Ana içeriğe geç
Sözlük

tersine ile cümle

tersine kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Herşey tamamen tersine dönmüştü.Completamente o oposto.
Herşey tamamen tersine dönmüştü.Complètement l'inverse.
Herşey tamamen tersine dönmüştü.Das komplette Gegenteil.
Herşey tamamen tersine dönmüştü.완전히 반대되는 것이죠.
Herşey tamamen tersine dönmüştü.Sepenuhnya berlawanan.
Herşey tamamen tersine dönmüştü.Todo lo contrario.
Herşey tamamen tersine dönmüştü.Totalt motsatt.
Herşey tamamen tersine dönmüştü.Úplný opak.
Herşey tamamen tersine dönmüştü.Volledig omgekeerd.
Herşey tamamen tersine dönmüştü.Wszystko było inaczej.
Herşey tamamen tersine dönmüştü.Το ακριβώς αντίθετο.
Herşey tamamen tersine dönmüştü.Напълно обратното.
Herşey tamamen tersine dönmüştü.Совершенная перемена.
Herşey tamamen tersine dönmüştü.עכשיו הם דרשו את זכויותיהם.
Herşey tamamen tersine dönmüştü.على غير المتوقع
Herşey tamamen tersine dönmüştü.過激主義は忍耐へと変わりました
İkinci hurafe ise, yaşlanmayı geciktiren, tersine çeviren ve hatta durduran tedavilerin mevcut olduğu.Den anden myte er, at der er behandlinger, som kan hjælpe med at sænke, vende, eller tilmed stoppe aldring.
İkinci hurafe ise, yaşlanmayı geciktiren, tersine çeviren ve hatta durduran tedavilerin mevcut olduğu.Den andra myten är att det finns behandlingar som kan sakta ned, vända, eller till och med stanna åldrandet.
İkinci hurafe ise, yaşlanmayı geciktiren, tersine çeviren ve hatta durduran tedavilerin mevcut olduğu.De tweede mythe is, dat er behandelingen zijn die veroudering kunnen tegengaan of zelfs stoppen.
İkinci hurafe ise, yaşlanmayı geciktiren, tersine çeviren ve hatta durduran tedavilerin mevcut olduğu.Druhým mýtem je, že existuje léčba, která může zpomalit, zvrátit či dokonce zastavit stárnutí.
İkinci hurafe ise, yaşlanmayı geciktiren, tersine çeviren ve hatta durduran tedavilerin mevcut olduğu.두번째 미신. 노화를 느리게 하거나 되돌리고, 혹은 멈출수 있기까지 한 치료법이 있다.
İkinci hurafe ise, yaşlanmayı geciktiren, tersine çeviren ve hatta durduran tedavilerin mevcut olduğu.Mitos kedua adalah ada perawatan yang dapat memperlambat, membalikkan, atau menghentikan penuaan.
İkinci hurafe ise, yaşlanmayı geciktiren, tersine çeviren ve hatta durduran tedavilerin mevcut olduğu.Вторият мит е, че има лечения, които могат да помогнат да забавят, обърнат, или дори да спрат стареенето.
İkinci hurafe ise, yaşlanmayı geciktiren, tersine çeviren ve hatta durduran tedavilerin mevcut olduğu.המיתוס השני הוא, שיש טיפולים שיכולים להאט, להחזיר לאחור או אפילו לעצור הזדקנות.
İkinci hurafe ise, yaşlanmayı geciktiren, tersine çeviren ve hatta durduran tedavilerin mevcut olduğu.الاسطورة الثانية هي، أنه يوجد علاج بأمكانه المساعده على أبطاء , إعادة ، أو حتى أيقاف عملية الشيخوخه .
İkinci hurafe ise, yaşlanmayı geciktiren, tersine çeviren ve hatta durduran tedavilerin mevcut olduğu.「加齢を遅らせる、逆転させる、あるいは 止める治療法がある」というものです 間違いです
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.Ale o zaslíbení Božím nepochyboval z nedověry, nýbrž posilnil se věrou, dav chválu Bohu,
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.a nepochyboval o zasľúbení Božom v nevere, ale bol posilnený vo viere dajúc slávu Bohu
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.Az Istennek ígéretében sem kételkedett hitetlenséggel, hanem erõs volt a hitben, dicsõséget adván az Istennek,
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.glede na obljubo Božjo pa ni dvomil v nejeveri, temuč ojačil se je v veri, in davši čast Bogu,
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.Han tvivlade icke på Guds löfte i otro, utan blev fastmer starkare i sin tro; ty han ärade Gud
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.Hij klemde zich vast aan de belofte van God. Zijn vertrouwen bleef sterk en hij gaf God alle eer.
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.믿음이 없어 하나님의 약속을 의심치 않고 믿음에 견고하여져서 하나님께 영광을 돌리며
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.men om Guds Forjættelse tvivlede han ikke i Vantro, derimod blev han styrket i Troen, idet han gav Gud Ære
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.mutta Jumalan lupausta hän ei epäuskossa epäillyt, vaan vahvistui uskossa, antaen kunnian Jumalalle,
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.O obietnicy tedy Bożej nie wątpił z niedowiarstwa; ale się umocnił wiarą i dał chwałę Bogu,
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.på Guds løfte tvilte han ikke i vantro, men blev sterk i sin tro, idet han gav Gud æren
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.Per la promessa di Dio non esitò con incredulità, ma si rafforzò nella fede e diede gloria a Dio
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.В обітуваннї ж Божім не сумнив ся невіруваннєм, а покріпшав вірою, давши славу Богові,
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.не поколебался в обетовании Божием неверием, но пребыл тверд в вере, воздав славу Богу
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.Това пък, че му се вмени за правда, не се написа само за него,
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.ולא חלק לבו בהבטחת האלהים כחסר האמונה כי אם התחזק באמונתו ויתן כבוד לאלהים׃
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.ولا بعدم ايمان ارتاب في وعد الله بل تقوّى بالايمان معطيا مجدا للّه.
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.並 且 仰 望 神 的 應 許 、 總 沒 有 因 不 信 、 心 裡 起 疑 惑 . 反 倒 因 信 、 心 裡 得 堅 固 、 將 榮 耀 歸 給 神
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.並且 仰望 神 的 應許 、 總沒 有 因 不 信 、 心裡起 疑惑 . 反倒 因 信 、 心裡 得 堅固 、 將榮耀歸 給神
İmleç tuşlarını tersine çevirBalik tombol kursor
İmleç tuşlarını tersine çevirDraai de cursortoetsen om
İmleç tuşlarını tersine çevirInverser les touches de curseur
İmleç tuşlarını tersine çevirInvertera markörtangenter
İmleç tuşlarını tersine çevirInverter as teclas de cursores
İmleç tuşlarını tersine çevirInvertér markørtaster
İmleç tuşlarını tersine çevirInverti i tasti freccia
İmleç tuşlarını tersine çevirInvertir las teclas del cursor
İmleç tuşlarını tersine çevirInvertovat kurzorové klávesy
İmleç tuşlarını tersine çevirInvertovať kurzorové šipky
İmleç tuşlarını tersine çevir커서 키 반전
İmleç tuşlarını tersine çevirObrni smerne tipke
İmleç tuşlarını tersine çevirOdwróć klawisze kursorów
İmleç tuşlarını tersine çevirPfeiltasten umkehren
İmleç tuşlarını tersine çevirVaihda hiiripainikkeet keskenään
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod