Çünkü titremeyi kabullenmek benim için sadece sanatla ve sanat yetenekleriyle ilgili değildi.כי לאמץ את הרעד עבורי, לא נגע רק לאמנות ולרכישת כישורי אמנות.
Çünkü titremeyi kabullenmek benim için sadece sanatla ve sanat yetenekleriyle ilgili değildi.لأن إعتناق الهزّة بالنسبة لي لم يكن فقط حول الفن و إمتلاك المهارات الفنية.
Çünkü titremeyi kabullenmek benim için sadece sanatla ve sanat yetenekleriyle ilgili değildi.芸術やテクニックだけの 問題ではないからです それは人生や生きる技術に 関係していたのです
Daha da önemlisi, titremeyi kabul ettikten sonra, hala sanat yapabildiğimi fark ettim.A co víc, když jsem přijal svůj třes, došlo mi, že stále mohu dělat umění.
Daha da önemlisi, titremeyi kabul ettikten sonra, hala sanat yapabildiğimi fark ettim.Co ważniejsze, akceptując drżenie zrozumiałem, że nadal mogę uprawiać sztukę.
Daha da önemlisi, titremeyi kabul ettikten sonra, hala sanat yapabildiğimi fark ettim.En, belangrijker, toen ik eenmaal het getril omarmd had, realiseerde ik me dat ik nog steeds kunst kon maken.
Daha da önemlisi, titremeyi kabul ettikten sonra, hala sanat yapabildiğimi fark ettim.És ami a legfontosabb: miután elfogadtam a remegést, rájöttem, hogy így is tudok alkotni.
Daha da önemlisi, titremeyi kabul ettikten sonra, hala sanat yapabildiğimi fark ettim.E soprattutto, una volta accettato il tremore, mi resi conto che potevo ancora fare arte.
Daha da önemlisi, titremeyi kabul ettikten sonra, hala sanat yapabildiğimi fark ettim.Et surtout, une fois que j'eus accepté mon tremblement, j'ai réalisé que je pouvais encore faire de l'art.
Daha da önemlisi, titremeyi kabul ettikten sonra, hala sanat yapabildiğimi fark ettim.그리고 더 중요한 것은, 손떨림을 인정하게 되니 여전히 미술 작품을 만들 수 있다는 것을 깨달았죠.
Daha da önemlisi, titremeyi kabul ettikten sonra, hala sanat yapabildiğimi fark ettim.Mais importante, ao aceitar o tremor, percebi que ainda podia fazer arte.
Daha da önemlisi, titremeyi kabul ettikten sonra, hala sanat yapabildiğimi fark ettim.Odată acceptat tremorul mi-am dat seama că încă pot face artă.
Daha da önemlisi, titremeyi kabul ettikten sonra, hala sanat yapabildiğimi fark ettim.Og endnu vigtigere, da jeg tog rystelsen til mig, blev jeg klar over at jeg stadig kunne skabe kunst.
Daha da önemlisi, titremeyi kabul ettikten sonra, hala sanat yapabildiğimi fark ettim.Y, lo más importante, una vez que acepté el temblor, me di cuenta de que aún podía hacer arte.
Daha da önemlisi, titremeyi kabul ettikten sonra, hala sanat yapabildiğimi fark ettim.Και το σημαντικότερο, τη στιγμή που αποδέχτηκα το τρέμουλο συνειδητοποίησα ότι μπορούσα ακόμα να κάνω τέχνη.
Daha da önemlisi, titremeyi kabul ettikten sonra, hala sanat yapabildiğimi fark ettim.И по-важното е, че след като веднъж прегърнах тремора, разбрах, че все още може да правя изкуство.
Daha da önemlisi, titremeyi kabul ettikten sonra, hala sanat yapabildiğimi fark ettim.Как только я смирился с дрожью, я осознал, что всё ещё могу творить.
Daha da önemlisi, titremeyi kabul ettikten sonra, hala sanat yapabildiğimi fark ettim.Крім того, як тільки я почав використовувати тремтіння, я зрозумів, що все ж можу творити мистецтво.
Daha da önemlisi, titremeyi kabul ettikten sonra, hala sanat yapabildiğimi fark ettim.וחשוב יותר, ברגע שאימצתי את הרעד, גיליתי שאני עדיין יכול ליצור אמנות.
Daha da önemlisi, titremeyi kabul ettikten sonra, hala sanat yapabildiğimi fark ettim.والأهم من ذلك ، لأول مرة إعتنقت الإهتزاز. أدركت أنه لا يزال بإمكاني صنع الفن
Daha da önemlisi, titremeyi kabul ettikten sonra, hala sanat yapabildiğimi fark ettim.制作を続けられると わかったことも大きかった 求める作品をつくるには
Doğum sancısı tutan kadın gibi, Bir titreme aldı onları orada.(47:7) страх объял их там и мука, как у женщин в родах;
Doğum sancısı tutan kadın gibi, Bir titreme aldı onları orada.(48:7) Là un tremblement les a saisis, Comme la douleur d`une femme qui accouche.
Doğum sancısı tutan kadın gibi, Bir titreme aldı onları orada.af Rædsel grebes de brat, af Veer som en, der føder.
Doğum sancısı tutan kadın gibi, Bir titreme aldı onları orada.Aí se apoderou deles o tremor, sentiram dores como as de uma parturiente.
Doğum sancısı tutan kadın gibi, Bir titreme aldı onları orada.Ale ako uvideli, hneď užasli, predesili sa a plní strachu utekali.
Doğum sancısı tutan kadın gibi, Bir titreme aldı onları orada.Allí se apoderó de ellos el estremecimiento; tuvieron dolor como de mujer que da a luz
Doğum sancısı tutan kadın gibi, Bir titreme aldı onları orada.De så, da blev de forferdet; de blev slått med redsel, flyktet i hast.
Doğum sancısı tutan kadın gibi, Bir titreme aldı onları orada.De sågo det, då häpnade de; de förskräcktes, de flydde.
Doğum sancısı tutan kadın gibi, Bir titreme aldı onları orada.Di sana mereka gemetar ketakutan dan kesakitan, seperti wanita yang mau melahirkan
Doğum sancısı tutan kadın gibi, Bir titreme aldı onları orada.Essi hanno visto: attoniti e presi dal panico, sono fuggiti
Doğum sancısı tutan kadın gibi, Bir titreme aldı onları orada.I -a apucat un tremur acolo, ca durerea unei femei la facere.
Doğum sancısı tutan kadın gibi, Bir titreme aldı onları orada.거기서 떨림이 저희를 잡으니 고통이 해산하는 여인 같도다
Doğum sancısı tutan kadın gibi, Bir titreme aldı onları orada.Maar zodra zij er kwamen en het zagen, stonden zij versteld. Schrik greep hen aan en zij vluchtten smadelijk.
Doğum sancısı tutan kadın gibi, Bir titreme aldı onları orada.Meglátták õk, legott elcsodálkoztak; megijedtek, elriadtak.
Doğum sancısı tutan kadın gibi, Bir titreme aldı onları orada.Mutta he näkivät sen, hämmästyivät, peljästyivät ja pakenivat pois.
Doğum sancısı tutan kadın gibi, Bir titreme aldı onları orada.Sami to ujrzawszy bardzo się zadziwili, a przestraszeni będąc prędko uciekali.
Doğum sancısı tutan kadın gibi, Bir titreme aldı onları orada.Sami to uzřevše, velmi se divili, a předěšeni byvše, náhle utíkali.
Doğum sancısı tutan kadın gibi, Bir titreme aldı onları orada.Tại nơi đó sự run rẩy áp hãm họ. Họ bị đau đớn khác nào đờn bà sanh đẻ.
Doğum sancısı tutan kadın gibi, Bir titreme aldı onları orada.Tại nơi đó sự run_rẩy áp hãm họ . Họ bị đau_đớn khác_nào đờn bà sanh đẻ .
Doğum sancısı tutan kadın gibi, Bir titreme aldı onları orada.Trepet jih je obšel tam, bolečina kakor porodnico.
Doğum sancısı tutan kadın gibi, Bir titreme aldı onları orada.Zittern ist sie daselbst angekommen, Angst wie eine Gebärerin.
Doğum sancısı tutan kadın gibi, Bir titreme aldı onları orada.Τρομος συνελαβεν αυτους εκει πονοι ως τικτουσης.
Doğum sancısı tutan kadın gibi, Bir titreme aldı onları orada.Трепет ги обзе там, Болки като на раждаща жена.
Doğum sancısı tutan kadın gibi, Bir titreme aldı onları orada.רעדה אחזתם שם חיל כיולדה׃
Doğum sancısı tutan kadın gibi, Bir titreme aldı onları orada.اخذتهم الرعدة هناك. والمخاض كوالدة.
Doğum sancısı tutan kadın gibi, Bir titreme aldı onları orada.他 們 在 那 裡 被 戰 兢 疼 痛 抓 住 、 好 像 產 難 的 婦 人 一 樣
Doğum sancısı tutan kadın gibi, Bir titreme aldı onları orada.他 們在 那 裡 被 戰兢 疼痛 抓住 、 好像 產難 的 婦人 一 樣
Doktor yamuk yumuk çizgime baktı ve dedi ki; "Neden titremeyi kabullenmiyorsun?"Diede un'occhiata alla mia linea serpeggiante, e disse, "Beh, perché non accetti il tuo tremore?"
Doktor yamuk yumuk çizgime baktı ve dedi ki; "Neden titremeyi kabullenmiyorsun?"Ele mal olhou para a minha linha torta e disse: "Porque é que não aceita o tremor?"
Doktor yamuk yumuk çizgime baktı ve dedi ki; "Neden titremeyi kabullenmiyorsun?"제가 그린 구불구불한 선을 보더니 의사는 "그냥 떨리는 손을 받아들이는 건 어때요?" 라고 하더군요.
Doktor yamuk yumuk çizgime baktı ve dedi ki; "Neden titremeyi kabullenmiyorsun?"Na widok moich gryzmołów lekarz spytał: "A może zaakceptujesz to drżenie?".
Doktor yamuk yumuk çizgime baktı ve dedi ki; "Neden titremeyi kabullenmiyorsun?"Podíval se na moji klikatou čáru a řekl: "No, proč ten třes prostě nepřijmete?"
Doktor yamuk yumuk çizgime baktı ve dedi ki; "Neden titremeyi kabullenmiyorsun?"Rồi ông ấy đã xem qua đường thẳng nghuệch ngoạc của tôi, và nói, "Vậy, sao anh không chiều theo sự run rẩy?"
Doktor yamuk yumuk çizgime baktı ve dedi ki; "Neden titremeyi kabullenmiyorsun?"S-a uitat la linia mea ondulată și a zis "Ce-ar fi să-ţi accepţi tremorul?"
Doktor yamuk yumuk çizgime baktı ve dedi ki; "Neden titremeyi kabullenmiyorsun?"Y, al mirar mi trazo serpenteante, dijo: "Bueno, ¿por qué simplemente no aceptas el temblor?"
Doktor yamuk yumuk çizgime baktı ve dedi ki; "Neden titremeyi kabullenmiyorsun?"Και αυτός έριξε μια ματιά στην κυματιστή γραμμή μου και είπε: "Γιατί δεν αποδέχεσαι απλά το τρέμουλο;"
Doktor yamuk yumuk çizgime baktı ve dedi ki; "Neden titremeyi kabullenmiyorsun?"Він поглянув на мою хвилясту лінію і сказав: "То чому ж ви просто не скористаєтеся тремтінням?"
Doktor yamuk yumuk çizgime baktı ve dedi ki; "Neden titremeyi kabullenmiyorsun?"Он посмотрел на мою волнистую линию и сказал — "Смирись-ка и прими свою дрожь?".
Doktor yamuk yumuk çizgime baktı ve dedi ki; "Neden titremeyi kabullenmiyorsun?"Той хвърли един поглед на моите разкривени линии и каза: "Ами защо просто не прегърнеш този тремор?"