Bu, kolerayı tipik bir zoonosis yapar.Болестта е типичен пример за зооноза.
LD50'ler tipik olarak kilogram başına birkaç yüz miligramdır.Обикновено, LD50 на дадено вещество е дадена в милиграми на килограм телесно тегло.
Fransız ev tarzı yemek pişirme ve cassoulet, fasulye gibi yavaş pişirilmiş yiyecekler tipiktir.Френски домашно приготвени ястия, както и бавно приготвени храни като касуле или боб са типични.
Elektrikli arabaların üretimi ve dönüşümü tipik olarak 10 ila 23 kwh/100 km dir.Оценката за разход на гориво (електричество) е 23 kWh/100 km.
Romanlarında tipik bir anti-kahraman, içe kapanık kişiyi tasvir etti.Във всички негови романи героят е самотен обикновен човек, който се забърква с бандити.
Enfeksiyon iyileştikten sonra, tipik olarak izi kalır.След излекуване на инфекцията, обикновено остава белег на повърхността.
Manastır tipik Bizans mimarisine sahiptir.Манастирът е с типичната византийска архитектура.
Üstteki çizim bir görüntünün başlangıcındaki tipik sinyali göstermektedir.Gornji dio crteža prikazuje tipični signal koji bio nastao na početku slike.
En tipik örneği, Amerika Birleşik Devletleri'dir.Najpoznatiji primjer takve prakse predstavljaju savezne države Sjedinjenih američkih država.
Selametli Anadolu insanın tipik karakteri olan adet ve örfüne bağlı bir yerdir.Estetski stadij je stadij u kojem čovjek izabire ono izvanjsko i osjetilno.
Bu türün tipik ötüşü aynı familyadaki diğer türler ile aynıdır.Anatomski, ova vrsta ima neke osobine kojima se razlikuje od drugih iz iste porodice.
İnsanda parainfluenza virüsü tipik olarak burun, boğaz ve hava yollarında iltihaplanmaya yol açar.Virus parainfluenze obično uzrokuje upalu nosa, grla i dišnih puteva.
Çoğunlukla tipik kişisel ya da ailesel migren geçmişi olan kimselerde meydana gelir.Često se pojavljuju u osoba koje navode da imaju tipične migrene osobno, ili u obitelji.
Tipik olarak tek yavru doğar ancak ikiz doğumlara da rastlanır.Obično se rađa jedno mladunče, iako su zabilježeni rijetki trenuci kada su se rađali blizanci rađali.
Tipik nedenler motorlu araç kazaları ve düşmelerdir.Česti su bili kvarovi na motoru i ovjesu.
Tipik Planula larvaları görülür.Obični gavrani su tipični svežderi.
Tipik bir örnek su dolu bir beher içindeki polen tanesi olurdu.Primjer suspenzija bi bio pijesak u vodi.
Kent günümüzde 12,000'i geçen nüfusuyla tipik bir İsveç maden kentidir.Glavni grad okruga Piešťany je istoimeni grad Piešťany sa 30.000 stanovnika.
Bu deney enerji arayışında önemli bir noktaydı ve Fermi'nin tipik yaklaşımını gösterdi.Tento experiment bol míľnikom v honbe za energiou a reprezentoval Fermiho génia.
Tipik olarak, her sunucunun kendine has ağ kartı, kablolaması, protokolü ve ağ işletim sistemi bulunurdu.Zvyčajne mal každý výrobca vlastný typ sieťovej karty, kabeláže, protokolov a sieťového operačného systému.
Tipik bir şapkaları vardır.Bolo ich možno spoznať podľa typickej čiapky.
Yangının tipik beş belirtisi vardır.Ten zostavil typológiu piatich modelov.
Katı maddedeki elektrik akışı tipik olarak çok yavaştır.Tok telovej tekutiny je veľmi pomalý.
Şarkılar genelde geleneksel anlamdaki tempo veya ritimden yoksundur ve tipik olarak çok uzundur.Skladbám často chýba beat alebo rytmus v tradičnom ponímaní a sú väčšinou veľmi dlhé.
Kent günümüzde 12,000'i geçen nüfusuyla tipik bir İsveç maden kentidir.V súčasnosti je Klokočina najväčším sídliskom v Nitre s približne 26000 obyvateľmi.
Tipik olarak proteinden oluşan bir kabuk ve içinde yer alan genetik malzemeden oluşurlar.Obyčajne sa bakretiofág skladá z vonkajšieho proteínového kapsidu, v ktorom je genetický materiál.
Filin tipik yaşam süresi boyunca çiğneme dişleri altı kere değişir.Človeku sa v priebehu života vymenia dva typy zubov.
Beldedeki yerleşim, toplu yerleşimin tipik örneğidir.Na túto štvrť sa je možné dívať ako na typický vzor pre mestské problémy.
Sosyal eğitim ve baskıları tipik bir şekilde temsil ederler.Priamou formou sú poskytované sociálne a motivačné štipendiá.
İlçede tipik Subtropikal Akdeniz iklimi görülür.V Šarme prevláda subtropické aridné podnebie.
En tipik örneği, Amerika Birleşik Devletleri'dir.Ide o jeden z najznámejších prípadov Spojených štátov.
Tipik olarak kapasite faktörü %20 ile 40 arasındadır.Tipični faktorji zmogljivosti so nekje med 20-40%.
Tipik olarak zamanla daha kötüleşir.Običajno se stanje s časom slabša.
Daha tipik haliyle nükleer atık nükleer patlama tarafından radyoaktif kirlenmenin yayılmasıdır.Manj značilne so jedrske padavine, ki so distribucija radioaktivne kontaminacije zaradi jedrske eksplozije.
Yemekleri tipik Karadeniz mutfağı özelliği taşır.Danes imajo velikost običajnega kuhinjskega noža.
Bu sendrom hem klinik şekliyle hem de tanı yönünden çok tipik özellik taşır.Kljub temu pa ima morfin tako centralno kot tudi periferno delovanje.
Akut ataklar tipik olarak kısa etkiki bronkodilatörlerin kullanımının arttırılmasıyla tedavi edilir.Akutno poslabšanje se običajno zdravi s povečano rabo hitro delujočih bronhodilatatorjev.
DSM-IV-TR'e göre ise iki adet tipik belirti bulunur: depresif duygudurum ve anhedoni.DSM-IV-TR pozna dva glavna simptoma depresije, potrtost in anhedonijo.
Taksiarhos, tipik olarak bir tugayın komutanı veya tümenin icra sorumlusu görevini görür.Taksiarh je običajno komandant brigade ali operativni častnik divizije.
Tipik bir sıvı kristal örneklem için S, 0.3-0.8 düzeni üzerindedir ve ısı arttıkça genellikle azalır.Običajni tekoči kristal je S {\displaystyle S\!\,} med 0,3 in 0,8 in pada, če temperature raste.
İlçe tipik bir tarım ilçesidir.Desetnica je tipično ljudsko besedilo.
Fonksiyonel programların tipik özellikleri: Atama deyimi bulunmaz.Nekaj zanimivih lastnosti eliptične geometrije: Vzporednic ni.
Her bir iyon tipik olarak tek bir atom veya moleküldür.Topljenec lahko predstavlja katerokoli molekulsko, ionsko ali atomsko zvrst.
Hastalık tipik olarak Sahara altı Afrikası’nın tropikal bölgelerinde salgın olarak görülmektedir.Bolezen se običajno pojavi kot izbruh v tropskih regijah Podsaharske Afrike.
Tipik örneği .Je torej tipiziran lik.
İnsanda parainfluenza virüsü tipik olarak burun, boğaz ve hava yollarında iltihaplanmaya yol açar.Humani virus parainfluence po navadi povzroči vnetje nosne votline, žrela in sapnic.
Tipik olarak leylekten daha büyüktür.Je opazno večje kot stanovanjska stavba.
Simpsonlar, Springfield'daki kurgusal bir "Orta Amerika" kasabasında yaşayan tipik bir ailedir.Simpsonai yra tipinė šeima gyvenanti pramanytame vidurio JAV mieste Springfilde.
Bu tipik olarak sadece zırh üzerinde işe yarar çünkü kandaki demir zırh ile bağlanır.Tai dažniausiai veikia tik ant šarvų, kai geležis kraujyje susijungia su šarvais.
Hastalık belirti verdiğinde bu belirtiler tipik olarak sekiz hafta devam eder.Jeigu simptomų išsivysto, jie paprastai tęsiasi iki aštuonių savaičių.
Filin tipik yaşam süresi boyunca çiğneme dişleri altı kere değişir.Per visą gyvenimą dantys pasikeisdavo 6 kartus.
Tipik bir dağ köyü özelliği yansıtmaktadır.Būdinga alpinio pobūdžio augmenija.
En tipik örneği, Amerika Birleşik Devletleri'dir.Pagrindinis straipsnis – JAV istorija.
Tipik olarak tek yavru doğar ancak ikiz doğumlara da rastlanır.Paprastai atsiveda vieną jauniklį, nors pasitaiko ir dvynių.
Tipik örneği .Asmeninis pavyzdys.
Kavurma işleminin en tipik uygulaması sülfürlü metallerde görülebilir.Būtent super sento vonioje galima pajusti tikrąjį komfortą.
Bu türün tipik ötüşü aynı familyadaki diğer türler ile aynıdır.Ši sunkiai veisiama rūšis dauginasi kaip ir kitos Apistogramma genties rūšys.
Beldedeki yerleşim, toplu yerleşimin tipik örneğidir.Parduotuvių „namų zonos“ interjeras turi atspindėti įprastą namų atmosferą.
Hastaların tipik olarak ateşi vardır ve nöbet geçirebilirler.Ligonis jaučia deginimą, perštėjimą.
Teşhis tipik olarak bir kişinin belirti ve semptomlarına dayanır.Kiekvienam ligoniui būdingas individualus simptomų ir išgyvenimų derinys.