Bizans'ın toparlanması, Komnenos restorasyonunu başlattı.Het Byzantijnse herstel begon met het Komneense herstel.
Şehir bir daha toparlanamadı (MÖ 336)...Opnieuw slaagde zijn opzet echter niet (103 v.Chr.).
İki taraf da dinlenip toparlanmayı dört gözle bekliyordu.Beide zijden hadden rust nodig.
Fakat Roma’nın tekrar toparlanması ve fırsatın kaçmasından kaygılandı.Maria wist Rusland te ontvluchten en hertrouwde.
1990 krizinde battı ve ardından tekrar toparlandı.Na 1990 kreeg de stad eerst te maken met neergang maar daarna ontwikkelde ze zich opnieuw.
Orduları bir daha toparlanamayacak şekilde bozuldu.Rozproszonych oddziałów nie udało się już ponownie zebrać.
Eser çabucak toparlandı.Kolumna została szybko namierzona.
Bu zaman aralığında Rusya'ya yeniden toparlanma ve güçlenme fırsatı verdi.Okres ten umożliwił Indiom odbudowę i wzmocnienie swoich sił.
Başlangıçtaki atak Taliban'ı güçten düşürdü, fakat Taliban kuvvetleri yeniden toparlandılar.Invasionen störtade talibanregimen men talibanstyrkor har sedan den första attacken återfått styrka.
Ancak bir süre sonra tekrar toparlandı.De har dock återförenats senare, vid flera tillfällen.
Ama takım çabucak toparlanmaya başladı.Klockan reparerades snabbt.
Her ne kadar yaralansa da en kısa sürede toparlanıp yeniden film çalışmalarına döner.Hon övertalas till att öppna igen och så ändrar hon sig fram och tillbaka under hela filmen.
Eser çabucak toparlandı.Обладнання було закуплено швидко.
Ancak bir süre sonra tekrar toparlandı.Але незабаром вони зустрілися знову.
Ancak bir süre sonra tekrar toparlandı.Po chvíli ale opět povstane.
Fakat takımda bir toparlanma olmadı ve ligi sonuncu sırada tamamladı.V týmu se mu nedařilo a skončili poslední.
Bu tür oyuncular bazen oynamayarak toparlanır.Čtenáři se tak někdy cítili vytlačeni z děje.
Rocky ise birkaç defa yere düşsede tekrar toparlanmıştır.Nicméně i následně byl viklan ještě několikrát ze svého lůžka shozen a opětovně umístěn zpět.
Tekrar toparlanan 6. Ordu Stalingrad'a girmeye başladı.După aceasta, Armata a 6-a a înaintat spre Stalingrad.
Her iki taraf da toparlanıp yeniden organize olmak için bu fırsatı kolluyordu.Ambele părți au vrut prilejul de a-și reface forțele și de a se reorganiza.
Uluslararası ticaret yasağı sayesinde Afrika'nın bazı bölgelerinde fil popülasyonu toparlanmıştır.Interdicția a permis ca efectivele de elefanți să-și revină în anumite părți ale Africii.
Bunun üzerine yüzyıllar boyunca Yunan toplumları toparlanamadı.Erről azonban a görögök néhány évszázad múlva már nem tudtak.
Bu nedenle dağınık olarak inebilen taburlar bir hayli zor şartlarda toparlanabildiler.Így mindig olyan abroncsokon tudott futni, ami az adott körülmények között legmegfelelőbbek voltak.
Fakat Haziran ayında toparlanarak geri döndüler.Visszatérte után júniusban leérettségizett.
Bununla birlikte, o zamandan beri çift haneli yıllık büyüme oranları ile toparlanabildi.Ezen időtől kezdve, a nagyobb szabású műőrlésre berendezett malmok évről évre szaporodtak.
Bir daha toparlanamaz.Sitä ei voi kehrätä.
Eser çabucak toparlandı.Saha pystytettiin nopeasti.
Ekinler yakılmış; sürüler nüfusla beraber toparlanıp kıyıya sürülmüştür.Οι καλλιέργειες κάηκαν και τα κοπάδια συνελήφθηκαν και μαζί με τον πληθυσμό οδηγήθηκαν στην ακτή.
Eser çabucak toparlandı.Γρήγορα ξεχάστηκε.
Buna karşın takım tekrar toparlanarak ilk senesinde tekrar lige çıktı.Όμως, στη διάρκεια μιας προπόνησης, ξαναέσπασε το ίδιο χέρι.
Bir daha toparlanamaz.Δεν ξαναπολιτεύθηκε.
1990 krizinde battı ve ardından tekrar toparlandı.Den blev nedlagt i 1990 og genopstod som efterskole.
Her iki taraf da toparlanıp yeniden organize olmak için bu fırsatı kolluyordu.Her opstod der et dødvande mens begge sider omgrupperede, genopbyggede og reorganiserede sig.
Noldor, nihayetinde toparlanıp savunma yapabilmiş ise de kayıpları çok büyük olmuştur.Noldoene greide endelig å sette opp et forsvar, men deres tap var store.
Orduları bir daha toparlanamayacak şekilde bozuldu.Det lyktes ikke å finne de to soldater igjen.
Amacı Avrupa'da tekrar toparlanmak ve yardımcı birlikler toplamaktı.Til slutt kommer de frem og får hjelp av europeiske leger.
Ani toparlanmalı (Step-Recovery) diyotlar varaktör diyotların daha da geliştirilmişlerdir.Selain itu mereka juga dapat lari lebih lama daripada binatang-binatang lainnya.
Bir daha toparlanamaz.Ia tidak bisa menjabat sekali lagi.
Buna karşılık Haçlılar da toparlanmışlardı.また文の家都枝も同じ芸をしていた。
Ani toparlanmalı (Step-Recovery) diyotlar varaktör diyotların daha da geliştirilmişlerdir.^ あきちか、大友義鑑より偏諱を受ける。
Daha sonra toparlanarak ligi 11. sırada tamamladı.大会終了後にはベスト11に選出された。
Ama takım çabucak toparlanmaya başladı.急須 収集している。
Bullet Club sonradan toparlansa da Devitt abimiz bunları görememiştir.BULLET CLUBに加入してヒールターンして以後は見られなくなった。
Her iki taraf da toparlanıp yeniden organize olmak için bu fırsatı kolluyordu.また、これらを分解・再組み立てするのが趣味だった。
Yeni bir pozisyon almak için araç tekrar toparlanmalıdır.再度目的地を目指すトラック。
İki yıl önce stadyum tam kapasitesi ile bir toparlanma aşaması geçirmiştir.パドレスでは2年連続して安定した成績を残した。
1955 yılında bir kalp krizi ve 1956 yılında bir bağırsak ameliyatı geçirmesine karşın kısa sürede toparlandı.1955年、アイゼンハワーは重篤な心筋梗塞を味わい、1956年早々には回腸炎の手術も受けた。
Eser çabucak toparlandı.章聚敛刻急。
Bunlardan en büyük iki hukuk akademisine ev sahipliği yapan Tzippori ve Lydda bir daha asla toparlanamamıştır.Tzippori和Lydda(两个主要的律法学院的地点)从未得到恢复。
Daha sonra toparlanarak ligi 11. sırada tamamladı.然而失望的是,他以第11名完赛。
Bir daha toparlanamaz.不能被重复。
Bu tür oyuncular bazen oynamayarak toparlanır.玩家通常不會買這張卡牌。
Buna karşılık Haçlılar da toparlanmışlardı.예수를 십자가에 붙이는 것은 (유태의) 민중이다.
Ani toparlanmalı (Step-Recovery) diyotlar varaktör diyotların daha da geliştirilmişlerdir.ESXi는 서비스 콘솔(초기 운영 체제)을 더 잘 연동되는 OS로 대체하였다.
Alay halen toparlanabilmiş değildir.류구 왕국은 아직 가입하지 못했다.
2010-12 sezonuna kötü başlar fakat daha sonra toparlanır.Сезон 2011/12 започва слабо, но постепенно навлиза във форма.
Tekrar toparlanan 6. Ordu Stalingrad'a girmeye başladı.7-ма кавалерия се връща във форт Линкълн.
Bu buluşma, grubun tekrar toparlanmasını ve kısa bir sürede dört yeni albüm çıkarmasıyla sonuçlandı.Интересът към тях отново е възобновен, и четиримата са пред подписване на договор за нов албум.
Bu tür oyuncular bazen oynamayarak toparlanır.Понякога след това участниците се целуват.
Başlangıçtaki atak Taliban'ı güçten düşürdü, fakat Taliban kuvvetleri yeniden toparlandılar.Inicijalni napad je svrgnuo Talibane s vlasti, ali su talibanske snage nakon toga ponovno ojačale.