Ana içeriğe geç
Sözlük

ticaret ile cümle

ticaret kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Komşu ülkelerle ticareti desteklemeliyiz.We must promote commerce with neighboring countries.
Ülkenin dış ticareti tamamen bu limana bağlıdır.The country's foreign trade totally depends on this port.
Ülke, dış ticaret açığını telafi etmek için çok çabalıyor.The country is trying hard to make up for her trade deficit.
Şirket serbest ticaret anlamına gelir.The company stands for free trade.
John, arkadaşları ile pul ticareti yapmayı seviyor.John likes to trade stamps with his friends.
John kişisel olarak ticarete başladı.John began trade personally.
Zirve uluslar serbest ticareti gündemin en başına koydular.The summit nations put free trade at the top of the agenda.
Şirket çeşitli malların ticaretini yapar.The company deals in various goods.
Ben bir ticaret firması için çalışıyorum.I'm working for a trading firm.
Onlar o dükkânda pirinç ticareti yapıyorlar.They deal in rice at that store.
Onlar ne ticareti yapıyorlar?What do they deal in?
O aday serbest ticaret yanlısı.That candidate stands for free trade.
Yüksek tarifeler uluslararası ticaret için bir engel haline gelmiştir.High tariffs have become a barrier to international trade.
Yüksek tarifeler serbest ticarette baş engellerdir.High tariffs are the chief obstacles to free trade.
Bir oğlum var, o bir ticaret şirketinde çalışır.I have a son, who works for a trading company.
Amcam balık ticareti yapar.My uncle deals in fish.
Babam yıllardır dış ticaretle meşgul.My father has been engaged in foreign trade for many years.
Ben onun ticaret anlaşmazlığını görüşeceğini düşünüyorum.I think that she will discuss trade friction.
Ticaretin ruhu dürüst iş yapmaktır.The soul of commerce is upright dealing.
Ticaret şehirlerin gelişmesine neden oldu.Commerce led to the development of cities.
Yeni bir ticaret bölgesi için planlar henüz çalışma aşamasında.Plans for a new trade zone are still on the drawing board.
Abd savaş sırasında İngiltere ile olan ticareti durdurmayı denedi.During the war, America tried to stop trading with England.
Osaka, Japonya'daki ticaret merkezidir.Osaka is the center of commerce in Japan.
Elektronik ticaret hızla yayılmaya başladı.Electronic commerce began to spread rapidly.
İki ülke arasındaki ticaret sürekli gelişiyor.Trade between the two countries has been steadily growing.
Bir kasap et ticareti yapar.A butcher deals in meat.
Tokyo ile birlikte, Osaka bir ticaret merkezidir.Along with Tokyo, Osaka is a center of commerce.
Tokyo'nun yanı sıra Osaka bir ticaret merkezidir.Along with Tokyo, Osaka is a center of commerce.
Japonya dünyadaki birçok ülkeyle ticaret yapar.Japan trades with lots of countries in the world.
Japonya İngiltere ile çok ticaret yapar.Japan does a lot of trade with Britain.
Japonya Kanada ile çok ticaret yapar.Japan does a lot of trade with Canada.
Japonya'nın Kanada ile çok ticareti var.Japan has a lot of trade with Canada.
Japonya birçok yabancı ülkeyle ticaret yapar.Japan trades with many foreign countries.
Japonya büyük miktarda ipek ticareti yapardı.Japan used to trade silk in large quantities.
Japonya ABD ile çok ticaret yapar.Japan does a lot of trade with the United States.
Japonya dış ticarete bağlıdır.Japan depends on foreign trade.
Erkek kardeşi bir ticaret şirketinde çalışır.His brother works for a trading company.
O viski ticareti yapar.He deals in whiskey.
O, mobilya ticareti yapar.He deals in furniture.
O yirmi yıldır dış ticaretle uğraşıyor.He has been engaged in foreign trade for twenty years.
O dış ticaretle ilgileniyor.He is engaged in foreign trade.
O tahıl ticareti yapar.He deals in grain.
O ticaret yapmaktadır.He is in business.
O, ikinci el araba ticareti yapar.He deals in used cars.
Onlar ticarette kurnaz.They are shrewd in trade.
Onlar yazılım ürünleri ticareti yapıyorlar.They deal in software products.
Bir ticaret şirketinde istihdam edildi.She is employed in a trading company.
Babam dış ticaretle uğraşır.My father is engaged in foreign trade.
Ticaret milletlerin gelişmesine yardım eder.Trade helps nations develop.
Ticaret ortakları, ticaret politikasını açıklığa kavuşturmak için Japonya'ya dayanıyor.Trading partners are leaning on Japan to clarify its trade policy.
Çok taraflı ticaret müzakereleri ithalat kotaları üzerinde şapa oturdu.Multilateral trade negotiations ran aground over import quotas.
Başbakan iki ülke arasında bir ticaret anlaşması imzaladı.The Prime Minister signed a trade agreement between the two countries.
Teröristler 2001 yılında New York'ta Dünya Ticaret Merkezi'ne saldırdı.Terrorists attacked the World Trade Center in New York City in 2001.
İki ülke arasındaki ticaret karmaşık olabilir.Trade between two countries can be complex.
Çok uluslu ticaret şirketleri çok sayıda ürünün fiyatını düşürdü.The multinational corporation lowered the price of several products.
Ticaret olmadan para kazanamadılar.They could make no money without trade.
Onlar altın ve gümüş ticareti yapmak istiyordu.They wanted to deal in gold and silver.
Başkan Jefferson Avrupa ile ticaret yasağını emretti.President Jefferson ordered a ban on trade with Europe.
Başkan Jefferson uzun sürecek ticaret yasağı istemiyordu.President Jefferson did not want the trade ban to last long.
Onların çoğu düşmanla ticaret yaptı.Many of them had traded with the enemy.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod