Ana içeriğe geç
Sözlük

tipik ile cümle

tipik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Tipik bir bozkır medeniyeti yemeğidir.En till synes normal borgerlig familj ska äta middag.
Bozkırların tipik toprak türü çernozemdir.Är jag den enda som? - frågespalt om typiska tonårsproblem.
SGXB’ler tipik sert X-ışını spektrumunu gösterir.Spelet innehåller Super FX-chipet.
Tipik nedenler motorlu araç kazaları ve düşmelerdir.De vanligaste dödsorsakerna är ålderskrämpor och trafikolyckor.
Bu ilk cilt lezyonu tipik olarak 3 ila 6 ayda iyileşir.Denna ursprungliga lesion läker typiskt sett efter tre till sex månader.
Kendilerini tipik büyük film kısıtlamalarına sokmamışlardır.Filmerna visades endast i begränsad omfattning på biograferna.
Mahalleye ait gelenek ve görenekler tipik Ege gelenek ve görenekleridir.Sängen och dess omgivning är vanliga gömställen.
Tipik olarak 8–12 km çapındadırlar, fakat 20 km'ye kadar da olabilirler.Batoliter är vanligen omkring 10 km tjocka, men kan sträcka sig ända ner till 20 km.
Örneğin, aşağıda tipik iki IPv6 adresi verilmiştir.På Internet används idag både IPv4-adresser och IPv6-adresser.
Mastodonlar, filler ve mamutlardan tipik olarak daha kısaydılar.Och generellt sett är reptiler mindre intelligenta än däggdjuren och fåglar.
Tipik olarak, bu tür programlar proje bazında finanse edilmektedir.Як правило, такі програми фінансуються за проектом.
Tipik bir şapkaları vardır.Це постійні шапки.
Tipik hepatosit hacmi ise 3.4 x 10−9 cm3 'tür.Середній об'єм гепатоцита складає 3,4 x 10−9 см3.
Tipik örneği .Типовий вид.
Carnage'in diğer süperkötülerin gösterdiği tipik zenginlik ya da dünyayı ele geçirme gibi istekleri yoktur.Карнидж не проявляє інтересу до таким бажанням суперлиходіїв, як багатство і світове панування.
Bu türün tipik ötüşü aynı familyadaki diğer türler ile aynıdır.Декоративні якості цього виду такі ж, як і в інших дрібноквіткових представників роду.
Yangının tipik beş belirtisi vardır.Звичайним магам вогню потрібні зусилля 5 осіб.
Tipik zemin kuşlarıdır.Типово наземні птахи.
Bir insanın algılayabileceği en düşük frekans ise tipik olarak 20 Hz'dir.Так, найменша частота, що сприймається людським вухом як звук, становить 20 Гц.
Yunanistan, Roma İmparatorluğu'nun tipik bir doğu vilayetiydi.Греція була типовою східною провінцією Римської імперії.
Küresel yıldız kümeleri için tipik sonuçlar gösteriyor ki, 12.7 milyar yıl olacak kadar yaşlı olabilirler.У результаті обчислень встановлено, що типовий вік кулястих скупчень може сягати 12,7 млрд років.
Ayrıca, İsviçre Alpleri'nde en tipik şekliyle görülür.Крім того, все це відбувається на тлі найкрасивіших альпійських пейзажі.
Cüce gökadaların tipik bir özelliği olarak metallik oranı çok düşüktür ve Güneş'in sadece yüzde biri kadardır.Типово для карликових галактик, металічність Лев I дуже низька, лише один відсоток сонячної.
Tünel protokolü tipik olarak, OSI ya da TCP/IP gibi katmanlı protokol modelleriyle zıtlık gösterir.Тунелювання зазвичай контрастує з рівневою моделлю протоколу наприклад з OSI або TCP/IP.
Tipik proje kısıtları kapsam, zaman ve bütçedir.Типовими обмеженнями є межі та зміст проекту, час, бюджет.
Ama tipik bir İngiliz ismidir.Рі́чмонд — англійське прізвище.
Duman dedektörü, tipik bir yangın göstergesi olan dumanı algılayan bir cihazdır.Сигналізатор диму є пристроєм, який сприймає дим, зазвичай, як показник пожежі.
Mimari bakımdan Ermeni kiliselerinin tipik özelliklerine sahiptir.Тому для неї справедливі всі властивості ермітових матриць.
Tipik peygamberdevesi görünümünü sergiler.Мають однорідний, типовий вираз.
Tipik parlaklık dalgalanmaları 0,1 büyüklüğü aşmamaktadır.Звичайно кількість неметалічних включень в сталі не перевищує 0,1%.
Çalışmaları ile eski klasik Avrupa geleneğinin tipik bir temsilcisi oldu.Це був середній загальноосвітній заклад європейського класичного типу.
Tipik olarak, bu durumda havalanmanın eklenmesi ile kökenler bulundu.І ось, в аеропорту, настав час підведення підсумків.
Çuuninler tipik olarak C veya B-seviyesi görevlere gönderilirler.Тюнінов зазвичай посилають на місії С- або B- рангів.
Çoğunlukla tipik kişisel ya da ailesel migren geçmişi olan kimselerde meydana gelir.Často se vyskytují u lidí s osobní nebo rodinnou historií typických migrén.
Buna tipik bir örnek Nakit ve Taşıma Arbitrajı’dır.Jde o arbitráž typu „cash and carry“.
Çuuninler tipik olarak C veya B-seviyesi görevlere gönderilirler.Čúninové jsou obvykle vysíláni na C nebo B mise.
İnsanda parainfluenza virüsü tipik olarak burun, boğaz ve hava yollarında iltihaplanmaya yol açar.Lidský virus parainfluenzy má obvykle za následek zánět nosu, krku a dýchacích cest.
Enfeksiyon iyileştikten sonra, tipik olarak izi kalır.Po vyléčení infekce na místě obvykle zůstává jizva.
Tipik olarak 8–12 km çapındadırlar, fakat 20 km'ye kadar da olabilirler.Jejich typický průměr je 8–12 km, ale lze nalézt i o průměru 20 km.
Charles Baudelaire, Nerval, Arthur Rimbaud ve Lautréamont tipik örnekler olarak düşünülür.Charles Baudelaire, Paul Verlaine a Arthur Rimbaud jsou označováni za typické příklady.
Bunlar tipik olarak tek bir matematiksel denklem ile ifade edilmiştir.Obvykle je lze vyjádřit jediným matematickým vztahem.
Tipik örneği .Osobní příklad.
Bu türün tipik ötüşü aynı familyadaki diğer türler ile aynıdır.Odchov těchto štírů je dost podobný ostatním zástupcům téhož rodu.
Tipik bir ev kadınıdır.Jde o typický klasicistní dům.
Bu nedenle tipik bir %1’lik Bordo bulamacının formülü 1:1:100 olur.Jako příklad vezměme pákový efekt rovný 1:100.
Tipik bir Antonioni filmi olarak Cinayeti Gördüm' ün hikâyesi, öyküsel bir anlatımı takip etmez.Jak už je pro Antonioniho filmy typické, nemá příběh obvyklou epickou strukturu.
Tipik örneği Laval Türbini’dir.Typickým příkladem je turecký dolmuš.
Tipik olarak anneler sorumludur.Podstatné je, že zodpovědnost za řešení nesou vždy rodiče.
Tipik bir el feneri şu parçalardan oluşur: Küçük bir ampül.Sádrová forma klínová se skládá z mnoha malých klínků (částí).
Satranç oyununun en tipik atak oyuncusu olarak tanınır.Je považována za nejlepší hráčku šachu v historii.
Tipik bir sistemde çok sayıda ön bellek ana belleğe giden ortak bir veri yolunu paylaşırlar.Typicky park rozděluje několik hlavních cest, od kterých se pravoúhle dělí vedlejší.
Tipik olarak işçilik maliyetleri çok yüksektir.Představovalo by to totiž vysoké náklady na pozemní práce.
En hafifleri tipik olarak dengelidir.List je pro druh méně typický.
Tipik olarak bir klan içinde dokuz grup bulunur.Există, de obicei, nouă grupuri într-un clan.
Tipik Paris kafeleri kahvehane değildir.Cafenelele pariziene nu sunt, însă, magazine de cafea.
Üstteki çizim bir görüntünün başlangıcındaki tipik sinyali göstermektedir.Desenul de sus arată semnalul tipic care apare la începutul unei imagini.
Çoğunlukla tipik kişisel ya da ailesel migren geçmişi olan kimselerde meydana gelir.Ele apar frecvent la persoanele cu antecedente personale sau familiale de migrenă tipică.
Bunların en açık örneği, Gotik edebiyatta tipik olan kasvetli ve eski şatodur.Exemplul cel mai evident este castelul vechi și sumbru, tipic ficțiunii gotice.
Şarkılar genelde geleneksel anlamdaki tempo veya ritimden yoksundur ve tipik olarak çok uzundur.Cântecele de multe ori duc lipsă de beat sau ritm în sensul tradițional și sunt de obicei foarte lungi.
Tipik olarak bir gün boyunca aynı ağaçta uyur ve beslenir.De obicei, mănâncă și dorm în același copac, probabil pentru o zi întreagă.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod