Beyrut'ta tipik bir Akdeniz iklimi görülür.Bismarckissa vallitsee tyypillinen mannerilmasto.
Bir çalılıkta yuvalarını inşa ederler; tipik olarak kuluçkada üç-beş yumurta vardır.Ne rakentavat kuperanmuotoisen pesänsä oksanhaaraan, tyypillisessä pesässä on 3–5 munaa.
En tipik örneği, Amerika Birleşik Devletleri'dir.Menestynein maa oli Yhdysvallat.
Tipik bir larvanın aksine, bir nimfa genel olarak zaten yetişkin böcek haline benzemektedir.Toisin kuin toukka, nymfi on muodoltaan erittäin samannäköinen kuin aikuinen.
Yangının tipik beş belirtisi vardır.Sen tahkot ovat säännöllisiä viisikulmioita.
Kestirme yargılama süreci bunun tipik örneğidir.Taidevalimo on tällaisesta tuotannosta tyypillinen esimerkki.
Erişkinlerde, epifizin kalsifiye olması tipiktir.Teleportaatio itsessään vaikuttaisi olevan psioninen.
Yemekleri tipik Giresun yemekleridir.Pääruoka on tyypillisesti lihaa.
Tipik olarak leylekten daha büyüktür.Uros on naarasta suurempi.
Pankreas kanseri tipik olarak ilk başlarda kolay tespit edilen belirtiler göstermez.Munuaissyövästä tekee vaikeahoitoisen se, että taudin alkuvaiheissa oireita ei yleensä juuri esiinny.
Örneğin Masiulis davası, tipik bir siyasi yolsuzluk örneğidir.Marlowen hahmo on tyypillinen kovaksikeitetyn rikosfiktion lajille.
Bu devletler tipik olarak şimdi Güney Afrika veya Doğu Afrika'nın bir parçası olarak dikkate alınır.Αυτά τα κράτη συνήθως θεωρούνται μέρος της Ανατολικής ή Νότιας Αφρικής.
Çoğunlukla tipik kişisel ya da ailesel migren geçmişi olan kimselerde meydana gelir.Συχνά εμφανίζονται σε άτομα που έχουν προσωπικό ή οικογενειακό ιστορικό κοινής ημικρανίας.
İnsanda parainfluenza virüsü tipik olarak burun, boğaz ve hava yollarında iltihaplanmaya yol açar.Ο ιός της ανθρώπινης παραϊνφλουέντσας προκαλεί συνήθως φλεγμονή στη μύτη, το λαιμό και τους αεραγωγούς.
Bazı türlerin vücut şekilleri tipik ahtapot şeklinden farklılık gösterir.Ορισμένα είδη διαφέρουν σε μορφή από το τυπικό σχήμα χταποδιού.
Bu türün tipik ötüşü aynı familyadaki diğer türler ile aynıdır.Τα αρχαιόγναθα αυτά πάντοτε ανήκουν στο ίδιο είδος ή σε είδη της ίδιας οικογένειας.
Yarıiletkenler bu tür malzemelerin tipik bir örneğidir.Οι ημιαγωγοί είναι ένα χαρακτηριστικό παράδειγμα των παραπάνω υλικών.
Tipik olarak, tüm vitamerler, kütle başına tam olarak aynı vitamin potansiyeline sahip değildir.Δέν έχουν όλα τα κύτταρα το ίδιο δυναμικό κατωφλίου.
Tipik bir şapkaları vardır.Φοράει ένα μοντέρνο καπέλο.
Tipik örneği Laval Türbini’dir.Πρόσφατο παράδειγμα είναι το Gangnam Style από τον PSY.
Kanarya Adaları'nda tipik bir balıkçı köyü olarak bilinir.Μεγάλο ταξινομικό ενδιαφέρον παρουσιάζουν οι πληθυσμοί των Καναρίων Νήσων.
İlçede Akdeniz Bölgesinin tipik bitki örtüsü olan maki bitki örtüsü genellikle yok denecek kadar azdır.Σπάνια φυτά του οικοσυστήματος της Πάρνηθας χάθηκαν, μάλλον για πάντα.
Tipik bir piyasa kemençecisiydi.Kemenceci μια τυπική αγορά.
Tipik olarak etkiyi belirlemek için hassas analitik bir denge gerektirir.Det kræver typisk en følsom analytisk balance at påvise virkningen.
Tipik olarak 8–12 km çapındadırlar, fakat 20 km'ye kadar da olabilirler.Deres diameter er typisk 8-12 km, men kan dog være op til 20 km.
Döngünün tipik minimum döneminde çok az Güneş lekesi görünür ve hatta bazen hiç görünmez.Ved et typisk solminimum ses kun få solpletter og af og til slet ingen.
Günümüzde, kent, Tanzanya'nın tipik bir turizm kentidir.MS Tanzania er Mellemfolkeligt Samvirkes landeprogram i Tanzania.
Tipik şeklinde, makülden papüle evrim geçirir ve nihayetinde aşınma ya da ülsere dönüşür.I dets klassiske form udvikler det sig fra et macula til en papel og endeligt til en erosion eller en ulcus.
Tipik Anandolu adetleri mevcuttur.Her opbevares typisk ensilage.
Tipik olarak, pişirme süreleri 60 dakikayı geçmez.Til forskel fra computerspillene har man kun 60 minutter til at komme ud.
Hastalık tipik olarak Sahara altı Afrikası’nın tropikal bölgelerinde salgın olarak görülmektedir.Sygdommen forekommer typisk i de tropiske egne af Subsaharisk Afrika.
Bu tümörler tipik olarak yavaş büyürler.Sværhedsgraden af disse symptomer formindskes typisk hurtigt.
Çuuninler tipik olarak C veya B-seviyesi görevlere gönderilirler.Et hold bestående af Chuniner må sendes ud på C- eller B-rang missioner.
İlçe tipik bir tarım ilçesidir.Skrave et et typisk landbrugsområde.
Bazalt akıntısı tipik olarak üç kısımdan oluşmaktadır.Et clickbait består typisk af tre dele.
Tipik bir demo partisi bir hafta sonu boyunca durmaksızın sürer.En turnering spilles typisk over en weekend.
Teşhis tipik olarak bir kişinin belirti ve semptomlarına dayanır.Diagnosen stilles på grundlag af de karakteristiske symptomer og tegn.
Daha tipik haliyle nükleer atık nükleer patlama tarafından radyoaktif kirlenmenin yayılmasıdır.Det er ikke alle typer kernevåben, der skaber radioaktivt nedfald ved sprængning.
KML hastaları tipik olarak 3-5 yıl boyunca normaldirler daha sonra AML benzeri bir tablo meydana gelir.Kighoste optræder typisk som epidemier med 3-5 års mellemrum.
Tipik bir Trakya köyüdür.Den er et typisk hallehus.
Tipik olarak tek yavru doğar ancak ikiz doğumlara da rastlanır.De føder som regel én kalv, men tvillingefødsler forekommer indimellem.
Devegiller yalnızca bitki ile beslenen tipik otobur hayvanlardır.Får er udelukkende planteædende pattedyr.
Yine, "türlerin tipik" tanısal özelliği.Dog er opstillingen 'typografisk' særpræget.
Dişi tipik olarak dört yumurta yumurtlar ama 1 ila 7 arasında yumurta sayısına da rastlanmıştır.Hunnen lægger sædvanligvis fire æg, men kuld på op til syv æg er rapporteret.
Manyetik geçirgenlik tipik olarak Yunan harfi µ ile gösterilir.Magnetisk permeabilitet angives typisk med det græske bogstav μ.
Bunda tipik olarak haploit ve diploit döller (nesiller) sırayla birbirini izler.De tilhører slektene Vespula (én art) og Dolichovespula (to arter).
En tipik inorganik ince film elektrolüminesans örneği yarı-sarı emisyonlu ZnS:Mn maddesidir.Den mest typiske uorganisk electroluminescent tynnfilm skjermer (TFEL) med ZnS:Mn med gul-oransje emisjon.
Hassek Höyük bu konuda da tipik bir örnek teşkil etmektedir.Huffman-algoritmen er et klassisk eksempel på dette.
Evliliği tipik bir siyasi evliliktir.Ekteskapet var et tradisjonelt indisk arrangert ekteskap.
Örneğin, aşağıda tipik iki IPv6 adresi verilmiştir.Det finnes fem forskjellige adresseformater i IPv4.
Gruplar tipik olarak kıyıya paralel bir hat boyunca hareket ederler.Virksomheten til begge institusjonene fortsettes uavbrutt under en felles paraply.
Hassek Höyük bu koloni kasabaları için tipik bir örnektir.Dalaåsen er en karakteristisk skog for denne delen av Vestfold.
Uluabat Gölü tipik bir sığ göldür.Øvre Tysdalsvatnet er en typisk fjordsjø.
Katı maddedeki elektrik akışı tipik olarak çok yavaştır.Bevegelsesforstyrrelsen til L.M er relativt selektiv.
En tipik örneği, Amerika Birleşik Devletleri'dir.Contoh yang paling jelas adalah Amerika Serikat.
Tipik olarak bir klan içinde dokuz grup bulunur.Biasanya terdapat sembilan kelompok di dalam satu klan.
Bazı tipik HTTP istekleri OPTIONS istekleri gibi de mevcuttur.Beberapa permintaan HTTP khas, seperti permintaan OPTIONS, juga tersedia.
Bu ilk cilt lezyonu tipik olarak 3 ila 6 ayda iyileşir.Luka kulit awal ini biasanya sembuh setelah tiga sampai enam bulan.
Akut ataklar tipik olarak kısa etkiki bronkodilatörlerin kullanımının arttırılmasıyla tedavi edilir.Eksaserbasi akut biasanya diobati dengan meningkatkan penggunaan bronkodilator kerja pendek.
Çoğunlukla tipik kişisel ya da ailesel migren geçmişi olan kimselerde meydana gelir.Keadaan ini biasanya terjadi pada seseorang dengan sejarah migrain khas perorangan atau keluarga.