Gözlerini kapat ve tomruk bir ev hayal et.Close your eyes and picture a log house.
Cahit Tomruk (Birol Ünel) 40 yaşlarında Almanya'da yaşayan, hayattan vazgeçmiş bir Türk'tür.Cahit Tomruk is a Turkish German in his 40s.
Tomrukların çaplarını ölçmede kullanılır.On Measuring Caves by Volume.
Bu bölgede tomrukçuluğu, madenciliği ve özellikle yasadışı avlanmayı yasaklayan bir mevzuat vardıThere are regulations that it's prohibited to do logging, mining and poaching, specifically.
Onlara silahlar verildi, tomruk birlikleri için ateş edip para alıyorlar.They're given weapons; they shoot for the logging camps; they get money.
Ve tomruk birliği yer değiştirdiği zaman, geriye hiçbir şey kalmıyor.So, when the logging camp moves, there's nothing left.
Doğrusu Biz kafirlere zincirler, demir halkalar (tomruklar) ve çılgınca yanan bir ateş hazırladık.We have prepared for unbelievers chains and collars and a blazing fire.
Kabukları soyulmuş tomruklar bu taş zemin üzerine dizilir.Flammen lodern um den Felsen.
Kabukları soyulmuş tomruklar bu taş zemin üzerine dizilir.يمكن أن ترى هذه الصخور الرسوبية تنحني فوق درع.
Karaağaç tomrukları su borusu olarak kullanılmışlardır.As folhas trituradas são utilizados como uma cataplasma.
Karaağaç tomrukları su borusu olarak kullanılmışlardır.Venjedalsvatnet brukes som drikkevannskilde.
Karaağaç tomrukları su borusu olarak kullanılmışlardır.Hồ Büyükçekmece được sử dụng như một hồ chứa nước ngọt.
Mahalledeki en eski yapı Tomrukönü'ndeki samanlıktır.Ena najstarejših hiš na trgu je Grät.
Bu bölgede tomrukçuluğu, madenciliği ve özellikle yasadışı avlanmayı yasaklayan bir mevzuat vardıCi sono regole che proibiscono di abbattere alberi, scavare e fare bracconaggio.
Bu bölgede tomrukçuluğu, madenciliği ve özellikle yasadışı avlanmayı yasaklayan bir mevzuat vardıCó những điều lệ rằng đốn gỗ, khai mỏ và săn trộm bị cấm.
Bu bölgede tomrukçuluğu, madenciliği ve özellikle yasadışı avlanmayı yasaklayan bir mevzuat vardıDass es Regeln gibt, und dass Holzfällen, Bergbau und besonders Wilderei verboten sind.
Bu bölgede tomrukçuluğu, madenciliği ve özellikle yasadışı avlanmayı yasaklayan bir mevzuat vardıEr is regelgeving dat het verboden is hout te kappen, mijnbouw te plegen en te stropen.
Bu bölgede tomrukçuluğu, madenciliği ve özellikle yasadışı avlanmayı yasaklayan bir mevzuat vardıIstnieje regulamin, który zabrania zwłaszcza wycinania drzew, górnictwa i kłusownictwa.
Bu bölgede tomrukçuluğu, madenciliği ve özellikle yasadışı avlanmayı yasaklayan bir mevzuat vardı규정이 있고 특히 채광, 밀렵, 벌채는 안 된다고요
Bu bölgede tomrukçuluğu, madenciliği ve özellikle yasadışı avlanmayı yasaklayan bir mevzuat vardıQue hay reglamentos que prohiben la tala de árboles, la minería y la caza furtiva, específicamente.
Bu bölgede tomrukçuluğu, madenciliği ve özellikle yasadışı avlanmayı yasaklayan bir mevzuat vardıSunt legi prin care se interzice taierea copacilor, mineritul si mai ales braconajul.
Bu bölgede tomrukçuluğu, madenciliği ve özellikle yasadışı avlanmayı yasaklayan bir mevzuat vardıИма закони които казват, че е забранено да се изсичат дървета, да се копае, и да се бракониерства.
Bu bölgede tomrukçuluğu, madenciliği ve özellikle yasadışı avlanmayı yasaklayan bir mevzuat vardıשיש כאן חוקים שאסור כאן לכרות עצים, לכרות [מינרלים] ולצוד, במיוחד.
Bu bölgede tomrukçuluğu, madenciliği ve özellikle yasadışı avlanmayı yasaklayan bir mevzuat vardıيوجد لوائح تمنع القيام بقطع الآشجار والتعدين والصيد غير المشروع ,على وجه التحديد .
Bu bölgede tomrukçuluğu, madenciliği ve özellikle yasadışı avlanmayı yasaklayan bir mevzuat vardı特に伐採、採掘、横領は禁止です しかし、彼らはこう言いました。「お前たち
Hayvanlar öldürülüyor, tomruklar kereste oluyor, daha pek çok şey yapılıyordu.동물을 죽이고 있었고, 나무를 베어내는 등의 행동을 했죠
Hayvanlar öldürülüyor, tomruklar kereste oluyor, daha pek çok şey yapılıyordu.Tiere getötet, der Wald abgeholzt, und so weiter.
Hayvanlar öldürülüyor, tomruklar kereste oluyor, daha pek çok şey yapılıyordu.הריגת חיות, כריתת עצים וכו'.
Hayvanlar öldürülüyor, tomruklar kereste oluyor, daha pek çok şey yapılıyordu.وقتل الحيوانات ,وقطع الأشجار ,وهلم جر .
Hayvanlar öldürülüyor, tomruklar kereste oluyor, daha pek çok şey yapılıyordu.ここで重要なことは
Onlara silahlar verildi, tomruk birlikleri için ateş edip para alıyorlar.De ges vapen, de jagar åt lägren, de får pengar.
Onlara silahlar verildi, tomruk birlikleri için ateş edip para alıyorlar.De giver våben; de skyder for skovdrift virksomhederne; de får penge.
Onlara silahlar verildi, tomruk birlikleri için ateş edip para alıyorlar.Dostają broń i zabijają zwierzynę, za którą dostają pieniądze.
Onlara silahlar verildi, tomruk birlikleri için ateş edip para alıyorlar.Dostanou zbraně, obstarají těžařům maso a dostanou zaplaceno.
Onlara silahlar verildi, tomruk birlikleri için ateş edip para alıyorlar.Fegyvereket kapnak, hogy a fakitermelő telepeknek vadásszanak, pénzért.
Onlara silahlar verildi, tomruk birlikleri için ateş edip para alıyorlar.Heille annetaan aseita; he ampuvat hakkuuleireille; he saavat rahaa.
Onlara silahlar verildi, tomruk birlikleri için ateş edip para alıyorlar.무기를 가지게 되었고, 벌목 캠프를 위해 사냥을 해서, 돈을 받습니다.
Onlara silahlar verildi, tomruk birlikleri için ateş edip para alıyorlar.Les han dado armas, disparan en nombre de los campamentos, reciben dinero.
Onlara silahlar verildi, tomruk birlikleri için ateş edip para alıyorlar.Li se dau arme, vînează pentru taberele forestiere și primesc bani.
Onlara silahlar verildi, tomruk birlikleri için ateş edip para alıyorlar.On leur donne des armes, ils chassent pour les entreprises, ils reçoivent de l'argent.
Onlara silahlar verildi, tomruk birlikleri için ateş edip para alıyorlar.Prendono le armi, sparano e vengono pagati.
Onlara silahlar verildi, tomruk birlikleri için ateş edip para alıyorlar.Recebem armas, caçam para as madeireiras e recebem dinheiro.
Onlara silahlar verildi, tomruk birlikleri için ateş edip para alıyorlar.Sie bekommen Waffen, schießen Wild für die Holzarbeiter und bekommen Geld dafür.
Onlara silahlar verildi, tomruk birlikleri için ateş edip para alıyorlar.Ze krijgen wapens, ze schieten voor de houthakkerskampen, ze krijgen geld.
Onlara silahlar verildi, tomruk birlikleri için ateş edip para alıyorlar.Τους έχουν δώσει όπλα, κυνηγούν για τους υλοτομικούς καταυλισμούς, παίρνουν χρήματα.
Onlara silahlar verildi, tomruk birlikleri için ateş edip para alıyorlar.Им дали оружие, они охотятся для лесозаготовителей, они получают деньги.
Onlara silahlar verildi, tomruk birlikleri için ateş edip para alıyorlar.Їм дали зброю, вони полюють для лісозаготівельників, отримують гроші.
Onlara silahlar verildi, tomruk birlikleri için ateş edip para alıyorlar.Сега са им дали оръжия, с които да убиват животните и след това им се плаща.
Onlara silahlar verildi, tomruk birlikleri için ateş edip para alıyorlar.הם מקבלים נשק, הם יורים בשביל מחנות כריתת העצים ומקבלים כסף.
Onlara silahlar verildi, tomruk birlikleri için ateş edip para alıyorlar.لقد تم منحهم اسلحة، إنهم يطلقون النار لمعسكرات قطع الأخشاب، إنهم يحصلون على المال.
Onlara silahlar verildi, tomruk birlikleri için ateş edip para alıyorlar.彼らの生活を支える動物と共に
Öyle ki, bana çok sayıda tomruk sağlayabilsinler. Çünkü yapacağım tapınak büyük ve görkemli olacak.aby mi nachystali množstvo dreva, lebo dom, ktorý ja staviam, bude veľký a zázračný.
Öyle ki, bana çok sayıda tomruk sağlayabilsinler. Çünkü yapacağım tapınak büyük ve görkemli olacak.Aby mi připravili dostatek dříví; nebo dům, kterýž já stavěti chci, veliký býti má a slavný.
Öyle ki, bana çok sayıda tomruk sağlayabilsinler. Çünkü yapacağım tapınak büyük ve görkemli olacak.a fim de me prepararem madeiras em abundância, porque a casa que vou edificar há de ser grande e maravilhosa.
Öyle ki, bana çok sayıda tomruk sağlayabilsinler. Çünkü yapacağım tapınak büyük ve görkemli olacak.da mi pripravijo veliko lesa, zakaj hiša, ki jo hočem graditi, bo nenavadno velika.
Öyle ki, bana çok sayıda tomruk sağlayabilsinler. Çünkü yapacağım tapınak büyük ve görkemli olacak.đặng lo đốn sắm sửa cây gỗ cho nhiều; vì cái đền mà tôi toan cất sẽ nguy nga lạ kỳ.
Öyle ki, bana çok sayıda tomruk sağlayabilsinler. Çünkü yapacağım tapınak büyük ve görkemli olacak.đặng lo đốn sắm_sửa cây_gỗ cho nhiều ; vì cái đền mà tôi toan cất sẽ nguy_nga lạ_kỳ .
Öyle ki, bana çok sayıda tomruk sağlayabilsinler. Çünkü yapacağım tapınak büyük ve görkemli olacak.daß man mir viel Holz zubereite; denn das Haus, das ich bauen will, soll groß und sonderlich sein.
Öyle ki, bana çok sayıda tomruk sağlayabilsinler. Çünkü yapacağım tapınak büyük ve görkemli olacak.Hogy készítsenek nékem sok fát, mert a ház, a melyet építek, nagy és csudálatos lészen.
Öyle ki, bana çok sayıda tomruk sağlayabilsinler. Çünkü yapacağım tapınak büyük ve görkemli olacak.이와 같이 나를 위하여 재목을 많이 예비하게 하소서 내가 건축하려 하는 전은 크고 화려할 것이니이다