Ana içeriğe geç
Sözlük

topa ile cümle

topa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Körlere göz, Topallara ayaktım.我 為 瞎 子 的 眼 、 瘸 子 的 腳
Kûş topazı onunla denk sayılmaz, Saf altınla ona değer biçilmez.Ætiopiens Topas kan ej måle sig med den, den opvejes ej med det rene Guld.
Kûş topazı onunla denk sayılmaz, Saf altınla ona değer biçilmez.Batu topas yang asli dan emas yang murni, kurang nilainya dari akal budi
Kûş topazı onunla denk sayılmaz, Saf altınla ona değer biçilmez.Ei vedä sille vertoja Etiopian topaasi, ei korvaa sitä puhdas kulta.
Kûş topazı onunla denk sayılmaz, Saf altınla ona değer biçilmez.Etiopias topas kommer ikke op imot den; den kan ikke opveies med det reneste gull.
Kûş topazı onunla denk sayılmaz, Saf altınla ona değer biçilmez.Etiopisk topas kan ej liknas vid henne; hon väges icke upp med renaste guld.
Kûş topazı onunla denk sayılmaz, Saf altınla ona değer biçilmez.구스의 황옥으로도 비교할 수 없고 순금으로도 그 값을 측량하지못하리니
Kûş topazı onunla denk sayılmaz, Saf altınla ona değer biçilmez.La topaze d`Éthiopie n`est point son égale, Et l`or pur n`entre pas en balance avec elle.
Kûş topazı onunla denk sayılmaz, Saf altınla ona değer biçilmez.Não se lhe igualará o topázio da Etiópia, nem se pode comprar por ouro puro.
Kûş topazı onunla denk sayılmaz, Saf altınla ona değer biçilmez.Nem ér fel vele Kúsnak topáza, színaranynyal sem mérhetõ össze.
Kûş topazı onunla denk sayılmaz, Saf altınla ona değer biçilmez.Ne more se ji enačiti topas iz Etiopije, ne da se oceniti s čistim zlatom.
Kûş topazı onunla denk sayılmaz, Saf altınla ona değer biçilmez.Není jí rovný v ceně smaragd z Mouřenínské země, aniž za čisté zlato může ceněna býti.
Kûş topazı onunla denk sayılmaz, Saf altınla ona değer biçilmez.Nevyrovná sa jej smaragd z Ethiopie, ani sa nevyváži za čisté zlato.
Kûş topazı onunla denk sayılmaz, Saf altınla ona değer biçilmez.Ngọc sắc vàng Ê - thi - Ô bi nào sánh cùng nó được đâu ; Cũng không hề đánh_giá nó với vàng_ròng .
Kûş topazı onunla denk sayılmaz, Saf altınla ona değer biçilmez.Ngọc sắc vàng Ê-thi-Ô bi nào sánh cùng nó được đâu; Cũng không hề đánh giá nó với vàng ròng.
Kûş topazı onunla denk sayılmaz, Saf altınla ona değer biçilmez.Nie zrówna z nią i szmaragd z ziemi etyjopskiej; ani za złoto najczystsze szacowana być może.
Kûş topazı onunla denk sayılmaz, Saf altınla ona değer biçilmez.Non la eguaglia il topazio d'Etiopia; con l'oro puro non si può scambiare a peso
Kûş topazı onunla denk sayılmaz, Saf altınla ona değer biçilmez.No será comparado con ella el topacio de Etiopía, ni se puede pagar por ella con oro fino
Kûş topazı onunla denk sayılmaz, Saf altınla ona değer biçilmez.Topaas uit Ethiopië voldoet niet, net zo min als het puurste goud.
Kûş topazı onunla denk sayılmaz, Saf altınla ona değer biçilmez.Topaz aus dem Mohrenland wird ihr nicht gleich geschätzt, und das reinste Gold gilt ihr nicht gleich.
Kûş topazı onunla denk sayılmaz, Saf altınla ona değer biçilmez.Topazul din Etiopia nu este ca ea, şi aurul curat nu se cumpăneşte cu ea.
Kûş topazı onunla denk sayılmaz, Saf altınla ona değer biçilmez.Το τοπαζιον της Αιθιοπιας δεν θελει εξισωθη με αυτην δεν θελει εκτιμηθη με καθαρον χρυσιον.
Kûş topazı onunla denk sayılmaz, Saf altınla ona değer biçilmez.Не равняется с нею топаз Ефиопский; чистым золотом не оценивается она.
Kûş topazı onunla denk sayılmaz, Saf altınla ona değer biçilmez.Топаз етиопски не ще се сравни с нея; Не ще се оцени тя с чисто злато.
Kûş topazı onunla denk sayılmaz, Saf altınla ona değer biçilmez.לא יערכנה פטדת כוש בכתם טהור לא תסלה׃
Kûş topazı onunla denk sayılmaz, Saf altınla ona değer biçilmez.لا يعادلها ياقوت كوش الاصفر ولا توزن بالذهب الخالص
Kûş topazı onunla denk sayılmaz, Saf altınla ona değer biçilmez.古 實 的 紅 璧 璽 、 不 足 與 比 較 。 精 金 、 也 不 足 與 較 量
Kûş topazı onunla denk sayılmaz, Saf altınla ona değer biçilmez.古實 的 紅璧璽 、 不足與比較 。 精金 、 也不足 與較量
Kusurlu olan, sunağa yaklaşamaz: Kör, topal, yüzü arızalı, organlarından biri aşırı büyümüş,Als een man bijvoorbeeld blind is of verlamd, te korte of te lange ledematen heeft, een gebroken neus,
Kusurlu olan, sunağa yaklaşamaz: Kör, topal, yüzü arızalı, organlarından biri aşırı büyümüş,Ciertamente ningún hombre que tenga algún defecto se acercará, sea ciego, cojo, mutilado, desproporcionado
Kusurlu olan, sunağa yaklaşamaz: Kör, topal, yüzü arızalı, organlarından biri aşırı büyümüş,무릇 흠이 있는 자는 가까이 못할지니 곧 소경이나 절뚝발이나 코가 불완전한 자나 지체가 더한 자나
Kusurlu olan, sunağa yaklaşamaz: Kör, topal, yüzü arızalı, organlarından biri aşırı büyümüş,Mert senki sem áldozhat, a kiben fogyatkozás van: vagy vak, vagy sánta vagy csonka orrú, vagy hosszú tagú.
Kusurlu olan, sunağa yaklaşamaz: Kör, topal, yüzü arızalı, organlarından biri aşırı büyümüş,Phàm ai có một tật không được đến gần , như đây : người mù , què , sệp mũi hay_là tứ_chi không đều ;
Kusurlu olan, sunağa yaklaşamaz: Kör, topal, yüzü arızalı, organlarından biri aşırı büyümüş,Phàm ai có một tật không được đến gần, như đây: người mù, què, sệp mũi hay là tứ chi không đều;
Kusurlu olan, sunağa yaklaşamaz: Kör, topal, yüzü arızalı, organlarından biri aşırı büyümüş,διοτι πας οστις εχει μωμον δεν θελει πλησιασει ανθρωπος τυφλος, η χωλος, η κολοβομυττης, η εχων τι περιττον,
Kusurlu olan, sunağa yaklaşamaz: Kör, topal, yüzü arızalı, organlarından biri aşırı büyümüş,никто, у кого на теле есть недостаток, не должен приступать, ни слепой, ни хромой, ниуродливый,
Kusurlu olan, sunağa yaklaşamaz: Kör, topal, yüzü arızalı, organlarından biri aşırı büyümüş,כי כל איש אשר בו מום לא יקרב איש עור או פסח או חרם או שרוע׃
Kusurlu olan, sunağa yaklaşamaz: Kör, topal, yüzü arızalı, organlarından biri aşırı büyümüş,لان كل رجل فيه عيب لا يتقدم. لا رجل اعمى ولا اعرج ولا افطس ولا زوائدي
Kusurlu olan, sunağa yaklaşamaz: Kör, topal, yüzü arızalı, organlarından biri aşırı büyümüş,因 為 凡 有 殘 疾 的 、 無 論 是 瞎 眼 的 、 瘸 腿 的 、 塌 鼻 子 的 、 肢 體 有 餘 的
Kusurlu olan, sunağa yaklaşamaz: Kör, topal, yüzü arızalı, organlarından biri aşırı büyümüş,因 為凡 有 殘疾 的 、 無論 是 瞎眼 的 、 瘸腿 的 、 塌鼻子 的 、 肢體 有 餘的
Meclis, PACER iţletmecilerini kamu eriţimi üzerinden topa tutuyordu.Le Congrès et d'autres critiquaient vertement PACER sur le peu d'accès public.
Meclis, PACER iţletmecilerini kamu eriţimi üzerinden topa tutuyordu.Иноходца люди получали много агента по печати от Конгресса и другими о доступе общественности,
Meclis, PACER iţletmecilerini kamu eriţimi üzerinden topa tutuyordu.そこでアメリカ国内17の図書館に自由に PACERにアクセスできるシステムを導入しました。
Merhumeye ait giysi, fotograf gibi kişisel eşyaları toparlayıp yaktıkları bir tören.Bei dieser nehmen sie Kleidungsstücke und Fotos und verbrennen sie als Teil des Rituals.
Merhumeye ait giysi, fotograf gibi kişisel eşyaları toparlayıp yaktıkları bir tören.Biorą fragmenty ubrań i zdjęcia, i rytualnie palą.
Merhumeye ait giysi, fotograf gibi kişisel eşyaları toparlayıp yaktıkları bir tören.Ei iau haine și fotografii pe care le ard ca parte a acestui ritual.
Merhumeye ait giysi, fotograf gibi kişisel eşyaları toparlayıp yaktıkları bir tören.E loro portano capi di abbigliamento e fotografie e le bruciano come parte del rito.
Merhumeye ait giysi, fotograf gibi kişisel eşyaları toparlayıp yaktıkları bir tören.Họ mang quần áo và ảnh đem đốt theo nghi lễ.
Merhumeye ait giysi, fotograf gibi kişisel eşyaları toparlayıp yaktıkları bir tören.그리고 옷과 사진들을 모아서 태워버리는 의식을 치뤘습니다.
Merhumeye ait giysi, fotograf gibi kişisel eşyaları toparlayıp yaktıkları bir tören.Mas ele convidou-me para uma cerimónia que estavam a ter naquele dia em honra da avó.
Merhumeye ait giysi, fotograf gibi kişisel eşyaları toparlayıp yaktıkları bir tören.Y lo que hacen es tomar ropas y fotografías y las queman como parte del ritual.
Merhumeye ait giysi, fotograf gibi kişisel eşyaları toparlayıp yaktıkları bir tören.Ze nemen kledingstukken en foto's, en verbranden die als deel van het ritueel.
Merhumeye ait giysi, fotograf gibi kişisel eşyaları toparlayıp yaktıkları bir tören.Παίρνουν τα ρούχα και τις φωτογραφίες, και τα καίνε ως μέρος της τελετής.
Merhumeye ait giysi, fotograf gibi kişisel eşyaları toparlayıp yaktıkları bir tören.Они сжигали предметы ее одежды и фотографии, как часть ритуала.
Merhumeye ait giysi, fotograf gibi kişisel eşyaları toparlayıp yaktıkları bir tören.Те всъщност взимат дрехи и снимки и ги изгарят като част от ритуала.
Merhumeye ait giysi, fotograf gibi kişisel eşyaları toparlayıp yaktıkları bir tören.הם ממש לוקחים פריטי לבוש ותמונות, ושורפים אותם כחלק מהטקס.
Merhumeye ait giysi, fotograf gibi kişisel eşyaları toparlayıp yaktıkları bir tören.حتى إنهم يقومون بأخذ قطع من ملابس وصور، و يقومون بحرقها بالفعل كجزء من الطقوس.
Merhumeye ait giysi, fotograf gibi kişisel eşyaları toparlayıp yaktıkları bir tören.儀式の一部として燃やしていました この3ヵ月間での彼女の変わりようを見てください
Müşteri geldi. Hadi sen de kalk, toparlan.Hei, ada seorang pelanggang yang datang, ayo bangun.
Müşteri geldi. Hadi sen de kalk, toparlan.Hej, prišiel zákazník, tak sa postav.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod