tezahür ile cümle
tezahür kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Ahali yüksek aksi tezahürat yapıp ona hakaretler ve küfürler savurdular ve üstüne çeşitli pislikler attılar.В то же время они могли прощать проступки и злодеяния людей, и избавлять их от различных несчастий.
Kişide İlahî İrade'nin ve İlahî Kudret'in tezahürüdür.В исламе гули считаются одним из подвидов джиннов и порождением Иблиса (дьявола).
Bu sırada eylemciler de kendisine tezahüratta bulunuyordu.Делали её тогда сами болельщики.
Aşağıda insanlardan oluşan bir kalabalık, Jackson'ın tezahüratlarıyla Doktor'u alkışlayıp ona teşekkür eder.Ещё он сказал, что откроет дверь, если придут Доктор со Сьюзен.
O, bu zaman havaalanında taraftarları tezahüratlarla karşılanmıştır.وكان من ضمن الصحفيين في المطار لاستقباله.
Bu tarz yerel tezahürler hemen hemen ayrı tanrılar olarak da görülebilmekteydi.وكادت هذه التجليات تكون آلهة مستقلة.
Bu tarz yerel tezahürler hemen hemen ayrı tanrılar olarak da görülebilmekteydi.Essas manifestações locais poderiam ser tratadas quase como seres separados.
Tanrıların tezahürleri aynı zamanda işlevlerine göre de farklılıklar gösterebilmektedir.As manifestações dos deuses também diferiam de acordo com suas funções.
Tanrıların birçok değişik şekilde tezahür ettiğine inanılırdı.Acreditava-se que os deuses se manifestavam de muitas formas.
Bir tanrının gücünün görülür tezahürü o tanrının basıdır; örneğin güneş Ra'nın basıdır.Qualquer manifestação visível do poder de um deus pode ser chamada de ba; assim, o sol foi chamado ba de Ra.
Daha sonra tribünlere giderek taraftarlarla karşılıklı tezahüratlar yaptılar.Eles continuaram a fazer turnês conjuntas com Passenger posteriormente.
Hart lehine tezahüratlar yapıp Michaels'ı yuhaladılar.Os fantoches apareciam, por exemplo, tagarelando com Michael Jackson.
Güneş ilahı olarak, Ahau ya da Kakmó Kinich olarak da tezahür eder.Boven de kruisbalk ziet men Sol en Luna die hoornen (of gedoofde fakkels) vasthouden.
Bu sırada eylemciler de kendisine tezahüratta bulunuyordu.De toenmalig hedendaagse componisten droegen werken aan hem op.
Ayrıca seyirciler alkışlamak ya da tezahürat yapmak yerine; dalgalanırlar.Het publiek kan ook de tevredenheid laten blijken door te applaudisseren of door Olé te roepen.
Jetlerin; ışınların görünür tezahürü (emaresi) olduğuna inanılır.Powiedziano mu tylko: „Tam wzdłuż żywopłotu widać strzały.
Edim fiili, yapma, yapmama veyâ verme olarak üç şekilde tezâhür edebilir.Nie weźmiesz tych ksiąg, Aliż mi trzy wierdunki dasz.
Bütün tezahürlerini tanımlayan unsur sudur, özellikle dereler ve göller şeklinde.Zasiedla wszystkie typy wód, zwłaszcza stojące.
Alexander Kostenko da Ruşizmı sosyopatinin bir tezahürü olarak görüyor.Олександр Костенко також вважає рашизм проявом соціопатії.
Tarihçi Suetonius, Claudius'un rahatsızlığının fiziksel tezahürlerini oldukça detaylı bir şekilde tasvir eder.Suetonius poměrně detailně líčí fyzické projevy Claudiových zdravotních obtíží.
Güneş ilahı olarak, Ahau ya da Kakmó Kinich olarak da tezahür eder.Propasti se rozdělují podle toho, jestli na jejich dno dopadá sluneční světlo (light hole), či nikoliv (aven).
Bu sırada eylemciler de kendisine tezahüratta bulunuyordu.Dokonce i ti s ním jednali pomocí prostředníků.
Bu sırada eylemciler de kendisine tezahüratta bulunuyordu.Asirienii încercaseră deja asta înaintea lui.
Tarihçi Suetonius, Claudius'un rahatsızlığının fiziksel tezahürlerini oldukça detaylı bir şekilde tasvir eder.Suetonius részletesen ír Claudius betegségéről.
Ancak konuşmasını yapmaya başladığında, halk aleyhinde tezahürata başladı.A beszédét megszakítva a hallgatóság abcúgolni kezdett.
Varlığın tezahürü de bir gerçekliğe sahiptir dolayısıyla evrenin de bir gerçekliği vardır.Az eszmei egyben valóságos is, mivel létezik.
Her şey Brahman'ın (Şiva) tezahürüdür.A hamsza az Úr Brahma hordozóállata.
Bu sırada eylemciler de kendisine tezahüratta bulunuyordu.Säveltäjä oli omistanut teoksensa juuri hänelle.
Tom tezahürat yapıyordu.Tom protestoi äänekkäästi.
Bu tarz yerel tezahürler hemen hemen ayrı tanrılar olarak da görülebilmekteydi.Τέτοιες τοπικές εκφάνσεις μπορούσαν να αντιμετωπιστούν σχεδόν σαν ξεχωριστές οντότητες.
Tanrıların birçok değişik şekilde tezahür ettiğine inanılırdı.Πιστευόταν ότι οι θεοί μπορούσαν να εκδηλωθούν με πολλές μορφές.
Tarihçi Suetonius, Claudius'un rahatsızlığının fiziksel tezahürlerini oldukça detaylı bir şekilde tasvir eder.Ο ιστορικός Σουητώνιος περιγράφει με αρκετή λεπτομέρεια τις σωματικές και ψυχικές αδυναμίες του Κλαύδιου.
Tanrıların tezahürleri aynı zamanda işlevlerine göre de farklılıklar gösterebilmektedir.Οι εκφάνσεις των θεών διέφεραν επίσης ανάλογα των ρόλων τους.
Ahali Prens'e büyük tezahürat yapmaya başlarlar ve bu da Turandot'un sinirlerini ayağa kaldırır.Publikum hylder prinsen og fremprovokerer Turandots vrede.
Bu sırada eylemciler de kendisine tezahüratta bulunuyordu.Nu var det arbejderbevægelsen som optog ham.
Daha sonra tribünlere giderek taraftarlarla karşılıklı tezahüratlar yaptılar.Etter hvert valgte de sammen forsiktig ut andre deltakere.
Heinze'nin etkileyici oyunu Manchester tribünlerinde "Ar-gen-tina!" tezahüratıyla karşılanır.Heinzes imponerende spill ble ofte hyllet av United-fansen på tribunen med tilropet "Ar-gen-tina!"
Tarihçi Suetonius, Claudius'un rahatsızlığının fiziksel tezahürlerini oldukça detaylı bir şekilde tasvir eder.Historikeren Sveton beskrev Claudius' synlige tegn på hans lidelser relativt detaljert.
Normal dışı gelişim dört şekilde tezahür eder (Ölüm, sakatlık, büyüme gecikmesi ve işlevsel kusur).Có bốn biểu hiện của sự phát triển lệch lạc (Cái chết, dị dạng, chậm phát triển và khiếm khuyết chức năng).
Her şey Brahman'ın (Şiva) tezahürüdür.Brahma còn là một sự nhân hóa của Brahman (Đại ngã).
Ayrıca seyirciler alkışlamak ya da tezahürat yapmak yerine; dalgalanırlar.Họ cũng ca hát, gây tiếng động, hoặc vỗ tay, đập các khúc gỗ vào nhau.
Kişide İlahî İrade'nin ve İlahî Kudret'in tezahürüdür.吹き替えは主に磯部勉と安原義人が担当している。
Güneş ilahı olarak, Ahau ya da Kakmó Kinich olarak da tezahür eder.古事記には若日下(部)王(わかくさかべのみこと)或は波多毘能若郎女(はたびのわきいらつめ)とある。
Buna zuhur/tezahür etme (ortaya çıkma) veya yansıma (tecelli) denir.これを直取り(じかどり、じきとり)または直差(じきさし)と言う。
Bu etkileşim ya da kuvvetin 1016 GeV’un (1029derece) üzerindeki ısılarda tezahür ettiği sanılmaktadır.このときのエネルギースケールは1016 GeVと言われている。
Her şey Brahman'ın (Şiva) tezahürüdür.^ 英訳題名は On the Life of the Brahmans。
Ayrıca seyirciler alkışlamak ya da tezahürat yapmak yerine; dalgalanırlar.訪問者は、縁起物を渡したり、祝儀を受け取ったり、水をかけられたりする。
Bu sırada eylemciler de kendisine tezahüratta bulunuyordu.이때에 포대는 그들에게 준비가 되어 있었다.
Babası Daniel Levitch (1902-1980), mesleki adı Danny Lewis'i kullanan voleybol tezahür ve törenleri ustasıydı.אביו, דניאל לויץ' (1902–1980), היה עורך-מנחה טקסים (אנ') ובדרן וודוויל שהשתמש בשם המקצועי דני לואיס.
Böylece onlar çoğu kez bir yaşam gücünün doğadaki tezahürleri olarak görülür.לעיתים קרובות הם מתוארים כבעלי כוחות על-טבעיים.
Ayrıca seyirciler alkışlamak ya da tezahürat yapmak yerine; dalgalanırlar.Също така е прието зрителите да не аплодират или ръкопляскат, а да размахват двете си ръце.
Asli birliği en çok tezahür ettiren de zahir değil bu bâtıni boyuttur.Хари се гордее с него не по-малко, отколкото с Касапина.
Böylece onlar çoğu kez bir yaşam gücünün doğadaki tezahürleri olarak görülür.Dažniausiai tai būna vyrų choras, sukuriantis atitinkamą atmosferą.
Bu sırada eylemciler de kendisine tezahüratta bulunuyordu.Selleks ajaks olid ka kaitsjad ettevalmistusi teinud.
3...2...1... [tezahurat]3... 2... 1...
3...2...1... [tezahurat]3...2...1... [gejuich]
3...2...1... [tezahurat]3... 2... 1... [grida festose]
3...2...1... [tezahurat]3...2...1... [hlasité veselí]
3...2...1... [tezahurat]군중: 3...2...1... [환호]
3...2...1... [tezahurat]3...2...1... [okrzyki radości]