Musudan-ri Kittaeryŏng Kalgol-dong: Bu tesiste Hwasong-5 ve Hwasong-6 füzeleri Güney Kore'ye hedeflenmiştir.Egipat: Egiptu je dostavljena tehnologija i pomoć u proizvodnji Hwasong-5 i Hwasong-6 projektila.
Böylece Mersin olimpiyatlara uygun çok sayıda spor tesisine sahip olmuştur.Još uvijek postoji mnogo sportskih objekata sagrađenih za Olimpijadu.
Şeker fabrikası bölgenin önemli sanayi tesisidir.Tvornica šećera je najznačajnija tvrtka.
Bu bölümde ısıtma sistemine ve sıcak su tesisatına yer verilmez.Nema potrebe za odvojenim kolektorom za ovaj toplinski sustav pohrane.
Adada herhangi bir turistik tesis bulunmamakta sadece kuzey ucunda çakarlı deniz feneri bulunmaktadır.Na otoku nema skoro ničega osim svjetionika.
Çatışmalar daha sonra Alman askeri tesislere karşı saldırı şeklini aldı.Kao takav, našao se na putu njemačkim napadačima.
Beldede alabalık tesisi de bulunmaktadır.Tu su i pojačavači okusa.
Ayrıca soğuk hava tesisleride vardır.Također, tu je i loša kvaliteta zraka.
Odun yongası ısı merkezi Mertingen'deki tesisi (Almanya) enerjiyle destekler.Toplana na piljevinu snabdijeva energijom tvornicu u Mertingenu (Njemačka).
Sovyet üretim tesisleri 6 hafta içinde tamir edildi.Sovietske výrobné zariadenia boli prestavané alebo opravené v priebehu šiestich týždňov.
Göğsüme tesisat borusuyla vurup, ‘Mühendis olmayacaksın, Einstein olacaksın’ dedi.”Buchol ma do hrude kusom montážnej rúrky ‘nebudeš inžinierom,’ povedal.
Lindbergh, Alman havacılık tesislerini gezdi.Z toho dôvodu Lindbergh opakovane precestoval všetky nemecké letecké základne.
1948'den beri Ruhpolding, özellikle kış sporları için ünlü bir spa ve turistik tesis yeri oldu.Od roku 1948 sa Ruhpolding považuje za známy wellness a turistický rezort, najmä vďaka zimným športom.
Şu anda lokanta ve sosyal tesis olarak kullanılmaktadır.Dnes slúži ako hotel a kongresové a vzdelávacie stredisko.
Önemli spor tesisleri: Konya BŞB.Čajagi Telesná príprava: mjr.
Avrupa Ombudsmanı, 1992 yılında Maastricht Anlaşması ile tesis edilmiş bir Avrupa Birliği kurumudur.Európsky ombudsman bol zriadený na základe Maastrichtskej zmluvy v roku 1992.
1742'de Krasnoyarsk'ta üretim tesisleri ve demiryolu atölyeleri kuruldu.V roku 1742 budoval v Ravensburgu opevňovacie stavby.
Kamplardaki sağlık tesislerinin durumu korkunç boyutlardaydı.Životné podmienky v mestách boli strašné.
Monticello Barajı elektrik üretim tesisleri 1983 yılında inşa edilmiştir, üç jeneratöre sahiptir.Vodná elektráreň bola bola v priehrade postavená v roku 1983 a má tri generátory.
GAZ'ın 1 No'lu tesisi sadece T-70 hafif tanklarını üretiyordu.Zbombardovaná továreň totiž produkovala len ľahký tank T-70.
Tesis ve kolaylıklar (alışveriş ve ticaret gibi), yürüme mesafesinde değildir.Pohyb a orientácia pod hladinou plesa nie sú jednoduché.
Kilise tesisi papaz evini de içermektedir.Prestavba kostola sa dotkla aj interiéru.
Bu tesislerde ayrıca spor okulları da açılmaktadır.Aktivitu vyvíjajú aj cirkevné školy.
Ancak, üretim tesislerinin çoğu Avrupa'da bulunan şirkete I. Dünya Savaşı başlarda ciddi bir darbe oldu.Rast spoločnosti zastavila ako v mnohých podobných prípadoch 1. svetová vojna.
Bundan önce kadınların bu tür tesislere girme hakkı yoktu.Ženy sem však nemali prístup.
Ziraat Bankası'nın tesisi.Nadácia Tatra banky, .
Konaklama tesisi olarak restore edilmiş konaklar tarih öncesinin ihtişamını taşımaktadır.Rešitučná komisia postupne vracala majetok bývalým lotyšským šľachticom.
1915 Şirket, ABD sınırları dışındaki ilk üretim tesisini, Kanada'nın Ontario kentinde kurdu.1911 – Ford otvoril prvú továreň mimo Severnej Ameriky – v anglickom Manchesteri.
Günümüzde tereyağı üretimi modern tesislerde üretilmektedir.Môžeme teda povedať, že krajina je dnes v produkcii obilnín sebestačná.
Ancak dinlenme tesisi yeterli değildir.Kapacita ubytovania nie je dostatočná.
Şehir halkı tarım ve hayvancılıkla geçinir ki Bukan'da önemli bir sanayi tesisi bulunmaz.Stratili kontakt s roľníckou vrstvou, ktorú v podstate nepotrebovali.
Diğer üretim tesisleri Almanya'da Günzburg, Polonya'da: Opole, Toruń'a yakın Głogowo ve Racibórz.Drugi proizvodni obrati so v Günzburg, Nemčija, Poljska: Opole, Głogowo blizu Toruńa in Racibórza.
İlçede büyük çapta fabrika ve üretim tesisleri yoktur.Tukaj ni industrijskih con tovarn in proizvodenj.
George W. Fuller, 1902 yılında faaliyete geçen tesisin yapımını tasarladı ve denetledi.Georg W.Fuller je zasnovalec in nadzornik konstukcije, ki so jo odprli za obratovanje leta 1902.
Microsoft tesisleri.Igro izdaja MicroProse.
Olağanüstü bir tesis.Impresivna statistika!
Bu 8 tesiste toplam çalışanların yüzde 37’si istihdam edilmektedir.Okrog 80 odstotkov tujih absolventov, to pomeni ok.
Bazı tesislerde şarap, misafirlere bedavaya tadımlık olarak verilmektedir.Dogodki so praviloma brezplačni za obiskovalce.
Mezbaha ya da kesimhane, hayvanların yiyecek olarak kullanılmak üzere öldürüldükleri tesislerdir.Ostale živali so ali so bile vzrejene ali lovljene za pridelavo mesa.
Turizm alt yapısı ve tesisleri yetersizdir.Celo turizem je zaradi pomanjkanja struktur slabo zastopan.
Libyadaki nükleer tesislere giren ilk gazeteci oldu.Namestitev prvega radijskega oddajnika v Ljubljani.
Tesislerde toplam 180 işçi çalışmaktadır.Pri izkopih je delalo do 180 delavcev.
Tesislere kadar olan yol asfalt olup yıl boyunca açık tutulmaya çalışılmaktadır.Cesta je večinoma dvopasovna, asfaltna in odprta vse leto.
Konaklama hizmeti ve günübirlik ziyaretçilerin ihtiyaçlarına yönelik tesisler bulunur.Obhod po hišah seveda zahteva denarni prispevek obiskanih.
Şimdi de tesisimizin imzasını atacağız.Pismo podpišemo lastnoročno.
Kendi petrol tesisini Tulsa'da kuran Getty, Haziran 1916'da ilk milyon dolarını kazandı.Tako je Getty do konca leta 1916 zaslužil svoj prvi milijon ameriških dolarjev.
Eğer siz bir tesisatçı iseniz, bu sizi Hıristiyan bir tesisatçı yapmaz mı?'Taigi jei tu esi santechnikas, nejaugi tai reiškia, kad tu esi krikščioniškas santechnikas?””.
Böylece silik bir liman olmaktan çıkarak modern tesislere sahip, iyi planlanmış bir kente dönüştü.Tuo metu jis iš paprasto uosto pavirto nauju, gerai suplanuotu šiuolaikiniu miestu.
Bridgestone'un, dünyanın pek çok ülkesinde büyük üretim tesisleri bulunmaktadır.Bridgestone turi savo gamyklas daugelyje pasaulio šalių.
Gdansk'ta gemi yapım ve onarım tesisleri vardır.Sevastopolyje vyksta laivų statybos ir remontas.
Tesislerde toplam 180 işçi çalışmaktadır.Joje dirba apie 180 darbuotojų.
Daha sonra bir atık tesisinde iki sene çalıştı.Vėliau apie dvejus metus dirbo Biržuose.
Geri dönüşüm tesislerimiz oldukça yetersizdir.Tuo atveju atminties naudojimas yra gana neefektyvus.
Fransa ise Martinique ve Guadeloupe’de köleliği tekrar tesis etmiştir.Prancūzija taip pat užvaldė Gvadelupę ir Martiniką bei Tortugą.
Temel sağlık hizmetleri (Primary Health Care) tesisi olan sağlık ocağı (Ambler Health Clinic) bulunur.VšĮ „Šilutės pirminės sveikatos priežiūros centras“ gydytoja pediatrė.
Bir diğer büyük tesis ise Huntsville, Alabama'daki Marshall Uzay Uçuş Merkezi'dir.Maršalo kosminių skrydžių centras, Hantsvilyje, Alabamoje.
Fakat arıtma tesisi yoktur.Tikrųjų šalinimo organų nėra.
1999 yılında Olimpiyat tesisleri içinde kuruldu.1999 m. čia vyko Azijos žaidynės.
Yem fabrikası önemli sanayi tesisidir.Tualetinio popieriaus gamyba - didelis verslas.
Tesis içinde yaklaşık 5000 çalışan çalışmaktadır.Kompanijoje dirba apie 5000 darbuotojų.