Acı acı ağlamaya başladım. Çünkü tomarı açıp içine bakmaya layık kimse bulunamadı.Og jeg græd såre, fordi ingen fandtes værdig til at åbne Bogen eller at se i den.
Acı acı ağlamaya başladım. Çünkü tomarı açıp içine bakmaya layık kimse bulunamadı.Şi am plîns mult, pentrucă nimeni nu fusese găsit vrednic să deschidă cartea şi să se uite în ea.
Acı acı ağlamaya başladım. Çünkü tomarı açıp içine bakmaya layık kimse bulunamadı.Und ich weinte sehr, daß niemand würdig erfunden ward, das Buch aufzutun und zu lesen noch hineinzusehen.
Acı acı ağlamaya başladım. Çünkü tomarı açıp içine bakmaya layık kimse bulunamadı.Vì không có ai đáng mở quyển sách ấy hoặc nhìn xem nó nữa , nên tôi khóc dầm_dề .
Acı acı ağlamaya başladım. Çünkü tomarı açıp içine bakmaya layık kimse bulunamadı.Vì không có ai đáng mở quyển sách ấy hoặc nhìn xem nó nữa, nên tôi khóc dầm dề.
Acı acı ağlamaya başladım. Çünkü tomarı açıp içine bakmaya layık kimse bulunamadı.Y yo lloraba mucho, porque ninguno fue hallado digno de abrir el libro; ni siquiera de mirarlo
Acı acı ağlamaya başladım. Çünkü tomarı açıp içine bakmaya layık kimse bulunamadı.Και εγω εκλαιον πολλα, οτι ουδεις ευρεθη αξιος να ανοιξη και να αναγνωση το βιβλιον ουτε να βλεπη αυτο.
Acı acı ağlamaya başladım. Çünkü tomarı açıp içine bakmaya layık kimse bulunamadı.И четирите живи същества казаха: Амин! И старците паднаха, та се поклониха.
Acı acı ağlamaya başladım. Çünkü tomarı açıp içine bakmaya layık kimse bulunamadı.И я много плакал о том, что никого не нашлось достойного раскрыть и читать сию книгу, и даже посмотреть в нее.
Acı acı ağlamaya başladım. Çünkü tomarı açıp içine bakmaya layık kimse bulunamadı.І я вельми плакав, що нїхто достойний не знайшов ся, щоб розгорнути і прочитати книгу, анї заглянути до неї.
Acı acı ağlamaya başladım. Çünkü tomarı açıp içine bakmaya layık kimse bulunamadı.ואבך בכי גדול על אשר לא נמצא איש זכה לפתח את הספר ולקרא בו או להביט אליו׃
Acı acı ağlamaya başladım. Çünkü tomarı açıp içine bakmaya layık kimse bulunamadı.فصرت انا ابكي كثيرا لانه لم يوجد احد مستحقا ان يفتح السفر ويقرأه ولا ان ينطر اليه.
Acı acı ağlamaya başladım. Çünkü tomarı açıp içine bakmaya layık kimse bulunamadı.因 為 沒 有 配 展 開 、 配 觀 看 那 書 卷 的 、 我 就 大 哭
Acı acı ağlamaya başladım. Çünkü tomarı açıp içine bakmaya layık kimse bulunamadı.因 為沒 有 配 展開 、 配觀 看 那書 卷 的 、 我 就 大哭
Ama ne gökte, ne yeryüzünde, ne de yer altında tomarı açıp içine bakabilecek kimse yoktu.A nikt nie mógł ani w niebie, ani na ziemi, ani pod ziemią otworzyć onych ksiąg, ani wejrzeć w nie.
Ama ne gökte, ne yeryüzünde, ne de yer altında tomarı açıp içine bakabilecek kimse yoktu.A nikto nemohol na nebi ani na zemi ani pod zemou otvoriť knihu ani nazrieť do nej.
Ama ne gökte, ne yeryüzünde, ne de yer altında tomarı açıp içine bakabilecek kimse yoktu.Dầu trên trời , dưới đất , bên dưới đất , không ai có_thể mở quyển sách ấy hoặc mình xem nó nữa .
Ama ne gökte, ne yeryüzünde, ne de yer altında tomarı açıp içine bakabilecek kimse yoktu.Dầu trên trời, dưới đất, bên dưới đất, không ai có thể mở quyển sách ấy hoặc mình xem nó nữa.
Ama ne gökte, ne yeryüzünde, ne de yer altında tomarı açıp içine bakabilecek kimse yoktu.Eikä kukaan taivaassa eikä maan päällä eikä maan alla voinut avata kirjaa eikä katsoa siihen.
Ama ne gökte, ne yeryüzünde, ne de yer altında tomarı açıp içine bakabilecek kimse yoktu.E ninguém no céu, nem na terra, nem debaixo da terra, podia abrir o livro, nem olhar para ele.
Ama ne gökte, ne yeryüzünde, ne de yer altında tomarı açıp içine bakabilecek kimse yoktu.És senki, sem mennyen, sem földön, sem föld alatt, nem tudta a könyvet felnyitni, sem ránézni.
Ama ne gökte, ne yeryüzünde, ne de yer altında tomarı açıp içine bakabilecek kimse yoktu.Et personne dans le ciel, ni sur la terre, ni sous la terre, ne put ouvrir le livre ni le regarder.
Ama ne gökte, ne yeryüzünde, ne de yer altında tomarı açıp içine bakabilecek kimse yoktu.I nemohl žádný, ani na nebi, ani na zemi, ani pod zemí, otevříti knih, ani pohleděti do nich.
Ama ne gökte, ne yeryüzünde, ne de yer altında tomarı açıp içine bakabilecek kimse yoktu.In nihče ni mogel ne v nebesih, ne na zemlji, ne pod zemljo odpreti knjige, ne gledati je.
Ama ne gökte, ne yeryüzünde, ne de yer altında tomarı açıp içine bakabilecek kimse yoktu.하늘 위에나 땅 위에나 땅 아래에 능히 책을 펴거나 보거나 할 이가 없더라
Ama ne gökte, ne yeryüzünde, ne de yer altında tomarı açıp içine bakabilecek kimse yoktu.Maar er was niemand in de hemel of op de aarde of onder de aarde, die de rol mocht openmaken en lezen.
Ama ne gökte, ne yeryüzünde, ne de yer altında tomarı açıp içine bakabilecek kimse yoktu.Ma nessuno né in cielo, né in terra, né sotto terra era in grado di aprire il libro e di leggerlo
Ama ne gökte, ne yeryüzünde, ne de yer altında tomarı açıp içine bakabilecek kimse yoktu.Og det var ingen i himmelen eller på jorden eller under jorden som kunde åpne boken eller se i den.
Ama ne gökte, ne yeryüzünde, ne de yer altında tomarı açıp içine bakabilecek kimse yoktu.Og ingen i Himmelen, ej heller på Jorden, ej heller under Jorden, formåede at åbne Bogen eller at se i den.
Ama ne gökte, ne yeryüzünde, ne de yer altında tomarı açıp içine bakabilecek kimse yoktu.Pero ninguno, ni en el cielo ni en la tierra ni debajo de la tierra, podía abrir el libro; ni siquiera mirarlo
Ama ne gökte, ne yeryüzünde, ne de yer altında tomarı açıp içine bakabilecek kimse yoktu.Und niemand im Himmel noch auf Erden noch unter der Erde konnte das Buch auftun und hineinsehen.
Ama ne gökte, ne yeryüzünde, ne de yer altında tomarı açıp içine bakabilecek kimse yoktu.И никто не мог, ни на небе, ни на земле, ни под землею, раскрыть сию книгу, ни посмотреть в нее.
Ama ne gökte, ne yeryüzünde, ne de yer altında tomarı açıp içine bakabilecek kimse yoktu.І нїхто не міг па небі, анї на землі, анї під землею, розгорнути книгу, анї заглянути до неї.
Ama ne gökte, ne yeryüzünde, ne de yer altında tomarı açıp içine bakabilecek kimse yoktu.ולא יכל איש גם בשמים גם בארץ גם מתחת לארץ לפתח את הספר או להביט אליו׃
Ama ne gökte, ne yeryüzünde, ne de yer altında tomarı açıp içine bakabilecek kimse yoktu.فلم يستطع احد في السماء ولا على الارض ولا تحت الارض ان يفتح السفر ولا ان ينظر اليه.
Ama ne gökte, ne yeryüzünde, ne de yer altında tomarı açıp içine bakabilecek kimse yoktu.在 天 上 、 地 上 、 地 底 下 、 沒 有 能 展 開 能 觀 看 那 書 卷 的
Ama ne gökte, ne yeryüzünde, ne de yer altında tomarı açıp içine bakabilecek kimse yoktu.在 天上 、 地上 、 地底下 、 沒 有 能 展開 能 觀看 那書 卷 的
Bakalım bu hem Tomar'ın hem de Manoj'un oyununa göre işe yarayacak mı. .Lad os se, om det passer, hvis vi bruger både Tomars og Manojs metoder. .
Bakalım bu hem Tomar'ın hem de Manoj'un oyununa göre işe yarayacak mı. .Nézzük, hogy ez működik-e Tomar és Manoj módszere szerint is!
Bakalım bu hem Tomar'ın hem de Manoj'un oyununa göre işe yarayacak mı. .Podívejme se, jestli to vychází jak podle Tomara, tak podle Manoje.
Bakalım bu hem Tomar'ın hem de Manoj'un oyununa göre işe yarayacak mı. .Pozrime sa, či to vychádza jak podľa Tomara, tak podľa Manoja.
Bakalım bu hem Tomar'ın hem de Manoj'un oyununa göre işe yarayacak mı. .Tomar의 방법과 Manoj의 방법 모두에 성립하는지 알아봅시다.
Bakalım bu hem Tomar'ın hem de Manoj'un oyununa göre işe yarayacak mı. .Vamos a ver si funciona tanto en el método Tomara y Manoj.
Bakalım bu hem Tomar'ın hem de Manoj'un oyununa göre işe yarayacak mı. .Vamos ver se ele funciona no método Tome e Manoj.
Bakalım bu hem Tomar'ın hem de Manoj'un oyununa göre işe yarayacak mı. .Vérifions qu'on trouve la même chose avec le calcul de Tomar et celui de Manoj.
Bakalım bu hem Tomar'ın hem de Manoj'un oyununa göre işe yarayacak mı. .Zobaczmy czy sprawdza się to zarówno w metodzie Tomara i Manoja.
Bakalım bu hem Tomar'ın hem de Manoj'un oyununa göre işe yarayacak mı. .Нека да видим дали то работи за метода на Томар и на Маной.
Baktım, bana doğru uzanmış bir el gördüm; içinde tomar halinde bir kitap vardı.Entonces miré, y he aquí una mano extendida hacia mí, y en ella había un rollo de pergamino
Baktım, bana doğru uzanmış bir el gördüm; içinde tomar halinde bir kitap vardı.E quando olhei, eis que tua mão se estendia para mim, e eis que nela estava um rolo de livro.
Baktım, bana doğru uzanmış bir el gördüm; içinde tomar halinde bir kitap vardı.És látám, és ímé egy kéz nyúlt felém, és ímé benne egy könyv türete vala.
Baktım, bana doğru uzanmış bir el gördüm; içinde tomar halinde bir kitap vardı.I viděl jsem, a aj, ruka vztažena byla ke mně, a aj, v ní svinutá kniha.
Baktım, bana doğru uzanmış bir el gördüm; içinde tomar halinde bir kitap vardı.I widziałem, a oto ręka była wyciągniona do mnie, a oto w niej zwinione księgi,
Baktım, bana doğru uzanmış bir el gördüm; içinde tomar halinde bir kitap vardı.Je regardai, et voici, une main était étendue vers moi, et elle tenait un livre en rouleau.
Baktım, bana doğru uzanmış bir el gördüm; içinde tomar halinde bir kitap vardı.Kemudian aku melihat tangan yang terulur kepadaku. Dalam tangan itu ada kitab gulungan
Baktım, bana doğru uzanmış bir el gördüm; içinde tomar halinde bir kitap vardı.내가 보니 한 손이 나를 향하여 펴지고 그 손에 두루마리 책이 있더라
Baktım, bana doğru uzanmış bir el gördüm; içinde tomar halinde bir kitap vardı.M'am uitat, şi iată că o mînă era întinsă spre mine, şi ţinea o carte în chip de sul.
Baktım, bana doğru uzanmış bir el gördüm; içinde tomar halinde bir kitap vardı.Niin minä näin, ja katso: käsi ojennettiin minua kohti, ja katso: siinä oli kirjakäärö.
Baktım, bana doğru uzanmış bir el gördüm; içinde tomar halinde bir kitap vardı.Och jag fick se en hand uträckas mot mig, och i den såg jag en bokrulle.
Baktım, bana doğru uzanmış bir el gördüm; içinde tomar halinde bir kitap vardı.Og jeg så, og se, en hånd var rakt ut til mig, og i den var det en bokrull.
Baktım, bana doğru uzanmış bir el gördüm; içinde tomar halinde bir kitap vardı.Og jeg skuede, og se, en Hånd var udrakt imod mig, og i den lå en Bogrulle;