Her oyuncu tipik olarak bir karakteri kontrol eder.Paprastai kiekvienas žaidėjas turi po vieną žaidėjo personažą.
Tipik örneği .Klassikaline näide.
Hatta bir "soğuk" plazmada elektron sıcaklığı tipik olarak birkaç santigrat derecedir.Isegi "külmas" plasmas on elektronide temperatuur siiski mitu tuhat Celsiuse kraadi.
Tipik olarak tek yavru doğar ancak ikiz doğumlara da rastlanır.Harilikult sünnib üks poeg, kuid tuleb ette ka kaksikuid.
Tipik olarak, her bir mikrosatelitte yeni bir kayma olayı, yaklaşık 1000 nesilde bir meydana gelir.Igas mikrosatelliidis toimub enamasti libisemine umbes korra 1000 pooldumise järel.
Tipik olarak, model bir veya daha fazla denklemden oluşur.Mõnikord aga tahab kõneleja teha selgeks kas mõtleb üksikut indiviidi või rohkem kui ühte.
Bu türün tipik ötüşü aynı familyadaki diğer türler ile aynıdır.Samad raviomadused on teistelgi sama perekonna liikidel.
Tipik bir ev kadınıdır.See on perekonna tüüpliik.
Bu belirtiler, uzun sürelere yayılmış bir şekilde görülür ve tipik olarak zamanla kötüleşir.Need sümptomid esinevad pikema aja vältel ja tüüpiliselt halvenevad aja jooksul.
Genellikle tipik yerleri de reddederek Durumlarını halka açık yerlerde oluşturur.Sellest hoolimata peab politsei tihti ebameeldivad isikud avalikust ruumist mujale toimetama.
Her oyuncu tipik olarak bir karakteri kontrol eder.Iga osaleja valitakse hoolikalt karakteri järgi.
Tipik olarak dehidrojenasyon, 250 °C'ye kadar ısıtılmış bakır aracılığıyla yönetilir.Tüüpiliselt viiakse dehüdrogenaas läbi vasega kõrgendatud temperatuuril (alla 250 °C).
Animation Film karakterlerinin tipik hareketlerinin yapılmasıyla oluşan bir stildir.Joonisfilmide stiliseeritud loomu tõttu on see piisav.
Kendilerini tipik büyük film kısıtlamalarına sokmamışlardır.Ta pole kunagi kandideerinud tähtsatele filmiauhindadele.
Tipik parlaklık dalgalanmaları 0,1 büyüklüğü aşmamaktadır.Seega peab feldšpatoidide ja päevakivide suhe olema väiksem kui 0,1.
2005 yılında, ecstasy haplarının ortalama veya tipik perakende fiyatı hap başına 3 EUR’dan 15 EUR’ya kadarDer durchschnittliche bzw. übliche Verkaufspreis von Ecstasy-Tabletten lag im Jahr 2005 zwischen unter 3 EUR
2005 yılında, ecstasy haplarının ortalama veya tipik perakende fiyatı hap başına 3 EUR’dan 15 EUR’ya kadarEn términos de mediciones de consumo reciente, en la actualidad el éxtasis es la droga sintética más consumida
2005 yılında, ecstasy haplarının ortalama veya tipik perakende fiyatı hap başına 3 EUR’dan 15 EUR’ya kadarIn 2005 varieerde de gemiddelde of gebruikelijke straatwaarde van ecstasy van minder dan 3 tot 15 EUR
2005 yılında, ecstasy haplarının ortalama veya tipik perakende fiyatı hap başına 3 EUR’dan 15 EUR’ya kadarNel 2005 il prezzo medio o tipico al dettaglio delle pasticche di ecstasy andava da meno di 3 euro a 15 euro
2005 yılında, ecstasy haplarının ortalama veya tipik perakende fiyatı hap başına 3 EUR’dan 15 EUR’ya kadarV roce 2005 se průměrná nebo obvyklá spotřebitelská cena tablet extáze pohybovala od méně než 3 eur za
2005 yılında, ecstasy haplarının ortalama veya tipik perakende fiyatı hap başına 3 EUR’dan 15 EUR’ya kadarV roku 2005 sa priemerná alebo typická maloobchodná cena tabletiek extázy pohybovala od menej ako 3 eurá za
2005 yılında, ecstasy haplarının ortalama veya tipik perakende fiyatı hap başına 3 EUR’dan 15 EUR’ya kadarW 2005 r. średnia lub typowa cena detaliczna tabletek
2005 yılında, ecstasy haplarının ortalama veya tipik perakende fiyatı hap başına 3 EUR’dan 15 EUR’ya kadarΤο 2005 η µέση ή συνήθης λιανική τιµή χαpiιών έκστασης κυµαινόταν αpiό λιγότερο αpiό 3 EUR έως 15 EUR ανά
2005 yılında, ecstasy haplarının ortalama veya tipik perakende fiyatı hap başına 3 EUR’dan 15 EUR’ya kadarПрез 2005 г. средната или обичайната цена на дребно на
Afrika'da değil, bugün modern dünyada yapılan tipik bir tedavidir bu.C'est le cas typique dans le monde civilisé d'aujourd'hui.
Afrika'da değil, bugün modern dünyada yapılan tipik bir tedavidir bu.In der entwickelten Welt, nicht in Afrika -- ist das derzeit die typische Behandlung.
Afrika'da değil, bugün modern dünyada yapılan tipik bir tedavidir bu.그게 현재 선진국에서 이뤄지고 있는 전형적인 치료법이라는 거죠.
Afrika'da değil, bugün modern dünyada yapılan tipik bir tedavidir bu.No en Africa -- este es el tratamiento típico en el mundo avanzado hoy.
Afrika'da değil, bugün modern dünyada yapılan tipik bir tedavidir bu.Non in Africa -- è il trattamento tipico nel mondo evoluto di oggi.
Afrika'da değil, bugün modern dünyada yapılan tipik bir tedavidir bu.Schemat leczenia, z którym mamy do czynienia teraz.
Afrika'da değil, bugün modern dünyada yapılan tipik bir tedavidir bu.Не в Африка... това е типичното лечение в напредналия свят днес.
Afrika'da değil, bugün modern dünyada yapılan tipik bir tedavidir bu.Не в Африке, сегодня это типично для продвинутого мира.
Afrika'da değil, bugün modern dünyada yapılan tipik bir tedavidir bu.זה הטיפול הטיפוסי בעולם המתקדם היום.
Afrika'da değil, bugün modern dünyada yapılan tipik bir tedavidir bu.وهذا هو العلاج النمطي في العالم المتقدم اليوم.
Afrika'da değil, bugün modern dünyada yapılan tipik bir tedavidir bu.そこで 我々は エンジェルメッド・ガーディアン システムを開発しました
Aynen, tahmin edebilirisiniz ki, sınıfta tipik bir Fransızdı.Było tak: ona stała tam, w klasie, a była przy tym taką typową Francuzką.
Aynen, tahmin edebilirisiniz ki, sınıfta tipik bir Fransızdı.C'était comme si elle était là dans la classe, vous voyez, elle était vraiment typiquement française.
Aynen, tahmin edebilirisiniz ki, sınıfta tipik bir Fransızdı.Era come se... voglio dire, era lì in classe, era la tipica francese.
Aynen, tahmin edebilirisiniz ki, sınıfta tipik bir Fransızdı.Era como, saben, ella estaba ahí en la clase, saben, ella era de alguna forma tradicionalmente francesa.
Aynen, tahmin edebilirisiniz ki, sınıfta tipik bir Fransızdı.Era, ştiţi, ea era acolo în clasă, ştiţi, era un fel de tipic franceză.
Aynen, tahmin edebilirisiniz ki, sınıfta tipik bir Fransızdı.Es war so, wissen Sie, sie stand da vor der Klasse und irgendwie war sie wirklich ganz typisch französisch.
Aynen, tahmin edebilirisiniz ki, sınıfta tipik bir Fransızdı.수업시간에 만났는데 전형적인 프랑스인이셨죠.
Aynen, tahmin edebilirisiniz ki, sınıfta tipik bir Fransızdı.Olyan volt, hogy bent volt az órán, és tipikus francia volt.
Aynen, tahmin edebilirisiniz ki, sınıfta tipik bir Fransızdı.Беше, нали знаете, тя беше там в час, типична французойка.
Aynen, tahmin edebilirisiniz ki, sınıfta tipik bir Fransızdı.Она была в классе, типа, знаете, ну типичная француженка.
Aynen, tahmin edebilirisiniz ki, sınıfta tipik bir Fransızdı.זה היה כאילו, היא היתה שם בכיתה, היא היתה מן צרפתייה טיפוסית.
Aynen, tahmin edebilirisiniz ki, sınıfta tipik bir Fransızdı.كانت مثل، تعلمون، هناك في الصف، تعلمون، كانت فرنسيه كالعادةً .
Aynen, tahmin edebilirisiniz ki, sınıfta tipik bir Fransızdı.そう、彼女はとても典型的なフランス人だった シックだったけれど、なんていうか、とっても退屈そうだった
Baktığımız eser Amerikan resminin özellikle de Amerikan denizcilik resimlerinin tipik özelliklerini taşıyor.To je velmi typické americké umění, obzvlášť co se týče maleb moře.
Baktığımız eser Amerikan resminin özellikle de Amerikan denizcilik resimlerinin tipik özelliklerini taşıyor.Це так типово для американського мистецтва і особливо для американських морських пейзажів
Barok resim tarzının tipik özelliklerini taşıyan bir esere bakıyoruz, daha hareketli bir kompozisyon var.Díváme se na více aktivní kompozici, která je více typická pro baroko.
Barok resim tarzının tipik özelliklerini taşıyan bir esere bakıyoruz, daha hareketli bir kompozisyon var.Nie jest to zdecydowanie styl renesansowy, bardziej przypomina styl barokowy.
Benim gibi pek çok kadın -- kendimi tipik bir kadın olarak kabul ediyorum --A maioria das mulheres como eu - acredito que sou uma mulher típica -
Benim gibi pek çok kadın -- kendimi tipik bir kadın olarak kabul ediyorum --저와같은 - 전 제가 전형적인 여성이라 생각합니다 -
Benim gibi pek çok kadın -- kendimi tipik bir kadın olarak kabul ediyorum --Phần lớn phụ nữ như tôi -- tôi tin tôi mang giới tính nữ điển hình --
Benim gibi pek çok kadın -- kendimi tipik bir kadın olarak kabul ediyorum --רוב הנקבות כמותי -- אני רואה בעצמי נקבה טיפוסית --
Benim gibi pek çok kadın -- kendimi tipik bir kadın olarak kabul ediyorum --معظم الإناث من أمثالي -- أعتقد أننى إمرأة نموذجية --
Benim gibi pek çok kadın -- kendimi tipik bir kadın olarak kabul ediyorum --標準的だと思いますが
Benimki Georgia, Stone Mountain'da tipik bir 1980 Amerikan çocukluğuydu.Copilăria mea a fost în Stone Mountain, Georgia, o suburbie americană tipică anilor 1980.
Benimki Georgia, Stone Mountain'da tipik bir 1980 Amerikan çocukluğuydu.La mia è trascorsa a Stone Mountain in Georgia, un tipico sobborgo americano degli anni '80.