija de recoger y almacenar información.
Bir kitap sadece bilgi toplamak ve depolamak için düzgün bir yol değil,Една книга не е само спретнат начин да се събира и съхранява информация.
Bir kitap sadece bilgi toplamak ve depolamak için düzgün bir yol değil,Писать книгу значит ведь не только собирать и хранить информацию.
Bir kitap sadece bilgi toplamak ve depolamak için düzgün bir yol değil,ספר הוא לא רק דרך מסודרת של איסוף ואחסון של מידע,
Bir kitap sadece bilgi toplamak ve depolamak için düzgün bir yol değil,الكتاب ليس مجرد وسيلة أنيقة لجمع وتخزين المعلومات.
Bir kitap sadece bilgi toplamak ve depolamak için düzgün bir yol değil,層状に重なる情報ともいえます
Böylece bu fırsatı Jonas'ın tümöründen ve bedeninin diğer kısımlarından örnekler toplamak için kullandım.Ezért éltem a lehetőséggel, hogy mintát vegyek Jonas daganatából és testének más részeiből.
Böylece bu fırsatı Jonas'ın tümöründen ve bedeninin diğer kısımlarından örnekler toplamak için kullandım.그래서 전 이번 기회에 조나스의 종양과 그 신체의 다른 부위에서도 약간의 샘플을 채취했습니다
Böylece bu fırsatı Jonas'ın tümöründen ve bedeninin diğer kısımlarından örnekler toplamak için kullandım.Tak jsem využila příležitosti a odebrala jsem několik vzorků z Jonášova nádoru a z dalších částí jeho těla.
Böylece bu fırsatı Jonas'ın tümöründen ve bedeninin diğer kısımlarından örnekler toplamak için kullandım.כך שניצלתי את ההזדמנות הזו על מנת לאסוף דגימות מהגידול של ג'ונס וכן דגימות נוספות מחלקים אחרים של גופו.
Böylece bu fırsatı Jonas'ın tümöründen ve bedeninin diğer kısımlarından örnekler toplamak için kullandım.ﻟﺬﺍ ﺍﺗﺨﺬﺕ ﻫﺬﻩ ﺍﻟﻔﺮﺻﺔ ﻷﺟﻤﻊ ﺑﻌﺾ ﺍﻟﻌﻴﻨﺎﺕ ﻣﻦ ﻭﺭﻡ ﺟﻮﻧﺎﺱ وايضا بعض العينات من اماكن اخرى بجسده
Böylece bu fırsatı Jonas'ın tümöründen ve bedeninin diğer kısımlarından örnekler toplamak için kullandım.身体からいくらか サンプルを取りました 研究所に持ち帰って
Böylece halk saman yerine anız toplamak üzere bütün Mısıra dağıldı.Bấy giờ, dân chúng bèn đi rải khắp xứ Ê-díp-tô, đặng góp gốc rạ thế cho rơm.
Böylece halk saman yerine anız toplamak üzere bütün Mısıra dağıldı.Bấy_giờ , dân_chúng bèn đi rải khắp xứ Ê - díp-tô , đặng góp gốc rạ thế cho rơm .
Böylece halk saman yerine anız toplamak üzere bütün Mısıra dağıldı.Da spredte Folket sig over hele Ægypten for at samle Halmstrå.
Böylece halk saman yerine anız toplamak üzere bütün Mısıra dağıldı.Da spredte folket sig over hele Egyptens land for å sanke stubber til å bruke istedenfor halm.
Böylece halk saman yerine anız toplamak üzere bütün Mısıra dağıldı.Då spridde sig folket över hela Egyptens land och samlade strå för att bruka det såsom halm.
Böylece halk saman yerine anız toplamak üzere bütün Mısıra dağıldı.Da zerstreute sich das Volk ins ganze Land Ägypten, daß es Stoppeln sammelte, damit sie Stroh hätten.
Böylece halk saman yerine anız toplamak üzere bütün Mısıra dağıldı.Então o povo se espalhou por toda parte do Egito a colher restolho em lugar de palha.
Böylece halk saman yerine anız toplamak üzere bütün Mısıra dağıldı.Entonces el pueblo se dispersó por toda la tierra de Egipto para recoger rastrojo en lugar de paja
Böylece halk saman yerine anız toplamak üzere bütün Mısıra dağıldı.És elszélede a nép egész Égyiptom földén, hogy tarlót szedjen polyva helyett.
Böylece halk saman yerine anız toplamak üzere bütün Mısıra dağıldı.Il popolo si disperse in tutto il paese d'Egitto a raccattare stoppie da usare come paglia
Böylece halk saman yerine anız toplamak üzere bütün Mısıra dağıldı.In razkropilo se je ljudstvo po vsej zemlji Egiptovski, da bi zbirali strn za slamo.
Böylece halk saman yerine anız toplamak üzere bütün Mısıra dağıldı.I rozběhl se lid po vší zemi Egyptské, aby trhal strniště místo slámy.
Böylece halk saman yerine anız toplamak üzere bütün Mısıra dağıldı.I rozbieżał się lud po wszystkiej ziemi Egipskiej, aby zbierał ściernisko miasto plew.
Böylece halk saman yerine anız toplamak üzere bütün Mısıra dağıldı.백성이 애굽 온 땅에 흩어져 곡초 그루터기를 거두어다가 짚을 대신하니
Böylece halk saman yerine anız toplamak üzere bütün Mısıra dağıldı.Le peuple se répandit dans tout le pays d`Égypte, pour ramasser du chaume au lieu de paille.
Böylece halk saman yerine anız toplamak üzere bütün Mısıra dağıldı.Maka pergilah orang Israel menjelajahi seluruh tanah Mesir untuk mengumpulkan jerami
Böylece halk saman yerine anız toplamak üzere bütün Mısıra dağıldı.Niin kansa hajosi pitkin Egyptin maata keräämään pehkuja olkien asemesta.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod