Şehir hayatı ve kırsal hayat arasında büyük bir tezat var.There is a great contrast between city life and country life.
Çevresi ile keskin bir tezat oluşturuyor.It contrasts sharply with its surroundings.
O bir tezattır.It's an oxymoron.
Bu bir tezattır.This is an oxymoron.
Bu sembolik tezat, Alman ve İngiliz romantizmi arasındaki zıtlığı vurgular.This symbolic opposition implies the contrast between German and English romanticism.
Kulağa çok tezat geliyor.It sounds like an oxymoron.
Bu ülke, bir çok tezatlıkların olduğu bir ülkedir.This is the land. It has many contrasts.
Ps 73, "The End of the Wicked Righteous, bu tezat.")I have put my trust in the Lord God." (NOTE: Ps.
Resmin genelinde tezatlar ve alaycılık seziyorum.So, there is a kind of ...human sort of sense of conflict, humor.
Çok düz hatlarla çizilmiş, çok kapalı giysilerle, sol alttaki heykelle tam tezat görüntüde.SPEAKER 2: She does. SPEAKER 1:
Burada kartların ele alışımdaki tezatı görebilirsiniz.So here you see the contrast when I treat the cards.
Karşılaştırmak ve tezat oluşturmak akademisyenlerin bir konuyu bütünüyle anlamalarını sağlar.Compare and contrast gives scholars a more complete understanding of a topic.
Fakat bu tezatın bir açıklaması var.But there is an explanation for this contrast.
Topola'nın sakin atmosferi çalkantılı geçmişiyle tezat oluşturuyor.The tranquil atmosphere of Topola contrasts with its tumultuous past.
Bugün kamuoyu, birkaç yıl öncesine oranla kesin bir tezat gösteriyor.Public opinion today shows a stark contrast from a few years ago.
Ön plandaki yeşil, arka plandaki kırmızı ile tezat oluşturur.The green in the foreground contrasts with the red in the background.
Kuzeybatı Pasifik'te Riesling üretiminde keskin bir tezat var.In the Pacific Northwest there is a stark contrast in Riesling production.
Vesalius' De humani corporis fabrica, 609 plakadaki figürle tezat oluşturuyordu.Vesalius' De humani corporis fabrica, figure on plate 609, contrasted.
Bu bir çeşit tezatlı tutum olarak görülebilir.Man muss das als eine Art Selbstmord ansehen.
Gördüğünüz gibi burada bir tezatlık var.On assiste à un décloisonnement.
Bakteriyel RNA polimerazlara tezat olarak, T7 polimeraz rifampisin antibiyotiği tarafından inhibe olmaz.A differenza delle RNA polimerasi batteriche, la T7 polymerase non è inibita dall'antibiotico rifampicina.
Bazı durumlarda arakurgu içerisinde bir tezat karakter oluşturabilir.In alcuni casi può avere aspetti infiltranti.
Bu bir çeşit tezatlı tutum olarak görülebilir.Da considerarsi come una forma di politeismo.
Bu durum, daha az düzenliliğe sahip ısı denklemi çözümleriyle tezat bir haldedir.In questa prospettiva, l'imbarazzo è semplicemente un'esperienza di vergogna meno intensa.
Kitaplarının esas konusu genel olarak çeşitli geleneklerle modern dünya arasındaki tezatlık oluşturmaktadır.Porém, a forma como estes livros estão organizados varia de tradição para tradição.
Birliklerini yönetimi söylemi ile tezat oluşturmuştur.Depois, promete um bom governo às suas tropas.
Tezat olarak, Batıda, böylesine bir taktik olasılığı hiçbir zaman düşünülmeyecekti.In het Westen werd dat gezien als tactisch niet handig.
Bu duruma tezat olabilecek bir durum ateşten set paradoksunda karşılaşılmıştır.Zo kon een zekere pariteit aan vuurkracht bereikt worden.
Gördüğünüz gibi burada bir tezatlık var.Al is hier een zekere overlap in.
Bu sembolik tezat, Alman ve İngiliz romantizmi arasındaki zıtlığı vurgular.Te symboliczne zestawienie sugeruje kontrast między niemieckim i angielskim romantyzmem.
Ender tezat örnek ise Tunus'ta görülür.Gatunek pospolicie występujący w tundrze.
Ender tezat örnek ise Tunus'ta görülür.Значну кількість гімнів також можна знайти і в Атхарваведі.
Bu bir tezattır.Це оксюморон.
Bodrum’un kalabalığı ile tezat oluşturan sakin atmosferli bir tatil yöresidir.Це курортний регіон із спокійною атмосферою, який контрастує з галасливим БодрумБодрумом.
Cemaatin küçük boyuna tezat olarak birçok kültürel aktiviteler gerçekleştirilmektedir.V obci se pořádá celá řada menších kulturních akcí.
Bu duruma tezat olabilecek bir durum ateşten set paradoksunda karşılaşılmıştır.To je předpokládané řešení paradoxu ohnivé stěny.
Bu sembolik tezat, Alman ve İngiliz romantizmi arasındaki zıtlığı vurgular.Această opoziție simbolică presupune contrastul între romantismul german și englez.
İvan'ın korku dolu çehresi ile oğlunun, huzurlu yüzü bir tezat oluşturmaktadır.Chipul îngrozit a lui Ivan este în contrast cu expresia calmă și resemnată a fiului său.
Lokalizm bölgecilik ve merkezi hükümetle tezat olabilir.Încălzirea poate fi locală sau centrală.
Bu sembolik tezat, Alman ve İngiliz romantizmi arasındaki zıtlığı vurgular.Mágikus színház: Kötődik a német romantikához.
Bazıları ideolojik olarak diğerleri ile keskin bir tezat oluşturur.Egyszerre szerepelnek az antisztálinista kommunista pártellenzék és a rendszert ellenzők kívánságai.
Gördüğünüz gibi burada bir tezatlık var.Nykyisin siellä on ruukkimuseo.
Bu bir çeşit tezatlı tutum olarak görülebilir.Dette kan ses som en form for apologetik.
Bu bir çeşit tezatlı tutum olarak görülebilir.Đây được cho là một hình thức dịch vụ mới mẻ.
Gördüğünüz gibi burada bir tezatlık var.そこへ弥作がやってきた。
Bu tezatlık içinde Arap hava kuvvetleri hiçbir zaman etkili bir saldırı gerçekleştirmeyi beceremedi.結局、ドイツ空軍はこの大空襲を阻止することができなかった。
Gördüğünüz gibi burada bir tezatlık var.그 예에 해당하는 일화가 있다.
Bu sembolik tezat, Alman ve İngiliz romantizmi arasındaki zıtlığı vurgular.חפויה מתאר את ההבדלים בהשגת העצמאות בין הקולוניה הבריטית והצרפתית.
Bu bir çeşit tezatlı tutum olarak görülebilir.ניתן, לראות זאת כצורה מסוימת של שקע תרמי.
Bu durum, daha az düzenliliğe sahip ısı denklemi çözümleriyle tezat bir haldedir.קל יותר להבין את הרעיון עם סיבית אתגר בודדת.
Bu durum sadece Roma yurttaşlarından oluştulan lejyonlara göre bir tezat oluşturmaktaydı.Той образува комисия, която да създаде законник за неговите римски жители.
Bu tezatlık içinde Arap hava kuvvetleri hiçbir zaman etkili bir saldırı gerçekleştirmeyi beceremedi.U takvim uvjetima protivničke zračne snage onemogućene su u bilo kakvom efektivnom djelovanju.
Alman seferberliği Fransızların karışıklık ve gecikmeler içindeki durumuna tezattı.Medzi francúzskymi jednotkami vtedy vypukla panika a neporiadok.
Bu güçlü yapay zeka savunucularının fikirleriyle tezatlık gösterir.Tokiais motyvais yra bandoma sugriauti stipraus dirbtinio intelekto šalininkų tvirtinimus.
Gördüğünüz gibi burada bir tezatlık var.Selles kohas on ausammas.
Ağaca bakalım, bazı yerlerde yapraklarla dolu, bazı yerlerde ise çıplak dallar görüyoruz, tezat var.Strom a jeho větve jsou jednou plné listů a jinde jsou holé.
Aynı cümlede birkaç tezat kullandığımın farkındayım.한 마디로 말해서 모순이기도 합니다.
Aynı cümlede birkaç tezat kullandığımın farkındayım.מספר אוקסימורונים במשפט אחד.
Aynı cümlede birkaç tezat kullandığımın farkındayım.يبدو الامر متناقض قليلاً في الجملة السابقة .. ولكي أوضح
Aynı cümlede birkaç tezat kullandığımın farkındayım.慈善基金を個人 財団 そして企業から募り