Bu durumda, kişi telefonu alır, gün ışığının konumunu yiyecek hazırlığını yaptığı tezgaha göre konumlayabilir.キッチンへと光を導いています プログラムによって 食事の準備中
Bugün balık pazarına geldim...Herkes balık bakıyor... tezgah balık dolu.Am venit azi in piata de peste . Totul este proaspat.. Standul e plin de peste.
Bugün balık pazarına geldim...Herkes balık bakıyor... tezgah balık dolu.Hôm nay tôi đã đến chợ cá. Mọi người hãy xem cá đi này Quầy hàng đầy ắp cá. $10.
Bugün balık pazarına geldim...Herkes balık bakıyor... tezgah balık dolu.Ich musste heute zum Fischmarkt kommen...alle schauen nach den Fischen. Der Stand ist voll mit Fisch.
Bugün balık pazarına geldim...Herkes balık bakıyor... tezgah balık dolu.Je suis allée au marché de poissons aujourd'hui. Regardez tous ce poisson ! Le stand est plein de poisson.
Bugün balık pazarına geldim...Herkes balık bakıyor... tezgah balık dolu.지금 어시장에 나와있습니다. 여러분 여기좀 보세요. 싱싱한 생선들이 아주 가득한데요
Bugün balık pazarına geldim...Herkes balık bakıyor... tezgah balık dolu.Ma el kell mennem a hal piacra.<br />Mindenki friss halért jön ide. A stand tele van halakkal.
Bugün balık pazarına geldim...Herkes balık bakıyor... tezgah balık dolu.Oggi siamo qui al mercato del pesce.... guardate che pesce fresco.. il banco è pieno di pesce.
Bugün balık pazarına geldim...Herkes balık bakıyor... tezgah balık dolu.Przybyłam dziś na targ rybny.. Popatrzcie wszyscy na te ryby... Stragany sa pełne ryb.
Bugün balık pazarına geldim...Herkes balık bakıyor... tezgah balık dolu.Tänään olen saapunut kalamarkkinoille. Kaikki katsokaa näitä kaloja. Tämä myyntipöytä on täynnä kaloja.
Bugün balık pazarına geldim...Herkes balık bakıyor... tezgah balık dolu.لقد وصلتُ اليوم الى سوق السّمك ...انضروجميعاً للسّمك الكشك مملوؤٌ بالسّمك
Bugün balık pazarına geldim...Herkes balık bakıyor... tezgah balık dolu.市場は 魚でいっぱいです 1000円だよ このタコ見て
Bu, her kitabın yanında hediye baskı tezgahı verilmesi gibi.Alsof je bij de aankoop van een boek er gratis een drukpers bij krijgt.
Bu, her kitabın yanında hediye baskı tezgahı verilmesi gibi.C'est comme si, quand vous achetiez un livre, ils vous avaient offert l'imprimerie avec.
Bu, her kitabın yanında hediye baskı tezgahı verilmesi gibi.E ca si cum, atunci cand cumperi o carte, primesti si o tiparnita gratis.
Bu, her kitabın yanında hediye baskı tezgahı verilmesi gibi.È come se avendo un telefono lo si potesse trasformare in radio premendo i pulsanti giusti.
Bu, her kitabın yanında hediye baskı tezgahı verilmesi gibi.É como se, ao comprarmos um livro, nos dessem a impressora.
Bu, her kitabın yanında hediye baskı tezgahı verilmesi gibi.Es como si compraras un libro y además te regalaran la imprenta.
Bu, her kitabın yanında hediye baskı tezgahı verilmesi gibi.Es ist so, als wenn man ein Buch kauft, man auch noch eine kostenlose Druckerpresse bekommt.
Bu, her kitabın yanında hediye baskı tezgahı verilmesi gibi.Ini seperti bila anda membeli buku, mereka memberikan barang cetakannya secara cuma-cuma.
Bu, her kitabın yanında hediye baskı tezgahı verilmesi gibi.Je to jako kdybyste dostali k zakoupené knize knihtisk zdarma.
Bu, her kitabın yanında hediye baskı tezgahı verilmesi gibi.마치 버튼을 잘 누르면
Bu, her kitabın yanında hediye baskı tezgahı verilmesi gibi.Olyan ez, mintha, miután megvettél egy könyvet, ingyen odaadnák vele a nyomdát is.
Bu, her kitabın yanında hediye baskı tezgahı verilmesi gibi.Podobno kot bi kupili knjigo, zraven pa bi zastonj dobili še tiskarski stroj.
Bu, her kitabın yanında hediye baskı tezgahı verilmesi gibi.Είναι σαν αγοράζοντας ένα βιβλίο να σου έδωσαν μαζί δώρο και το πιεστήριο.
Bu, her kitabın yanında hediye baskı tezgahı verilmesi gibi.Аналогичный пример: при покупке книги вам выдают в подарок печатный станок.
Bu, her kitabın yanında hediye baskı tezgahı verilmesi gibi.Това е все едно, щом си купите книга, да ви дадат като безплатен бонус и печатната преса.
Bu, her kitabın yanında hediye baskı tezgahı verilmesi gibi.זה כמו שתקנו ספר ותקבלו בחינם את מכבש הדפוס.
Bu, her kitabın yanında hediye baskı tezgahı verilmesi gibi.وكأن لديك هاتف يتحول لمذياع
Bu, her kitabın yanında hediye baskı tezgahı verilmesi gibi.右のボタンを押すと
Bunu perde arkasında birlikte tezgahlamışlardı.Avevano escogitato questo piano insieme dietro le quinte.
Bunu perde arkasında birlikte tezgahlamışlardı.De hade gillrat fällan tillsammans bakom ryggen på mig.
Bunu perde arkasında birlikte tezgahlamışlardı.De havde planlagt det sammen bag ryggen på mig.
Bunu perde arkasında birlikte tezgahlamışlardı.Eles tramaram tudo.
Bunu perde arkasında birlikte tezgahlamışlardı.He olivat suunnitelleet sen salaa.
Bunu perde arkasında birlikte tezgahlamışlardı.Lo habían tramado todo a mis espaldas.
Bunu perde arkasında birlikte tezgahlamışlardı.Ukartowali to wszystko wspólnie.
Bunu perde arkasında birlikte tezgahlamışlardı.Μου την είχαν στήσει.
Bunu perde arkasında birlikte tezgahlamışlardı.Они всё это подстроили.
Bu resim bir istiridye tezgahının resmi, bugünün her yerde bulunan hotdog tezgahları gibiydi.Auf diesem Bild sehen Sie einen Austernwagen, so allgegenwärtig wie heute Hotdogstände.
Bu resim bir istiridye tezgahının resmi, bugünün her yerde bulunan hotdog tezgahları gibiydi.Bức ảnh này chụp 1 xe bán hàu, giờ thì đã trở thành những xe bán hotdog thường ngày.
Bu resim bir istiridye tezgahının resmi, bugünün her yerde bulunan hotdog tezgahları gibiydi.Dit is een plaatje van een oesterkar, die toen even veel voorkwam als de hotdogkar tegenwoordig.
Bu resim bir istiridye tezgahının resmi, bugünün her yerde bulunan hotdog tezgahları gibiydi.Ez egy kép az osztrigás kocsiról amely mindenütt ott volt, mint ma a hot-dogos kocsi.
Bu resim bir istiridye tezgahının resmi, bugünün her yerde bulunan hotdog tezgahları gibiydi.이 사진은 지금은 핫도그 손수레로 흔하게 볼 수 있는 굴 손수레입니다.
Bu resim bir istiridye tezgahının resmi, bugünün her yerde bulunan hotdog tezgahları gibiydi.Na tomto obrázku je vozík s ustricami, ktorý bol taký bežný, ako je dnes vozík s hot-dogmi.
Bu resim bir istiridye tezgahının resmi, bugünün her yerde bulunan hotdog tezgahları gibiydi.To jest obraz wozu z ostrygami, był wszechobecny, jak wózki z hot-dogami dzisiaj.
Bu resim bir istiridye tezgahının resmi, bugünün her yerde bulunan hotdog tezgahları gibiydi.Това изображение е образ на стридена количка, което е сега навсякъде както хотдог количката е днес.
Bu resim bir istiridye tezgahının resmi, bugünün her yerde bulunan hotdog tezgahları gibiydi.התמונה הזו היא תמונה של עגלת צדפות, שהיתה נפוצה כמו עגלות הנקניקיות היום.
Bu resim bir istiridye tezgahının resmi, bugünün her yerde bulunan hotdog tezgahları gibiydi.هذه الصورة هو صورة من بطاقة المحار، التي هي الآن في كل مكان مثل عربة الهوت دوغ عليه اليوم.
Bu resim bir istiridye tezgahının resmi, bugünün her yerde bulunan hotdog tezgahları gibiydi.かつての牡蠣の露店の様子の写真ですが 今日のホットドッグの露店と同じようにどこでも見ることができました。 なのに残ったのはホットドッグってわけです。
"Bu tezgah üzerinde hayatımı dokuyorum" diyorlar.Azt mondják, hogy ezen a szövőszéken szövik az életüket.
"Bu tezgah üzerinde hayatımı dokuyorum" diyorlar.Dicen, sobre este telar, tejo mi vida.
"Bu tezgah üzerinde hayatımı dokuyorum" diyorlar.E dicono, su questo telaio tesso la mia vita.
"Bu tezgah üzerinde hayatımı dokuyorum" diyorlar.Ei spun: La acest război îmi țes viața.
"Bu tezgah üzerinde hayatımı dokuyorum" diyorlar.베틀위에다 삶을 짠다고 얘기하죠
"Bu tezgah üzerinde hayatımı dokuyorum" diyorlar.Na tym krosnie, powiadają, przędę swoje życie.
"Bu tezgah üzerinde hayatımı dokuyorum" diyorlar.Sie sagen: "Auf diesem Webstuhl webe ich mein Leben."
"Bu tezgah üzerinde hayatımı dokuyorum" diyorlar.Ze zeggen: op dit weefgetouw weef ik mijn leven.
"Bu tezgah üzerinde hayatımı dokuyorum" diyorlar.Они говорят, с его помощью я пряду нить своей жизни.
"Bu tezgah üzerinde hayatımı dokuyorum" diyorlar.Те казват, че на този тъкачен стан тъкат живота си.