Ana içeriğe geç
Sözlük

tomar tomar ile cümle

tomar tomar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
11
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Lütfen bana bir tomar kağıt getir.Please get me a scrap of paper.
Bu dergileri tomar yap.Roll up those magazines.
Tomarla para yaptı.He made a bunch of money.
Tom büyük bir tomar yüz dolarlık banknot yaktı.Tom burned a big wad of hundred dollar bills.
Tom cebinden büyük bir tomar nakit para çıkardı.Tom pulled a big wad of cash out of his pocket.
Tom kasasını açtı, bir tomar kağıt para çıkardı ve onları Mary'ye uzattı.Tom opened his safe, took out a wad of notes and handed them to Mary.
Buradan, eksiksiz sayılabilecek yedi tomar ve bir miktar tomar parçası almıştır.He pitched seven innings and received a no-decision in the loss.
Kelkit Çayının kolu olan Tomara Çayının vadisinde yer alır.She asks where they have tea in the garden.
Veya ZhuZhou tarafından 1368'de yapılan bu ipek tomara bakın.Or, look carefully at this silk scroll made by ZhuZhou in 1368.
Diyor ki Manoj ve Tomar öğrendikleri bir sayı oyununun nasıl olduğunu tartışıyorlarmış. .It says Manoj and Tomar are arguing about how a number trick they heard goes.
Tomar, Andrew'a bir sayı düşünmesini söylüyor.Tomar tells Andrew to think of a number.
Tomar'ın dediği şey bu.So this is what Tomar is saying.
Tomar bunu Andrew'a söylüyor:ƒ is telling Andrew to think of a number, multiply it by 5, so let me do that.
Bakalım bu hem Tomar'ın hem de Manoj'un oyununa göre işe yarayacak mı. .Let's see if it works according to both Tomar and Manoj's method.
Bu Tomar'ın metoduydu.That's when you do Tomar's method.
Hatta elinde bir parşömen tomarı var.He's even holding a scroll in his hand--
Örneğin 14 yaşında bir çocuğa elinde tutması için bir tomar banknot verebiliyorlardı.So for instance, they would give a 14-year-old kid a whole roll of bills to hold.
30.49 Pero tomar la comisaría uno de kaçýrmýţ.30.49 Pero tomar la comisaría uno de kaçýrmýţ.
Usted podría tomar un respiro de la policía.Usted podría tomar un respiro de la policía.
- Address'll tomar eso, hombre.- Address'll tomar eso, hombre.
35.82 Can'ý cabo que va a tomar su mano.35.82 Can'ý cabo que va a tomar su mano.
Önderler, ‹‹Lütfen otur, bize de oku›› dediler. Baruk da tomarı onlara okudu.They said to him, Sit down now, and read it in our ears. So Baruch read it in their ears.
Baktım, bana doğru uzanmış bir el gördüm; içinde tomar halinde bir kitap vardı.When I looked, behold, a hand was put forth to me; and, behold, a scroll of a book was therein;
Böylece ağzımı açtım, yemem için tomarı bana verdi.So I opened my mouth, and he caused me to eat the scroll.
Gözlerimi yine kaldırıp bakınca, uçan bir tomar gördüm.Then again I lifted up my eyes, and saw, and behold, a flying scroll.
Acı acı ağlamaya başladım. Çünkü tomarı açıp içine bakmaya layık kimse bulunamadı.And I wept much, because no one was found worthy to open the book, or to look in it.
Kuzu gelip tahtta oturanın sağ elinden tomarı aldı.Then he came, and he took it out of the right hand of him who sat on the throne.
O gün göğü yazı tomarlarını dürer gibi toplarız.The Day whereon We shall roll up the heaven like as the rolling up of a scroll for books.
Gün olur, göğü, yazı tomarlarını dürer gibi düreriz.The Day whereon We shall roll up the heaven like as the rolling up of a scroll for books.
(Düşün o) günü ki, yazılı kağıtların tomarını dürer gibi göğü toplayıp düreriz.On the Day when We fold the heaven, like the folding of a book.
Eğer ayin amaçlıysa, bir Tora tomarı (Sefer Torah) şeklini alır.If meant for liturgic purposes, it takes the form of a Torah scroll (Sefer Torah).
Tevrat sözleri geleneksel olarak, tomar üzerine bir katip (sofer) tarafından İbrani dilinde yazılır.Traditionally, the words of the Torah are written on a scroll by a scribe (sofer) in Hebrew.
Bu oymak, 16. yüzyıldan beri Tomarza yöresinde gözüküyor.Il semble avoir été occupé par une ferme depuis le XVIIe siècle.
Ağagüneyi Tepesinin KB, Tomara Deresinin vadisinin GD yamacındadır. ^ a b c DOĞANAY, Prof. Dr. Hayati.Sabe cómo escapar de la celda para llegar al comedor a cualquier hora.​ Profesor Bates (, Profesor Bates?)
Bu tarzda üretilmiş, resim ve yazı içeren tomarlara Japonya'da emakimono (絵巻物) denir.Los animes y mangas nominados deben ser producidos originalmente en Japón.
Casais - Tomar belediyesinde bucak.Casais, freguesia en el concejo de Tomar, Portugal.
Tomari Te ise her ikisinin birleşimiydi.El oso sería el nexo de unión entre ambas.
Babil Talmudu'nun standard Vilna baskısında bu kitapçık 76 tomardan oluşmaktadır.Nella versione standard del Talmud di Vilna il trattato è composto da 76 fogli.
Tomari Te ise her ikisinin birleşimiydi.Il demy era presente in entrambe.
İstanbul Deniz Otobüsleri Ölü Deniz TomarlarıС учетом погибших на потопленном мотоботе
Erişim tarihi: 23 Haziran 2013. ^ "Convent of Christ in Tomar".Consultado em 23 de junho de 2013 «Convent of Christ in Tomar».
Akıbeti bilinmiyor. {Tomard}, muhafız.Quark: Valami elkerülte a figyelmét, parancsnok.
Casais - Tomar belediyesinde bucak.Tisza dolgozószobájában fogadta őket. - Mit óhajtanak?
İleri harekât ekseni, Tomarovka’nın güneyi ama Belgorod’un kuzeyi olarak belirlenmişti.Fremstødet skulle foregå fra Orel fremspringet nord for Kursk og fra Belgorod mod syd.
Erişim tarihi: 23 Haziran 2013. ^ "Convent of Christ in Tomar".Truy cập ngày 23 tháng 6 năm 2013. ^ “Tu viện của Chúa tại Tomar”.
Kesir, Kayseri ilinin Tomarza ilçesine bağlı bir mahalledir.מינהלית, הוא שייך למחוז בושהר הקרוב אליו.
Bu tarzda üretilmiş, resim ve yazı içeren tomarlara Japonya'da emakimono (絵巻物) denir.В Япония правенето и изрязването на фигури от хартия е наречено „оригами“.
Emiruşağı, Kayseri ilinin Tomarza ilçesine bağlı bir mahalledir.В системата на апартейд провинция Кейп е зона с приоритетно заселване на цветнокожи за сметка на негрите.
Gualdim Pais (1118-1195) Tapınak Şövalyelerinin Büyük Üstâdı.Tomar şehrinin kurucusu.Основателят на града Велф VI (1115–1191) прави Меминген за своя резиденция и умира там.
İstanbul Deniz Otobüsleri Ölü Deniz TomarlarıMorska sol Industrija Mrtvo more
Acı acı ağlamaya başladım. Çünkü tomarı açıp içine bakmaya layık kimse bulunamadı.A ja som veľmi plakal, že sa nikto nenašiel hoden otvoriť a prečítať knihu ani nazrieť do nej.
Acı acı ağlamaya başladım. Çünkü tomarı açıp içine bakmaya layık kimse bulunamadı.Da gråt jeg sårt fordi ingen blev funnet verdig til å åpne boken eller se i den.
Acı acı ağlamaya başladım. Çünkü tomarı açıp içine bakmaya layık kimse bulunamadı.E eu chorava muito, porque não fora achado ninguém digno de abrir o livro nem de olhar para ele.
Acı acı ağlamaya başladım. Çünkü tomarı açıp içine bakmaya layık kimse bulunamadı.Et je pleurai beaucoup de ce que personne ne fut trouvé digne d`ouvrir le livre ni de le regarder.
Acı acı ağlamaya başladım. Çünkü tomarı açıp içine bakmaya layık kimse bulunamadı.In jaz sem jokal silno, da ni bil nihče za vrednega spoznan odpreti knjige, ne gledati je.
Acı acı ağlamaya başladım. Çünkü tomarı açıp içine bakmaya layık kimse bulunamadı.Io piangevo molto perché non si trovava nessuno degno di aprire il libro e di leggerlo
Acı acı ağlamaya başladım. Çünkü tomarı açıp içine bakmaya layık kimse bulunamadı.I płakałem bardzo, iż nikt nie był znaleziony godny, aby otworzył i czytał księgi, i wejrzał w nie.
Acı acı ağlamaya başladım. Çünkü tomarı açıp içine bakmaya layık kimse bulunamadı.Ja minä itkin kovin sitä, ettei ketään havaittu arvolliseksi avaamaan kirjaa eikä katsomaan siihen.
Acı acı ağlamaya başladım. Çünkü tomarı açıp içine bakmaya layık kimse bulunamadı.이 책을 펴거나 보거나 하기에 합당한 자가 보이지 않기로 내가 크게 울었더니
Acı acı ağlamaya başladım. Çünkü tomarı açıp içine bakmaya layık kimse bulunamadı.Och jag grät bittert över att ingen befanns vara värdig att öppna bokrullen eller se, vad som stod däri.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod