Zorlanmadan ağaca tırmandı.He climbed the tree without difficulty.
Time dergisinde bir muhabirdir.He is a reporter for Time magazine.
O, Time dergisine abone oldu.He subscribed to Time magazine.
O tuhaf bir tiptir.He is a screwball.
Tıpkı annesine benziyor.He looks just like his mother.
O tıpkı annesine benziyor.He looks just like his mother.
O bir tıp öğrencisidir.He is a medical student.
Tıbbi araştırmayla meşgul.He is engaged in medical research.
O kendini tıp çalışmasına adadı.He devoted himself to the study of medicine.
Hayatını tıp mesleğine adadı.He dedicated his life to medical work.
O, kurnaz bir tilkidir.He is a sly fox.
Bir maymun gibi ağaca tırmandı.He climbed up the tree like a monkey.
Ağaca bir maymun gibi tırmandı.He climbed up the tree like a monkey.
Her şey hakkında çok titizdir.He is very thorough about everything.
O, mobilya ticareti yapar.He deals in furniture.
O, tıp uygulaması yapıyor.He practices medicine.
O, tıp mesleğini icra ediyor.He practices medicine.
O, basamakları yavaşça tırmandı.He went up the steps slowly.
O yirmi yıldır dış ticaretle uğraşıyor.He has been engaged in foreign trade for twenty years.
O dış ticaretle ilgileniyor.He is engaged in foreign trade.
Çatlağı macunla tıkadı.He stopped up the crack with putty.
O, kolay pes eden bir tip değildir.He is not the sort of guy who gives in easily.
O, öfke yüzünden titriyordu.He was trembling with rage.
O, ayda üç kez saç tıraşı olur.He gets a haircut three times a month.
O tahıl ticareti yapar.He deals in grain.
O tepeden tırnağa ıslandı.He got wet from the waist to the knees.
Dün gece tiyatroya gitmiş olmayı diliyor.He wishes he had gone to the theater last night.
O, ricama kulaklarını tıkadı.He turned a deaf ear to my request.
O beni tepeden tırnağa kadar gözden geçirdi.He looked me over from head to foot.
O, uzak dağa tırmanmaya çalıştı.He tried climbing the distant mountain.
O ticaret yapmaktadır.He is in business.
Sonunda o dağa tırmanmayı başardı.He finally succeeded in climbing that mountain.
Tepeden tırnağa çamurla kaplıydı.He was covered with mud from head to foot.
O, üniversitede tıp eğitimi almaya karar verdi.He decided to major in medicine in college.
O, üniversitede tiyatro eğitimi aldı.He majored in drama at college.
O, ikinci el araba ticareti yapar.He deals in used cars.
Tipik bir Amerikalı genç gibi görünüyor.He seems to be a typical American boy.
O tipik bir işkolik.He's a typical workaholic.
O, tipik bir Japon sitili evde yaşadı.He lived in a typical Japanese-style house.
O tipik bir Japon.He is a typical Japanese.
Dağlara tırmanmaya alışkındır.He's accustomed to climbing mountains.
Sinirle kapıyı tıklattı.He angrily rattled the locked door.
O, kışın Fuji Dağına tırmanan ilk insandı.He was the first man to climb Mt. Fuji in winter.
Tepeden tırnağa ona baktı.He looked at her from head to foot.
Onun sırtını kaşıma ve tırnaklarını yeme alışkanlığı vardı.He has a habit of scratching his back and biting his nails.
Saç tıraşı olmak ona 3,000 yene mal oldu.It cost him 3,000 yen to get a haircut.
O onların şikayetlerine kulaklarını tıkadı.He turned a deaf ear to their complaints.
O, bilinen bir insan tipi.He is a common sort of man.
O, tıpkı babasına benziyor.He is the very image of his father.
O, çitin üzerine tırmandı.He climbed over the fence.
Duvardan tırmanarak hapishaneden kaçtı.He escaped from prison by climbing over a wall.
O, omuzumu tıpışladı.He patted me on the shoulder.
O her sabah elektrikli tıraş makinesi ile tıraş olur.He shaves with an electric razor every morning.
O, yurtdışında eğitim almak için part-time çalışmak zorunda kaldı.He was forced to work part-time to study abroad.
Sarp bir kayalığın tepesine tırmandılar.They climbed to the top of a cliff.
Onlar, altı fit yüksekliğinde bir duvara tırmanmak zorunda kaldı.They had to climb a wall six feet high.
Onlar bir dağa tırmanamayacak kadar yorgundular.They were too tired to climb a mountain.
Tilkileri avladılar.They hunted foxes.
Onlar geyikler ve tilkiler avladılar.They hunted deer and foxes.
Kızı minyon tipli olarak tanımladılar.They described the girl as being small.